​​​​​​​Rehef Zilfo: Çalışmalarımızla Kürt kültürünü yaşatıyoruz

Hilala Zerin Kültür Sanat Merkezi bünyesinde olan Stêra Zerin grubunun kurucuları arasında yer alan Rehef Zilfo, “Burada sadece bağlama veya bir enstrüman öğrenmiyoruz. Bir halk olarak kendi kültürümüzü yok olmaktan koruyoruz” dedi.

Kuzey ve Doğu Suriye’de 2018’de kurulan Hilala Zêrin Kültür Sanat Hareketi, bünyesinde birçok tiyatro ve müzik grubu barındırıyor.  Hilala Zêrin Kültür Sanat Hareketi’nin bünyesinde çalışma yürüten Stêra Zêrîn kadın müzik grubunda yer alan Rehef Zilfo (18), genç yaşında hem müzik alanında hem de tiyatro alanında yer alıyor.

Henüz 8 yaşındayken annesiyle birlikte ezberlediği Kürtçe şarkılarla müziğe ilgi duymaya başlayan Rehef Zilfo, kendini müzik alanında geliştirmek için Amûdê’de bulunan Hûri Kültür Sanat Merkezi’ne gitmeye başlar. Kültür Sanat Merkezi’nde kurulan ilk özgün kadın grubu olan Şehit Delila Müzik Grubu’nda yer almaya başlayan Rehef Zilfo, 6 yıl Hûri Kültür Sanat Merkezi’nde çalışmalara katıldıktan sonra 2018 yılında Hilala Zêrin Kültür Sanat Merkezi’nde yerini alır.

Rehef Zilfo, sanata ilgisini ve Rojava Devrimi’nden sonra sanat alanında yapılan çalışmaları ajansımıza değerlendirdi.

‘2018’DE STÊRA ZÊRİN GRUBUNU KURDUK’

Kültür sanat merkezinde aldığı derslerin kendisine çok şey kattığını belirten Rehef Zilfo, “Farklı enstrümanlar çalma noktasında kendimi geliştiriyorum. Şu anda cümbüş, bağlama, ritim ve ney çalıyorum. Stêra Zêrîn grubu genç kadınlar tarafından 2018 yılında kuruldu. Biz genç kadınlar olarak müzik grubunda hem enstrümanlarımızı çalıyoruz hem de ezgilerimizi seslendiriyoruz. Bir yandan müzik üretiminde yerimizi alırken diğer yandan da eğitimlerimizi sürdürüyoruz” ifadelerini kullandı.

‘HEFTANİN DİRENİŞİ’NE YER VERDİK’

Stêra Zêrin Müzik Grubu olarak birçok etkinlikte ve festivalde yerlerini aldıklarını söyleyen Rehef Zilfo, müzik grubu ve diğer yürüttüğü çalışmaları şu şekilde yorumladı, “ Stêra Zêrîn Müzik Grubu olarak Heftanîn direnişine ilişkin ‘Heftanîn, mizgîniya min’ (Heftanîn, benim müjdem) adlı şarkıyı da seslendirerek klipini yayınladık. Müziğin yanı sıra ben aynı zamanda Tiyatro’da da yerimi alıyorum. Şu ana kadar Tiyatro Sarya Baran’ın sergilediği iki oyunda yerimi aldım. İlk olarak Diziya Baxçe (Bahçe Hırsızı) ve "Aştî Di Baskên Çûkê De Ye" (Barış Kuşun Kanadında) oyunlarında yerimi aldım. Yine Hebû Tune bû programında da hikâye anlatıcılığı görevini sürdürüyorum” dedi.

“ÜRETTİKÇE YORGUNLUĞUMUZ ORTADAN KALKIYOR”

Sanata olan bağlılığı nedeniyle hem müzik grubu hem de tiyatro grubunda yerini aldığını ifade eden Rehef Zilfo, “Tiyatro ve müzik çalışmalarını birbirinden ayrı ele almamak gerekiyor. Örnek olarak bir doktorum ve sanat ile uğraşıyorum bu biraz yorucu hatta kimi zamanda engelleyici de olabilir fakat tiyatro ve müzik birbirine yakın olan iki ayrı çalışma. Çalışmaların yoğunluğu beraberinde yorgunluk getirse de ürettikçe bu yorgunlukta ortadan kalkıyor” vurgusunu yaptı.

Rehef Zilfo aynı zamanda sanat çalışmalarından arta kalan saatlerinde üniversite sınavlarına hazırlanıyor. Disiplinli ve düzgün bir program ile çalışmalarını birlikte sürdürebildiğini söyleyen Rehef Zilfo, “Disiplinli ve yöntemli çalışma ile zamanlamanı iyi ayarlayınca bütün zorlukların üstesinden başarılı bir şekilde gelebilirsin. Benim için bu dönemde önceliğim müzik. Bu konuda kendimi geliştiriyorum” dedi.

‘ROJAVA’DA KADINLAR İLK KEZ MEY ÇALIYOR’

Bağlama, cümbüş, ritim ve mey enstrümanlarını çaldığını söyleyen Rehef Zilfo, “Rojava’da ilk defa kadınlar mey çalıyor. Bu da beni bu enstrümana daha fazla yakınlaştırdı. Ben mey ile sadece bir enstrüman çalmıyorum, aynı zamanda bir zihniyete karşı da mücadele veriyorum. Toplumda yer edinen algıyı yıkmak istiyorum” dedi.

‘Toplumda mey enstrümanını yalnızca erkekler çalabilir’ şeklinde bir algı olduğunu ancak kadınların çok başarılı bir şekilde mey çalabildiğini söyleyen Rehef Zilfo, “Ben mey çalmaya başladığımda herkes bu enstrümanı kadınların çalamayacağını nefes açısından zorlayıcı olduğunu söylüyordu. Doğrudur bu enstrüman güçlü bir diyafram ile çalınıyor. Bu enstrümanı bedenindeki güç ile çalıyorsun bir güç ve irade istiyor. Benim çalamayacağımı düşünenlere karşı bu enstrümanı çalmakta daha ısrarcı oldum. Bu enstrümana başladığımda en fazla zorluğu hoca bulma ve geliştirme konusunda yaşadım. Rojava’da nefesli enstrüman çalan sayısı oldukça az. Genelde keman, gitar, bağlama ve ritim enstrümanları rağbet görüyor. Ben de bütün bu tabuları yıkmak için mey eğitimini sürdürüyorum” aktarımında bulundu.

‘SANATLA TANIŞMAMDA ROJAVA DEVRİMİ’NİN ETKİSİ BÜYÜK’

Sanatla tanışmasında Rojava Devrimi’nin büyük etkisinin olduğunu söyleyen Rehef Zilfo, “Rojava devrimi gerçekleştiğinde 8 yaşındaydım. Devrim öncesinde sanat ile uğraşmıyordum. O zamanlar hem yaşım küçüktü hem de Esad rejiminin baskıları vardı. Evde annem bana Kürtçe şarkılar öğretiyordu. Küçük ama benim için çok değerli bir hikâye anlatmak istiyorum. O dönemlerde mikrofon yoktu. Annem, ben ufakken benim hayal gücümü geliştirmek için sürekli şarkı söylediğimi hayal etmemi istiyordu. Bana tarak veriyordu ve onu mikrofon olarak kullanmamı istiyordu. Annem sürekli bir izleyici olarak beni dinliyordu ve destekliyordu” dedi.

Rojava devrimi süreci öncesi Kürt halkının rejime ait kültür sanat merkezlerine gitmeyi tercih etmediğine dikkat çeken Rehef Zilfo, “Esad rejimine bağlı kültür sanat merkezlerinde halk asimile ediliyordu. Rejimin isteği doğrultusunda hareket etmen isteniyordu. Bir Kürdün o dönemde Kürtçe şarkı söylemesi veya tiyatro oynaması yasaktı. Kürt olarak kendi kültürüne göre yöresel kıyafetler giymen yasaktı” ifadelerini kullandı.

Rojava Devrimi’nden sonra Kuzey ve Doğu Suriye’de kültür ve sanat merkezilerinin açıldığını, gençlerin de bu çalışmalarda aktif olarak yer aldığını dile getiren Stêra Zêrin üyesi Rehef Zilfo, “Kültür Sanat Merkezleri’nde kültürümüzü, sanatımızı ve dilimizi savunuyoruz. Kürt kültürünü yok etme politikalarına karşı mücadele ediyoruz. Eğer Şam hükümetine bağlı kültür merkezlerine gitseydik özgürlüklerimizden yoksun olacaktık. Rojava Devrimi ile birlikte bütün halklar kendi dillerinde ve kültürlerinde yaşamlarını sürdürüyorlar. Örneğin; Arap halkları, yaşadığı bölgelerde kendi dillerinde ve kültürlerinde sanatlarını icra ediyorlar. Kendi tiyatrolarını dillerinde oynuyorlar. Bu konuda herhangi bir engelleme ile karşılaşmıyorlar. Süryani halkları keza aynı şekilde kendi kültürlerine uygun şekilde çalışmalarını yapıyorlar. Arap halkları kendi kültürlerini özgürce yaşatıyorlar. Kürtler, Araplar, Süryani halkları Özerk Yönetim bölgelerinde kendi kültürlerini yaşatmayı sürdürüyorlar” dedi.

“GENÇLER KENDİ KÜLTÜRLERİNE SAHİP ÇIKMALILAR”

Değerlendirmesinin sonunda ailelere çocukların kendi kültürlerini yaşatmaları için kültür merkezlerine yönlendirmesi çağrısı yapan Rehef Zilfo, “Ben misal bütün gücümü ailemden aldım. Ailem her konuda bana yardımcı oldu. Kültür sanat çalışmalarına katılmak isteyen çocuklarına engel olmasınlar. Biz burada sadece bağlama veya bir enstrüman öğrenmiyoruz aynı zamanda, kültürümüzü savunuyoruz. Biz bir halk olarak, bir ulus olarak kendi kültürümüzü yok olmaktan koruyoruz. Şarkılarımızı söylerken bile Kürt gırtlak yapısını kullanıyoruz. Yine sahneye çıktığımızda Kürt ulusal kıyafetlerimizi giyiyoruz. Kürtçe şarkılarımızı söylüyoruz kültürümüzü yaşatıyoruz. Halkımız Kültür Sanat çalışmalarına o kadar dar yaklaşmalılar. Gençler kapitalist sistemin etkisine çok çabuk girerek kültürlerinden oldukça uzaklaştılar. Gençler artık kendi hayallerini gerçekleştirmek için kapitalizmin etkisini kırarak kendi kültürlerine sahip çıkmalılar” dedi.

ANHA


Diğer Haberler