​​​​​​​İşgalin 3’üncü yılı ve Rusya senaryosu

İşgalci Türk devleti, Rusya’nın onayıyla Ocak 2018’de Efrîn’i işgal saldırılarını başlattı. Rusya bugün, işgalci Türk devletinin Kuzey ve Doğu Suriye’deki diğer bölgelere de saldırmasına onay veriyor.

 

20 Ocak Efrîn’i işgal etmek için Türk devleti ve çetelerinin başlattığı saldırıların ve buna karşı tarihi direnişin yıldönümü. Suriye krizinin çözümsüzlüğünde rol alan güçlerin Efrîn’in işgaline zemin yaratan politikalarına, Rusya ile işgalci Türk devleti arasındaki antlaşmaya, Türk devletinin; tecavüzden katliamlara, insan kaçırmaktan, kimyasal kullanmaya, doğa tahribatından, demografinin değiştirilmesine kadar işlediği savaş ve insanlık suçlarına; Buna karşılık Efrîn halkı ve şervanlarının tarihi direnişine değinen bir dosya hazırladık.

SURİYE KRİZİ VE EFRÎN

Efrîn, Suriye’nin Kuzeybatısındadır. Batısında Lîwa Îskenderûn(iskenderun sancağı) bulunuyor. Kuzeyinde Meydan Ekbis tren yolu, doğusunda Ezaz, Güneyinde ise Semian dağları var.

2011 yılında başlayan Suriye krizinde Suriye bölgelerinin geneli, Şam rejimi ile muhalefeti arasındaki savaştan dolayı tahrip edildi.

Fakat, Kuzey ve Doğu Suriye bölgeleri özellikle de Efrîn; 3’üncü yol stratejisi izlediği için güvenliğini sağladı. Başta Halep ve köyleri olmak üzere diğer bölgelerdeki savaştan kaçan mültecileri barındırdı. Şam hükümetinin önem vermediği, göz ardı ettiği Efrîn insani bir yaşam merkezine dönüştürüldü.

Suriye krizi başladığında, işgalci Türk devletinden destek ve icazet alan çeteler ilkin Efrîn’e yönelmediler. 2012 yılına gelindiğinde DAİŞ, Cebhet El Nusra, Ehrar El Şam ve Osmanlı sutlanlarının adlarını kullanan diğer çete grupları Efrîn’e saldırdı.Efrîn’i çembere aldı.

İşgalci Türk devleti çetelerinin Efrîn’e dönük saldırıları, 29 Ocak 2014’te Özerk Yönetim’in ilanıyla arttı. Bununla paralel işgalci Türk devleti Bakûrê Kurdistan ve Rojava arasında duvar örmeye başladı. Eşzamanlı olarak sınır bölgelerini işgal ederek buralara kendi güçlerini yerleştirdi.

TÜRKİYE RUSYA PAZARLIĞI

Şam hükümeti ile kendilerine Suriye muhalefeti diyen kişilerin iktidar savaşı, dış müdahalelere ve Suriye’nin işgaline zemin oldu. Eylül 2015’te Rusya’nın Suriye’ye müdahalesiyle işgalci Türk devletinin Kuzey-Doğu Suriye ile Suriye’nin batısını işgal ederek kendi topraklarına katma planı darbelendi. Türkiye ısrarla Misak-ı Milli haritasından söz ederek Kuzey-Doğu Suriye ile Güney topraklarını işgal etmek istiyor.

Rusya’nın müdahalesi Türkiye’nin Suriye’deki politikalarını değiştirdi. Şam rejimini yıkma hedefinden Suriye’deki Kürtleri yok etme hedefine çark etti. 2017 başlarında Rusya ile anlaştı. Bu anlaşmalara Astana süreci adı verildi. Daha sonra bu sürece İran da dahil oldu.

Bu süreçten üç taraf da faydalandı. Rusya ile İran, çetelerin Suriye’den çekilmesi ve Suriye’nin yeniden Şam rejiminin hakimiyetine bırakılması yönünden fayda sağlamak isterken; Türkiye de Suriye’deki Kürtleri yok ederek Özerk Yönetim’in demokratik projesini bitirmek için faydalanmak istedi.

Mayıs 2017’de Rusya, Türkiye ve İran Astana anlaşması çerçevesinde ‘silahsızlandırılmış bölge’ oluşturma konusunda anlaştılar. Bu bölge İdlib, Haleb’in bir kısmı Lazkiye ve Humus’tan oluşuyordu. Bu anlaşmaya göre Türkiye çetelerini bu bölgelerden çekecekti. İşgalci Türk devleti ile Rusya arasında diğer bir anlaşma ise Doğu Guta’ya karşı Efrîn’di . Anlaşmaya göre Türkiye, Şam- Doğu Guta’daki çetelerini çekecek, buraya İdlib’den çıkanlar yerleşecekti. Buna karşılık Türk devletinin  de Efrîn’i işgal etmesine onay verildi. 

18 Ocak 2018’de Efrîn işgal saldırılarının başlamasına iki gün kala Türk Savunma Bakanı Hulusi Akar ve Mit Müsteşarı Hakan Fidan, Rusya Genelkurmay Başkanı Valeri Gerasimov ile Savunma Bakanı Sergey Shoigo ile Mokova’da görüştüler.

Görüşmede; Rusya’dan Himeymim ve Lazkiye’deki  S-400 hava savunma sistemlerini kapatması istenmiş, böylelikle Efrîn hava saldırılarına ve uçak hareketliliğine açık bırakılmıştı.

Rusya bu anlaşma çerçevesinde 20 Ocak’ta askeri güçlerini de Efrîn’den çekerek Til Rifat’a gönderdi. Bununla birlikte işgalci Türk devleti 25 bin çete ve binlerce askerini Efrîn sınırına topladı. Yüzlerce uçakla Efrîn’e saldırdı.

EFRÎN VE KERKÛK

Siyasi gözlemciler Efrîn işgali ile Kerkûk’un KDP işbirliğiyle işgal edilmesini birlikte ele alıyor. Zeminin uygun olmamasına, Kürt çevrelerin uyarılarına, bölgesel ve uluslararası güçlerin kabul etmemesine rağmen KDP ulus devletçik olma hayaliyle referanduma gideceğini açıkladı. KDP bu adımla Başurê Kurdistan’ın yeniden işgalinin önünü açtı. Bununla birlikte 16 Ekim 2017’de Irak hükümeti ve İran destekli Heşdi Şabi adlı paralı asker gücü Başûrê Kurdistan’ı işgale başladı.

Suriye Gelcek Partisi Efrîn Meclisi Eşbaşkanı Mihemed Reşîd, konuya ilişkin şu değerlendirmeleri yaptı. “Efrîn işgali ile Kerkûk işgalini birlikte ele almak gerekir. Kerkûk hakkında yapılan değerlendirmeler, Efrîn hakkında konuşulanları hatırlatıyor. İşgal edilen bölgelerde yürütülen siyaset aynıdır. Amacı da demografiyi değiştirmek, bölgenin kadim halkını göçertmek ve hakikatleri gizlemektir.

İKİNCİ DÜNYA SAVAŞINDAN SONRAKİ EN BÜYÜK OLAY

20 Ocak Cumartesi günü saat 16:22 de Efrîn semalarında dolaşan 72 uçak 3850 km²  lik alanı bombalamaya başladı. Saldırılardan sonra Efrîn sivil halkı ve savaşçılarının destansı 58 günlük direnişi başladı. İkinci Dünya savaşından beri böyle bir savaş ve direniş olmamıştı.

KATLİAMLAR VE SAVAŞ SUÇLARI

İşgalci Türk devleti daha saldırının ilk gününden itibaren sivillere yönelik savaş suçları gerçekleştirdi. Şêrewa’ya bağlı Cilbirê köyünde yaptığı katliamda 9 sivil şehit düşerken 12 sivil de yaralandı.

16 Mart’ta Avrîn hastanesini bombaladı. İçinde çocukların da bulunduğu en az 16 sivili katletti. Efrîn sağlık komitesinin verilerine göre; 58 günlük saldırılarda, 257 sivil şehit düştü. Bunların 45’i çocuk, 36’sı kadın, 176’sı erkek. Ayrıca 113 çocuk, 113 kadın ve 516 erkek olmak üzere 742 sivil yaralandı.

İşgalci Türk devleti bu saldırılarında sağlam yer bırakmadı. Heyva Sor merkezi, cami, kilise, şehitlik, içme suyu istasyonu, Hurri’ler zamanından kalma tarihi dokuları, Hristiyan, Ezîdî, Alevi inancının sembollerini, kısacası nerde bir yaşam alanı varsa, nerde insanlığın ayak izi varsa hedefledi. Kürtlerin ve bölge halkının maddi ve manevi bütün kurumlarına saldırdı.

İşgalci Türk devleti, işgalden sonra da 28 tarihi yer, din ve mezhepler açısından önemli 15 mezarlık yağmaladı, tahrip etti, yıktı.

HALK DİRENİŞİ

Efrîn halkı, işgal saldırılarının başlamasından itibaren öz savunma temelinde örgütlenerek çağın direnişine ‘Berxwedana Serdemê’ katıldı.

Efrîn halkı gücü ve yeteneğine göre işgalci Türk devleti ve çetelerine karşı direndi. Köylerini terk etmedi.

İşgale karşı genel seferberliğin ilan edilmesiyle yüz binlerce Kuzey ve Doğu Suriye halkı, işgali durdurmak ve işgalcilerden hesap sormak için Efrîn’e aktı.

DİRENİŞİN DESTANLARI

İşgalci Türk devleti ve çeteleri, tanklar ve uçaklarıyla birçok tepeye defalarca saldırdı. Buna karşı Efrîn sivil halkı ve savaşçıları efsavenevi bir direniş gösterdiler. Qestel Cindo, Şêxurzê, Hemam ve Kevirê Ker de tarihi direnişler bunlardan bazılarıdır.

27 Ocak’ta Yekîneyên Antî Teror(YAT) savaşçısı Avesta Xabûr, İşgalci Türk devleti tankına karşı gerçekleştirdiği fedai eylemde, içindeki asker ve çetelerle birlikte tankı imha etti.

Barîn Kobanê, ferdi silahıyla son mermisine kadar savaşarak şehit düştü. Barbarlığından ödün vermeyen işgalci Türk devleti ve çeteleri, şehit Barîn Kobanê’nin cenazesine işkence ederek insanlık tarihine kara bir leke daha vurdular. 

Îlan Kobanê 22 savaşçıyı çemberden kurtardı. Îlan Kobanê, 8 Mart’ta yaptığı fedai eylemle Arînlerin, Avesta ve Barîn’lerin takipçisi oldu.

Polat Efrîn, işgale karşı topraklarını savunurken son mermisine kadar çatıştı ve fedai eylem gerçekleştirdi.

YPG komutanlarından Karker Êriş, (iki ayağı da protezdir) Efrîn’den çıkmayı kabul etmedi. Yoldaşlarını çemberden çıkarmak için, ferdi silahıyla düşmanın bütün teknolojisine karşı savaştı. 18 Mart’ta hava saldırısında şehit düştü.

Daha onlarca sivil ve savaşçı bu destanın ardılları oldular.

ABD, AB, BM: GÖRMEDİ, BİLMEDİ, DUYMADI

Efrîn halkı ve savaşçıları, işgalci Türk devletinin tanklarına ve uçaklarına karşı 58 gün boyunca hafif silahlarla direndi. İşgalci devletin Efrîn de kullandığı tanklar, uçaklar, füzelerin hepsi NATO malıydı. Bunlarla da sonuç alamayınca fosfor, misket ve diğer yasaklı kimyasal silahları kullandı.

Bütün bunlar karşısında üç maymuna dönen ABD, AB ve BM; görmedi, duymadı, bilmedi. Onlar görmese, bilmese de bütün dünya, uluslararası toplum onların gerçek yüzlerini ve kirli amaçlarını gördü, bildi.

ACISI YÜREĞİNE, YÖNÜ DİRENİŞE

Demokratik Özerk Yönetim, 18 Mart’ta sivil Efrîn halkını katliam,  tecavüz, kaçırma gibi her türlü savaş suçundan korumak için; Efrîn halkına,  Şehba Kantonuna gitmeleri ve direnişi burada sürdürmeleri çağrısı yaptı.

Bu çağrı ve devamında göçle birlikte direnişin ikinci aşaması başladı: Acıları yüreklerine, yönleri direnişe

Efrîn halkı aç, susuz, hüzünlü ama umutlu yollara düşerek Şehba Kantonu’na yürüdü. Bu da işgalci Türk devletine direnişin devam ettiğini gösteriyordu.

İŞGALİN ARDINDAN ÜÇ YIL

Rusya ile Türkiye arasındaki kirli anlaşmanın üzerinden 3 yıl geçti. Şehir, geride kalanlar için işkencehaneye döndü.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevinin raporuna göre geçen 3 yılda; içlerinde çoğunluğu çete ve çete aileleri olmak üzere 400 bin yabancı Efrîn’e yerleştirildi. Demografik yapının değiştirilmesinin yanısıra Efrîn sokak, mahalle, okul, köy isimleri değiştirilerek Türkçeleştirildi. ‘Qada azadiyê’ Atatürk meydanı oldu. ‘Newroz’ meydanı, Selahaddin; ‘Kawayê Hesinkar’ meydanı, zeytin dalı meydanı oldu. Kotana ve Qestel Miqdad köyleri; Şelçuk obası ve Zafir obası oldu. Kısacası  işgalci Türk devleti, Türkleştirme, osmanlılaştırma politikalarını uyguladı.

İŞLENEN SUÇLAR

İnsan hakları örgütlerinin belgelediği suçlar; 7 bin 343 sivil kaçırıldı. 5 kadın intihar durumu belgelendi, 68 tecavüz, 604 sivil katliamı, bunlardan 82’sinin işkenceyle öldürüldüğü belgelendi.

Diğer canlılara karşı da suç işlendi. İşgalci Türk devleti ve çeteleri 314 bin 400 ağaç kesildi. 11 bin zeytin ağacı yakıldı. 11 bin hektar tarım arazisi yakıldı. Hayvanlar katledildi, evler yağmalandı, talan edildi. Başta Zeytin, patates, fıstık olmak üzere değeri milyar dolarlar olan ürünler Türkiye’ye kaçırıldı.

‘EFRÎN’İN ÖZGÜRLEŞTİRİLMESİ ÖNCELİKLİ HEDEFİMİZDİR’

Suriye Demokratik Güçleri genel komutanı Mezlûm Ebdî, 2021 yılına ilişkin yaptığı değerlendirmede: “Efrîn halkının yerlerine dönmesi, işgalci ve yabancıların Efrîn’den çıkarılması öncelikli hedefimizdir. Uluslararası topluma düşen Efrîn’de her gün işlenen suçlara, katliamlara ve insan hakları ihlallerine son verdirmektir” dedi.

Kürt halkı, Kuzey ve Doğu Suriye halkı eylemleri, direnişi ve irade beyanıyla uluslararası komplonun devamı olan işgali ve soykırım saldırılarını boşa çıkaracak, komployu boşa çıkararak Özgür ve Demokratik yaşamda ısrarını sürdürecek, Demokratik Özerk Yönetimin projesinin zaferini garantileyecektir.

Bu da bütün bölge halklarının ve tüm demokratik kesimlerin borcu ve sözüdür.

(ma)

ANHA


Diğer Haberler