Özerk Yönetim Türk devletinin verdiği insanî zararın bilançosunu açıkladı: 478 sivil katledildi

Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Sosyal Hizmetler Bürosu, işgalci Türk devleti ve çetelerinin saldırılarında 478 sivilin katledildiğini, 1070 sivilin de yaralandığını açıkladı.

Özerk Yönetim Sosyal Hizmetler Bürosu Eşbaşkanı Abdulqadir Miwehed, Qamişlo’daki Özerk Yönetim Dış İlişkiler Dairesi binasında Heyva Sor a Kurd temsilcileriyle beraber bugün düzenlediği basın toplantısında, Türk devleti ve çetelerinin 9 Ekim’de başlattığı Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik işgal saldırılarının bilançosu ve hak ihlallerine ilişkin raporu kamuoyuyla paylaştı.

Raporda şu detaylar yer aldı:

 “Türk devletinin Kuzey ve Doğu Suriye’ye saldırılarını başlattığı 9 Ekim’den bu yana insani bir kriz yaşanmakta, bununla beraber düşmanca saldırılar ve ihlaller artmıştır. Saldırılarda şehit düşen sivillerin sayısı 478’e, yaralananların sayısı ise 1070’e ulaşmıştır. Öte yandan yarısından fazlası Hesekê kentinde olmak üzere 300 bin sivil saldırı bölgelerinden göç etmiştir. Bunun yanında 810 okul saldırılardan dolayı kapanmış, 86 bin öğrenci eğitim hakkından mahrum kalmıştır.

SAĞLIK ALANINDAKİ BİLANÇO

Hastanelerin ve sağlık çalışanlarının doğrudan hedef alınmasından; tıbbi yardımların ulaşmasında yaşanan eksiklerden, sağlık arşivlerinin kaybolmasından ve doğrudan ya da dolaylı bir şekilde saldırılardan dolayı ortaya çıkan yoğun tıbbi ihtiyaçtan dolayı sağlık alanındaki hizmet çalışmaları büyük bir zarara uğramıştır. En nihayetinde sağlık ihtiyaçlarını cevap olabilme durumunda yüzde 40’lık bir düşüş yaşanmıştır.

500 BİNDEN FAZLA KİŞİ SUSUZ KALDI

İşgalcilerin doğrudan, bölgenin başlıca istasyonu olan Eluk Su İstasyonunu hedef alması ve M-4 karayolunu ulaşıma kapatması yurttaşların gıda, su ve yaşamsal ihtiyaçlarını giderme konusunda büyük bir problem oluşturmuş; Hesekê ve çevresinde 500 binden fazla kişi susuzluk ve buna bağlı kirli su kullanımının ortaya çıkardığı hastalıklarla yüz yüze kalmıştır.

GÖÇMENLERİN DURUMU

Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi’nin (OCHA) raporuna göre Kuzey ve Doğu Suriye bölgelerinde, Suriye’nin farklı yerlerinden gelen 710 bin göçmenin barındığı belirtilmiştir. Bölgeye yönelik insani yardımlar konusundaki ihmalkarlık ve yardım kuruluşlarının çalışmalarında süregelen zayıflıkla beraber, askeri saldırılardan dolayı artan göçmen sayısıyla beraber bölge alt yapısı ve toplum üzerinde büyük bir baskı oluştuğu ortaya çıkmıştır.

Sosyal hizmetler bürosu açıklamasında, bölgenin güvenlik açısından iki kısma ayrıldığını, bunlardan birinin DAİŞ işgalinden daha yeni kurtarılan ve halen yaralarını sarmaya çalışan Reqa ve Derazor gibi bölgeler olduğunu, diğeri ise normal yaşamını sürdüren ancak son saldırılarla birlikte göçmenlere ev sahipliği yapan bölge olduğu belirtilerek, bu bölgenin de mevcut durumda Derazor ve Reqa gibi bölgelerden daha zorlu koşullara maruz kılındığı, belirtildi.

‘TÜRK DEVLETİ VE REJİMİN SİYASETİ ULUSLARARASI ÖRGÜTLERİ ETKİLİYOR’

Açıklamada, bölgedeki örgüt ve kurumlardan gelen yardımların yetersiz olduğu ve imkanların kısıtlı olduğu belirtilerek, yardım gönderen uluslararası örgütlerin saldırıların başlamasıyla birlikte çalışanlarını geri çektiklerini ve birçok faaliyetlerini durdurdukları kaydedildi. Bu durumun güvenlik sorunlarına ve Türk devletinin baskılarını arttırmasına neden olduğu özellikle vurgulandı.

Açıklamanın devamında şunlar belirtildi;

“Bütün bunlarla birlikte BM ve bağlı kurumların desteği bütün çağrılara rağmen sınırlandırıldı. BM ve bağlı kurumların yardımları hükümetlerin koordinesine bağlıdır. Uluslararası kurumlar ve BM’nin rapor ve tavırları da kendilerine bağlı hükümetlerin yönlendirmesi sonucunda ortaya çıkıyor. Kuzey ve Doğu Suriye’nin durumunda Türk devletinin ve Suriye’nin Şam ve Antep’teki bürolarında olduğu gibi önemli rolleri var.

Sosyal Hizmetler Bürosu, 11 Ekim 2019’da Göç İdaresi’ne ve Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi’ne (OCHA) Mebruka ve Eyn İsa kamplarının boşaltılıp, göçmenlerin güvenli bölgelere gönderilmesi için bir dilekçe göndermiştir. Dilekçe Suriye hükümetinin kabul etmediği iddiasıyla reddedilmiştir. Bu nedenle göçmenler Mebruka Kampı’na gitmek zorunda kalmıştır. Eyn İsa Kampı’ndaki göçmenlerin nakledilmesine zaman kalmamış ve bir felaket yaşanmıştır.”

Açıklamada, Girê Spî, Serêkaniyê kamplarının kurulması ile Mehmudli kampının genişletilmesine müdahale edilerek BM’nin temsiliyeti reddedildiği, yine, 31.10.2019’da tarihli ve 529 sayılı Hesekê valiliğinin genelgesine göre göçmenlerin kampta karşılanmaması ve yeni kampların açılmasına yardımcı olunmaması gerektiği belirtildi.

Açıklamada Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi Başkanı  Mark Lowcock’ın BMGK’ya gönderdiği rapor eleştirilerek, Türk devletinin ihlallerinin kulak ardı edilmesi de kınandı.

14 Ekim 2019’da Sosyal Hizmetler Genel Sekreteri Mark Lukak tarafından Güvenlik Meclisi’ne gönderilen raporda birçok sorunlu maddenin olduğu belirtilerek şöyle devam edildi:

-BM Güvenlik Konseyi’nin aldığı 2165 numaralı karar doğrultusunda belirlenen bölgelere 30 bin araçlık yardımın ulaşması gerekirken Ekim ayında 900 araçlık yardım ulaşmıştır. Fakat Yeirûbiyê Sınır Kapısı, yardım araçlarının geçmesi için belirlenen sınır kapılarından biri olmasına rağmen Ekim ayında hiçbir araç bu kapıdan geçiş yapmamıştır.

-Raporda Türk devletine Elûk istasyonunu onardığı için teşekkür ediliyor, ancak aynı istasyonun 10 Ekim 2019’da Türk devleti tarafından saldırı görmezden geliniyor. Biz, BM’den istasyonun geç onarılma nedenlerini açıklamasını bekliyorduk. Diğer yandan temizlik maddeleri ve istasyon filtreleri halen Şam’dan gelmemiştir.

-Raporda, 200 bin göçmen ve 130 bin kişinin bölgesine dönüşünden bahsediyor. Aynı zamanda UNİCEF raporunda, 05.11 tarihinde 215 bin göçmenin ve 107 bin sivilin evlerine dönüşünden bahsediyor. Bu rakamlar Sayın Mark Lowcock başkanlığını yaptığı Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi’nin (OCHA) 31.11 tarihinde yayınladığı verilere dayanıyor.

-Özerk Yönetimin Eğitim Öğretim ve Göçmen İşleri ile ilgili büro ve komitelerinin verilerine göre, göçmenler için 27.11-31.11 tarihleri arasında yaklaşık 11 okul tahsis edilmiştir. Göçmen aile sayısı Reqa’da Bin 300, Hesekê ise Bin 60 aile olarak artış göstermiştir. Yine 60 bin göçmen Qamişlo, Kobanê ve Dirbêsiyê’ye geri döndükleri kaydedilmiştir. Bunun yanında 107 bin göçmenin evlerine geri dönmeleri için çalışmalar devam etmektedir.

Söz konusu raporlarda Türk devleti ve bağlı gruplarının elinde bulunan bölgelere göçmenlerin geri döndüğüne dair bir kayıt bulunmamaktadır. Hak ihlallerinin devam ettiği bu bölgelere sivillerin geri döndüğünü belirtmek gerçek dışıdır.

OCHA’nın yayınladığı rapor ilişkin verilerin doğruluğu ve yürütülen çalışmanın ciddiyetine ilişkin söz konusu dönen kişilerin kim olduğu ve nereden geldiği gibi sorular sorma hakkını kendimizde görüyoruz. Bununla beraber ortaya çıkan tablo, Türkiye’nin elindeki bölgelerde demografi değişimi yapacağı endişesini oluşturmaktadır.

Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Sosyal Hizmetler Bürosu olarak Suriye’deki insani durum konusunda aktif müdahil olan çevrelere, insani çalışmaların gerektirdiği ilkeleri esas alma, bağımsız ve objektif bir çalışma yürütmeye; siyasi çıkarları bir kenara koymaya ve hükümetlerin söz konusu rapor ve insani duruma cevap olma çalışmalarınız üzerinde oluşturmaya çalıştığı hegemonyayı reddetmeye çağırıyoruz.

Kuzey ve Doğu Suriye’deki insani kriz konusunda duyarlı davranan ülkelerin halkları ve hükümetlerinden, bölgedeki gerçekleri ortaya çıkarmalarını talep ediyoruz.

Uluslararası yardım örgütlerinin faaliyetlerine geri dönmesi, söz konusu insani krize karşı en büyük cevap olacağını belirtmekle beraber, saldırılar öncesi tüm uyarılarımıza rağmen halen uygun bir cevap alınmadığını da belirtiyoruz.”

ANHA


Diğer Haberler