Michael Rubin: ABD, Erdoğan’ın yarattığı krize müdahil olmayacak

Trump ve Jeffrey dışında herkesin Erdoğan’ın DAİŞ’i güçlendirdiğinin farkında olduğunu belirten Michael Rubin, Erdoğan’ın yarattığı krize müdahil olmanın ABD’nin çıkarına olmadığını söyledi.

Suriye sahasında, geçtiğimiz yılın sonunda ve bu yılın başında önemli gelişmeler yaşandı. ABD Başkanı Donald Trump, ABD askerlerini Suriye’den çekme kararı aldı. Alınan bu karar Türkiye’nin Serêkaniyê ve Girê Spî’yi işgal etmesinin yolunu açtı.

Amerikan Girişim Enstitüsü Araştırmacısı Michael Rubin, yaşanan son gelişmelerle ilgili ANHA’nın sorularını yanıtladı.

*ABD’nin Suriye’deki stratejisi nedir?

Trump, Suriye’den çıkmak istiyor. Fakat ABD’de karar verme mekanizmasının başında duran önemli bir kesim, Suriye’de bulunmanın stratejik bir gereklilik olduğunu düşünüyor. ABD siyasetini yöneten kişiler, İran’ın Akdeniz’e ulaşmasının engellenmesi için Suriye’de kalmanın gerekli olduğunu ifade ediyor.

Trump ve James Jeffrey dışında herkes Erdoğan’ın DAİŞ’i desteklediğini ve güçlendirdiğini biliyor. Erdoğan-Trump telefon görüşmesinin ardından bir anda gelen asker çekme kararı üzerine General Jack Kane, petrol merkezlerinin korunması için asker çekmenin yavaşlatılması gerektiği konusunda Trump’ı ikna etti. Alınan karar mantıksızdı. ABD’nin Suriye’deki varlığına baktığımızda bunun ahlaki ve stratejik olduğunu söyleyebiliriz.

*Rusya-Türkiye arasında İdlib’le ilgili varılan anlaşmayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Rusya, Türkiye’ye ihanet etti. Erdoğan, kendini her zaman Putin’le aynı konumda görür. Erdoğan’ın son ziyaretine baktığımızda Putin, Erdoğan’a zelil bir hizmetkar muamelesi yaptı. Putin, Erdoğan’ı Moskova’ya gitmek zorunda bıraktı. Erdoğan’ın kapıda bekleme görüntüleri Erdoğan’ın Moskova’dan eli boş döndüğünün kanıtıdır. Bu Türkiye için utanç duyulacak bir durumdur.

ABD açısından bakıldığı zaman Türkiye’nin sınırları dışında yaptığı bir savaşa destek vermek zorunda olmadığını söylemek gerekir. Türkiye, Suriye’ye saldırıyor. ABD’li yetkililerin de belirttiği gibi Türkiye’ye bu saldırıda destek vermek ABD’nin çıkarına bir durum değil.

*Türkiye’nin Suriye’deki rolünü ve ABD’nin teröre karşı mücadelesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye, terörle mücadeleden çok 1923 yılında imzalanan Lozan Anlaşması’nın maddeleri için mücadele ediyor. Suriye’nin kuzeyine saldıran Türk devleti, Kürt etnik kimliğini yok ederek yerine Arapları yerleştirmeyi hedefliyor. Terörle mücadeleden çok bu konuya önem veriyor. Türkiye, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi ile savaşmak için Suriye’de bulunuyor.

Irak Kürdistanı ile Suriye Kürdistanı arasındaki fark; Suriye Kürdistanı’nın çok renkli bir yapıyı benimsemesidir. Irak Kürdistanı’nın yöneticileri kendilerini Türkiye’ye bağlamış durumdalar. Mesut Barzani, Kıbrıs Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş gibi bir rolü seçmiş durumda.

Washington, Ankara’nın karanlık ajandalarına gözünü kapattı. Türkiye’nin DAİŞ ve Hizbullah’la ilişkileri bulunuyor. James Jeffrey’nin Türkiye’ye olan desteği DAİŞ’in yok edilmesinin önündeki en büyük engel gibi duruyor.

*DAİŞ’e karşı mücadele eden QSD’ye yapılan saldırıları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ankara’nın QSD’ye saldırmasının hiçbir haklı bahanesi olamaz. Türkiye’nin saldırılarından sonra Trump da bir hata yaptı. Yapılan bu hatanın ahlaki ve stratejik sonuçları oldu. QSD, DAİŞ’e karşı en etkili savaşan güçtür. QSD’nin Trump ihanetini bir gün affetmesini umut ediyorum.

(rr/eyl)

ANHA


Diğer Haberler