Komün geleneği ve Paris Komünü-ANALİZ

Halil Cemal

Latincede "paylaşmak" anlamına gelen "communis" kökünden türeyen Komün için Önder Apo, “Komün ekonomisini yeni bir icat veya doktrin olarak düşünmemek gerekir. Komün ekonomisi yeni bir plan veya proje de değildir. İnsan toplumunun onsuz yaşayamayacağı bir varoluş tarzı olarak düşünmek veya hakikat olarak kavramak gerekir. Eğer toplum ayakta durmak ve varlığını sürdürmek istiyorsa, komün ekonomisini esas almak zorundadır.” Çünkü “Sadece Ortadoğu’da değil, tüm dünyada toplumsal yaşamı sürdürmek istiyorsak, komün ekonomisini başat kılmak zorundayız.” demektedir. Ve yine Önder Apo, “Komün ekonomisi derken, onu salt birkaç alanla ilgili olarak değil, tarımdan sanayiye, hizmetlerden bilime ve zanaatların her alanına ilişkin olarak düşünmeliyiz. Komün ekonomisi köyde olduğu kadar kentte de geliştirilmesi gereken bir sistemdir. ...”

“Çağdaş komün ekonomisi ağırlıklı olarak bir köy-kent ekonomisidir. Köy-kent ekonomisini yanlış kavramamak gerekir. Bu ne köyün şehirleştirilmesi ne de kentten köye dönüşüm demektir. Köy-kent ekonomisi komünal toplumun çağdaş ünitesi olarak kavranmak durumundadır.” derken Komünlerin sadece ekonomik bir örgütlenme ve etkinlik olmadığının bir ifadesi olarak da “Demokratik ulus tüm üyelerini komünlerde örgütleyen ve görevlendiren ulustur. Bu sistemde komünsüz birey mümkün olmadığı gibi, olduğunda da hastalanmış ve yozlaşmaya yatmış demektir. Demokratik ulus bireylerinin, özellikle onun inşacı kadrolarının temel görevi, tüm bireyleri mutlaka bir veya birkaç komünün aktif çalışanı yapmaktır.” demektedir.

Önder APO’nun öğretisi temelinde demokratik ulus anlayışına uygun olarak ekonomik ve toplumsal alanın inşaasının merkezine komün ve meclisleri koyan Kuzey ve Doğu Suriye Özerk yapılanması açısından bir komünler komünü olarak ortaya çıkan Paris Komünü özel bir yere sahiptir.  O nedenle ilanının 151. Yılına girerken Paris Komün deneyimine Komünarların anısını yaşatma anlamında kısaca da olsa değinilmesi önemli olmaktadır.

18 Mart 1871’ de Paris’in işçi, emekçi ve aydınlarının öncülüğünde insanlığın geleceğine ışık tutacak bir adım atıldı. Fransa’nın  Alman işgalcilerine teslimini savunan işbirlikçi hükümetine rağmen insanlığın özgürlük özlemlerinin gerçekleştirilmesi anlamına da gelen Paris Komünü bundan 150 yıl önce ilan edildi.

Ancak bir şehrin sınırlarını kapsayan ve 70 günlük bir ömre sahip olan Paris Komünü. 28 Mayıs 1871’de Versaille  hükümeti ve işgalci Prusya güçlerinin ortak saldırısıyla on binlerce şehit vererek yıkıldı. Ama etkileri açısından neredeyse insanlığın geleceğini fethetti. Bu anlamıyla da Paris Komünü, bugün coğrafyamızda toplumsal, ekonomik ve siyasal örgütlenmenin temellerini oluşturan Komün ve meclis çalışmaları açısından da paha biçilmez bir deneyim/tecrübe bıraktı. Sadece bu boyutuyla da ele alındığında bile Paris Komüncülerini anlamak ve anıları önünde saygı ile eğilerek özlemlerini gerçekleştirme mücadelesini sürdürmek, Kuzey ve Doğu Suriye Komüncülerinin olmazsa olmaz görevi olmaktadır.

Süreci sıcağı sıcağına yaşayan Karl Marx Komün için “yeni bir tarih çağını açtı” dedi. Ve komüncüleri de“ cenneti ferthetmek için yola çıkanlar” olarak nitelendirdi.

Günümüzde daha iyi anlaşılması açısından Paris Komünü’nün temel bazı özelliklerine ve yaptıklarına kısaca da olsa bakmakta yarar var.

Paris Komünü sadece egemenlerin baskı zulüm ve sömürüsüne karşı ortaya çıkmadı. Aynı zamanda  işgale, işbirlikçilik ve ihanete karşı da direniş çizgisi olan Paris Komünü, adına Komünal Konsey denilen 92 kişilik bir meclisten oluşmaktadır. Komün Meclisi, Proudhoncu, Marksist ve1789 Devrimine özlem duyan Jakobenlere kadar farklı düşünceden ve küçük-burjuva, işçi, memur, tüccar, aydın, hekim gibi farklı meslekteki insanlardan oluşmuştu.

Komünle birlikte devletçi-sınıflı toplum tarihi boyunca siyaset sahnesinden silinerek sürekli köle ve sömürge durumuna getirilerek metalaştırılan  kadın 5000 yıllık uygarlık tarihinin karanlığını yırtarak yeniden tarih yazımında özne olma rolüne kavuştu. Komünle birlikte komün meclislerine delegasyonlar göndererek tartışmalara ve kararlara katılan nüfusun en etkin öğeleri haline gelen kadınların çalışma hakkının tanınması için her mahalle ve ilçede atölyeler açılması kararı alınarak uygulamaya konuldu.

-Sürekli (düzenli) ordu kaldırıldı. Onun yerine tüm sağlam yurttaşların katılacağı ve çoğunluğu işçilerden oluşan “ulusal muhafız” tek silahlı güç olarak kabul edildi.

- Halkın tümünün seçme ve seçilme hakkına sahip olması sağlandı. Halkın Komün meclisine seçtiği kişiyi ve seçim yoluyla göreve gelen adalet görevlilerini görevden alma hakkı karar altına alındı.

-Seçilen hükümet üyelerinin maaşları, işçilerin aldıkları maaşlarla eşitlendi.

-Farklı yapı ve düşüncedeki cemaat ya da siyasal-kültürel örgütlerin, sendikaların, derneklerin, partilerin yayın organları yoluyla kamuoyu oluşturabilmesi, önerilerde bulunabilmesi sağlandı.

-Meclis içinde ve dışında alınan kararlar, yapılan tartışmalar ve toplum yaşamını ilgilendiren tüm gelişmeler yayınlanan bültenler yoluyla halka duyuruldu. Böylece halkın Komün Meclisi’ndeki etkinliği artırılarak yasama organının güçlü bir ortaşı haline gelmesi sağlandı.

-Komün yabancıları korumaya yönelik önlemler alarak onları vatandaş olarak kabul etti.

- Marx’ın"Komün, üzerinde fuhşun çiçek açtığı alan ile onu çiçeklendiren adamları da silip süpürdü" diyerek dikkat çektiği kadın köleliğinin ve sömürgeleştirilmesinin en derinleşmiş biçimi olan fuhuşa son verdi.

-Kilisenin mal varlığı kamulaştırılarak halkın ortak malı haline getirilirken dine dair devlet tarafından yapılan harcamalar kaldırıldı.

- Kullanılan tüm çalışma araç gereçlerini de içerecek şekilde eğitim ücretsiz hale getirildi.

-Çalışma hayatının ve ekonomik durumun iyileştirilmesi için her türlü önlem alındı.

-Görevlerinden dolayı fazlaca gelir elde edebilen memurların maaşlarının işçilerinki ile eşitlenerek emekçinin yaşam koşullarında iyileştirilme sağlandı.

-Paris Komünü’ne yapılan saldırılar dolayısıyla kaçan burjuvaziye ait fabrika ve atölyeler kooperatifler şeklinde örgütlenen çalışanların yönetimine devredildi. Aynı şekilde kaçanların evlerine el konularak ihtiyaç sahiplerine dağıtıldı.

-Komün üye ve görevlilerinin en yüksek maaşı yılda altıbin Frank’ı geçmeyecek şekilde düzenlendi.

-idam cezaları kaldırıldı. 

Yaklaşık 70 günlük yönetimi süresinde  (18 Mart 1871’den 28 Mayıs 1871’e kadar yaşadı sadece) Komün’ün yaptıklarından bazıları bunlardı.

Komün “yeni bir tarih çağını açtı” diyen Marks’a göre Komün parlamenter değil, hem yürütme hem yasama işlevi gören hareketli bir gövdeydi. Sürekli ordu ve devlet memurluğu gibi iki büyük gider kaynağını kaldırarak ucuz hükümeti olanaklı kıldı. Komün’ün geliştirmeye fırsat bulamadığı bir örgütlenme taslağına göre en küçük kırsal yerleşme merkezlerinde/birimlerine varana kadar “siyasal biçim” Komün olacaktı. Yine Marx komün için Burada örgütlenmesinin sonunda değil henüz başında bulunan devrim kısa soluklu bir devrim değildir. Bugünün kuşağı Musa’nın çölden geçirdiği Yahudilere benzer. Yani bu kuşak hem yeni bir dünyayı ele geçirmek, hem de o yeni dünyanın düzeyinde olacak insanlara yer açmak için yok olmak zorundadır.

Paylaşım, eşitlik ve göreceli olarak kendine yeterlilik temelleri üzerinden kurulan komünler, toplulukların bilinçli ve bir amaca yönelik örgütlü eylem kurumlarıdır. İnsanlık tarihinin önemli bir kesiminin çekirdek örgütlenmesi olan komünler gönüllük üzerinden bilinçli eyleme dayanan bileşimlerdir. Komünler kişilerini ihtiyaçlarını da karşılayan örgütlenmeler olmasına rağmen bireysel değil grup tutumu hakimdir.

Komünlerde tek bir birey ya da küçük bir grup değil, topluluğun kendisi ya da topluluğun seçtiği kişiler yetkinin kaynağıdır. Bu özelliği ile de ahlaki-politik üyelerden oluşan ahlaki-politik bir topluluk olma özelliğini taşır.

Özelliklerini daha da çoğaltabileceğimiz komünler bugün Kuzeydoğu Suriye topluluklarının çekirdek örgütlenme biçimi olmaktadır. Toplumsal yapı komün örgütlenmeleri üzerinden inşa edilirken Özerk Yönetim de bu zemin üzerinde yükselen ve söylemiş insanlardan oluşan meclislerden yetkiyi almaktadır.

Fakat tarih boyunca doğrudan demokrasinin kaleleri sayılan komünler bugün her zamankinden daha örgütlü, bilinçli, eşitlikçi ve özgürlükçü olma gibi bir görevle karşı karşıdır.

Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Bölgesi aynı Paris Komünü gibi hem işbirlikçi hain ve hem de bölgesel/küresel güçlerin tehdidi altında kuşatılmış bulunmaktadır. Bu kuşatma zaman zaman askeri işgal saldırıları ile derinleştirilerek halk teslim alınmaya, komüncüler tasfiye edilmeye ve hainler bu coğrafyaya hakim kılınmaya çalışılmaktadır. Ama Paris Komünü’nden bu yana geçen 150 yıl içinde başta insanlık olmak üzere bölge halkları ve Kürtler özgürlüğün ne anlama geldiğinin farkına varmış bulunmaktadır. Eğer öncüler bu farkındalık üzerinden daha bilinçli, daha örgütlü ve eylemli bir duruş sergilerse her türden işgal, saldırı, kuşatma ve ambargo boşa çıkarılabilir. O nedenler demokratik toplumun çekirdek örgütlenmesi olan kümünler bilinçli, örgütlü ve eşitliğe daya bir paylaşımı yaşamsallaştırmak zorundadır. Özgürlük ancak böylesi komünlerin yaygınlaştırılması üzerinden kazanılır ya korunabilir.

İşte bizler de öncülerimiz olan Paris komünarlarını şükranla anarken onların aydınlattığı yolu bilinçle yürüdüğümüz oranda varlığımızı koruyup özgürlüğümüzü kazanabiliriz. Yaklaşan Newroz günlerinin sıcaklığı ile şehirlerimize bir kez daha layık olabilmenin gereklerini yerine getirebiliriz.

ANHA


Diğer Haberler