Mitanniler diyarı 3 aydır işgal altında: Vahşet uygulamaları sürüyor

Mezopotamya’nın tarih ve kültür kenti olarak bilinen ‘Mitanniler diyarı’ Serêkaniyê, Türk devleti ve çetelerinin işgali altındaki son 3 ay içerisinde vahşet uygulamaları, insanlık suçları, zorunlu göç ve demografik yapıdaki değişikliklerle anılmaya başlandı.

Türk devleti Serêkaniyê’yi işgal ettiği gibi hemen Türkleştirme politikalarının uygulamalarını devreye koydu. Benzeri az görülen vahşi saldırılarla yüzlerce sivil katledildi, binlerce sivil topraklarını terk ederek göç etmek zorunda kaldı. İşgalciler Efrîn’de yaptıkları vahşet yetmiyormuş gibi Serêkaniyê ve Girê Spî’de de aynı vahşeti uyguladı.

SERÊKANİYÊ’NİN TARİHİ

Uygarlığın şafağı olan Serêkaniyê (Waşokanî), 12 bin yıllık geçmişiyle Mitannilerin başkenti olan bir tarih beşiği. Kent Lozan Anlaşmasıyla birlikte Türkiye ve Suriye devletleri bölündü. Kentin Suriye’de kalan kısmına Serêkaniyê ve Resulayn denilirken Kuzey Kürdistan’da kalan kısmına ise yine Serêkaniyê, Türkçede ise Ceylanpınar deniliyor. Cizre Bölgesi’nin Hesekê Kantonu’na bağlı olan Serêkaniyê’nin Mebruka, Tıl Helef, Medan, Menecîr, Sefeh ve Elok adlı 6 beldesi bulunuyor. Uygarlığın ve insanlığın ilk merkezlerinden Tıl Helef kültürüyle bilinen kent aynı zamanda Kürdistan’ın en yoğun su havzasına sahip yeri.

Coğrafi konum olarak Suriye’nin Kuzeyi ile Kuzey Kürdistan arasında yer alan Serêkaniyê, doğasıyla ön plana çıkan bir kent. Kentte 360 su pınarı bulunuyordu. Fakat Rojava Devrimi’nin başlamasıyla birlikte işgalci Türk devletinin su yollarını kesmesi sonucu kentteki bütün pınarlar kurudu.

TARİHİ ÖZELLİKLERİ

Serêkaniyê, Aramiler döneminde ‘Gabara’, Asuriler döneminde ‘Gozana’, Romalılar döneminde ise ‘Reş Êno’, ‘Ên Werid’ ya da ‘Çavê Gulê’ olarak isimlendiriliyordu. Abbasiler döneminde ticaret merkezi ve kervanların geçiş noktası olması özelliğiyle büyük bir öneme ulaşan kent, hem uygarlığın yeşerdiği hem de birçok savaşın yaşandığı bir yer. Asuriler, Romalılar, Persler, Babiller, Akadlar, Sümerler, Osmanlı, İngilizler ve Fransızlar bu kutsal topraklar üzerinde savaşlar yaptı. Birçok kral, mir, şeyh, aşiret, kabile, melik, halife, prens ve ağa bu topraklar üzerinde hüküm sürdü.

Cizre ve Fırat bölgelerini birbirine bağlayan kilit görevindeki kentte Kürt, Arap, Çeçen, Mardili, Türkmen, Süryani, Ermeni ve Êzidîler birlikte yaşıyor, geçimlerini tarım ve ticaretten sağlıyordu.

Rojava Devrimi’nde işgalci Türk devleti, kente yönelik ilk saldırısını 12 Kasım 2012’de, çeteler aracılığıyla gerçekleştirdi.

ÇETELERİN İLK SALDIRISINA KARŞI ORTAK YAŞAMIN ZAFERİ

DAİŞ, El Nusra, Ehrar El Şam, Sultan Murad, Temo’nun Torunları ve daha birçok çete grubu, Rojava Devrimi’yle beraber YPG-YPJ savaşçılarını ve bölge halkını hedef aldı. Çetelerin Rojava bölgelerine yönelik insanlık dışı saldırıları savaşçıların ve bölge halklarının zaferiyle sonuçlandı. Bu zaferin ardından Halk Meclisleri oluşturuldu ve ardından adım adım Özerk Yönetim ve Demokratik Ulus sistemi inşa edilmeye başlandı. Serêkaniyê’de 2014’te başlayan çalışmalarla kırsalda 128 komün ve 7 meclis, kent merkezinde 65 komün ve bir meclis, Zirgan ilçesinde ise 86 komün ve bir meclis kuruldu.

Özerk Yönetimi’n ilan edilmesinin ardından ise her halktan çocuklar anadillerinde eğitim görebildi ve Serêkaniyê’de 22, kırsalında ise 130 okul açıldı.

SALDIRI, KATLİAM VE ONUR DİRENİŞİ

Çok kültürlülüğü, doğası, coğrafyası ve tarihi kimliğiyle tanınan kent, 9 Ekim 2019’da işgalci Türk devleti ve çetelerinin yoğun saldırısına maruz kaldı. Kenti ele geçirmek için her türlü silah teknolojisini kullanan Türk devleti, kente yönelik yoğun hava saldırıları gerçekleştirdi. Türk devleti vahşi saldırılarında savaş uçakları ve ağır silahların yanı sıra kimyasal silahlar da kullandı.

9 Ekim’deki ilk saldırı Şehit Ronahî Okulu’na yapılan hava saldırısıyla gerçekleşti. Serêkaniyê’nin kadim halkları işgal saldırılarına karşı QSD savaşçılarının yanında direndi. Serêkaniyê’deki Onur Direnişi Kuzey ve Doğu Suriye’nin tüm köy, belde ve kentlerine yayıldı.

SİVİLLER KATLEDİLDİ

Yoğun işgal saldırılarından dolayı çok sayıda yaralı sivil, Serêkaniyê hastanesinin kuşatılmasından dolayı mahsur kalmıştı. 13 Ekim’de yaralıları işgalcilerin kuşatmasından kurtarmak için Cizre bölgesinden sivil bir konvoy Serêkaniyê’ye doğru hareket etti. Fakat konvoy işgalciler tarafından hedef alındı. Ardından aralarında gazetecilerin de bulunduğu ikinci sivil konvoy ise Serêkaniyê’de, Türk devletinin savaş uçakları tarafından bombalandı ve katliam gerçekleşti. İnsanlık dışı saldırıda ANHA muhabiri Seed Ehmed, Çira TV muhabiri Hesen Reşo ve 11 sivil şehit düştü, 3’ü gazeteci 74 sivil de yaralandı.

Yakınlarını işgalcilerin vahşetinden kurtarmak isteyen siviller obüs ve savaş uçaklarının hedefi oldu.

VAHŞETİN EN ÜST BOYUTU: KİMYASAL SİLAH

Gözü dönmüşçesine sivil katliamları yaparak insanlık suçu işleyen işgalci Türk devleti Serêkaniyê’ye yönelik saldırılarında beyaz fosfor kullandı. Saldırıda yaralanan 13 yaşındaki Mihemed Hamid’in vücudundaki yaralar ve çığlıkları hafızalardan silinmezken Heyva Sor a Kurd, Mihemed’in vücudunda kimyasal silah izleri bulunduğunu doğrulamıştı.

Tüm bu vahşetle beraber Türk devleti ve çeteleri 11 gün boyunca tank, top ve savaş uçaklarıyla Serêkaniyê’ye vahşice saldırdı.

352 SİVİL KATLEDİLDİ

Cizre Bölgesi’nden halklar, işgalcilerin ablukasına alınan Serêkaniyê Hastanesi’ndeki yaralılar için işgal saldırılarına rağmen Serêkaniyê’ye girdi. Halkın ısrarı sonucu hastanedeki 30 yaralı ve 4 cenaze ablukadan çıkarıldı.

Ellerindeki tüm savaş argümanları ile işgal saldırılarında bulunan Türk devleti 17 Ekim günü kenti işgal etti. Heyva Sor a Kurd verilerine göre, Türk devletinin vahşi saldırılarında 352 sivil katledildi.

ZORUNLU GÖÇ VE DEMOGRAFİK YAPININ DEĞİŞTİRİLMESİ

Türk devleti, Serêkaniyê’ye yönelik işgal saldırılarıyla 50 bini aşkın sivili zorunlu göçe tabi tuttu. Göç eden, Kuzey ve Doğu Suriye’nin diğer merkezlerinde kapılarını açan halkın evlerine yerleşti. Ardından Özerk Yönetim, Til Temir ve Hesekê’de birçok okulu göçmenler için yaşam alanına çevirdi ve Waşokanî Kampı’nı kurdu. Waşokanî Kampı’nda nüfus 7 bine ulaşırken, Til Temir ve köylerine de 4 bini aşkın göçmen yerleşti. Uluslararası hiçbir insani yardım örgütünün destek sunmadığı göçmenlerin tüm ihtiyacı Özerk Yönetim tarafından karşılanıyor.

Kent halkını zorunlu göçe tabi tutan Türk devleti, Serêkaniyê’nin demografik yapısını değiştirmek için de harekete geçti. ANHA’nın bölgedeki kaynaklarından derlediği bilgilere göre, şu ana kadar çoğunluğu Sultan Murat ve Lîwa El-Şam isimli çete gruplarının aileleri olmak üzere Bin 500 çete ailesi Serêkaniyê’ye yerleştirildi. Bu çete aileleri, Serêkaniyê’nin Xerabat ve Hewarna mahallelerine yerleşti.

Çete aileler Serêkaniyê’ye yerleştirilmeye devam ediliyor. Kentte Türkleştirme faaliyetleri kapsamında Kürtçe sokak ve cadde isimleri Türkçe isimlerle değiştiriliyor. Ayrıca kentteki okul ve hastanelerin isimleri de değiştirildi.

OKULLAR ASKERİ ÜSSE DÖNÜŞTÜRÜLDÜ

Türk devletinin Serêkaniyê’ye yönelik işgal saldırılarında 24 okul direkt hedef alınarak kullanılmaz hale getirildi. Öte yandan Sultan Murat çeteleri 3 okulu askeri üsse dönüştürdü. İşgal saldırıları nedeniyle 23 bin 140 öğrenci eğitim hakkından mahrum bırakıldı. Okullarda ana dilde eğitim yasaklandı ve tek bir Türkçe bilen öğrenci bulunmamasına rağmen Türkçe eğitim zorunlu hale getirildi. Çete gruplarının işgali altındaki İdlib’deki öğretmenler Serêkaniyê’ye getirildi.

YENİ ALANLARIN İŞGALİ HEDEFLENİYOR

Türk devletinin “Güvenli bölge” adı altında gerçekleştirdiği işgal saldırılarında Suriye’nin en güvenli kentleri işgal edildi. Yine isim adı altında yeni bölgelerin işgali hedefleniyor. Türk devleti ve çeteleri, Til Temir ve Eyn Îsa’ya yönelik saldırılarını ağır silahlar ve bombardıman ile aralıksız bir şekilde sürdürüyor. Saldırılarda sivil halk ve yaşam alanları direkt hedef alınıyor. Bölge halkının işgal saldırılarına karşı direnişi devam ediyor.

ANHA


Diğer Haberler