​​​​​​​KÜRDİSTAN’DA YAŞAMIN ANLAMI: ÖZ SAVUNMA-2

Tarih boyunca Kürtlerin varlığını korumak için gerçekleştirdiği her direniş farklı isimlerle karalandı. Kürtlerin öz savunma direnişlerine ‘eşkıya’, ‘terörist’ gibi yakıştırmalar yapan sömürgeci devletlerin soykırım planları her seferinde boşa çıkarıldı.

Ortadoğu’nun kadim halklarından Kürtler, kültürel ve silahlı öz savunmaları ile varlıklarını günümüze kadar sürdürebildi. Lozan’dan sonra 4 parçaya bölünen Kürdistan’da direniş dönemin bağımsızlık hareketlerinin karakteri ile ulus-devlet eksenli geliştirildi.

PKK’nin sosyalist bağımsızlık fikri ile 1978’de başladığı son öz savunma direnişi ise halk savaşı ve Demokratik Ulus perspektifi ile günümüzde devam ediyor.

1925’ten sonra Kürdistan’ın Kuzey parçasında yoğunlaşan bu öz savunma direnişleri şöyledir:

SASON

1925 Şêx Seid direnişinden sonra Kürtlere karşı geliştirilen etnik temizlik her bölgeye yayılmıştı. Buna karşı koymak için Kürtler Sason’da da direnişe geçti. Mıhemed Eliyê Unis öncülüğünde ki Kürt aşiretleri isyan başlattı.

Sason direnişi olarak tarihe geçen öz savunma direnişi 1925 yılından 1937’ye kadar aralıklarla 12 yıl sürdü. Sason direnişinde de Kürt kadını öncülüğünü yapıyordu.

Bugün Serêkaniyê’de Türk işgaline karşı direnen Kürt kadınlarına ruh veren Mıhemed Eliyê Unıs’ın kızı Rındexan katliamlara karşı silahını kuşanıp direniş cephesinin ön saflarında işgalcilere karşı direndi.

İşgalci Türk güçleri Sason’u kuşatınca Rındexan yaralı olarak işgalci Türk askerlerine esir düştü.

Binlerce Kürt kadını esir düşmemek için kendilerini uçurumlardan attı.

Rındexan’da Kürt kadınının direniş ruhunu gösterdi.

İşgalcilerin elindeyken fırsat bulup kendisini Malabadê köprüsünden atarak şehit olur.

Direnişten sonra katliamlardan kurtulan Kürtler Rojava Kürdistanı’na geçti.

Sason direnişinden 90 yıl sonra Rındexan’ın izinden giden Kürt kadınları bugün yine işgalci Türk güçlerine karşı ülkelerini korumak için direniyor.

HACO

Babası Çiyayê Mawa’da Türk devleti tarafından katledilince Haco ağa hâlâ annesinin karnındaydı.

1926 yılında O’da her yurtsever Kürt gibi katliamlara karşı direnişe geçti.

İşgalcilere karşı direnen Haco öncülüğündeki Kürtler, daha sonra Rojava Kürdistanı’na geçti. O dönemde 400 ailenin Rojava’ya geçtiği biliniyor.

Haco ağa Rojava’ya geçtikten sonra işgalci Türk devletine karşı mücadelesini sürdürmek için Ağrı direnişini başlatmak için kurulan Xoybûn partisinde yer aldı.

XOYBÛN VE AĞRI  

Kürtler varlıklarını korumak için pes etmiyordu. Katliamlardan kurtulan Kürt öncüleri Kürdistan’ın farklı bölgelerine geçerek yeniden direnişe geçmek için örgütleniyorlardı.

Türk devleti de Şêx Seid isyanından sonra ‘Şark Islahat Planı’nı hazırladı. Bu plana göre, Kürtler yurtlarından sürgün edilecek, Kürtlüğe dair ne varsa hepsi inkar edildi.

Dört parça Kürdistan’da katliamlardan kurtulanlar o dönem Fransa sömürgesi olan Suriye’ye ve Lübnan’a geçti. Yeniden örgütlenen Kürtler, Kürdistan’daki işgal durumuna müdahale etmek için Celadet Ali Bedirxan, Kâmuran Ali Bedirxan, Nuri Dersimi, Ekrem Cemilpaşa, Memduh Selim ve İhsan Nuri Paşa öncülüğünde 1927 yılında Lübnan’da Xoybun partisini kurdular. Xoybun’un kuruluşuna dört parça Kürdistan’dan gelenler katıldı.

Xoybûn, Ağrı dağında yeniden direnişi başlatmak için dört parça Kürdistan’da örgütlendi. 1928 yılında İhsan Nuri Paşa’nın komutanlığındaki Kürtler, işgalci Türk devletine karşı saldırıya geçti.

Xoybun direniş kararı aldığında, 1926 yılında Celali aşireti tarafından Türk işgaline karşı başlatılmış olan direniş hala devam ediyordu.

Kürt aşiret güçleri ulusal direniş güçlerine katıldı.

1930 yılına kadar direniş sürdü. Ağrı direnişi giderek Kürdistan’ın her yerine yayılıyordu. Direniş karşısında zorlanan Türk güçleri, direnişi bastırmak için İran rejimiyle anlaşmaya vardı.

İran rejimi, sınırları denetime aldı ve direnişe katılmak için gelen Kürt güçlerini engelledi.

1930’da Türk devleti Ağrı dağı ve Zilan deresinde katliamlara başladı. Yüzlerce köyde yaşayan halk çocuk ve kadınlarla beraber katliamdan geçirildi.

Sonraki yıllarda Kürt köylerine dışarıdan getirilen Afgan ve Azeriler yerleştirildi.

Türk devleti katliamdan sonra “Hayali Kürdistan burada gömülüdür” diyerek, artık Kürtlerin tamamıyla bitirildiğini gazete manşetlerine yazdı.

DERSİM

Türk devleti, Ağrı katliamından sonra ‘çıban başı’ olarak gördüğü Dersim’e saldırmak için askeri hazırlıklar yaptı.

Dersim yüzyıllardır dili, dini, kimliğiyle özgürlüğünü korumaya çalışan özerk bir bölge olarak yaşıyordu.

Öz savunması, onun kimliğini korumasıydı. İnsan yaşamı, en büyük değerdi o kimlikte. Birlikte yaşam, en büyük özgürlüktü onlar için.

Türk faşist zihniyeti, Ermenilere yaptığı gibi Kürtleri de etnik temizlikten geçirmeye kararlıydı.

Dersim halkını katliamdan geçirmek için karakollar ve yollar yaptı. Bazı aşiret liderleriyle işbirliği yaptı.

Dersim halkı, kendini korumak için Seyid Rıza etrafında toplandı. Direnişe öncülük edecek olanlar arasında Koçgıri direnişinin öncüleri Elîşêr ve Zarife de vardı.

1937 yılında Türk işgal güçleri Dersim’in etrafını sardı. Büyük bir askeri güçle Dersim’e saldırdılar. Dersimliler direndi.

Devlet, sessizce katliam yapmak istiyordu. Seyid Rıza’yla görüşmek için davet gönderildi.

Seyid Rıza Türk devletinin hainliğini biliyordu ama yine de halkını katliamdan kurtarmak için daveti kabul etti. Seyid Rıza, görüşme için belirlenen yere gittiğinde tutuklanarak Elazığ’a gönderildi.

Elazığ’da, buğday ambarında idam sehpasına götürülen Seyid Rıza’nın sözleri Kürtlerin geleceğine ışık tutacaktı: “Ben sizin hilelerinizle, yalanlarınızla baş edemedim bu bana ders oldu. Ben de sizin önünüzde diz çökmedim, bu da size dert olsun”.

MAHABAD

İkinci dünya savaşında Rojhılat ve Başûrê Kurdistan Kürtleri direniş cephesinde birleşti. 1946 yılında Mahabad Cumhuriyeti kuruldu. Kürt Cumhuriyetinin başkanı Qazi Muhammed’di. Kürtler kısa sürede eğitim, sağlık, ekonomi, sosyal ve askeri alanda örgütlendi. 20 yüzyılda onlarca direniş olmasına rağmen Kürtler ilk defa bir devlet kuruyordu. Kürdistan’ın her yerinden Mahabad Cumhuriyeti’ne destekler geliyordu. Kürtler kazandıkları statüyü güçlendirmek için çalışıyordu. Rus güçlerinin işgali altında olan İran rejimi zayıftı. Rusya Kürtleri destekledi.

İkinci Dünya savaşını bitmesiyle Ruslar Kürtlere verdiği desteği geri çekince İran rejimi yeni filizlenen Mahabat Cumhuriyetine bütün gücüyle saldırdı. Mahabat Cumhuriyeti 11 ay yaşayabildi.

Mahabad Cumhuriyeti Kürtler için büyük bir tecrübe oldu.

Eğer, Mahabat Cumhuriyeti’nin öz savunma gücü daha iyi örgütlenseydi Cumhuriyet ayakta kalacaktı.

İkinci önemli nokta, dış güçlere olan güvendi. Rusya, Kürtlere destek sözü vermesine rağmen sözünü tutmadı.

Mahabad, İran güçleri tarafından işgal edildi. Qazi Muhammed ve iki yoldaşı Çarçıra meydanında İran rejim güçleri tarafından idam edildi.

Qazi Muhammed’in idamdan önce Kürt halkına hitaben yazdığı mektupta “Bir Qazi Muhammed’i asıyorsunuz ama kanımın her damlasının binlerce Qazî Muhammed olacağını garanti ediyorum. Kürt ulusundan Kürdistan bağımsızlığı için çaba göstermesini rica ediyorum. Kürt ve Kürdistan için çok yaşa” diyerek bugün direniş cephesinde Türk işgaline karşı direnen Kürt gençlerinin direnişine güç veriyor.


Diğer Haberler