Rojava’da halkların temel gücü: Özsavunma -2

Ortadoğu eksenli üçüncü dünya savaşının yürütüldüğü Suriye’de, Kürtler yarattıkları özgürlükçü-demokratik sistemi her alanda geliştirerek Suriye’de yaşayan halklara bir kurtuluş modeli sunuyor.

Soykırım kıskacına alınan Kürtlerin Rojava’da gerçekleştirdiği devrim sadece kendileri için değil bölge ve dünya halkları için bir umut anlamını taşıyor.

Devrimin korunması sadece bir kesimin değil devrimin öznesi olan halkların ortak öz savunma sistemiyle mümkün olabilir. Bu nedenle Kuzey ve Doğu Suriye’de sadece demokratik sistemin bir boyutu olarak değil, her alandaki örgütlenmenin temel ilkesi öz savunmaya dayanıyor.

Soykırım kıskacındaki bir halk için öz savunmanın anlamı, kelimenin gerçek anlamıyla varlık-yokluk meselesiyle ilgilidir.

DAİŞ tüm dünyaya korku salıp şehirleri ele geçirirken ve katliamlar yaparken, Rojava Devrimi bu ilkeye dayalı bir biçimde varlığını koruyup savunduğu gibi tüm dünya halklarına da örnek olacak bir öz savunma sistemi geliştirdi. Bugün de işgalci Türk ordusuna karşı direnirken kendi öz savunma gücüne dayalı olarak direnmeye devam ediyor.

Peki adım adım halkların devrimine dönüşen Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin bir parçası olarak öz savunma sistemi nasıl işliyor?

QSD (Demokratik Suriye Güçleri)

Rojava Devrimi ile halkların kendini yönettiği Özerk Yönetim’in oluşması ve DAİŞ/El Nusra benzeri yapıların bölgeden adım adım temizlenmesi Kuzey ve Doğu Suriye’nin bütün alanlarında kendini hissettirdi.

Öz yönetim, öz savunma ve demokratik ulus paradigması eksenli demokratik sistemi benimseyen Arap, Kürt, Ermeni, Süryani, Türkmen ve bölgede yaşayan diğer halkların katılımıyla öz savunma sistemi sadece YPG-YPJ ile sınırlı kalmadı.

Bölgenin öz savunma güçlerinin katılmasıyla Ekim 2015’te Kuzey ve Doğu Suriye’nin öz savunmadaki çatı yapılanması Demokratik Suriye Güçleri (QSD) kuruldu.

Kuzey ve Doğu Suriye’deki halkların öz savunma güçlerinden oluşan QSD bünyesinde yer alan askeri güçler şöyle;

“YPG, YPJ, Süryani Askeri Meclisi, Ermeni Nubar Ozanyan Taburu, Ceyş'ül-Suvar, Burkan El Fırat, El Sanadid Güçleri, Liva Suvar El-Reqa, Şems El Şimal, Selçuk Tugayı, El Cezire Tugayı, Cephet El Ekrad, Minbic Askeri Meclisi, Bab Askeri Meclisi, Derazor Askeri Meclisi, Reqa Askeri Meclisi, Tebqa Askeri Meclisi, Girê Spî Askeri Meclisi, Sêrekaniyê Askeri Meclisi, Kobanê Askeri Meclisi, Qamişlo Askeri Meclisi, Hol Askeri Meclisi ve Xabur Savunma Güçleri.”

QSD’nin kuruluşuyla birlikte halkların ortak mücadelesi ile devrim yeni bir ivme kazandı.

Rojava Devrimi artık Kuzey ve Doğu Suriye devrimine dönüştü ve halkların mücadelesi ile Minbic, Tebqa, Reqa ve Derazor kentleri çetelerden temizlenerek özgürleştirildi.

Kuzey ve Doğu Suriye’nin öz savunmasını askeri alanda QSD bileşenleri sağlarken, Özerk Yönetim bünyesindeki alanlarda ise savunma ve güvenlik HPC/HPC-JIN ve İç Güvenlik Güçleri tarafından sağlanıyor.

HPC/HPC-JIN (Hêzên Parastina Cevherî)

Halkın varlığını, toprağını, kimliğini ve kültürünü savunmak için geliştirdiği bu sistem zaman içerisinde HPC/HPC-JIN ismiyle sistemleşti. Mezralarda, köylerde, mahallelerde, sokaklarda ve kentlerde halkın yoğun katılımıyla kurulan bu sistem devrimi ve kazanımlarını korumak için büyük fedakarlık örnekleri sergiledi.

2015 yılında Rimêlan'da gerçekleştirdiği konferansıyla bölgenin resmi ve toplumsal gücü olan HPC/HPC-JIN, şimdi de devrimi ve kazanımlarını korumak için faaliyet yürütmeye devam ediyor. "Örgütlü birey, örgütlü toplum" şiarıyla hareket eden HPC, Rojava'nın ardından Kuzey ve Doğu Suriye genelinde de büyük ilgi gördü ve halklar yoğun katılım gösterdi. Öz savunma görevini sadece belli yaş kategorisinde ya da belli cinsiyete bırakmıyorlar. Kadın, erkek, genç, yaşlı toplumun her kesimi öz savunma gücünün bir parçası olmuş durumda.

Kuzey ve Doğu Suriye’nin hemen hemen bütün kentlerinde, halk gönüllü olarak mahalle ve sokakları korumak için HPC bünyesinde yer alıyor.

İÇ GÜVENLİK GÜÇLERİ (ASAYİŞ)

Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetim bünyesinde iç güvenliği sağlamak için oluşturulan İç Güvenlik Güçleri birimleri, kentlerin öz savunmasını sağlıyor. Bünyesinde anti-terör birimleri de bulunuyor. Her alanda kadın-erkek eşitliğinin esas alındığı Özerk Yönetim sisteminde, kadın asayiş birimleri özgün örgütlenmesi ile İç Güvenlik Güçleri’nin güvenlik birimlerinde yerini alıyor.

Kadın yönelik şiddet ve suçlara ilişkin ihbarlara direk Kadın Asayiş Birimleri müdahale ediyor.

Süryani, Asuri, Ermeni ve Arap halkları ise kendi bölgelerinde kendi asayişleri ile Özerk Yönetim içinde yer alıyor.

Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi sistemi içinde askeri güçlerin bağlı olduğu yer ise Özerk Yönetim Savunma Komitesi.

Ancak devlet sistemindeki katı tek elden bir yapılanma söz konusu değil. Güçlerin temsil ettiği halk tabanına göre kendi içinde özgün özerk örgütlenmesi var. Örneğin Süryani, Ermeni, Arap ya da Kürt, her öz savunma gücü kendi temsil ettiği halkı tabanında özerk yapılanmasını oluşturuyor. Savunma Komitesi’ne ise askeri ve sivil temsiliyetiyle birlikte katılıyor.

ÖCALAN’IN ROJAVA DEVRİMİNE İLİŞKİN GÖRÜŞLERİ

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan Rojava Devrimi’ne ilişkin şu değerlendirmeyi ve halkın devrimi koruması için şu çağrıyı yapmıştı:

“Suriye’deki halkımızın, bugüne dek nasıl zorluklar içerisinde yaşadıkları bilinmektedir. Suriye Baas rejimi; insanlarımıza, halkımıza nefes aldırmadı. Ulusal, toplumsal, siyasal hiçbir hakları kabul edilmedi.

Kürdistan özgürlük hareketi, Suriye’de başlayan bu savaş ortamından yararlanarak, bu tarihi fırsatı, imkanı doğru değerlendirerek,  Rojava Özgürlük Devrimi’ni gerçekleştirdi. Bu çok tarihi bir durumdur. Başta Rojava Kürdistanı olmak üzere, Kürdistan’ın geneli için büyük, tarihi anlamda ve değerdedir.

Fakat Suriye’de, Ortadoğu’da savaş sürmektedir. Bu nedenle devrimin korunması, geliştirilmesi, büyütülmesi ve sürekliliğinin sağlanarak, güvence altına alınması gerekmektedir. Rojava’daki, Suriye’deki halkımızın, insanlarımızın; devrime tüm varlıklarıyla, tüm güçleriyle sahip çıkmaları gerekmektedir.

Savaş koşullarından, imkanlarından yararlanarak, Rojava Devrimi gerçekleştirildi. Bu devrime tüm Kürtlerin sonuna dek sahip çıkmaları, bunun için mücadele etmeleri ve savaşmaları gerekmektedir. İnsanlarımız, halkımız her türlü savaş zorluklarına direnerek ve tüm yaşamlarını savaşa göre örgütleyerek, düzenleyerek, savaşın gerçekliğine göre yaşamalılar.

Savaş yaşam tarzını geliştirmeliler. Buna, savaşan halk gerçeği diyorum. Savaşan halk gerçeği düzeyine gelinmezse, bu temelde toplumsal karakter kazanılamazsa varlıklarını korumak, sürdürmek mümkün olmayacaktır. Var olmak ve özgür yaşamak, ancak Savaşan halk gerçeği düzeyine gelirlerse mümkün olabilir, o zaman varlıklarını koruyarak özgür yaşayabilirler.

Bunun da kolay olmadığı, bilinmektedir. Kürtlerin, hepsinin bu devrime sahip çıkarak, bunun uğruna sonuna dek savaşmaları, mücadele etmeleri ve her türlü zorluğa rağmen, sahip çıkmaları gerekmektedir.”

ANHA


Diğer Haberler