Kuzey Afrika’ya yayılmak isteyen Osmanlıcılığın sonu ne olacak? – 2

AKP hükümeti işgal planlarını hayata geçirmek için Afrika’da da kimi bölgeleri kontrolüne aldı. Afrika ülkeleri de bu hastalık tam yayılmadan Suriye ve Irak’taki gibi bu durumdan kurtulabilecekler mi sorusu öne çıkıyor.

AKP hükümeti, ‘Neo-Osmanlıcılık’ projesini hayata geçirmek için, bölgede Sünni İslamcılığa dayanan strateji uyguluyor. Bu proje ile AKP, bölgenin tarih ve ekonomisine müdahalede bulunuyor.

Terörle mücadele adı altında Afrika’da terör üreten Türkiye

Türkiye 2006 yılında Türk-Afrika Kongresi’ni gerçekleştirdi. Aynı dönem Müslüman Kardeşler (İhvan) kongresini de kendi topraklarında düzenledi. Kongrelerdeki amaç, Afrika’daki Müslümanları kendi saflarına çekmek ve bu doğrultuda varlığını güçlendirmekti. 2018’de askeri ve savunma konularını işleyen ABD’li Global Security adlı sitede yayınlanan rapora göre Türkiye bu tür yaklaşımlarla Afrika’ya siyasi, ekonomik ve askeri müdahalede bulunmak istiyordu. Site ayrıca Türkiye’nin Afrika’nın kaynaklarına göz diktiğini, 2005’ten bu yana terörle mücadele adı altında Afrika’da terör ürettiğini yazıyordu.

Site, Türkiye’nin diplomatlar aracılığıyla Afrikalı Müslümanlara destek verdiğini ve buradaki ülkelerin hükümetlerine baskı aracı olarak kullanılmak üzere gruplar oluşturması, politikalarını bölgeye aktarması ve tüm yönleriyle işgal zemini kazanmayı amaçladığını belirtti.

Türkiye’nin Afrika’da teröre destek verdiğine dair belgeler ortaya çıktı. Nordic Monitor sitesi de geçtiğimiz Ocak ayında özellikle şiddet yanlısı gruplara Türkiye tarafından verilen desteğe ilişkin belgeleri yayınladı. Belgede Türk devletinin ABD tarafından Pakistan’da yakalanarak iade edilen ve MİT’le çalışan İbrahim Sin adlı bir teröristin 2011’de Suriye’ye geçirildiği, Sin aracılığıyla terör listelerinde yer alan ‘Somali Gençlik Hareketi’ adlı gruba binlerce dolar gönderdiği bilgileri yer aldı.

Erdoğan’ın din aracılığıyla Afrika’da terör alanını genişletme çabası

Türk devletinin Afrika topraklarına ilk geçişi tarihsel öğeleri ve dini kullanarak oldu. Afrikalı Müslümanların inanç ve duygularıyla oynayan Türkiye, sözde din insanları, siyasetçiler ve yatırımcılarla terör zeminini oluşturdu. Amacı kriz ve kaos çıkarmak olan Türkiye, kendini barış yanlısı ve kurtarıcı olarak gösteriyordu. Aynı Türkiye, Irak ve Suriye’de de aynı yöntemleri kullanarak, İHH ve TİKA gibi din temalı sivil toplum örgütlerini kullanarak hareket etti.

Türkiye ve Katar’ın Somali Gençlik Hareketi, Nijerya’da Boko Haram ve Libya’da DAİŞ çetelerine sağladığı desteğe ilişkin onlarca belge yayınlandı. Belgelerde Somali, Libya, Mali ve Etiyopya’daki gruplara onlarca yardım konvoyunun götürüldüğüne dair bilgiler yer aldı. Yine geçtiğimiz Ocak ayında Washington Examiner dergisinde “Türkiye’nin teröre destek veren devlet olarak ilan edilmesinin zamanı geldi” başlığıyla yayınlanan yazıda da Türkiye ile Libya, Mali ve Afrika’nın batısındaki terörist grupların ilişkisi ifşa ediliyordu.

Öte yandan son zamanlarda Türkiye’nin, Libya’daki DAİŞ ve terörist grupların kontrolündeki limanlara gönderdiği en az 5 lojistik yardım gemisi durduruldu. Libya hükümeti yaptığı birçok açıklamada Türkiye ve Katar’ın Libya’ya karşı savaş açtığını belirtmişti.

Nijerya’da ise Türkiye’nin Boko Haram’lı teröristlere gönderdiği silah dolu tırlara da hükümet yetkilileri tarafından Lagos kentinde el konulmuştu. ABD’li gazeteler silahların Türkiye’den gönderildiğinden ve Boko Haram ile Türkiye hükümeti arasında ilişkiden bahsetmişti.

Türkiye’nin askeri, ekonomik ve diplomatik müdahaleleri en üst düzeyde

Türkiye’nin 2005 yılında Afrika Birliği’nde ‘gözlemci üye’ olarak yer almasının ardından 2008’de Türkiye-Afrika İşbirliği Zirvesi’ni düzenledi ve Afrika Bankası’nda üye olarak yer aldıktan sonra her yönden müdahaleye başladı. Diplomatik alanda çalışmalarına hız kazandıran Türkiye’nin 2012’de Afrika’daki büyükelçilerinin 12 iken 2018’de bu sayı 42’ye ulaştı. Ekonomik alanda ise 2003 yılında 4 milyar dolar olan ticaret hacmi, 2018’de 20 milyar dolar oldu.

Askeri alandaki müdahalesinde ise Türkiye, jeopolitik konumu ile askeri ve ekonomik alanda Afrika’ya geçiş kapısı özelliğinden dolayı Somali’yi hedefine koydu. Somali’de hedef, Katar’da 50 milyon dolar masraf harcanan üssün ardından ülke dışındaki başka büyük üslerini kurmaktı. Böylece hem Türkiye Somali ordusunu kendine göre organize edebilecek hem de Afrika’daki en büyük büyükelçiliğini kurabilecekti.

Türkiye 2004 yılının başlarında terör örgütleri ve şiddet yanlısı gruplar aracılığıyla Afrika’yı yavaşça işgal etti, kendi ekonomisi güçlendirerek artık bölgede BM ile yarışır hale geldi. Ülkeleri yaşamın tüm alanlarında kontrolü altına alan Türkiye ticaretini, dilini, kültürünü ve silahlarını Afrika toplumu içinde yaydı ve son olarak Somali’yi kendi vilayeti gibi ilan etti.

Türkiye’nin müdahalesi Afrika’yı dış dünyadan kopardı

Nijerya’nın da durumu Somali ve Sudan’dan pek farklı değil. Türkiye’nin bu ülkelere müdahalesi, Afrika’nın terör merkezi haline gelip nihayetinde ülkelerde yaşamın tüm alanlarına el atmasını sağladı. Bununla birlikte Afrika’yı Arap ülkelerinden ve dünya ülkelerinden uzaklaştırdı.

Avrupalı ve Arap analistler Mısır, BAE ve Suudi Arabistan’ın, konuya ilişkin müdahalede bulunması gerektiğini, özellikle Türkiye’nin teröre artan desteği ve terör örgütleri aracılığıyla işgal alanlarını genişletirken bu tür bir müdahalenin elzem olduğunu savunuyor. Analistler, böylesi bir müdahalenin bölgede güvenliğin sağlayacağı, ekonomi ve ticaret alanlarında denge olacağı kanaatinde.

 (cj)

ANHA


Diğer Haberler