KCK: Dünyada hiçbir virüs AKP iktidarı kadar insanlık düşmanı değildir

KCK: Soykırımcı sömürgeci faşizmin Kürt düşmanlığı bir daha görüldü. Dünya ve Türkiye halkları koronavirüs karşısında can derdine düşmüşken AKP-MHP faşist iktidarı ayakta kalmak için Kürtlere ve demokrasi güçlerine saldırısını sürdürmektedir.

“Koronavirüs karşısında uyarı yapmayarak tedbir almayan, Türkiye halklarını böyle bir salgınla karşı karşıya bırakan, siyasi tutsakları ölüme terk eden, halk dayanışma ile virüsle uğraşırken belediye eş başkanlarının yerine kayyum atayan bu iktidarın gerçeği daha iyi anlaşılmalıdır” diyen KCK Yürütme Konseyi Eş Başkanlığı yaptığı yazılı açıklamasında, “Koronavirüsü de 2016 yılında 15 Temmuz darbe girişimindeki gibi Allah’ın lütfu gibi görüp Kürt’ü soykırıma uğratma politikası için kullanmaktadır” dedi.

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, açıklaması şöyle:

“Soykırımcı sömürgeci faşizmin Kürt düşmanlığı bir daha görüldü. Dünya ve Türkiye halkları koronavirüs karşısında can derdine düşmüşken AKP-MHP faşist iktidarı ayakta kalmak için Kürtlere ve demokrasi güçlerine saldırısını sürdürmektedir. Bu iktidarın derdi insanlığın sağlığı değildir. Nitekim iki ay kadar önce koronavirüs İran’da görülmüşken bizde yok, diyerek tedbirlerini almamıştır. Bir buçuk, iki ay kadar koronavirüs Türkiye ve Kürdistan'da serbest dolaşımda olmuştur. Virüs bizde yok, diyerek kendilerini övüp iktidarlarını ayakta tutmak için Türkiye halklarına karşı özel savaş yürütmüşlerdir. Yalan söyleyerek gerçekleri gizlemişlerdir. Bunun sonucu kendileri de itiraf etmek zorunda kaldıkları gibi virüs tüm Türkiye’ye yayılmıştır.

TÜRKİYE HALKLARINA KARŞI SUÇ İŞLEDİ

İktidarlarını ayakta tutmak, Kürt halkına ve demokrasi güçlerine karşı savaş yürütmek dışında bir hassasiyetleri ve yoğunlaşmaları olmadığı için Türkiye halklarını şimdi böyle büyük bir tehlikeyle karşı karşıya bırakmışlardır. Böylece Türkiye halklarına karşı büyük bir suç işlemişlerdir. Hala da hasta ve ölüm sayılarını düşük gösterip duyarlılıkları zayıflatarak bu suçu işlemeye devam etmektedir.

Bu faşist iktidar bu iki ay boyunca İdlib’te çeteleri savunmayla uğraşmış; Libya’ya asker ve çetelerini göndererek savaş yürütmüş, her gün Kuzey-Doğu Suriye’ye şu kadar saldırdık, Kandil, Zap ve Xakurkê’ye şu kadar hava saldırısı yaptık, şu kadar PKK’li öldürdük, demişlerdir. Erdoğan halkların sağlığıyla ilgileneceğine Türkiye'nin gündemini savaşla doldurmuştur.

AKP-MHP İKTİDARI GERÇEĞİ ORTADADIR

Türkiye'de koronavirüs her yere yayılmışken, Türkiye'nin gündemi 10 gündür salgın hastalığa karşı mücadele olmuşken AKP-MHP faşist iktidarı yine Kürt halkına yönelik saldırıya geçmiştir. Koronavirüsü de 2016 yılında 15 Temmuz darbe girişimindeki gibi Allah’ın lütfu gibi görüp Kürt’ü soykırıma uğratma politikası için kullanmaktadır. Kürt halkı ve belediyeler koronavirüsün önlenmesi için dayanışma içinde çalışırken 8 belediyenin eşbaşkanları gözaltına alınmış, yerlerine hemen kayyumlar atanmıştır. İnsanlar can derdindeyken bu iktidar Kürt düşmanlığıyla hala Kürt anasını görmesin, demektedir. Kürt'ün dirisine de ölüsüne de hastasına da düşman olan bu iktidardan başka bir şey de beklenemez. Halk vicdan ve ahlak sahibi olduğu için bu kadar da beklemiyorduk, bu ortamda bu da yapılmaz, demektedir. İşte faşist AKP-MHP iktidarı gerçeği budur. Hala bu iktidarın yaptıklarını şaşkınlıkla karşılamak bu iktidarı tam tanımamaktır. Dünyada hiçbir virüs bu iktidar kadar insanlık düşmanı değildir. Çünkü bu iktidarda ahlakın, vicdanın, yani insanlığın zerresi yoktur. Faşist iktidar dediğimize göre zaten başka türlü olması da beklenemez.

VİRÜS SALGINI ORTAMINDA PSİKOLOJİK HAREKATIN ETKİLİ OLACAĞI DÜŞÜNÜLDÜ

Bu ortamda nasıl bu yapılır diye düşünülmemeli. Aksine her ortamda Kürt’e ve demokrasi güçlerine karşı saldırı yürütmeleri bilinçli bir seçimdir. Herkesin gündeminde sağlık varken bu iktidar belediyelere bu saldırıları yaparak Kürtlerde psikolojik bir şok ve travma yaratmayı amaçlamıştır. Kürtlere, size hangi ortamda olursa olsun saldırırım; ya teslim olacaksınız yada bu saldırılardan kurtulamazsınız, mesajı vermek istemiştir. Kürt halkına karşı bir psikolojik harekat yapılmıştır. Virüs salgını ortamında bu psikolojik harekatın etkili olacağı düşünülmüştür. Karşımızda işte böyle Kürt düşmanı bir iktidar vardır.

Böyle bir saldırıyı tetikleyen diğer etken ise halkın Newroz’u çok yaygın ve güçlü biçimde kutlamasıdır. Belki meydanlarda ve salonlarda toplu kutlanamamıştır. Ancak tüm sokaklar ve evlere kadar yaygın ve coşkuyla kutlanan bir Newroz yaşanmıştır. Kürt düşmanı özel savaş merkezi bu coşkuyla kutlanan Newroz’u Kürt halkına ödettirmek ve Newroz coşkusunu kırmak için bu saldırıyı yapmıştır.

AKP-MHP İKTİDARINA KARŞI ÖRGÜTLENİLMELİ VE MÜCADELE EDİLMELİ

Belediyelere yönelik saldırılardan sonra bu tutum birçok kesim tarafından Kürt düşmanlığı olarak tanımlanmıştır. Doğru tespit budur. AKP-MHP iktidarına karşı da bu tespit doğrultusunda yaklaşmak, örgütlenmek ve mücadele etmek gerekmektedir.

Cosonavirüs salgınıyla birlikte tutuklulara ve hükümlülere af ve cezaevinden çıkarma gündeme gelmiştir. Ancak çoğunluğu siyasi düşüncelerinden ve nedensiz olarak politik kararla tutuklanan siyasi tutukluları bırakma düşünülmüyor. Bu faşist iktidara göre onlar hastalıktan ölebilir! Çünkü Türkiye zindanlarındaki siyasi tutuklu ve hükümlülerin %90’ı Kürt’tür. Kürt düşmanlarına göre tabi ki Kürt anasını görmemeli. Kürt anasını görmeden ölmelidir.

Koronavirüs karşısında uyarı yapmayarak tedbir almayan, Türkiye halklarını böyle bir salgınla karşı karşıya bırakan, siyasi tutsakları ölüme terk eden, halk dayanışma ile virüsle uğraşırken belediye eşbaşkanlarının yerine kayyum atayan bu iktidarın gerçeği daha iyi anlaşılmalıdır. AKP-MHP iktidarının bu saldırgan politikaları daha fazla bilinçlenmeye, daha fazla dayanışma ve bu iktidara karşı mücadeleyi yükseltmeye vesile olmalıdır.

Bu iktidar halk için en tehlikeli virüstür. Virüs kapitalizmin yarattığı ekolojik krizin sonucu ortaya çıkmıştır. AKP-MHP iktidarı ise bilinçli biçimde Kürt, demokrasi ve insanlık düşmanlığı yapmaktadır. Bu, Kürt ve insanlık düşmanı virüse karşı halklarımız örgütlenmeli, dayanışma içine girmeli ve artık mücadelesiyle bu belayı halkların başından defetmelidir.”

(zd)


Diğer Haberler