İşgalci TC, Efrin’de işlediği suçları gizleme telaşında

Türk devletinin Efrin işgali 3 yılını geride bıraktı. Her türlü işgal ve soykırım suçu işleyen Türk devleti, bölgeye götürdüğü kimi yabancı gazeteciler üzerinden geliştirdiği dezenformasyon oyunlarıyla bölgede işlediği suçları örtbas etme çabasında.

Türk devleti 2 Şubat’ta İspanya’dan da gazetecilerin aralarında bulunduğu dünyanın değişik yerlerinden getirttiği bir grup gazeteciyi işgali altında tuttuğu Efrin’e götürdü. Ne var ki, bu gazetecilerin götürüleceği yerlerin önceden hazırlanmış olması, işin perde arkasında yatan amaçları da ifşa etti.

Bölgeye götürülen gazeteciler arasında İspanya’nın El Mundo gazetesi muhabiri dikkat çeken bir isim. Öyle ki, gazete ülkedeki sağcı Halk Partisi’ne yakınlığıyla biliniyor ve ülkede Monarşi yönetimini destekliyor. Zira gazetenin muhabiri Angel Rivera’nın daha önceki bir raporunda gazetesi için dile getirdiği ‘’Herşeye sahip olanları savunan gazete’’ ifadesi gazetenin durduğu yeri de son derece çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor.

El Mundo gazetesinin 7 Şubat’ta Efrin’de hazırladığı ilk raporunun konusu aslında bölgeye ne amaçla götürüldüklerine de çok çarpıcı bir şekilde ışık tutuyor. Efrin 3 yıldır işgal altında olmasına, her türlü demografik değişim, etnik temizlik, kaçırma, taciz, tecavüz gibi suçlarla gündeme gelmesine rağmen, gazete ilk raporunda projeksiyonunu bu konulara (Suçlara) tutacağına korona hasatalığının bölgede ne kadar etkili olduğuna tutuyor. Yine dikkat çekici olan ve her nedense gazetenin gözünde kaçan bir diğer şey ise, röportaj yapılan kişilerin İdlib, Humus ve diğer bazı yerlerden olması. Gazete, bu kişilerle röportaj yaparken, örneğin neden buradasınız, nasıl geldiniz, oturduğunuz bu evlerin gerçek sahipleri kim ve neredeler gibi tüm soruları atlıyor.

Ancak, belki de en az bunun kadar dikkat çekici olan bir başka şey, kimi kaynakların verdiği bilgiye göre, Türk devleti bölgeye bu gazetecileri götürmeden önce, halka, ABD’den bir heyetin gelerek kendilerini ziyaret edeceğini söylemiş olması.  

YALAN, GERÇEĞİN ÇARPITILMASIDIR

Gazetenin hazırladığı raporun realiteden ne kadar uzak olduğu, gerçeği nasıl görünmez kaygısıyla hazırlandığını daha ilk bakışta kendisini ortaya koyuyor. Zira, bölgede yaşanan patlamalara dair raporda YPG-YPJ açık şekilde suçlanırken, hiçbir belge ya da kanıt ortaya konulmuyor. Örneğin, Türk devletinin bölgede işlediği tescilli suçlar ortada dururken, gazeteciğilin tüm gereksinimlerini bir yana bırakarak, bölgede daha önce yaşanan ve çok sayıda insanın öldüğü patlamadan YPG açık şekilde ve hiçbir dayanak ortaya konulmadan suçlanabiliyor.

Türk devletinin bölgede, hem de tüm dünyanın gözü önünde işlediği hiçbir suça değinme gereği duymayan gazetenin, gerçeği çarpıtarak direct YPG-YPJ’yi suçlaması, bu gazetecilerin oraya neden ve hangi amaçla götürüldüklerini son derece ilginç bir şekilde ortaya koyuyor. Zira, her şey bir yana Türk devletinin efrin’deki varlığı dahi uluslarararası sözleşmelerde açık işgal durumu iken, gazete bu yönlü soru sorma gereği duymuyor.

THE NEWYORK TIMES TC’Yİ AKLAMA DERDİNDE

The Newyork Times gazetesi de hazırladığı raporda El Mundo’yu aratmıyor. Hatta bir adım daha ileri giderek, açık şekilde türk devlet işgalini meşrulaştırma kaygısına giriyor.

Örneğin, gazetenin bölgeye dair hazırladığı raporda; ‘’Türk devleti bölgede göçmenleri koruyan yegane güç’’ darken nedense, bu göçmenlerin nerede geldiğini ve bu toprakların sahiplerinin savaş uçakları dahil her türlü silah kullanılarak neden kendi topraklarından zorla çıkarıldıklarını sormayı akıl etmiyor.

The Newyork Times muhabiri de tıpkı El Mundo muhabiri gibi haberinin her satırında Türk devletinin işgalini meşrulaştırmaya çalışırken, bölgede yaşatılan trajedi ve insanlık suçlarına tek bir kelime de dahi yer vermeden, Türk devletinin işgal sonrası yaptıklarına güzellemeler diziyor.

Örneğin, bu gazete de haberinde tek bir kaçırma, fidye, taciz tecavüz, yüz binlerin yerlerinden zorla edilmesinden ve hatta bölgede yaşatılan doğa tahribine, binlerce zeytin ağacının kökünden kazılmasından, zeytin ve zeytin yağlarının bölgeden çalınarak dünya piyasasına Türk devleti adına sürülmesinden, binlerce yıllık tarihi eserlerin çalınmasından hiç mi hiç söz etmiyor, buna gerek dahi duymuyor.

Kaldı ki, sözünü ettiğimiz bu suçlar Efrin insan hakları derneği ve değişik uluslararası kurumlar tarafından daha önce belgelerle ortaya konulmasına rağmen, gazete gerçeği görmek bir yana adeta nasıl üstünü örteceğinin derdine düşüyor.

TC’YE GÜZELLEMELERE TEPKİLER

The Newyork Times ve El Mundo gazeteleri Türk devletinin işgal suçlarına güzellemeler dize dursun, bölge halkı ve gazeteciler sosyal medya hesapları ve çalıştıkları yayın organları üzerinden yaptıkları paylaşımla, hazırlanan raporlara büyük tepkiler gösteriyor.

İsrail’in yüksek tirajlı gazetesi The Jerusalem Post Gazetesi’nden Seth Franzmann 17 Şubat’ta kaleme aldığı makalesinde, yapılan haberlere cevap verdi. Franzmann makalesinde Uluslararası Af Örgütü raporunu kaynak göstererek, ‘’ Türk devletinin Efrin’de Kürt soykırımını meşrulaştırmaya çalışıyor’’ dedi. Franzmann söz konusu gazetelere tepki göstererek, bölgeden yaptıkları haberlerde tek bir muhatabın, yani Türk devletinin iddialarına yer verilmesine de büyük tepki gösterdi.

TC, EFRiN’DE NAZİLERİN TAKTİĞİNİ UYGULUYOR

Franzmann, Türk devletinin bölgede gerçekleştirdiği etnik temizliği hatıralatark, ‘’ Kürtlerin ve Ezidilerin Efrin’den zorla çıkarılarak, yerlerine Suriye’nin değişik yerlerinden getirilen kişilerin yerleştirilmesi, Nazi Almanyasının batı Avrupa işgalindeki uygulamalarına benziyor. O dönem halkı yerlerinden zorla göçerten Naziler, onların yerine ise Nazileri yerleştiriyordu’’ dedi.  

Aynı şekilde İspanyol gazeteci Carlos Zorutoza Bask bölgesinde yayın yapan Gara adlı gazetesinde 24 Şubat’ta paylaştığı raporunda, söz konusu iki gazetenin bölge üzerine hazırladıkları raporlarına cevap verdi.

Zorutoza, ‘’ Dünyanın değişik yerlerinden giden bu gazeteciler islamcı milislerin denetimindeki bu bölgeye nasıl ulaştırlar, doğrusu dikkat çekici. Ancak yine de en dikkat çekici olan, bunların Türk devletinin savunuyor olmaları en dikkat çekici olanı’’ diyerek, İspanyol gazetecilerin ve Avrupa’da yaşayan Kürtlerin bu raporlara Türk devletine olan tepkisine yer verdi.

Hazırladıkları haberlere bakıldığında, söz konusu iki gazetenin de Türk devletinin bölgede işlediği işgal ve insanlık suçlarının temize çıkarılması amacıyla götürüldükleri net bir şekilde ortaya çıkıyor. Zira 3 yıldır bölgede günlük olarak işlenen ve dikkat çektiğimiz suçlar bir yana, bu gazetelerin Türk devletinin Efrin’deki varlığının neden ve nasılına dair dahi tek söz edilmemiş, bunun sorgulanmamış olması gazetecilikteki tarafgirliğin ve kamuoyu algısını olabilecek en kirli yöntemlerle yönlendirilmesine bariz bir örnek olmaktadır.

Söz konusu gazetelerin hazırladığı raporlar sadece Türk devletinin işlediği suçların üstünü örtmekle kalmamış, soykırım suçlarına güzelleme yapmış ve gerçekleri çarpıtmak suretiyle tarihe de yanlış not düşmüşlerdir.

ANHA

 

 


Diğer Haberler