Kuzey ve Doğu Suriye’de yeni Hatay senaryosu: Bölge Türkleştiriliyor

Kuzey ve Doğu Suriye topraklarını işgal eden Türk devleti, bölgenin demografik yapısını değiştirerek Türkleştiriyor.

Türk devleti 2016 yılından beri Suriye topraklarını işgal edip bölgenin demografik yapısını değiştiriyor. Bu saldırılar ve hak ihlalleri karşısında ise uluslararası toplum sessizliğini koruyor.

DEMOGRAFİK YAPIYI DEĞİŞTİRİYOR

Şehba’nın Bab, Sifera, Ezaz, Cerablus bölgelerinde ve Minbic’de 900 bin Kürt, Arap, Türkmen ve Çerkez yaşıyordu. Türk devletinin işgali sonrası bu bölgelerde yaşayan Kürtler başta olmak üzere işgale karşı çıkan siviller yerlerinden edildi. Şehba Kanton Meclisi, Türk devletinin 230 köyü işgal ettiğini Cerablus, Rai ve Bab’da 52 köyün tamamen yıkıldığını belirtti.

Şehba Kanton Meclisi Üyesi Mihemed Ehmed konuya ilişkin şunları ifade etti, “Şehba’nın demografik yapısını değiştiren Türk devleti Guta ve Humus’tan göç edenleri getirip buradaki sivillerin yerine yerleştirdi. Bab’da yaşayanların çoğu dışarıdan getirilen kişilerdir.”

İnsan Hakları aktivisti İmad Dawud ise şunları kaydetti: “Türk devleti devreye koymak istediği yeni Osmanlı projesine karşı çıkan insanlara karşı soykırım siyaseti uyguluyor. Çeteler insanları kaçırıyor, işkence ediyor ve öldürüyor. Türk devleti Derazor, Guta, Hama ve Halep’ten göç eden çetelerin aileleri Katar tarafından finanse edilen Terhîn, Kieba ve Kibasin kamplarına yerleştirdi.”

Efrin İnsan Hakları Örgütü ise Türk devletinin Efrin’i işgal etmesinden sonra 300 bin sivilin yerinden göç ettiğini ve Guta, Humus, Hama ile İdlib’den getirilen çetelerin ve ailelerinin Efrin’e yerleştirildiğini kaydetti.

Filistin Göçmenler Merkezi’nin verilerine göre Türk devleti, 500 Filistinli aileyi Efrin’e yerleştirdi. Suriye Hükümeti İdlib’e operasyon başlattıktan sonra ise 200 bin kişi Efrin’e yerleştirildi.

Türk devleti Serêkaniyê ve Gire Spî işgal ettikten sonra iki kentten 250 binden fazla sivilin göç ettiği belirtildi. Kaynaklar Türk devletinin kendisine bağlı 2 bin 500 çete ailesini Serêkaniyê’ye, bin 500 aileyi de Girê Spî’ye yerleştirdiğini kaydetti.

TÜRKMEN PARTİLERİ KURUP DEMOGRAFİK YAPIYI DEĞİŞTİRMEK İSTİYORLAR

İnsan Hakları Savunucusu İmad Dawud Türk devletinin 90 yıl önce İskenderun’u kendi topraklarına kattığını hatırlatarak Türk devletinin Qerehgêçiyan ve Reşwanan aşiretlerini Türkmenleştirmek istediğini de kaydetti. Türkmen Derneği ve kendilerinin Kürt olduğunu iddia eden ‘Kürtlerin Geleceği Partisi’ birlikte bölgede asimilasyon ve demografi değişimi için uğraşıyor.

Şehba Kantonu Meclisi Üyesi Mihemed Ehmed konuya ilişkin, “Türk devleti işgal ettiği topraklardaki halkı Türkmenleştirmek için uğraşıyor. Tıpkı Osmanlı gibi hareket ediyor. Yine kurduğu Türkmen partilerinin ile Kürtleri asimile etmek istiyor” dedi.

BÖLGEDEKİ TÜRKLEŞTİRME POLİTİKALARI

Türk devleti Kuzey ve Doğu Suriye topraklarının bir bölümünü işgal ettikten sonra kent ve bölge isimlerini değiştirdi. Halep’in Rai beldesinin adı ‘Çobanbey’, Aqîlê dağının ismini de ‘Polat Bayrak’ koydu. Bahçelerin ismini dahi değiştiren Türk devleti yüzyıllık bahçenin ismini ‘El Uma El Osmaniye’ olarak değiştirdi. Yine bahçenin içine büyük bir Türk bayrağı asıldı. Yerel istihbarat ağı ören Türk devleti bölgede Suriye lirasından ziyade Türk parasının kullanılmasını istiyor.

 

İnsan Hakları Savunucusu İmad Dawud ise konuyu şöyle ele aldı, “Bölgede Türk devletinin yoğun asimilasyon çalışması var. Bölge Türkleştiriliyor. Eğitim kurumları ve dini derneklere Türk bayrağı asılıyor. Tüm halkların tekrar Osmanlı çatısı altında toplanması için onları ikna etmeye çalışıyor. Bölgedeki gençler de bu plan çerçevesinde Libya’ya gitmek için Türk devletine başvuruyor”.

Erdoğan daha önce yaptığı açıklamalarda 530 bin kişiyi Dêrik ve Serêkaniyê arasına, 405 bin insanı da Serêkaniyê ve Girê Spî’ye yerleştirebileceklerini söylemişti.

QSD Genel Komutanı Mazlum Ebdî’de Twitter üzerinden Erdoğan’a şu cevabı verdi, “Bölgenin demografik yapısının değiştirilmesinden Rusya ve ABD sorumludur. Bir an önce yurttaşların topraklarına dönmesi için üzerlerine düşen sorumlulukları yerine getirmeleri çağrısında bulunuyoruz. Erdoğan’ın sivil insanların evlerine yabancı insanları yerleştireceğine ilişkin açıklama çok tehlikelidir”.

TÜRK DEVLETİ ULUSLARARASI HUKUKA UYMUYOR

Türk devleti işlediği bu suçlarla Lahey sözleşmesinin 42’nci maddesini, Cenevre sözleşmesinin ise 2’nci maddesini ihlal ediyor. BM’nin 2265 sayılı kararını da çiğneyen Türk devleti, BM’nin onayını almadan Carablus, Ezaz, Bab, Sifera, Efrîn, Serêkaniyê ve Girê Spî’yi işgal etti. BM’nin 39 ve 51’inci maddesine göre kendi sınırını aşan ve başka toprakları işgal eden devletler hakkında soruşturma açılır.

‘TÜRK DEVLETİNE ENGEL OLUNMALI’

İmad Dawud bahsedilen konu için şunları kaydetti: “Türk devleti İran, Rusya ve Suriye başta olmak üzere uluslararası devletlerin gözü önünde bu hak ihlallerini yapıyor. Uluslararası kamuoyu ve Arap ülkeleri Suriye işgali karşısında sessiz kalmamalıdır. Baskı yolu ile Türk devletinin işgaline son vermeliler. Türk devleti Türkiye ve Suriye’nin güvenliğini tehlikeye atıyor. DAİŞ’i tekrar canlandırmak istiyor. İnsanlar işgal altındaki topraklarına geri dönmelidir. Suriye Hükümeti de bölge devletlerinin kontrolü altından çıkıp Özerk Yönetim ile diyalog kurmalıdır. Suriye Hükümeti tüm farklılıklara kucak açarsa ancak dış müdahalelilerden kurtulur.”

(hb/cj)

ANHA


Diğer Haberler