Lübnanlı gazeteci: Türkiye ve Katar ülkedeki insani krizden faydalanıyor

Beyrut’taki patlamanın bölgedeki siyasi dengeleri değiştirmenin ilk adımı olabileceğini kaydeden Lübnanlı gazeteci Fadî Akom, Türkiye ve Katar’ın ise ülkedeki siyasi amaçlarına ulaşabilmek için yaşanan insani krizden faydalandığını söyledi.

Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta yaşanan feci patlamanın etkileri sürerken, Türkiye ve Katar başta olmak üzere birçok güç ve devlet ülkedeki ajandalarını hayata geçirmek için patlamayı fırsata dönüştürme peşinde. Patlamanın siyasi etkileri ve dış güçlerin yönelimlerine ilişkin ANHA’ya konuşan Lübnanlı gazeteci Fadî Akom, patlamaya ülkedeki çürük siyasetin sebep olduğunu ve artık Lübnan’ın birçok alanda yıkımı yaşadığını ifade etti.

Patlamaya iki etkenin sebep olabileceğine dikkat çeken Akom, “Birincisi insani bir hata olabilir. Depodaki bir hatadan kaynaklı bir patlama olabilir, bu da etkili bir soruşturma istiyor. Ancak bu ihtimalde bile sadece depo çalışanlarının üzerinde duruluyor. Depodaki maddelerin yaşam alanında depolanma nedeni sorgulanmalıdır ki bu uluslararası kanunlara göre de yasaktır” diye konuştu. İkinci etken olarak ise patlamaya bombardımanın sebep olabileceğini belirten Akom, “Amonyon Nitrat’ın yüksek ısı altında patlayabileceği belirtiliyor. Doğrusu o gün Beyrut semalarında uçakların da olduğu iddia ediliyordu. Bölgede Hizbullah’a ait cephane depolarının bulunduğu yönündeki iddialar da patlamaya bir bombardımanın sebep olabileceği ihtimalini yükseltiyor” ifadelerini kullandı.

‘LÜBNAN ARTIK VİRANE BİR ÜLKE’

Lübnan’ı virane bir ülke olarak tanımlayan Akom, “Ülkede bir insani kriz yaşanıyor. Başka bir ülkenin başkentinin viraneye döndüğünü hatırlamıyorum. Bu da çok tehlikelidir. Önümüzdeki süreçte Lübnan’da daha derin siyasi krizlerle karşılaşabiliriz. Erken seçim ihtimali var ancak parlamentoya girecek isimler de yeni tartışmalar yaratabilir” dedi.

‘İRAN HAKİMİYETİNİ SONA ERDİRMENİN BAŞLANGICI OLABİLİR’

Lübnan’da taraflar arasındaki anlaşmazlıkların arttığını vurgulayan Akom, “Bu Ortadoğu’da çatışmaların son bulması ve İran ile müttefiklerinin hakimiyetinin yok edilmesinin de başlangıcı olabilir. Tüm sorunlar Lübnan’dan başlayarak bölgeye yayıldı. Hizbullah ve İran’ın bu egemenliği yok edilmezse dahi tehdit ve şantajları sınırlandırılabilir. Ayrıca Lübnan, özellikle bölge devletleriyle birlikte bir cezasızlık politikasına geri dönecektir. Ayrıca Lübnan halkını ekonomik zorluklardan kurtarabilecek yardımların kapısını açarak bölge için finansmanı artıracaktır” dedi.

Akom, “Lübnan açıklanan yardıma karşı çıkıyor. Fransa, Avrupa’dan gelen yardımların başını çekebilir. Mısır gibi birçok Arap ülkesi Lübnan'a yardım gönderdi, yaralıları tedavi etmek için hastanelerinin kapılarını açtı, çok sayıda yardım ve yemek aracı gönderdi. Mısır’ın yanında, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Ürdün ve Cezayir de yardım gönderdi” ifadelerini kullandı.

‘KATAR VE TÜRKİYE HER ZAMANKİ GİBİ KAOSTAN FAYDALANIYOR’

Her zamanki gibi Katar ve Türkiye’nin yaşanan kaostan faydalandığını dile getiren Akom, “İlk yardımların kendileri tarafından gönderildiğini belirtiyorlar. 2006 yılında bazı terör örgütlerine desteklerini gizleme girişimlerini ve insani yardım kisvesi altında Hizbullah’ın geçmesine yardım ettiklerini gördük. Arap hareketi, bir an önce Lübnan hükümeti ve mevcut vilayetin yanında değil, Lübnan halkının yanında bir duruş sergilemezse, bu tehlikeli bir konuya dönüşebilir” diye konuştu.

Olağanüstü siyasi, insani ve sosyal durumlar karşısında doğrudan Lübnan halkının yanında olunması gerektiğini kaydeden Akom, “Avrupa devletlerinin Fransa aracılığıyla mevcut durumlardan faydalanmak isteyen ve zehirlerini Lübnan toplumuna yaymak isteyen Türkiye ve Katar’a kapılarını kapatması gibi. Çünkü Katar’ın Hizbullah ile ilişkisi var ve Türkiye’nin de Lübnan’ın kuzey bölgeleriyle irtibatı var. Türkiye ve Katar, bölgenin güvenliğini ve huzurunu yok etmek ve talan etme planlarını bölgeye yaymaya çalışıyorlar” şeklinde konuştu.

(hb-eyl)

ANHA


Diğer Haberler