KJK: Özel savaş valileri çalıştırılmamalıdır!

KJK: Bu gasp ve saldırılar kabul edilmemelidir. Tüm mücadele yöntemleri devreye konulmalıdır. Gaspçı, özel savaş valileri çalıştırılmamalıdır.

KJK Koordinasyonu, Pazartesi sabahı Amed, Van ve Mardin büyükşehir belediyelerinin gasp edilmesine ilişkin yazılı bir açıklamada bulundu.

KJK, yaşananlara “yeni bir darbe” derken, faşizmin bugün bedel vererek durdurulması gerektiğini belirterek, “Faşizmi bugün ve gerekirse bedel ödeyerek durduramazsak, yarın çok daha fazla bedel ödemek durumunda kalırız ve geç kalmış oluruz” dedi.

KJK’nin açıklaması şöyle:

“19 Ağustos 2019 tarihinde Türkiye yeni bir darbe ile güne uyandı. 31 Mart ve 23 Haziran seçim yenilgisini kabul edemeyen faşist AKP-MHP kirliği ittifakı, HPD belediyelerine yönelik geliştirdiği işgal, gasp ile Türkiye toplumunun, halkların, kadınların, demokrasi ve onurlu barışın istemlerinin, umutlarının gelişmemesi için siyasi bir darbe ile karşılık vererek bir kez daha faşist, sömürgeci, soykırımcı bir devlet olduğunu kanıtlamıştır. Bu soykırımcı zihniyet dünyanın gözü önünde demokrasiyi, insan haklarını, adaleti çiğnemiştir. AKP-MHP zihniyetinin soykırımcı devleti beka söylemi ile kendini ayakta tutmanın bir yöntemi olarak Kürtlere düşmanlık yapmayı temel amaç edinmiştir. Bundan dolayı da her türlü soykırım uygulamasını, planını devreye koymuştur.

31 Mart 2019 tarihinde Türkiye genelinde yapılan yerel seçimlerin ardından, Kuzey Kürdistan’ın bir çok yerinde yerel yönetimlerde önemli bir başarı elde ederek kazanan HDP, Türkiye demokrasi tarihinde yeni bir sayfa açmış oldu. Kürtler bir ilke daha imza atmış oldular. Her türlü hile, baskı altında ve eşit olmayan koşullarda belediye başkanları seçime girdiler. Halkımızın yoğun emeği, çabası sonucunda yeniden halkın belediyeleri ve öz yönetim iradesi kazanmıştır. Kürdistan halkı ve halkları 31 Mart seçimiyle birlikte zorla gasp edilen belediyeleri faşist TC’den, halkımız ezici bir çoğunluk ile geri almıştır. Halkımızın arzusu olan özgür belediyecilik, demokrasi, kendi kendisini yönetme modeli olan özgür belediyecilik, eş başkanlık temsiliyetinin zihniyeti kazanmıştır.

İnkar ve teslim alma siyasetinin parçası

AKP-MHP faşist iktidarı Kürt düşmanlığını en açık bir biçimde Efrin’in işgalinde olduğu gibi bugün bir kez daha kuzey Kürdistan’daki halkın belediyedeki iradelerine karşı saray darbesi ile göstermiştir. Soykırım savaşını Rojava ve Kuzeydoğu Suriye'de, Başur ve Bakur’da Amed, Van, Mardin’deki belediye başkanlarına karşı gösterdiği işgal ve darbe ile soykırımcı yüzünü ortaya koymuştur. Kürt düşmanlığı ve halklara karşı izlediği politika ile her günkü söylem ve uygulamaları ile Kürtlerin nerede bir kazanımı varsa üzerine gidip ezmedir, tasfiye etmektir.

Belediyelere dönük bu gasp ve saldırı olayı sadece 31 Mart’ın intikamı ve hazmedememesi değil. Esasta Kürt ve demokrasi düşmanlığı ile ilgilidir. Yine Kürt halkının haklarının inkarı ve teslim almaya dönük siyasetinin bir parçasıdır. Kuzey Kürdistan halkının siyasi iradesini hiçe sayıp her türlü baskı ve saldırıyı yürüttüğü gibi en son halkımızın belediyelerine darbe yaparak, işgalini her geçen gün daha da yaygınlaştırmak ve iktidarını ayakta tutmanın çırpınışıdır. Kürt halkının kazanımlarını ve demokrasi değerlerini Kürt tasfiye ederek varlığını devam ettirmek istemektedir.

Özel savaş valileri çalıştırılmamalı

Halkımız, demokrasi güçleri, kadınlar ve gençler şunu bilmelidirler. Bu saldırı ve gasplar durdurulamazsa, yeni ve daha büyük saldırılar peşi sıra gelecektir. Faşizmi bugün ve gerekirse bedel ödeyerek durduramazsak, yarın çok daha fazla bedel ödemek durumunda kalırız ve geç kalmış oluruz. Onun için bu gaspa ve saldırılar kabul edilmemelidir. Tüm mücadele yöntemleri devreye konulmalıdır. Gaspçı, özel savaş valileri çalıştırılmamalıdır. Bu özel savaş valileri ile çalışanlar artık Kürt ve demokrasi düşmanı olarak ad edilmelidirler ve tavır alınmalıdır. Selam verilmemelidir. Gasp altındaki belediyelere hiçbir vergi ödemesi yapmamalıdır. Her şeyini kendisi karşılamalıdır. AKP-MHP’nin kayyumcu, hırsız, Daişçi ve çeteci belediye başkan temsilcilerini Kürdistan’da def etme mücadelesine kilitlenmelidir. Halkımız belediyesini geri alıncaya kadar kesintisiz bir şekilde eylem halinde olmalıdır. Eylem yapmak meşrudur, atananlar, kayyumcular gayri meşrudur. Hırsızdır. Demokrasiye darbe yapılmıştır. Türkiye halklarının demokrasi geleceğine darbe gerçekleşmiştir.

Özgürlük için mücadele birliğini büyütelim

AKP-MHP’nin Kürt düşmanı faşist-soykırımcı zihniyeti aşılmadıkça, Türkiye demokratik hale gelemez. İmralı işkence ve tecrit sisteminin varlığı zaten faşizm, işgal, sömürgecilik ve soykırımcılık demektir. Önder Apo’nun demokratik çözüm çağrılarına, Kürt düşmanlığı yapılarak cevap verilmiştir. Erdoğan, soykırım savaşını derinleştirerek Kürt- Türk savaşını geliştirmek temel amacı haline getirmiştir.

Başta tüm Türkiye’de yaşayan halklarımız, kadınları, feministleri, ekolojik çevreler, Sol sosyalistler, anti kapitalistler, anti faşist çevreciler her kesime diyoruz ki geleceğinize sahip çıkın!. Ve Kürdistan halkıyla dayanışma için sizde ayağa kalkın. Susmayalım, itaat etmeyelim! Özgürlük için mücadeleyi birliğimizi büyütelim.

Kesintisiz eylem

Demokratik bir toplum için, demokrasi ve adalet için sesimizi daha güçlü birleştirelim ve Türkiye ve Ortadoğu toplumunun başına bela olmuş AKP-MHP’nin DAİŞ geliştiren zihniyetinden hep birlikte kurtulalım. Kadınların örgütlü gücü, demokratik siyaseti, demokratik toplumu, demokrasiyi onurlu barışı Türkiye’ye ve Ortadoğu’ya getirecektir. Kandan beslenen ve DAİŞ’in öncülüğünü yapan Erdoğan’ın soykırımcı zihniyetinden kurtulacaktır.

Halkımızı, kadınları her yerde başta Amed ,Van, Mardin olmak üzere Kürdistan’ın her yerinde ve kendi onuruna sahip çıkmaya çağırıyoruz. Kesintisiz bir şekilde meydanları doldurmaya, halkların temel arzusu olan barış, demokrasiyi Türkiye’ye, Kürdistan’a getirmenin vakti gelmiştir."


Diğer Haberler