​​​​​​​Mesut Barzani’nin 60 yıllık peşmergeciliği- Şükrü GEDİK

Bazı tarihi kesitler vardır ki keşke hiç yaşanmasaydı denilecek türden süreçlerdir. Kürtlerin tarihi açısından da bu türden olaylar oldukça fazladır. Halkların tarihi söz konusu olunca geleceğe ışık tutacak, düşünsel eylemsel faaliyetlerin önemi daha da artmaktadır. Halkın sahipleneceği gerçek bayramlar da bu tarihi yaşanmışlıklardan ortaya çıkar.

Mesut Barzani’nin 20 Mayıs 1962 tarihinde peşmerge saflarına katılması hasebiyle, 60 yıllık peşmergeciliğine ilişkin bir mesaj yayınladı. Büyük Ekim Devriminden dem vurarak ‘Büyük Ekim Devrimi, ölümsüz Barzani’nin önderliğinde başlatılan toplumsal, siyasi, silahlı ve bütün Kürdistan halkının katıldığı bir devrimdi. Kürdistan halkının zulüm ve işgale karşı özgürlük mücadelesinde atılmış güçlü bir temeldi’ şeklinde ki mesajını Kürt halkı olarak nasıl okumamız gerektiği üzerinde biraz durmak gerekir.

Ölümsüz Barzani (kast edilen Mola Mustafa Barzani’dir) önderliği her şeyden önce bilimsel önderlikten uzak, çağın ideolojisinden kopuk, feodal tonu ağır basan, dinsel motiflere sahip bir önderlikti. Ulusal ölçekten uzak, ulusal amaç ve hedefleri içermeyen bir önderlik olması nedeniyle de daha başından beri başarı şansı olmayan bir önderlik olarak doğmuştur. Yani dememiz o ki, Barzani önderliğinin bugün durduğu yere bakılarak doğduğu mantığı anlamak bakımından yeterli olacaktır.

KÜRT İSYANLARININ YENİLGİYE UĞRAMASININ NEDENİ

Kürdistan’da yenilgiye uğrayan isyanların bir nedeni de önderlikten yoksun oluşlarıdır. Ağırlıklı olarak topluma öncülük edenler dini önderlerdir. Bu durum bölgesel ve yerel olmaktan kurtulamadıkları için toplumsal hareketlerde başarı şansını zaten düşürmektedir. Şeyh, mola, seyit, mir, bey, sıfatları öncülüğün düzeyini, önderlerin konumunu yeterince izah etmektedir.

Mola Mustafa Barzani öncülüğündeki harekete bütün parçalardan belki insanlar katılmıştır fakat bütün Kürt halkı olarak katılmamıştır. Katılanların kürtlük damarı, yurtseverlik duyguları, Kürt milliyetçiliği diyebileceğimiz o dönemin düşünce kalıpları nedeniyle bu harekete katılanlar olmuştur. KDP hareketi ideolojik olarak çağın gerisinde olması, katılanların temiz duygularının istismarına yol açmıştır. Başûrê Kurdistan merkezli aşiretçilik yapılanmasının hakimiyeti, toplumsal form olarak örgütlenmiş olması, ilkel milliyetçilik eğilimin başat düşünce olması, mücadeleyi haliyle sekteye uğratmıştır.

Barzani’nin mesajında ‘peşmerge Barzani’ diye kendisinden bahsederek ‘en önemli paye (rütbe) olduğunu vurgulamakta ve altmışıncı yıldönümü vesilesiyle ‘tüm peşmergelerin gözlerinden öptüğünü’ söylemektedir. Kürdistan için savaşmayı göze almış her insanın ulusal çıkarlara hizmet kapsamında ele alınması, saygı duyulması, hakkının teslim edilmesi, onura edilmesi, anılarının önünde saygıyla eğilmesi ve tarihe halk kahramanları olarak yad edilmesi gerekenlerdir. Önderlikleri her ne olursa oldun Kürt ve Kürdistan için ayağa kalkan her savaşçıda yurtseverlik duygusu mevcuttur. Bu yurtseverlik öz mücadelenin en temiz öznesidir. Üzülerek belirtmek gerekir ki bu öz yok edilmiştir.

İŞ KOLUNA DÖNÜŞEN PEŞMERGECİLİK

Günümüzdeki peşmergecilik bir iş koluna dönüşmüştür. Adete iş sektörü gibi çalışmaktadır. Geçim sıkıntısından dolayı insanların istihdam edildiği bir fabrikaya dönüşmüştür. Paralı personel gibi bir partinin çıkarlarına koşulmuş silahlı bir güç haline getirilmiştir. Paralı asker olarak da adlandırılacak militarist bir yapılanmaya dönüşmüştür. Silahını kime, neden doğrulttuğunun bir önemi yok, KDP nereyi hedef gösterirse oraya ateş eden bir silahlı teşkilattır. Peşmerge adı üzerinden ‘payeler’ verilse de özünden boşaltılmış, Kürdistani değerlerinden uzaklaştırılmıştır. Peşmergeciliğin şimdiki durumu ile modern gerillacılık arasında dağlar kadar fark varadır. Kıyaslanması bile gerçekçi değildir.

Paralı sistem peşmergeciliği bitirmiştir. Savaş kapasitesini de düşürmüştür. Şimdiki peşmerge yapılanması, yurtseverlik temelinde Kürdistan’a sahip çıkan, Kürdistan’ı savunan ruhu öldürmüştür. Bireysel anlamda hiçbir maddi çıkara bağlanmayan Kürdistan gerillasına silah doğrultan ‘peşmerge’ kimin hizmetinde olduğunu bilmeyecek kadar körelmiştir. Halkın hizmetinde olmadığını, ihanet içinde olduğunu bilerek yapıyorsa düşmanın yanında yer aldığını peşinen kabul etmiş demektir. Bu ağır ithamları yakıştırmasak da sonuç olarak durdukları yer faşist Türk devletinin yanıdır.

BARZANİ HANEDANLIĞI VE HALK ARASINDAKİ UÇURUM

Mesut Barzani, altmış yılın muhasebesini yaptığında çok daha gerçekçi yapması ve ulusal birliğe zarar veren bu günkü yanlışlardan uzak durması beklenirdi. Barzani hanedanlığı ile halkı arasındaki uçurumu görüp biraz vicdana ve imana gelebilseydi keşke. Kürtlüğü nasıl bitirdiğini, Kürdistan’ı nasıl Türk devletine peşkeş çektiğini keşke idrak edebilseydi. Ailesel servetini altmış bin kez nasıl katladığını, halkı nasıl sefalete sürüklediğini, kardeş kanı dökmeye mecbur ettiğini bi anlayabilseydi. İhanet çizgisine nasıl gelip dayandığını ölmeden önce fark edebilseydi.

Mesut Barzani, Kürdistan halkının enerjisini, zenginlik kaynaklarını, insan kaynağını, savaşçı potansiyelini, yurtseverlik bilincini, akıp giden altmış yıllık zamanı heba etti maalesef. Ailesel çıkarlar uğruna yapmadığı, yapamayacağı kötülük yok gibi bir pratiğin sahibi oldu. Kendi iktidarını babadan oğula devir eden idari bir sistem kurdu. Demokrasiye kapalı baskıcı, istibdat rejimi yarattılar.

Altmış yılın sonunda PKK ile savaş haline gelerek tarihinin en büyük ihanetiyle yüz yüzedir. Kürt halkının ezici bir çoğunluğu bu ihanettin farkındadır ve öfke duymaktadır. Bu ihanet tarihinden kahramanlık türetmek çok zordur. Ne yazık ki, tarih bu altmış yıllık zamanı Kürtler açısından kayıp zaman olarak kaydetmiştir. Umarız yanlıştan dönülür ve yeni bir tarih yazılır.

ANHA