​​​​​​​MİT ajanları Rojava’daki kirli faaliyetlerini itiraf ediyor - YENİLENDİ

Türk devletinin Millî İstihbarat Teşkilâtı (MİT), Kuzey ve Doğu Suriye’deki güven ve huzuru bozmak, özerk yönetimi içten parçalayıp tasfiye etmek için gençleri para ve şantajla ajanlaştırarak kirli işlerinde kullanıyor. Ajanlaştırılan gençler, MİT’in talimatları doğrultusunda saldırı, sabotaj ve cinayet işliyor, halklar arasındaki güveni zedeleyip, çatışma çıkarmayı hedefliyor.

İşgalci Türk devleti, Rojava Devrimi’nin başından bu yana bölgede karışıklık çıkarmak, halklar arasında çatışma yaratarak, demokratik bir sistemin kurulmasını engellemek için her türlü yöntemi devreye koymuş durumda.

Bu amaçlar doğrultusunda El Kaide, DAİŞ, El Nusra ve daha birçok çete grubunu bölge halklarına saldırtan Türk devleti, buradan sonuç alamayınca işgal ve soykırım saldırılarını bizzat kendi ordusuyla yapmaya başladı. Halklara yönelik askeri saldırılarını devam ettiren Türk devleti, uluslararası güçlerle geliştirdiği kirli ittifaklar sonucu bölgeyi ekonomik ambargo kıskacına aldı.

Ancak bu da tutmayınca bu kez tarım arazilerini yakarak sivilleri aç bırakmaya ve topraklarını terk etmeye zorladı. Buradan da sonuç alamayınca Fırat Nehri’nin suyunu düşürerek bölgede insanî yaratmaya çalıştı.

Askeri, siyasi ve ekonomik saldırılarını aralıksız sürdüren Türk devletinin son dönemde ortaya çıkan ve ifşa olan bir diğer saldırı yöntemi ise ajanlaştırma. Özel kirli savaşın birer argümanı olarak geliştirilen ajanlaştırmayla toplumsal çürütme yaratarak tasfiye amaçlanıyor.

Son dönemde bölge gençlerini para ve şantaj yoluyla düşürerek ajanlaştıran Türk devleti, toplumu çürüten fuhuş, uyuşturucu, hırsızlık ve kara propaganda faaliyetlerini, ajanlaştırdığı bu kişiler üzerinden yürütüyor. Böylece halkı Özerk Yönetim’e karşı kışkırtmak, örgütlü halk gerçeğini dağıtmak ve ahlaki yozlaşmayı hakim kılarak işgali teslimiyete ve tasfiyeye vardırmaya çalışıyor.

Özünde halkların ortak demokratik yönetimini hedefleyen Türk devletinin bu girişimi de Özerk Yönetim’e bağlı güvenlik kurumlarının yoğun çabaları sonucu bir bir deşifre edilmeye başlandı.

DAİŞ çeteleri tarafından 16 Mart 2018’de Reqa Sivil Meclisi ve MSD Üyesi Omer Eluş’un, 29 Aralık 2018’de de Derazor Sivil Meclisi Eş Başkanı Mervan El Fiteyih’in katledilmesi, MİT’in bölgedeki katliamlarından yalnızca ikisiydi ve daha o dönemde Türk devletinin bölgeye dönük kirli senaryolarının nerelere varabileceğinin habercisi niteliğindeydi.

Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılarıyla Serêkaniyê ve Girê Spî’yi işgal eden Türk devleti, bu kentlerde yakınları bulunan kişilere para vererek ya da şantaj yaparak kendi ajanlık şebekesine dahil ediyor.

Ajanlaştırılan gençlerden biri olan ve Özerk Yönetim’e bağlı güvenlik kurumları tarafından yakalananlardan biri de Ferhan Ebdo Yetim.

‘PARA VE İMKAN SAĞLADILAR’

Yetim, halkına düşman olan bir yapıya nasıl çalışmaya başladığını şu sözlerle anlatıyor: “Serêkaniyê’den göç ettim ve önce Til Temir’e, ardından da Hesekê yerleştim. Feyad isimli dayım MİT’e çalışıyormuş. MİT ona Elaa Muhammed Nazım ismini vermiş ve Serêkaniyê’deki mahallede muhtar olarak görevlendirmişti. Türk devleti, aile fertlerimizi kendine bağlı gruplara katar diye Serêkaniyê’ye dönemiyorduk. Dayım, Serêkaniyê’ye dönebilmem için para ve imkan desteği yapabileceğini söyledi. Bunun karşılığında Türk devleti için çalışmam gerektiğini öğrendim. Dayım Şedade ve Hesekê’de de MİT’e bağlı hücrelerinin olduğunu, bana verilen görevleri yerine getirirsem bu hücrelere katılabileceğimi söylemişti.”

BAŞLICA HEDEF ARAP SAVAŞÇILAR

Elaa Muhammed Nazım’ın kendilerini görevlendirdiğine dikkat çeken Yetim, “Benimle sosyal medya üzerinden bağlantıya geçerek, Tıl Temirli ve Serêkaniyeli QSD savaşçılarını, özellikle Arap olanları MİT’e bağlı ajanlar olarak birer istihbarat kaynağı yapmam için görevlendirdi. QSD savaşçılarıyla birlikte başlıca hedef olarak Özerk Yönetim’e bağlı güvenlik kurumları ve sivil kurumların başlıca hedefimiz olduğunu, Suriye rejim güçlerinden de uzak durmamız gerektiğini de bana tembihlemişti” dedi.

SON ‘GÖREVİNDE’ YAKALANDI

Yetim, Nazım adlı MİT ajanının kendisine verdiği son ‘görevi’ yaparken yakalandığını belirterek şunları söyledi: “Tıl Temir belediyesine ait bir aracı kundaklama görevi verildi. Aracı ateşe verecek ve görüntülerini dayıma gönderecektim. Fakat bunu yaparken güvenlik güçleri tarafından yakalandım.”

ASKERİ NOKTALARIN YER BİLGİLERİNİ MİT’E GÖNDERDİLER

Benzer yöntemle ajanlaştırılan bir diğer isim ise Abdullah İbrahim Numan. Derazor’un Cedidet El Begara köyünden olan Haris El Begar adlı bir MİT’çi tarafından ajanlaştırılan Abdullah, Haris adlı kişinin önce ‘ÖSO’, ardından da DAİŞ çete üyesi olduğunu ve yaralandıktan sonra Türkiye’de tedavi edildiğini belirtiyor. Söz konusu bu kişinin halen MİT’e çalıştığını kaydeden Abdullah, “Haris, para karşılığı benden Amûdê ilçesindeki askeri noktaların görüntülerini çekip yollamamı istedi. Ben de bu görevi yerine getirdim” dedi.

Bu faaliyetin ardından Abdullah, DAİŞ’in bölgedeki yenilgisi sonrası Türkiye’ye giden ve MİT için çalışan DAİŞ çetesi Rıdvan El Sadun’la, Hesekê’nin Mergeda ilçesinde bağlantıya geçer ve para karşılığı aynı görevi yapmasını ister. Abdullah, “Rıdvan benimle bağlantıya geçtikten sonra benzer görüntüleri kendisine göndermeye başladım” diyor.

Abdullah, MİT adına kirli faaliyetler için kendisiyle bağlantıya geçen bir diğer kişinin ise DAİŞ çetesi ve Deşişa köyü imamı Mamun Ebu Huzeyfa olduğunu söylüyor. Mamun’un da DAİŞ’in bölgedeki yenilgisi sonrası Türkiye’ye geçtiği ve MİT için çalıştığını kaydeden Abdullah, askeri noktaların görüntü ve yer bilgilerini bu kişiyle de paylaştığını belirtiyor.

Güvenlik güçlerinin takibi sonucu Abdullah İbrahim Numan yakalandı. Sorgusunda yaptıklarını anlatan Abdullah, MİT için çalıştığını ve askeri noktaların görüntü ve yer bilgilerini paylaştığını itiraf etti.

ANHA


Diğer Haberler