​​​​​​​Öz savunma Kuzey ve Doğu Suriye toplumu için neden önemli?

Öz savunma Kuzey ve Doğu Suriye toplumu için tüm tehlikelere karşı en önemli ihtiyaç. Toplumun ve bireyin varoluşunu sürdürmesi için gerekli bu olgu etrafında iyi örgütlenmek, İkinci Dünya Savaşı enkazından güçlenerek çıkan bir Almanya ve 500 yıl boyunca hiçbir saldırıya maruz kalmayan bir İsviçre gerçeğini ortaya çıkarmıştı.

Kuzey ve Doğu Suriye’ye dönük dış saldırılarla birlikte bölge içinde de bölgesel ve küresel güçlere bağlı hücre yapılarının Özerk Yönetim ve QSD’yi hedef alan, bölge güvenliğini bozma amaçlı saldırılarına maruz kalıyor. Gözlemcilere göre bu kadar yoğun saldırılara maruz kalan bir toplumunu gelişimi için öz savunma en büyük ihtiyaç.

 ‘HER CANLI KENDİNİ KORUMALI’

Öz savunma, topluma dönük her türlü iç ve dış saldırıya karşı kendini savunması için en doğru yöntem olarak görülüyor. Toplumun kültür ve dil gibi varlık öğeleriyle birlikte kendini, topraklarını, yer altı ve üstü zenginliklerini ve doğal kaynaklarını koruması, en önemli unsur. 

Konuya ilişkin konuşan Demokratik Toplum Akademisi Eş Başkanı Aziz Ali, “Öz savunma, toplumun her bireyinde, her canlıda bulunan doğal bir özelliktir. Herkesin, her canlının bir öz savunma mekanizması vardır. Çünkü yaşamın temel gereksinimidir ve önemlidir” dedi.

 ‘DIŞ ETKENLERLE ARADAKİ İNCE ÇİZGİ’

Söz konusu savaşın sürekli yaşandığı bölgeler olunca öz savunma daha da elzem bir hal alıyor. Örneğin, yıllar süren savaşlar nedeniyle kan gölüne dönmüş Ortadoğu.

Aziz Ali, öz savunmanın önemine ilişkin devamla şunları belirtiyor: “Öz savunma, insan ve canlı doğası ile maruz kalınan etken arasındaki ince çizgidir. Öz savunma beraberinde toplumun ve kültürün korunmasını da getirir. Savunma mekanizmalarını yitiren toplumlar kaybolur ve kaderleri soykırım, sömürü ve yok oluştur. Fakat aksine savunma mekanizması oluşturmuş toplumlar ise özgürlüklerine, zafere, bağımsızlığa ve kurtuluşa erişir. Tüm bunların temel faktörü topluma ve kendini nasıl savunduğuna bağladır.”

MEVCUT TEHDİTLER VE KORUNMA

Kuzey ve Doğu Suriye bölgeleri, yıllar boyunca DAİŞ, El Nusra ve diğer çete örgütlerinin ve bölgesel güçlerin vahşi saldırılarına maruz kaldı.

Avrupa Kürt Araştırmaları Merkezi Direktörü Newaf Xelîl, bu konuda öz savunmaya ilişkin şunları belirtti: “Kürtler, son yüzyılda büyük tehditlerle yüz yüze. Bu yüzden Kürtler, kendi ülkelerinde istediği değişimi yaratamıyor ve kazanımlarını, toplumsal bir sözleşme ile koruyamıyor. 19 Temmuz Devrimi öncesi Kürtlerin maruz kaldığı tehdit ve tehlikelerin şekli farklıydı, mevcut dönemde farklı. Hepsinden önce Kürt toplumunun değerlerinin elinden alınması, dilinin yasaklanması ve inkar, imha politikalarının yarattığı tehditler vardı. Fakat şimdi halkı olarak kazanılmış kazanımlar var ve durum eskisine göre farklı. Bir yandan Baas rejimi, diğer yandan işgalci Türk devletinin aralıksız tehdit oluşturma durumu var. Tüm bunları göz önüne getirdiğimizde sorulması gereken asıl soru, toplumun nasıl örgütleneceğidir.”

Akademisyen Aziz Ali, aynı konuya şu yorumda bulunuyor: “Kuzey ve Doğu Suriye’ye dönük askeri, siyasi, diplomatik, kültürel ve ekonomik saldırılar gerçekleşiyor. Bu saldırılara karşı toplumun yapması gereken şey birlik olmak ve öz savunmasını gerçekleştirmektir. Öz savunma mekanizmasının birey, aile, mahalle ve kent düzeyinde oluşturulması ve toplumun enerjisinin bu yönlü kanalize edilmesi lazım. Çünkü bireysel ve örgütlenmemiş bir enerji, bu tür saldırılar karşısında yetersiz kalır.”

‘TOPLUM ÖZ GÜCÜNE GÜVENMELİ’

Kuzey ve Doğu Suriye toplumunun doğal özellik olan öz savunmadan uzaklaşması durumunda yok oluşunun yüksek bir ihtimal olabileceği tehlikesine dikkat çeken Aziz Ali, “Eğer bir toplum kendini korumaz ve birliğini oluşturmaz ise tüm yolları kapanır, yok oluşa sürüklenir” dedi.

Kuzey ve Doğu Suriye toplumunun, savunulmak için dış güçlerden medet ummaması gerektiğinin altını çizen Aziz Ali, “Böyle bir durum olması halinde toplum, dış güçlerin politikalarına göre yönlendirilmiş olur. Kuzey ve Doğu Suriye toplumu, dış güçlere bağlı olmadan kendini korumalı, öz gücüne ve kendi imkanlarına güvenmelidir. Kuzey ve Doğu Suriye’nin geleceği, kendi toplumunun elindedir. Kendini, bölgesini ve kültürünü ne kadar korur ise o kadar sonuç alır. Yoğun saldırılara maruz kalıp ağır darbeler almış olabiliriz. Fakat ne olursa olsun özgürlüğümü ve güvenliğimi sağlayana kadar direnmeliyiz” şeklinde konuştu.

İSVİÇRE VE ALMANYA ÖRNEKLERİ

Dünya toplumlarından öz savunma örnekleri paylaşan Avrupa Kürt Araştırmaları Merkezi Direktörü Newaf Xelîl, Almanya ve İsviçre’ye ilişkin şu bilgileri paylaştı: “Öz savunma konusunda İsviçre örneğini verecek olursak, sadece 9 bin askeri bulunan bir orduya sahip bir ülkeden bahsetmiş oluruz. Fakat halkın hepsi silah sahibidir. 500 yıl boyunca ne bir saldırıya maruz kalmıştır ne de toprakları işgal edilmiştir. Bu ülke turizm ile birlikte saat, çikolata ve silah üretimiyle meşhurdur. Hiçbir devlet İsviçre’ye saldıramamıştır.  

Bir diğer örnek de Almanya. Almanya birinci ve ikinci dünya savaşlarından mağlup ayrılmıştır. Kısa bir sürede ülkenin tamamı harabeye dönmüştür. Fakat toplumsal dayanışma, toplumun kendine ve öz gücüne olan güveni Almanya’yı dünyanın en büyük ekonomisi; Avrupa’nın ekonomik direği yapmıştır. Almanya savaş enkazından bu şekilde çıkmıştır. İsviçre de bu özellikleri sayesinde 500 yıl boyunca hiçbir saldırıya uğramamıştır.”

Akademisyen Aziz Ali de Kuzey ve Doğu Suriye toplumunun kendini, bölgesini ve kültürünü korumakta bir aşama kaydetmesi ve birliğini oluşturması durumunda büyük başarılara imza atabileceğini ve geleceğini inşa edebileceğini belirtiyor.

 (cj)

ANHA  


Diğer Haberler