Rêdûr Xelîl: Onurlu bir yaşam için direnişimizi sonuna kadar sürdüreceğiz - YENİLENDİ

Uluslararası Koalisyon’un verdiği sözleri yerine getirmediğini ve işgal saldırılarının durdurulması için hiçbir pratik adım atmadığını belirten Rêdûr Xelîl, halklarını korumaya ve direnmeye devam edeceklerini vurguladı.

QSD Genel İlişkiler Sorumlusu Rêdûr Xelîl, Türk devletinin Kuzey ve Doğu Suriye’ye dönük işgal saldırılarına ilişkin basın toplantısı gerçekleştirdi.

Rêdûr Xelîl’in açıklaması şöyle:

“Demokratik Suriye Güçleri Genel Komutanlığı olarak, şehit düşen savaşçı ve halkımızın ailelerine başsağlığı dileklerimizi iletiyor ve yaralılara acil şifalar diliyoruz.

Hevrîn Xelef’in şehit edilmesi

Suriye Gelecek Partisi Genel Sekreteri Hevrîn Xelef’in M4 karayolu olarak bulunan Til Temir-Halep yolu üzerinde yapılan saldırıda şehit düştüğünü üzüntüyle duymuş bulunuyoruz. Bu saldırı, Türk devletinin asker, sivil ya da siyasetçi ayrımı yapmadan herkesi katlettiğinin bir göstergesidir. Tüm halkımıza, yoldaşımızın ailesi ve yoldaşlarına başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz.

‘Hiçbir zaman istemediğimiz saldırılar ile karşı karşıyayız’

Daha önce Cehbet El-Nusra ve DAİŞ gibi terör gruplarına karşı sergilediğimiz direnişte düzenli bir şekilde sizlerle bilgi paylaşımı yapıyorduk. Ancak bu sefer başka bir saldırı ile karşı karşıyayız. Ne yazık ki hiçbir zaman gerçekleşmesini istemediğimiz Türk devletinin işgal saldırıları ile karşı karşıyayız.

‘Bugün şehit düşenler tüm dünyayı terörden koruyanlardır’

DAİŞ terörüne karşı tüm güç ve irademizle direndik. Tüm dünya ve insanlık değerlerini koruduk ve sonucunda 11 bin şehit ve 22 bin yaralı gibi ağır bir bedel ödedik.

Bugün tüm dünyanın gözleri önünde şehit düşenler, DAİŞ’in sözde hilafetin başkenti ilan ettiği Reqa’yı özgürleştirenlerdir. Bugün dünyanın gözleri önünde şehit düşenler, Baxoz’u özgürleştirerek tüm dünyayı DAİŞ teröründen koruyanlardır.

‘Türkiye için tek bir gün bile tehdit oluşturmadık’

Kuzey ve Doğu Suriye, halklarımızın fedakar direnişiyle Suriye’nin en güvenli bölgesi oldu. Tek bir gün bile Türkiye için tehdit oluşturmadık ve Türkiye’ye doğru tek bir kurşun sıkmadık.

‘Mülteci ve göçmenlere evimizi açtık’

Kuzey ve Doğu Suriye halkları olarak Suriye’nin başka bölgelerinden yüzbinlerce göçmen başta olmak üzere Irak ve Şengal’den yüzbinlerce mülteciye evlerimizi açtık. Bu göçmen ve mülteciler ile yemeğimizi paylaştık ve asla Türkiye’nin yaptığı gibi bu mülteci ve göçmenler üzerinden bir şantaj uygulamadık, siyasi çıkarlarımıza alet etmedik.

‘DAİŞ’li tutuklular tüm dünya için tehdit’

Ağır savaş koşullarına rağmen halen bu mülteci ve göçmenleri koruyoruz. Ayrıca adeta her an patlamaya hazır bir bombaya dönüşen binlerce DAİŞ çetesi ve onbinlerce DAİŞ’li aileyi halen kamplarımızda tutuyoruz. Bu durum da tüm dünya için büyük bir tehdit oluşturuyor.

Türk devleti, dün DAİŞ’li çetelerin kaçmasına olanak sağlayabilmek için Qamişlo’da çetelerin tutulduğu cezaevini bombaladı. Türk devleti daha sonra Hesekê’de DAİŞ’li çetelerin tutulduğu cezaevine bombalı araç ile saldırıda bulundu. Tüm dünya, bu büyük tehlikeyi görmezden gelmeye devam etmektedir.

‘Müttefiklerimiz bizi sırtımızdan bıçakladı’

DAİŞ karşıtı mücadelemizde birçok müttefikimiz bulunuyordu. Toplumsal kültür ve ahlakımız gereği, her daim müttefiklerimize sadık olduk ve birlik içerisinde bulunduk.

Tüm uluslararası anlaşmalar, yasalar ve görevlerimizi yerine getirdik. Türkiye ile varılan anlaşmaların sonucu sınır hattındaki tüm mevzilerimizi kaldırdık ve müttefiklerimiz Türkiye’nin tehditlerine karşı bizlere garanti verdi. Ancak bu müttefiklerimiz, bizlere hiçbir bilgi verme gereği dahi duymadan zalimce bir karar ile güçlerini sınır hattından çektiler. Müttefiklerimizin bu tavrı, dostunu sırtından bıçaklamaktan başka bir şey değildir.

‘Saldırıları durduracak kararlar alınmalıdır’

Türkiye’nin barışçıl halkımıza dönük saldırıların kınanması ve siyasi tavır açıklamaları ile ekonomik yaptırım kararlarının devam ettiğini görüyoruz. Ancak bu açıklama ve kararlar, uzun süreçte etkili olsa da, acil ve yakın süreçte bir etkide bulunmayacaktır. Şu an için acil bir şekilde saldırıları durduracak bir karar alınmalıdır.

Aynı zamanda dost, şahsiyet, devlet ve hükümetlerin dürüst duygu ile siyasi ve manevi tavırlarını takdirle karşılıyoruz. Arap Birliği, Suudi Arabistan, Mısır, BAE ve tüm Arap Birliğine üye ülkelere teşekkürlerimizi iletiyoruz. Bu devletler, Kuzey ve Doğu Suriye’deki halkların ortak yaşam iradesine önem vermektedir.

‘Savaşçılarımız koalisyonun gözleri önünde şehit ediliyor’

Savaşçılarımız 4 yıldır Uluslararası Koalisyon güçlerini koruyor ve ortak hareket ediyor. Ancak bu savaşçılarımız şu an Uluslararası Koalisyon güçlerinin gözleri önünde savaş uçakları ile bombalanıyor ve şehit ediliyor.

‘İki cephe ile savaş halindeyiz’

Türkiye’nin saldırıları DAİŞ’in yeniden canlanmasını artık tehdit etmiyor çünkü DAİŞ Qamişlo ve Hesekê ile diğer bölgelerde yeniden canlanmış durumda. Şu an iki cephe ile savaş halindeyiz. Biri DAİŞ diğeri de Türk devletidir.

‘Sözlerini yerine getirsinler’

Müttefiklerimize, sorumluluklarını ve verdikleri sözleri bir an önce yerine getirme çağrısı yapıyoruz. Uluslararası Koalisyon’dan savaşçılarını savaş cephelerine göndermesini istemiyoruz. Söz verdikleri gibi Türk savaş uçaklarına hava sahasını kapatmalarını istiyoruz. Bunu da çok kolay bir şekilde yapabilirler.

‘Akrabalarımızı nasıl öldürebiliriz?’

İşgalci Türk devleti, savaşçılarımızın moralini bozmak için sivilleri direkt hedef alıyor. Bu sivil saldırıları sadece Kuzey ve Doğu Suriye sınırları içinde değil aynı zamanda Türkiye sınırları içinde de yaşanıyor ve Türkiye bu katliamlardan bizi sorumlu tutuyor. Bu mantık suçlamalar kabul edilemez. Sınırın her iki yakasındaki Kürt, Arap ve Süryanilerin akraba olduğunu herkes biliyor. Halkımızı ve akrabalarımızı nasıl öldürebiliriz?

Direnişçi halkımıza:

Kahramanca direnişlerinden ötürü teşekkür ediyoruz. Direnişin sonuna kadar savaşçılarınızın arkasında duracağınızı biliyoruz. Özgürlüğün sözünü veriyoruz ve bize dayatılan köleliği asla kabul etmiyoruz. Onurlu bir yaşam için kutsal direnişimizi sürdüreceğiz. Sizlere bir kez daha Kürt, Arap, Süryani ve Asuri birlikteliği çağrısı yapıyoruz.

Saha bilgileri:

Türk devletinin saldırıları 9 Ekim’den bu yana sürüyor. Savaş uçakları ve toplarla Kuzey ve Doğu Suriye’deki şehir ve köyleri hedef alan Türk devletinin saldırıları, Dicle’den Fırat’a (Dêrik, Tirbespiyê, Girkê Legê, Qamişlo, Amûde, Dirbesiyê, Serêkaniyê, Girê Spî, Kobanê ve Eyn Îsa) aralıksız devam ediyor.

Sonuç

Türk devletinin bombardımanı sonucu 100 binden fazla kişi göç etmek zorunda kaldı. Göç ettiği için dışarıda kalan binlerce sivil trajik bir durumda bulunuyor. Bu trajedinin yanı sıra 200 kişiden sivil Türk devletinin saldırıları sonucu şehit oldu. İçinde çocuk ve yaşlıların bulunduğu çok sayıda da yaralı var.

Türk devleti ve sözde Suriye Milli Ordusu’nun bölgeyi karadan işgal etme girişimleri de sürüyor. Özellikle Serêkaniyê ve Girê Spî’ye yönelen işgalcilere karşı QSD, tarihi bir direniş sergiliyor.

Destansı savaş veren 45 savaşçımız şehit oldu. Savaş tüm şiddetiyle devam ediyor.”

ANHA


Diğer Haberler