Öcalan’ın avukatı Uysal: Tecrit devam ediyor

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın avukatı Newroz Uysal, Öcalan’ın görüşmede “40 günlük süre önemli” açıklamasına dikkat çekerek,  görüşmelerin sağlanması çözüme yaklaşım konusunda önemli, zira görüşmelerin engellenmesinin çözümsüzlükte ısrar anlamına geldiğini, söyledi.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 18 Haziran 2019 tarihinden itibaren avukatlarıyla görüşmesi yeniden engellenmeye başlandı. Newroz Uysal, Türk Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün Öcalan’la görüşmeye dair yaptığı “hukuki engel yok” açıklamasını hatırlatarak, “Açıklamanın politik olarak da cevabını bulması gerekir” şeklinde konuştu.

Öcalan’ın avukatlarından Newroz Uysal, müvekkillerine yönelik avukat görüş engelin nedenleri ve yarattığı sonuçlara dair ajansımıza konuştu.

‘İmralı’da hukuksuzluk esastır’

Newroz Uysal görüşmelerin engellenmesinin hukuki bir izahı olmadığını, yeniden uygulamaya konulan İmralı Tecrit Sistemi’nin hukuku değil aksine hukuksuzluğu esas aldığını, söyledi.

Uysal konuya ilişkin değerlendirmesinde: “Her dönemde olduğu gibi bu dönemde de görüşmelerin engellenmesinin gerekçesi hukukla değil, maalesef ancak siyasetle izah edilebilmektedir. Bu açıdan bizce görüşmelerin engellenmesinin gerekçesi bugüne kadar olduğu gibi keyfi ve siyasi tercihlerdir” dedi.

‘İmralı ada uygulamaları açısından yeni bir durum’

Açlık grevlerinin kritik bir aşamaya girdiği Nisan ayından bugüne kadar (Haziran ayında gerçekleştirilen 3 görüşme hariç) hiçbir görüş başvurusuna karşılık kendilerine yetkililer tarafından cevap verilmediğini belirten Uysal şöyle konuştu:

“Sadece görüşmelerin kabul edildiği başvurularımıza cevap verildi. Görüşme talebimizin kabul edilmediği hiçbir başvurumuza ne olumlu ne de olumsuz bir cevap verilmedi. Bu da İmralı ada uygulamaları açısından yeni bir durumdur. Daha önceleri başvurularımız gemi arızalı-hava muhalefeti gibi fiili durumlar veya OHAL süresi ve sonrasında da hakim kararları gibi nedenlerle geri çevriliyordu. Avukat görüşünü yasaklayan hakim kararı Nisan 2019’da kaldırılmıştı. Buna rağmen bir süredir görüşme talebimiz kabul edilmediği gibi, başvurularımıza cevap dahi verilmedi.”

Abdullah Öcalan’ın 2 Mayıs tarihli ilk avukat görüşmesinde 7 maddelik demokrasi deklarasyonu avukatları tarafından kamuoyuyla paylaşmıştı. Uysal, Öcalan’ın barış deklarasyonuna ilişkin ise, “Kürt meselesinin çözümü ve Ortadoğu’nun demokratikleşmesi açısından etkisini ve gücünü hep birlikte bir kez daha görme imkânına eriştik” tespitini yaptı.

‘Görüş engelleri çözümsüzlükte ısrardır’

İmralı’da gerçekleşen görüşmelerle birlikte toplumdaki karamsarlığın dağılmaya, insanların geleceğe umutla bakmaya başladığını belirten Uysal : “Sayın Öcalan ile görüşmelerin sağlanması çözüme yaklaşımda olumlu bir tablo ortaya çıkarırken, görüşmelerin engellenmesi de aynı şekilde çözümsüzlükte ısrar sonucunu doğuruyor” dedi.

‘Tecrit, siyasal açıdan büyük yıkıcı sonuçlar doğuruyor’

Uysal, Öcalan’la birkaç kez avukat ve aile görüşmesinin sağlanmasından İmralı Tecrit Sistemi’nin aşıldığı veya değiştiği sonucunun çıkarılamayacağına dikkat çekerek, İmralı tecrit sisteminin, Kürt sorunu ve benzer birçok siyasi soruna yaklaşımın en net ifadesi olduğunu, bu politikanın son dört yılda birçok yıkıcı sonucunun da net olarak ortaya çıktığını kaydetti.

Uysal: “Bu nedenle avukat görüşmelerinin sağlanıp sağlanmadığı ile birlikte, İmralı Tecrit Sistemi’nin aşılmasına da odaklanmak gerekmektedir. Avukat ve aile görüşmelerinin süreklileşmesi de mevcut hukuki hakların uygulanıp uygulanmadığının anlaşılması için temel göstergedir” dedi. 

‘İmralı Tecrit Sistemi halen yürürlükte’

Uysal, gelinen aşamada bu yaklaşım ve politikanın toplumun demokratik mücadelesi sonucu kısmen kırıldığını, İmralı’da Mayıs-Haziran aylarında gerçekleşen görüşmeleri ve bu görüşmeler neticesinde kamuoyuna yansıyan metinlerin de oldukça önemli olduğunu belirtti. Uysal, bu yaklaşımın demokratik hukuk kriterlerine dönüşeceğini söyleyebilmenin ise halen erken olduğunu söyledi.

İmralı Tecrit Sistemi’nin tüm yasa ve uygulamalarıyla halen yürürlükte olduğunu ifade eden Uysal, benzer veya daha ağır uygulamaların ise her zaman ihtimal dahilinde olduğunu öngörülmesi gerektiğini, söyledi.

‘Abdülhamit Gül’ün açıklaması politik açıdan cevabını bulmalı’

Abdülhamit Gül’ün görüşmenin devam etmesi önünde hukuksal engellerin olmadığına dair açıklamasını hatırlatan Uysal, Gül’ün ifade ettiği üzere görüşmenin engellenmesini gerektirecek hukuki bir karar olmadığına göre, görüşme başvurularının kabul edilmesi gerektiğini ifade etti.  Uysal: “Bu açıklamanın gereğinin yapılamıyor olmasının nedeni hukuki engel değil, politik engellerin olduğunu göstermektedir” dedi.

‘Görüşmeler Öcalan’ın fikirlerini, ifade edeceği bir zemini süreklileştirir’

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, açlık grevlerinin bitirilmesini istediği görüşmede, görüşme halinin devam edip etmeyeceğinin 30-40 günlük bir periyotta belli olacağını ifade etmişti. Uysal, bu takvimlendirmenin bir yönüyle yakın konjonktürel gündemle, diğer bir yönüyle de Öcalan’ın “İmralı duruşu” olarak ifade ettiği siyasal konumlanış ile ilgili olduğunu aktardı.

Uysal, İmralı duruşunun onurlu bir barış ve demokratik siyaset iradesini, rolünü ifade ettiğini belirterek şunları ekledi: “Bu duruş, Sayın Öcalan’ın İmralı’da gerçekleştirdiği her görüşmeye, temasa damgasını vurur. Dolayısıyla Sayın Öcalan açısından, avukat, aile vd. görüşme ilişkisinin sürmesi demek, İmralı duruşu doğrultusunda fikirlerini, girişimlerini ifade edeceği bir zeminin süreklileşmesi anlamına gelmektedir. Bu açıdan hem demokratik kamuoyuna hazırlıklı olma çağrısı hem de devlet rasyonalitesine dönük çözümcül yaklaşıma davet çağrılarında bulunmuştu.”

30-40 günlük süre bitti!

Uysal, Öcalan’ın verdiği sürenin bittiğine dikkat çekerek şunları söyledi: “Sayın Öcalan gerek kendisine yönelik yaklaşımların anlaşılması gerekse tartışmalarını yürüttüğü coğrafyanın tarihi ve kaderi ile ilgili sorunlara güncel ve yüzeysel yaklaşılmamasını önemsediği için 30-40 günlük sürelendirmenin bu hususların tümünü kapsadığı kanaatindeyiz. Bu süre belirtilen zaman itibariyle geçmiştir ve sergilenen yaklaşımın nasıl olacağını hep birlikte göreceğiz.”

ANHA


Diğer Haberler