Lozan’ın yıl dönümü sömürgecilik ve Kürtler

İmzalanmasıyla Kürt halkının haklarını ve Kürtleri yok sayan anlayışı egemen kılan Lozan Anlaşması’nın yıldönümü yaklaşırken Erdoğan, yeniden gördüğü Osmanlı rüyaları uğruna Ortadoğu’da savaşı körüklemeye devam ediyor. Buna karşı Kürtlerin özgürlük mücadelesi ise halen devam ediyor.

Birinci Dünya Savaşı’nda büyük bir hezimet yaşayan Osmanlı Devleti’nin 1920 yılında imzaladığı Sevr Anlaşması Kürt halkını haklarına kavuşma konusunda umutlandırmıştı. Kürtler, yıllarca mücadelesini verdiği Kürdistan’ı kurmaya çok yaklaşmıştı. 10 Ağustos 1920’de Fransa’nın Sevr kentinde imzalanan anlaşma ile Osmanlı’nın sınırları iyice daraldı. Sadece Türkçe konuşulan yerler Osmanlı’ya bırakılmıştı. Anlaşmanın 62 ve 64’üncü maddeleri Kürtlerin kendi kaderlerini tayin etme hakkını ve Kürdistan’ı kurma şansı tanıyordu.

VERİLEN SÖZLER TUTULMADI, İNKÂR KONUSUNDA ANLAŞILDI

Bir yandan bu gelişmeler yaşanırken diğer yandan Mustafa Kemal’in öncülük ettiği milliyetçiler başlattıkları "Kurtuluş Savaşı’nda" önemli kazanımlar elde etti. Eli güçlenen Mustafa Kemal, Kürtleri tanıyan Sevr’i inkâr etti. Kürdistan’ı tümden reddeden Mustafa Kemal ve tayfası Türkiye’nin her yerinde Kürtlerin imha ve inkarına başladı.

"Kurtuluş Savaşı’nda" "önemli ilerleme" kaydedilmesinin ardından İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Romanya, Bulgaristan, Portekiz, Belçika ve Yugoslavya Sevr’in bazı maddelerinde geri adım atmaya başladı. 1923 yılında değiştirilerek Lozan Anlaşması halini alan anlaşmanın imzalanmasıyla Kürtlerin toprakları, Türkiye, İran ve o dönem Irak ve Suriye’de hüküm süren İngiltere ve Fransa’nın egemenliği altına girdi.

Lozan uzun bir anlaşma olup bir çok konuda düzenleme içermesine rağmen Kürtlerin statü kazanmasına ilişkin bir düzenleme içermedi. Sadece Türkiye’de bulunan farklı milletlerin haklarına yüzeysel olarak değinen birkaç madde eklendi. Her milletin kendi ana dilinde konuşma hakkı olduğu da anlaşmaya eklendi. Fakat tüm bunlara rağmen bugüne kadar devam eden inkâr, imha, asimilasyon politikalarının uygulanmasına Kürtlerden başlandı.

Lozan Anlaşması, Kürtleri haklarından ve Kürdistan’dan uzaklaştıran bir anlaşma olarak kabul ediliyor.

Önder Abdullah Öcalan, Demokratik Uygarlık Manifestosu’nun 5’inci kitabı olan ‘Kürt Sorunu ve Demokratik Ulus Çözümü’nde, Lozan Antlaşmasına ilişkin şu değerlendirmeleri yapıyor:

“Lozan Antlaşması’nın imzalanması ve Cumhuriyet’in (Türkiye) ilanıyla yeni bir aşamaya girilir. İngilizlerle devam eden Musul-Kerkük anlaşmazlığı, Kürtler aleyhindeki çok trajik bir anlaşmayla sona erdirilmeye çalışılır. Fransızlarla yapılan Ankara Antlaşması her ne kadar Misak-ı Milli’den taviz verilerek kısmen Kürtlerin (ayrıca Suriye’deki Türkmenlerin) aleyhine sonuçlandırılmışsa da felaket boyutlarında olmamıştır. Bu antlaşmayla cüzi bir Kürdistan parçası Fransa’ya terk edilmiştir. Fakat Kürt ulus gerçekliğinde yarattığı olumsuzluk açısından üzerinde önemle durmayı gerektirir”

‘TÜRKİYE’NİN ÇIKARLARI SÖMÜRGECİLİKTİR’

Konuyla ilgili ANHA’ya konuşan Yazar ve Siyasi Yorumcu Mehmûd Ebas, “Osmanlı yenilgiye uğramış olmasına rağmen kalan askeri ve siyasi gücünden dolayı İngiltere ve Fransa, bölgedeki çıkarlarını da elinde tutmak için Osmanlı ile büyük bir savaşa girmek istemiyordu. Bu nedenle İngiltere ve Fransa Kürtlerin kendi topraklarında Kürdistan’ı kurmasına destek vermedi. Savaş yaşanması halinde Sovyetler Birliği’nin Türkiye’nin yanında yer alacağını tahmin ediyorlardı” dedi.

Ebas sözlerini şöyle sürdürdü: “Sömürgeci diğer devletler Osmanlı’yı tamamen yok edemeyeceklerini biliyorlardı. Fransa, Türkiye-Suriye sınırında yaptığı savaşı kazanamadı. Bütün bunlarla birlikte bölgede Kürdistan’ın kurulmasının çıkarlarına uygun olmayacağı kararına vardılar.”

Kürdistan’ın sömürgeci çıkarlara kurban edildiğini anımsatan Ebas, Lozan’dan önce imzalanan Ankara anlaşmasının Kürdistan’ın geleceğini etkilediğini ifade etti.

Lozan’ın yıl dönümünde Türk cumhurbaşkanı Erdoğan, işgal ettiği alanları yeniden genişletmenin hayalinde. Her fırsatta geriye dönüşten bahseden Erdoğan, Osmanlı’nın işgal ettiği sınırlara ulaşmak istediğini gizlemiyor.

Erdoğan, Lozan’ın 100’üncü yılında miadını dolduracağını ve sistematik olarak sona ereceğini söylüyor. Erdoğan daha önceki açıklamalarında Lozan'ı bir kayıp olarak nitelendirmişti. Bu mantaliteyle hareket eden Erdoğan Suriye, Libya, Kıbrıs, Irak ve Ortadoğu’nun birçok yerinde, özellikle Kürtlerin yaşadığı yerlere yoğun bir şekilde işgal ve yeni bir fetih saldırısı gerçekleştiriyor.

‘TÜRKİYE’NİN BÜTÜNLÜĞÜ ERDOĞAN’IN PLANLARININ KURBANI OLABİLİR’

Erdoğan’ın Türkiye’de  Kemalistleri tasfiye etmeye çalıştığını kaydeden Ebas, “Erdoğan’ın son 20 yılda Türkiye’de yaptıklarına rağmen gördüğü sömürgecilik rüyaları, Türkiye’yi büyük güçlerle büyük bir savaşla yüz yüze bırakabilir. Planları uğruna kendini dünyadaki Sünni bloğun merkezine konumlandırdı. Osmanlı’yı geri getirme şansı tanıyan uluslararası anlaşmalar arayışına girmiş durumda. Erdoğan’ın Türkiye’si Avrupa’ya karşı bu stratejiyi uygularken Rusya ve ABD çekişmesi Türkiye’ye bir yere kadar yol veriyor. Türkiye’nin bütünlüğünün Erdoğan’ın rüyalarına kurban edilmesi uzak bir ihtimal değildir” diye konuştu.

Diğer yandan Lozan'da dörde bölünen Kürdistan halen parçalı ve sömürge durumunda. Buna karşı yüz yıldır her türlü ölüm, yıkım, göç, katliama rağmen Kürtler özgürlüklerinden hiçbir zaman vazgeçmedi. Ancak başarılamayan ise Kürtlerin bu parçalayıcı, sömürgeci siyasetlere karşı kendi ulusal birliklerini geliştirememiş olmasıdır.  

 

(rr/cj)

ANHA


Diğer Haberler