​​​​​​​Qamışlo’nun kadim çarşısı: Ezra

Taşlarla döşenmiş sokaklar, kerpiç yapılı dükkanlarıyla kente mistik bir hava veren, baharat kokularıyla baş döndüren Qamışlo’nun kadim ve Yahudi çarşısı; Ezra.

1926 yılında Toros demir yolları çalışmalarıyla Nusaybin’den koparılarak kurulan ve Kürtlerin yanı sıra Arap, Süryani ve Ermenilerin ortak bir yaşam sürdürdüğü kenttir Qamışlo. Ezra çarşısı ise, kentin kuruluşundan bugüne halkın en uğrak mekânlarından biri olmaya devam ediyor.

Kerpiçten yapılma dükkanlar ve taşlarla döşenmiş sokağa yayılan baharat kokuları mistik bir hava yayarken, ezra çarşısının kurulduğu günlerdeki orijinliğini koruduğunun da resmi oluyor. Batman’nın Beşiri ilçesinden olan ve Ermeni soykırımdan kaçarak Qamışlo kentine göç eden 74 yaşındaki Bedros Xugas Xugasiyan, Ezra çarşısında en eski esnaf olarak bir tarihe tanıklık etmiş.

Beşiri Ermenilerinden olan Bedros Xugas Xugasiyan’nın tanıklığı ile Ezra çarşısının hikâyesi şöyle;

EZRA ÇARŞISI VEYA EZRA SOKAĞI

Kaynak ustası olan babasının 16 yaşında iken kendisini okuldan alıp ticaret öğrenmesi amacıyla Ezra çarşısında dükkan kiraladığını söyleyen Bedros, “1961 yılında babam bana çarşıda bu dükkânı kiraladı. O dönemler dükkânlar çok ucuzdu. Geldiğimde Ezra buradaydı. Ve şuan bu çarşı Ezra ismiyle bilinir. Ezra Sokağı olarak da söylenir” dedi. “Türkiye ile Suriye arasında henüz sınırların kapalı olmadığı yıllarda Musullu olan ve Nusaybin’e göç eden Yahudi asıllı Ezra, eşeğine eşyalarını yükleyip Qamışlo’nun köylerine gelip Kürtçe de ‘Etar’ denen seyyar satıcılık yapardı” diyen Bedros: “Ezra’nın kendisi kına, bal, yağ, göz çekilen sürme gibi şeyler satardı” diyor.

‘EZRA KÜRTÇE KONUŞURDU’

“Qamışlo’nun nehir yatağı kamışlarla dolu olduğu için ismi öyle konmuş” diyen Bedros, “Daha sonra çarşı kurulmaya başlanır. Zivkera denen yere kadar dükkânlar vardı ve sonrası hepsi çöldü. Çevresinde de hepsi Yahudilerin eviydi. Ezra çarşısında o zamanlar birkaç Hristiyan esnaf da vardı. Fakat çoğu başta Yahudi’ydi” diye konuştu.

1961 yılında Ezra çarşısının esas sahipleri ve kurucuları olan Yahudilerin çoğunluğunun göç ettiğini söyleyen Bedros, şöyle devam ediyor: “Ben geldiğimde Ezra çarşıdaydı ve beni çağırıp konuşunca bile Kürtçe konuşurdu. Dükkânın önünde oturur önlüğünü beline bağlardı ve peştemalindeki paralarının tümü gümüştü. O dönemler her şey çok ucuzdu. Yağ ve bal 2 veya en fazla 3 kuruştu.”

İLK GÜNDEN BERİ DÜKKÂNIN İSMİ DEĞİŞMEDİ

Bedros,  Ezra’nın bölgede namı olduğunu ve herkesin kendisini tanıdığını belirterek, “Herkes çarşıya çıkacağı zaman bile ‘Ezra’nın yanına gideceğiz’ derlerdi. Şu ana kadar bile Ezra’nın bulunduğu dükkânın ismi Ezra’dır ve değiştirilmedi. Şimdiye kadar 3-4 kez satılmasına rağmen dükkânın arması yani tabelası değişmedi. Bedevi bir Arap bile köyden geldiğinde Ezra dükkânını sorduklarında direk adres verilmesi için bile kimse dükkânın ismini değiştirmedi” diyor.

1924-25 yıllarında Ezra’nın buraya geldiğini dile getiren Bedros, “Buradan da daha sonra göç ettiler ve kimse nereye gittiklerini dahi bilmiyor. Yahudilerin hepsi gitti. Çarşıda bulunan dükkânların mülk sahibi Yahudilerdir. Benim kendi kaldığım dükkân da bir Yahudi’ye aittir. Bir komisyon var ve her sene gelip kira kontratını yeniledikten sonra paralarını bankaya yatırıyorlar. Kime gittiğini bilmiyoruz” diyor.

‘KOMŞULUK KARDEŞLİK GİBİDİR’

“Ezra Çarşısında geçmişten beri Arap, Ermeni, Süryani ve Kürtler çalışıyor” diyen Bedros, “50 yılı aşkın bir süredir komşularımla, müşterilerimle ilişkilerim çok iyi. Komşuluk kardeşlik gibidir. Bir gün bile sesimi yükseltmiş değilim. Bir müşteri örneğin bir kına poşeti alıp birkaç gün sonra beğenmeyip geri getirince bile güler yüzle karşılıyoruz. Bakın komşularım arasında Kürdü de Süryani’si de var. Yanımdaki dükkânın sahibi ise Halepli bir Arap’tır” dedi.

Bedros günlük yaşamına ve işlerine ilişkin ise şöyle konuşuyor; “Günün neredeyse 15 saatini burada geçiriyorum. Sabahın 7’sinde gelip dükkânı açıyorum. Evde duramıyorum. Hatta koronavirüs nedeniyle sokağa çıkma yasağı olunca bile çarşıya gelip dükkânı açmadan sandalyemde otururdum. Yıllardır bu çarşıda olduğum için sıkılmıyorum. 74 yaşındayım dükkâna gelip birkaç ufak tefek şey satarak ilaç paramı çıkarıyorum. Benim dükkânımda iş yok ama çarşıda işler iyidir.”

Ezra çarşısında genelde baharatçılık, hırdavat ve son yıllarda birkaç döviz dükkânın açıldığını söyleyen Bedros; “Geçmişte döviz dükkânları yoktu ve zaten yasaktı. Geçmiş yıllarda biri yolun kenarına küçük bir tezgâh açıp altın alıp satar ve para bozarlardı” diye konuştu.

ANHA


Diğer Haberler