KDP istihbarat örgütü Parastın- 3

PKK tarafından 2018’de özel bir operasyonla yakalanan MİT ajanları, KDP’nin istihbarat teşkilatı Parastın ile MİT arasındaki ilişkiye dair bilgiler verirken, iki tarafın ortak toplantılar yoluyla PKK karşıtı savaşı nasıl birlikte geliştirdiklerini çarpıcı şekilde ortaya koyuyordu.

YAKALANAN MİT AJANLARI MİT-PARASTIN İLİŞKİLERİNİ AÇIKLAMIŞTI

Yakalanan MİT üyelerinden birinin itirafları iki istihbarat örgütünün ortaklığını şu cümlelerle ortaya koyuyordu:

“İstihbarat alışverişi için Parastın ile haftalık toplantılar düzenliyorduk. Toplantıya Türkiye konsolosu ve MİT temsilcileri de katılıyordu. Parastın toplantılarına da bizim elemanlarımız da katılıyordu. Parastın’ın PKK masası sorumlusuna bir defada 40 bin dolar verildiğini hatırlıyorum. Konsolosluk ve MİT arasında kurumsal olarak yapılan haftalık toplantılarda bilgiler alınırdı. Kişiler de kendi aralarında ne zaman isterlerse görüşme yapabiliyordu. Irak Daire Başkanlığı Özel Çalışmalar birimi kurulduktan sonra paramiliter yapıların oluşturulması kararı alındı. Roj peşmergeleri de bu çerçevede oluşturuldu. Irak özel çalışmalar biriminin kurulması ve sonrasında farklı şeyler de yaşanmış mıdır, bu yapıların başka hangi gruplarla ilişkisi vardır, bilmiyorum. Bu grupları PKK’yle karşı karşıya getirmek için silahlandırdılar.”

TALABANİ’NİN DİLİNDEN PARASTIN

Parastın teşkilatının gerçeği ve işgalci devletlerin istihbarat servisleriyle nasıl bir ilişkisi vardı?

Parastın, MİT, SAVAK ve MOSSAD arasındaki bağlantıya ilişkin, Celal Talabani, ‘Dîdarî Temen’ adlı kitabında şöyle anlatıyor: “Barzaniler herhangi bir siyasi eylem yapmayacaklarına dair İran’a söz vermişti. Mele Mustafa 3/5/1975’te Keyhan Gazetesi, 10/5/1975’te Keyhanê Hewayî Gazetesi ve 6/9/1975’te Gazeteci Mihemed Hesenên Heykel’e verdiği röportajlarda ‘Faaliyetlerim bitti’, ‘Allah’ın iradesi’, ‘Artık siyasi işler yapmıyorum; çalışma, devrim, siyasi hayatım son buldu’ demişti. YNK’nin kuruluşunun ardından onlar ‘Qiyadeya Mûeqet’i kurmuş; bununla da yetinmeyerek Kerîm Sincarî, Cewher Namiq ve Ebu Enter gibi bir grup kişiyi, bize karşıtlık için Türkiye’ye göndermişti. Adım gibi biliyorum ki MİT, SAVAK ve hatta MOSSAD’la birlikte, bize karşı işbirliği yapıyorlardı. Çünkü bizler Filistinlilerin dostuyduk, ilişkilerimiz çok iyiydi. Bir Kürt hareketinin Filistinlilerle dost olması onların hoşuna gitmiyordu.”

Daha önce Rojhilat Kürtlerine karşı da benzer politikaların uygulandığından söz etmiştik. Konuya ilişkin Dr. Mehmûd Osman’ın anlatımları ise şöyle:

“Barzani, şah rejimiyle KDP-İran’ın Başur’daki yöneticilerine karşı işbirliği yapıyordu. Bunun dışında Rojhilatê Kürdistan’daki direnişçilerin silahlı direnişini bastırmak için, İran güçlerine destek amaçlı peşmerge güçleri de göndermişti.”

KDP VE PARASTIN’IN YURTSEVERLİĞİ!

Aynı politika Rojava Kürtlerine karşı da uygulanıyor. Özellikle Türkiye, Rojava sınırında beton duvarlar dikerken, Barzani’de Rojava’ya dönük ambargoyu ağırlaştırmak için Başur-Rojava sınırına hendekler kazmış, Sêmalka Sınır Kapısı’nı kapatarak Rojava halkını zor durumda bırakmıştı. Bununla birlikte işgalci Türk devletinin Efrîn’e yönelik saldırısına karşı direniş saflarına katılmak için Efrîn’e gitmek üzere yola çıkan gençlere, KDP asayişi tarafından ateş açılmış, 5 genç yaralanmıştı.

Anti-Kürtlük temelinde geliştirilen tüm bu politikalar KDP’nin Kürtlüğüne ve Kürt yurtseverliğine dair soru işaretleri olarak ortada duruyor. Öyle ki bu politika gereği Barzani ailesi içinde de bazı aile üyelerinin hedef alınmasına neden olmuş.

‘BİR GÜN BİLE CEPHEYE GİTMEDİLER’

Barzanilerin savaşına ilişkin Dr. Mehmûd Osman’ın görüşleri şöyle: “Ne (Mele Mustafa) Barzani ne de oğulları düşmana ağır darbeler vurmak, gerilla savaşı yürütmek için bir gün bile cepheye gitmemiş, hiçbir zaman örgütlü bir saldırı planı hazırlamamıştı. Barzani sadece bir kez cepheye gitmişti. Barzan’a yapılan bu gidişin nedeni ise Şêx Osman Barzani ve cemaatini bölgeden kovmak içindi. Yani gidişin Kürtlük ya da yurtseverlikten çok aşiretsel bir özelliği vardı.”

YARATILAN KORKU ORTAMI

Şunu açıkça söyleyebiliriz ki Parastın’ın tek görevi, Barzani sülalesini ve Barzanilerin siyasi mektep, merkez komite, ofis ve KDP Leq’lerindeki (şubelerindeki) adamlarını düşmanlarından korumaktır. Barzanilerin adamları, ailenin gözüne girmek için onlarca insanın ocağını söndürdü. Özellikle Kürt mücadelesine destek olan kişi ve aşiretleri hedef alarak ya da gözüne kestirdikleri kişiler hakkında ‘Bu Barzanilere karşı’ diyerek, birçok insanın bir daha gün yüzü görmemelerine neden olmuşlardır. Yani onlara göre Barzani ailesinin egemenliğine karşı olan kim varsa Kürt hareketine, ülkeye düşmandır ve ortadan kaldırılmalıdır. Başurê Kürdistan toplumu içinde her ne kadar bu politikalar çekilmez bir hal alsa da alanlara çıkarak tepki gösterilemiyor. Çünkü terör uygulamalarıyla toplum korkutuluyor.

2017 yılında Başur yönetimine karşı Süleymaniye, Ranya ve diğer kentlerde yürüyüş ve mitingler düzenlenirken, Barzanilerin denetimindeki Behdinan bölgesi ve diğer yerlerde tek bir eylem dahi gerçekleştirilemedi.

Peki bu bölgelerde halkın, Barzani iktidarına karşı hiç mi tepkisi yok? Şüphesiz bu bölgelerde de halkın yoğun tepkisi mevcuttur. Ancak halk kendisine uygulanan yoğun baskı yüzünden sesini çıkarabilecek durumda değildir. Kuşkusuz böyle olması YNK’yi tümden aklamaz. Ancak yine de YNK denetimindeki bölgelerde halkın değişik şekillerde tepkisini ortaya koyabileceği imkanlar mevcuttur.

KDP İÇİN ÖLÇÜLER ULUSAL DEĞİL AİLESEL

Şu husus son derece nettir; KDP için ölçüler Barzani ailesini benimsemek ya da benimsememek üzerinden belirlenmiştir. Benimsemeyenler Parastın adlı teşkilat tarafından çeşitli yöntemlerle ortadan kaldırılır. Parastın ayrıca aydın fikirlerle de savaşır. Herhangi bir yapı ya da hareket aydınlanma çalışması yaparsa onu tasfiye eder. Hatta aile içindeki tasfiyeler de yine Parastın tarafından yapıldı, yapılıyor. Bu şekilde halen akıbeti bilinmeyen çok sayıda isim de mevcuttur. Geniş halk kitleleri baskılardan kaynaklı Barzanilerin gemisine binmek zorunda kalmıştır. Onlarca gazetecinin, sırf Barzani ailesini eleştirdi diye tutuklanması, işkence görmesi ya da öldürülmesi uygulanan baskı politikasının neme nem bir politika olduğunu ortaya koymak açısından çarpıcıdır.

ZİNDAN, İŞKENCE, CİNAYET…

Parastın’ın eski ajanlarından Mihemed Selman Berwarî, anılarında Parastına ilişkin şu anlatımları yapar: “Parastın sert ve merhametsizdir. Barzani ailesi ve KDP yöneticileri hakkında kim kötü konuşur ya da karşıt bir ifade kullanırsa onu tutuklar, zindana atar, işkenceden geçirir ve öldürdükten sonra da cenazesine taş bağlayıp nehirlere atarlar.”

(cj)

ANHA


Diğer Haberler