​​​​​​​İşgal saldırılarına karşı temel mücadele cephesi: Sanat

Ulusal ve devrimci şarkıları, ezgileri ve tiyatro oyunlarıyla işgalci Türk devletinin tehdit ve saldırılarına karşı askeri cephenin yanında sanat cephesini kuran Rojavalı sanatçılar, sanatlarını işgal saldırılarına karşı durmak ve halkın mücadelesini desteklemek için bir silah olarak görüyor.

Müzik tarihte her zaman savaşa bağlı kaldı. Patlamaların sesini devrimci ve ulusal şarkılarla değiştirdiler. Bu da halkı devrimci halk savaşına katmak ve askeri güçlerine destek vermesi için daha da coşkulu yaptı. Bu nedenle sanat, soykırım saldırılarına karşı halkın mücadelesine en güçlü desteği veren cephelerdendir.

Kürdistan’da hikaye ve destanlar şarkılar yoluyla yeni nesillere aktarıldı. Bu şarkılar ses ve kelimeleri yoluyla bu hikayeleri korudu. Bugün de bu devrimci kültür Kuzey ve Doğu Suriye mücadelesinde Türk işgal saldırılarına karşı kök salıyor.

İşgalci Türk devletinin, Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik her gün devam eden tehdit ve saldırılarına karşı halk ve güçleri tarafından büyük bir direniş sergileniyor. Özellikle bu savaşı desteklemekte temel oluşturan sanatçılar, şarkı ve sözleri yoluyla bir sanat cephesi inşa ederek askeri cepheyi destekliyor.

YURTTAŞLARIN VE CEPHEDEKİ SAVAŞÇILARIN MORALİNİ YÜKSELTMEK

Kuzey ve Doğu Suriye Mezopotamya Kültür ve Sanat Hareketi Eş Başkanı Sumeye Mihemed şöyle konuştu: “Gerekirse saldırılara karşı durmak için silahlarımızı alarak halkımız ve askeri güçlerimizin yanında durmaya hazırız.”

Kadınların 19 Temmuz Devrimi’nin kazanımlarının korunmasındaki öncü rolüne dikkat çeken Sumeye Mihemed, “Kadınlar, devrimin başlangıcında Kürdistan Özgürlük Hareketi’nin kendisine daha önce inşa ettiği mücadele temeli üzerinde öncü bir rol oynadı” dedi.  

DEVRİMCİ HALK SAVAŞI KONULU ŞARKILAR

Kuzey ve Doğu Suriye’deki sanatçıların, Türk devletinin saldırılarına karşı yaptığı hazırlıklarına değinen Sumeye Mihemed, “Kuzey ve Doğu Suriyeli kadın sanatçılar bütün dünyayı etkiledi. Şimdi OHAL ve devrimci halk savaşına göre hazırlıklarını sürdürüyorlar” ifadelerini kullandı.

Hareketin mevcut durum kapsamındaki çalışmalarına ilişkin bilgi veren Sumeye Mihemed, “Şimdi halkı ve askeri güçleri desteklemek için devrim şarkılarını yapma hazırlıkları var. Birçok şarkı mücadele, devrim ve kadınların kültürü üzerinedir. Öte yandan fotoğraf sergileri düzenlemek gibi farklı sanatsal etkinliklerle bu direnişin sesini duyurmaya çalışıyoruz” dedi.

Devrimin başından itibaren Kuzey ve Doğu Suriye’deki sanatçılar, bölgedeki halkın ve askeri güçlerin mücadelesini desteklemek için; Rojava der ya şervan, Lêxin şêrê me lêxin, Wa hatin hatin, Bijî bijî YPG, Kevjalê kaniyê, Dahola Şer, Merşa YPJ, Zeriya ciwan, Şoreşê Efrînê, Şoreş û serhildan e ve Ez Namir im gibi şarkıları çıkarı.

TİYATRO SAHNESİNDE MÜCADELEYİ AKTARMAK

Cizre Bölgesi Tiyatro Komitesi Eş Başkanı Kawa Fetah, tiyatronun toplumların sesini ve mesajını ulaştırmak, hikayeler yoluyla kahramanlık destanlarının yazılmasındaki önemine dikkat çekerek, “Tiyatro özgün sanatın temelidir. Bunun için verdiği mesaj ya da tiyatronun sunduğu toplumun üzerinden aktif bir etkiye sahiptir. Saldırı ve tehditlerle karşı karşıya kalan bölge halkının hikaye ve destanlarını anlatmanın yoludur” ifadelerini kullandı.

Bölge halkının bu sanattan moral ve umut aldığını belirten Fetah şöyle devam etti: “Şimdi biz bu sanatın amaçlarını gerçekleştirmek, bu süreçte halka ve devrime hizmet etmek istiyoruz. Bu çaba devrimi gerçekleştirmenin adımlarından biridir. Saldırılara karşı kültür ve sanat mücadelesinin bir parçasıdır. Sanatın gerçek tanımı budur. Çalışma ve mücadelemizi başımız dik sürdürelim ki halkımızın devrimine ve mücadelesine layık olalım.”

‘ŞARKILARIMIZ SİLAHIMIZDIR’

İşgalci Türk devletinin bölge halkına yönelik politikalarına dikkat çeken sanatçı Elî Mensûr, “Türk devleti, direnen halkların yok edilmesi üzerine kuruldu. Bugüne kadar bu yöntemi sürdürüyor. Ama ona karşı soykırım siyasetini reddeden mücadele hattı çizgisi var. Kuzey ve Doğu Suriye’deki askeri güçlerin ve halkın mücadelesi bu mücadelenin bir parçasıdır” dedi.

Elî Mensûr, sanatçıların halkı ve askeri güçleri destekleme yöntemlerine ilişkin şöyle konuştu: “Sanatçı, mücadeleyi desteklemek için devrimci şarkılar yoluyla destek sunabilir. Sanatçının sesi de saldırılara karşı direnişin bir parçasıdır. Bu nedenle sesimiz bu saldırılara karşı durmak için bir silahtır. Eğer istenirse, işgalci Türk devletinin saldırılarına karşı silahlarımızı almaya ve askeri güçlerimizin yanında durmaya hazırız.”

‘SANATÇILARIN VE SAVAŞÇILARIN BİRLİĞİ ZAFERİ GETİRECEK’

Sanatçı Mistefa Omer ise işgalci Türk devletinin Kürtleri kültürel, fiziki ve tarihi olarak yok etmek amacıyla bu saldırıları gerçekleştirdiğini vurguladı.

Mistefa Omer şöyle devam etti: “Bu toplumdaki herkes, kendi sanatıyla bu saldırılara karşı durmalı ve mücadele etmelidir. Yazar kalemiyle ve sanatçı sanatıyla karşı durmalıdır. Sanatçının halka karşı sorumluluğu büyüktür. Sesi ve şarkılarıyla onun yanında durmalı ve onu desteklemelidir. Bunun zafer elde edilecek ve ellerinden alınmış haklarını elde edecekler.”

ANHA


Diğer Haberler