Özgür Kürt basını hakikatin sesi olmaya devam ediyor

Kürt basının durumunu değerlendiren Kürdistan’ın dört parçasından gazeteciler, Kürt basının başından bu yana hakikatin ortaya çıkarılmasına için çabalarken,  saldırı ve baskıya maruz kaldığını söyledi.

Kürt Gazeteciler Günü’nün 121’inci yıldönümünde dört parça Kürdistan’daki gazetecilerle konuştuk.

Özgür Gazeteciler İnisiyatifi (İRA) Sözcüsü Hakkı Boltan, Kuzey Kürdistan’da ve Türkiye’de özgür basının durumunu değerlendirdi.

22 Nisan 1898’de Celaded Ali Bedirxan ailesi tarafından Mısır’ın başkenti Kahire’de ilk Kürt gazetesi ‘Kürdistan’ adıyla yayınlandı. Gazetenin yayınlandığı gün olan 22 Nisan, Kürt gazeteciler günü olarak kutlanıyor. Bu gazete sürgünde çıkarılmıştı. Kuzey Kürdistan ve Türkiye’de çıkarılan birçok gazete ve dergi kapatıldı. Son olarak 1992’de Welatê Me ve ardından Welat adıyla çıkarılan Azadiya Welat gazetesi 28 Ağustos 2016’da yasaklandı. İşgalci Türk devletinin Kürt medyasına yönelik saldırıları hala devam ediyor.

120 gazeteci katledildi

Sözlerine özgür basın şehitlerinin ve emekçilerinin Kürt gazeteciler gününü kutlayarak başlayan Hakkı Boltan, Kuzey Kürdistan ve Türkiye’de Kürt gazetecilerin defalarca saldırılara uğradığını, katledildiğini, işkenceye maruz kaldığını ve tutuklandığını söyledi. Kürt gazetecilerin büyük baskı altında yaşadığını dile getiren Boltan, “90’lı yıllardan bu yana gazeteciler vahşice katledildi. Şimdiye dek 162 gazeteci tutuklandı. 120’den fazla gazeteci katledildi” dedi.

Özgür basının hakikate dayandığını ifade eden Boltan, “Hakikatin ortaya çıkarılması Türk devletini öfkelendiriyor, gözü dönmüş bir şekilde gazetecilere saldırıyor. Türkiye gazetecilerin katletmeyi  ve özgür basını yok etmeyi hedefliyor, ancak verilen mücadele bu amaçlarını boşa çıkarıyor” diye konuştu.

Boltan Kürt basının Türkiye’de gazeteciliğe birçok etkisi olduğunu belirterek sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Türkiye’de gazetecilik iflas etmiş durumdadır. Türk gazeteciler utanarak Kürt basının direnişi olmasaydı, kimsenin Türkiye’de basından söz edemeyeceğini söylüyorlar. Kendileri Türk medyasının yüzde 95 Türk devletinin elinde olduğunu söylüyorlar. Medya bir devletin elindeyse medya olmaktan çıkar. Türkiye’de gazetecilik bitirilmiş, özgür basın da Türkiye’de gittikçe örgütleniyor. Birçok kişi gazeteciliği bırakmış, devlet için çalışıyor. Devlet para vereceğim benim için polislik ya da gazetecilik yapın deyince, hayır demiyorlar. Ama Kürdistan’da gazetecilik anlamaktır. Gazeteciler burada özgürlük ve özgür fikirlerin sunulması esasıyla hareket ediyor. Kürt basını Türkiye ve dünyada alternatif basını geliştirdi.”

‘Apê Mûsa’nın paradigmasından güç alıyoruz’

Boltan, Türk devletinin saldırılarına karşı Apê Mûsa’nın ‘Êdî Bes ê’ sözüyle direneceklerini belirterek, “Bu Êdî Bes ê paradigması tüm saldırılara karşı güç veriyor” dedi.

Ronahî TV sunucularından Xeznê Nêbî de, Kuzey ve Doğu Suriye’de gazeteciliği anlattı.

Rojavayê Kurdistanê’de Kürt basını Mîr Celadet Bedirxan’ın 26 Ekim 1931’de çıkardığı “Hawar” dergisiyle başlıyor. Dergi ilk Kürtçe yayınını ise 15 Mayıs 1932’de yapıyor. Hawar dergisi, Kürtçe basında ilk kez latin alfabesiyle yayın yapan dergi olma özelliği taşıyor. 57 sayı yayın yapan dergi 15 Ağustos 1943’te kapatılıyor. Bu tarihten sonra çıkarılan gazete ve dergilerin hepsi kapatılıyor. Devletlerin inkar politikası, Kürt basınının gizli bir şekilde faaliyet yürütmesine neden olur.

Xeznê, Kürt basının durumunun rejimin baskısı altındaki Kürt halkının yaşamıyla bağlantılı olduğunu dile getirerek, “Rojavayê Kurdistanê’de de gazetecilik uzun bir temele dayanıyor. Bu temel, gizli bir şekilde yürütülen çalışmalardı. Rejim, büyük bir baskı uyguluyordu. Rahatça haber yapılamıyor ya da görüntü çekilemiyordu. Ama baskı ne kadar arttıysa, hakikatleri ve yürütülen baskıyı açığa çıkarmak için güç ve inanç da arttı. Basın emekçileri uzman değillerdi, ihtiyaçlara göre başladılar. Basın emekçileri bilinç ve arayışla hareket ettiler. Birçok engel vardı ama bu engellerin hepsi bir güce dönüşüyordu” diye konuştu.

Savaş ve inşada Kürt basını

Rojava devrimiyle Kürt basının da geliştiğini söyleyen Xeznê, sözlerini şöyle sürdürdü: “Rojava’da iki hat birlikte yürüyor. Biri savaş diğeri de inşa. Bu nedenle de birçok engel çıkıyordu. Her ne kadar toplumun sesine ulaşmaya çalıştıysak da biraz uzaklaşma da oldu. Bu alanında uzman olmamakla bağlantılı. Toplumla daha da bütünleşmeli ve Rojava devriminin düzeyini daha çok ortaya çıkarmalıyız.

Rojavayê Kurdistanê’de Kürt basını devrimde büyük ve önemli bir rol oynadı. DAİŞ çetelerinin yenilgisi takip edildi. Savaşın takip edilmesinde Rizgar Deniz, Dilîşan Îbiş, Hogir Mihemed, Mustafa Mihemed gibi arkadaşlarımız şehit düştü.”

Rojava kadın devriminin kadın gazeteciliğine de etki ettiğini söyleyen Xeznê, “Kürt basının da savaş muhabirliği, kadınlar yoluyla çok gelişti. Rojava’da alanlarda savaşı en önde takip edenler kadınlardı. Rojavayê Kurdistanê’de dünyadaki ikinci kadın televizyonu olan Jin Tv, Jinnews, kadın dergileri çalışmalar yürütüyor. Kadın gazeteciliği çalışmaları ‘ayıp’, ‘günah’ kültürleri, gerici  zihniyetlere karşı çıkıyor. Rajîn, özgür kadın mücadelesinin bir örneğidir. Rojava basını, dışarısı için bir kaynak haline geldi. Rojavayê Kurdistanê’de hakikatleri duyuran özgür Kürt basınıdır” dedi.

Rojnwes ajansı Soranî servisi editörü Şîna Fayiq da Başûrê Kurdistan’da Kürt gazeteciliğini anlattı.

Cesanê Mağarası’da Kürt matbaası

Şîna Fayiq, Kürt basınının Başûrê Kurdistan’da başından beri aynı engellerle karşılaştığını belirterek, “Başûrê Kurdistan’da basin, 1920’de Süleymaniye’de Kürtçe çıkan Pêşketin gazetesiyle başladı. Gazete 1922’de kapatıldı. 1923’de İngilizler bir kez daha Süleymaniye’ye saldırınca Şex Mehmûdî Berzencî saldırılara karşı çıkıyor ve Cesanê Mağarası’nda matbaa kurarak Bangî gazetesinin yayınına başlıyor. Yaşanan siyasi değişimler anında Kürt basınına da etki ediyor. Mesela 1963’ten 1967’ye kadar siyasi değişimler nedeniyle gazete ve dergiler yayın yapamadı. Siyasi durumun Kürt basınına etkisi bugün hala devam ediyor” diye konuştu.

Kerkûk’te Rojnews yasak

Şîna Fayiq, Başûrê Kurdistan’da baskılar nedeniyle Kürt basının gelişemediğine dikkat çekerek, “Gazeteciler Irak hükümetinin baskısı altında çalışıyor. Bilgi toplama konusunda birçok engelle karşılaşıyorlar.Rojnews ajansı hala Kerkûk’te çalışamıyor. Bu da Irak’ın antidemokratikliğinin göstergesi” dedi.

2003’ten itibaren 470 gazeteci katledildi

Şîna Fayiq, gazetecilerin katledimesine karşı sessiz kalındığına dikkat çekerek şunları söyledi: “Irak ve Başûrê Kurdistan’da 2003’ten sonra Zerdeşt Osman, Kawa Germiyani, Wedat Hisen’in de aralarında bulunduğu 470 gazeteci katledildi. Gazetecilerin katledilmesi konusunda bir sessizlik var, hiçbir soruşturma açılmıyor. Cemal Kaşıkçı’nın katledilmesi tüm dünyanın gündemine girdi. Kürt basını iktidara karşı durduğu için her zaman hedef alınıyor.”

Rojhilatlı gazeteci Karwan Hewram, Rojhilatê Kurdistanê’de Kürt basının durumunu değerlendirdi.

Rojhilatê Kurdistanê’de Kürt basınının Mahabad Cumhuriyeti döneminde Kurdistan adlı dergiyle başladığını belirten Hewram, “Kurdistan dergisi 11 ay çıktı. Mahabad Cumhuriyeti’nin yıkılmasından sonra Kürt basını çalışmaları da durdu. İran rejimi Kürt basınını yasakladı, Fars basınını öne çıkardı. Kürtçe gazete, dergi ve kitaplar kaçak yollarla Rojhilat’a girdi. Fars ulus-devlet sistemi üzerine kurulan İran rejimi, Kürtçe dilini savunan ve rejime başkaldırılanlar ya göç etmek zorunda kalıyor ya da tutuklanıyorlardı.”

‘Medya İran istihbaratının elinde’

1979 devrimiyle Kürt basını için kimi imkanlar doğdu. Ancak 1979 darbesi tüm halklara ve gazetecilere yönelikti. O dönem Kürt medyasına büyük bir baskı uygulandı, matbaa kapatıldı. İran rejimi gazetecileri katletti, artık ajan basını başladı. Tüm media kuruluşları İran istihbaratının denetimine girdi. Birçok gazeteci ve siyasetçi Rojhilatê Kurdistanê’den çıkmak zorunda kaldı.

‘İran medyanın gelişmesini kendi ölümü olara görüyor’

Hewram, son iki yıl içerisinde bölgedeki gazetecilerin sosyal medya ve internet üzerinden bilgi paylaştığını söyledi ve şunları söyledi: “İran rejiminin bilgi paylaşımını engelleme çabası var. Son olarak İran rejimi twitter, Instagram gibi sosyal medya ağlarını kapattı. Bu yöntemlerle bölge halkını kandırıyorlar. İran rejimi Kürt basının gelişmesini kendi ölümü olarak görüor. Iran rejimi basın yoluyla toplumu parçalamak istiyor. Kürt gazeteciler bu zihiyete karşı dikkatli olmalı.”

ANHA   


Diğer Haberler