​​​​​​​Kürt dil çalışmaları bir halkı yok olmaktan kurtardı

Rojava Devrimi ile birlikte Kürtçe Rojava'da okullarda, enstitülerde ve üniversitelerde eğitim dili olarak okutulmaya başlandı.

Rojava'da hep yasaklı olan Kürtçe devrimle brilikte ilk kez eğitim dili olmasının yanı sıra siyasi ve diplomatik alanda da kullanılmaya başlandı. Kuşkusuz bu gerçeklik sadece Rojava Kürtleri açısından değil, tüm Kürtler ve kürdistan parçalarından dil bağlamında tarihsel bir eşik anlamına da geliyordu.

Kürt halkının bölgenin diğer halklarıyla birlikte gerçekleştirdiği bu devrim, sömürgeci güçlerin tüm saldırı, imha ve inkar politikalarına rağmen Kürt halkını yok oluş sürecinden kurtararak varlığını tüm dünyaya duyurmasını sağlarken, Kürtçenin eğitim dili olmanın yanı sıra siyaset ve günlük yaşam dili haline gelmesinde de tarihsel öneme haizdir.

Dilin genel olarak tanımını yapacak olursak, ‘Bir halkın kimliği’ kavramı kısa ve öz bir tanım olacaktır. Bu nedenledir ki eski ve modern çağda Kürdistan’ı işgal eden devletlerin Kürt halkını imha girişimleri, dil üzerinden gerçekleşmiştir.

24 Temmuz 1923’te Kürdistan’ın Irak, Suriye, İran ve Türkiye arasında dörde bölünmesi sonrası her bir parçadaki Kürt halkı, farkı dilde soykırım ve asimilasyona maruz kaldı. Bu politikaların temel yöntemleri de anadili yasaklamak; Türkleştirme, Araplaştırma ve Farslaştırma uygulamalarıydı.

Stanford Üniversitesi’nde görevli Psikoloji profesörü Lyra Brodewitsky, Wall Street Journal Gazetesi’ndeki makalesinde, “Dil zaman, mekan ve nedenselliği kavrama ve hatta düşünce sistematiğimizi oluşturmaktadır” der. Öte yandan Roma İmparatoru Şarlman (M.S 800-814) da bir kişinin başka bir dili konuşması durumunda başka bir ruhu yaşadığını söylemiştir.

Önder Abdullah Öcalan da ‘Kürt Sorunu ve Demokratik Ulus Çözümü’ adlı Demokratik Uygarlık Manifestosu’nun 5’inci kitabında, dil kavramı için, “Dilin gelişkinlik düzeyi yaşamın gelişkinlik düzeyidir. Bir toplum anadilini ne kadar geliştirmişse, yaşam düzeyini o kadar geliştiriyor demektir” ifadelerini kullanmaktadır.

ROJAVA DEVRİMİ ÖNCESİ KÜRTÇENİN DURUMU

Suriye’nin Fransa’dan bağımsızlığını ilan ettiği 17 Nisan 1946’dan 2011’e kadar Kürtler, yönetimin şoven siyaset nedeniyle anadillerini konuşamıyor ve Kürtçe eğitim göremiyordu. Bu siyaset Şükrü Kutlu döneminde başladı ve Beşar Esad hükümetinde de devam etti. Kürtçe konuşan ya da dile ilişkin faaliyet yürüten herkes tutuklandı.

Suriye’deki Kürtlere karşı Arap Kemeri planından Kürtçe yerleşim yeri isimlerinin Arapçaya dönüştürülmesine kadar sistematik bir asimilasyon politikası izlendi. Bu politika uyarınca Sünni Arap kabileleri, 1956-1976 yılları arasında Serêkaniyê’den Dêrik’e kadar 43 köye yerleştirildi. 

‘KÜRTÇE BİR KELİME BİLE SÖYLENEMİYORDU’

19 Temmuz Devrimi öncesi Kürt dilinin durumuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Araştırmacı Tarihçi Bradost Mîtanî, şunları belirtti: “Kürtçe konuşamıyorduk. Çünkü Suriye rejimi Kürt diline karşı sistematik bir eritme siyaseti yürüttü. Öğrencilerin okul içinde ve dışında Kürtçe konuşmasına izin verilmiyordu. Hatta bazı öğretmenler, Kürtçe konuşanları tespit etmek için öğretmenler ve öğrenciler arasında ajanlık dahi yapıyordu. Sadece okullarda değil, bütün devlet kurumlarında Kürtçe yasaktı. Rejimin yetkilileri Arapça dışında bir dilin konuşulmasının yasak olduğunu söylüyordu. Yani Kürtçenin…”

Tüm baskılara ve asimilasyon politikalarına rağmen Kürt halkı, dilinden vazgeçmedi ve evlerinde gizlice Kürtçe dil kursları açtı. Hatta 2007’de birincisi Kobanê’de, ikincisi ise 2009’da Halep’te olmak üzere ‘Kürt Dil Konferansı’ gerçekleştirdi. Söz konusu konferanslarda Kürt dili adına önemli isimler bulunuyordu.

 “19 Temmuz Devrimi olmasaydı Kürt dili Rojava’da yok olmanın eşiğine gelebilirdi” diyen Mîtanî, devamla şunları kaydetti: “Devrim öncesi yıllarda ya da 2004 Qamişlo Serhildanı döneminde rejim, Kürt bölgelerinde Arapçayı geliştirme hamlesi başlattı. Bunu da Rojava halkını Arapçaya konuşmaya teşvikle, anadillerini yasaklamayla ve hatta çocuklara Kürtçe isimlerin verilmesini yasaklamayla yapmaya çalıştı. Akabinde büyükler için Arapça dil kursları başlattı ve halk, bu kurslara katılmaya zorlandı.”

GÖNÜLLÜLER DİL ÇALIŞMASI YÜRÜTTÜ

19 Temmuz 2012’de devrimin ilk kıvılcımlarının çakılmasıyla Kürt halkının evlatları Kürtçeyi yaşatmak adına büyük çabaların sahibi oldu. Bu nedenledir ki Rojava Devrimi, aynı zamanda dil devrimi olarak da tanımlanıyor. Devrimin başlamasıyla birlikte dil çalışmalarında gönüllü olarak faaliyet yürüten kişiler, büyük girişimlerde bulundu. Evlerde Kürtçe dil kursu başlatılmasının ardından ilk Kürtçe eğitim veren okul, 2012’de Efrîn’in Duraqliya köyünde açıldı. Ardından bunu Kobanê kenti ve Cizre Bölgesi izledi.

Girkê Legê’de Kürt dili eğitimi için çalışan ilk grupta yer alan Suha Berekat, dişçilik mesleğini bırakıp Kürtçe öğrenimi çalıştığını belirterek, şöyle konuştu: “Girkê Legê’deki ilk Kürtçe dil kursu, 2011’in sonlarında, Şehit Kawa’nın evinde açılmıştı. 13 kişilik kursiyer grubunda yer alıyordum. Kürt diline ilişkin dersler gördükten sonra okullarda Kürtçe öğretilmesi yönünde karar aldık. Önümüze birçok engel çıkıyordu. Kolluk kuvvetleri okullara girmemize izin vermiyordu. 2012 yılıyla birlikte Girkê Legê’deki okullarda Kürtçe okuma yazma eğitimleri vermeye başladık. Bunu gören rejime bağlı okul yönetimleri kolluk kuvvetlerine ihbarda bulunuyordu. Hatta öğrencileri erkenden evlere gönderip okula gelmemelerini söylüyor ve okul kapılarını kilitliyorlardı. Biz de aile evlerini ziyaret ediyor ve çocuklarının anadillerini öğrenmelerini gayret ediyorduk.”

Bradost Mîtanî de devrimin ilk yıllarındaki duruma ilişkin, “Şunu söyleyebiliriz ki dil devrimi sıfırdan başladı. Kürtçeyi koruyan ve yurtsever olan kesimler, dilimizi erimekten kurtardı. Bir yandan Baas rejiminin baskıcı politikalarına karşı direniyorduk, diğer yandan da bazı Kürt partilerinin perspektiflerine göre hareket eden Kürtlere karşı direniyorduk” diye konuştu.

KÜRTÇENİN ROJAVA’DAKİ GELİŞİM AŞAMALARI

Devrimle birlikte Kürtçe eğitim de okullarda yavaş yavaş sisteme kavuşuyordu. 2012-2013 döneminde Kürt dili, okullarda ders olarak işlenmeye başlandı. 2013-2014 eğitim yılında ise Cizre, Kobanê ve Efrîn kantonlarındaki okullarda Kürtçe, resmî eğitim dillerinden biri oldu. 2014-2015 döneminde birinci ve ikinci sınıflar için, 2015-2016 döneminde ise 6’ncı sınıfa kadar öğrenciler için Kürtçe eğitim materyalleri hazırlandı.  Şimdi Rojava ve Kuzey ve Doğu Suriye bölgelerinde halkların anadillerine göre materyaller üzerinden eğitim icra ediliyor. Kürtler Kürtçe, Araplar Arapça ve Süryaniler de kendi anadillerinde eğitim öğretim hakkına sahip.

Öte yandan Kürtçenin korunup geliştirilmesi için Kürt Dil Akademileri, eğitim materyali inceleme ve hazırlama kurumları ve akademik düzeyde Kürtçe eğitim veren mesleki, düşünsel ve bilimsel eğitim kurumları da bu süreçte faaliyete geçti. Ayrıca öğretmenlerin formasyon eğitimleri için açılan enstitüler de bilimsel donanıma kavuşturduğu binlerce öğretmen ile Kürtçenin gelişiminde büyük rol oynadı.

‘ROJAVA DEVRİMİ KÜRT DİLİNİN DEVRİMİDİR’

2016 yılında Qamişlo’da ilk üniversite Rojava Üniversitesi adında açıldı. Ardından Kobanê ve Efrîn’de de üniversite açıldı. Her üç üniversitede de Kürt Dili ve Edebiyatı bölümü açıldı.

Rojava devriminin Kürt dilini asimilasyondan kurtardığını söyleyen Mitani, “Devrimden önce Kürt dili asimilasyon ve imha ile karşı karşıyaydı. Rojava Devrimi Kürt dilinin de devrimi oldu. Devrim ile birlikte Kürt dili yok olmaktan kurtuldu” şeklinde konuştu.

Kürt halkının son yıllarda önemli kazanımlar elde ettiğini ifade eden Mitani, on binlerce Kürt’ün akademik bir şekilde Kürtçe öğrenmeye başladığını söyledi. Devrimin ardından her evde Kürtçe okuma ve yazma bilen bir bireyin olduğunu dile getiren Mitani, “Özerk Yönetim’in elde ettiği en önemli kazanımlardan biri de Kürtçe ders materyallerinin hazırlanması oldu. Kürt halkı Kürtçe, Arap halkı Arapça, Süryani halkı da Süryanice eğitim görebiliyor. Bu şekilde yurtsever bir nesil de oluştu. Anadilde eğitim sayesinde önemli kazanımlar elde edildi. Bölge halkı tarihini ve kültürünü tanımaya başladı” ifadelerini kullandı.

Kürt dilinin geliştirilmesi ve ilerletilmesi için 2018 yılında Kürt Dil Kurumu kuruldu. Kürt dili hakkında bilimsel araştırmalar yapan Kürt Dil Kurumu, Kürt edebiyatının geliştirilmesi ve ortak kullanım dili oluşturulması noktasında önemli çalışmalar yaptı.

Rojava halkının Kürtçe eğitime büyük önem verdiğini söyleyen Mitani, “Okul çağını geçenler bile okullara gelerek Kürtçe öğrenmek istediklerini söyledi. Anadilde eğitim kısa sürede bütün Rojava’da benimsendi. Siyasi partiler Kürtçe bildiriler dağıtmaya ve propagandayı Kürtçe yapmaya başladı. Devrimin ardından ilk defa ABD Kongresi’nde Kürtçe konuşma yapıldı. MSD Yürütme Kurulu Başkanı İlham Ehmed, Türk devletinin Kuzey ve Doğu Suriye’deki saldırılarına ilişkin ABD kongresinde Kürtçe konuşma yaptı” dedi.

ENKS HÂLÂ AYNI

Anadilde eğitim kolay elde edilmedi. İlk olarak evlerde başlayan anadilde eğitime karşı olan ENKS, ‘Devrim, Kürtçe öğrenmeye bağlıysa biz o devrimi reddediyoruz’ şeklinde propaganda yaptı. ENKS, bugün hâlâ aynı kararlılıkla Kürt diline karşı olduğunu gösteriyor. Ulusal birlik görüşmelerinde Kürtçe eğitim yerine Şam hükümetinin müfredatının okutulmasını talep ederek Kürt dili karşısındaki tutumunu bir kez daha ortaya koydu.

ENKS’nin Kürt diline olan bakışı ile sömürgecilerin bakışı arasında bir fark bulunmuyor. Baas rejimi, hükümeti ele geçirdiği günden bu yana Kürtçe eğitime karşı duruyor. Kürt halkının varlığını dahi kabul etmiyor. Aynı şekilde Türk devleti de Kürt diline ve Kürt halkına her türlü saldırıyı yapıyor. Efrîn işgal edildiğinde çeteler, okulları askeri üslere dönüştürdü. Kalan okullarda da Türkçe eğitim zorunlu kılındı.

Bazı Kürt çevrelerinin Kürtçe eğitim yerine Suriye hükümetinin ders materyallerini istediğine dikkat çeken Mitani, bunun üzüntü verici olduğunu kaydetti.

Rojava’da dil konusunda yaşanan gelişmeler Kürtler açısından tarihi sayılabilecek gelişmelerdir. Çünkü Kürtler, tarihlerinde ilk kez anadilde eğitim hakkına Rojava Devrimi ile kavuştu.

(rr/cj)

ANHA


Diğer Haberler