Şahoz Hesen: Çözüm âdem-i merkeziyetçi demokratik bir sistemle sağlanır

PYD Eş Genel Başkanı Şahoz Hesen, “Âdem-i merkeziyetçi ve demokratik bir Suriye için çalışıyoruz. Burada gerçek bir özerk yönetim tecrübesi var. Herkes bu fedakârlıklara saygı göstermelidir.”

Demokratik Birlik Partisi (PYD) Eş Genel Başkanı Şahoz Hesen, Cenevre görüşmelerine ve Amûde kentinde düzenlenen DAİŞ konulu uluslararası foruma ilişkin Şarkul Avsat gazetesine değerlendirmelerde bulundu.

Şahoz Hesen'in Şarkul Avsat'a değerlendirmeleri şöyle:

-Birleşmiş Milletler (BM) Suriye Özel Temsilcisi Geir O. Pedersen’in, Suriye hükümeti ve muhalif 'Suriye Müzakere Yüksek Kurulu' ile yaptığı görüşmelerinin sonuçları hakkında değerlendirmeniz nedir?

Kuzeydoğu Suriye bileşenleri terörizme karşı savaştı ve DAİŞ'i hezimete uğrattı. Öte yandan söz konusu bileşenlerin siyasi sürece ve anayasa komitesi istişarelerine katılımı olmaksızın görüşmelerin başarısından söz edemeyiz. Uluslararası koalisyon ülkelerinin Suriye İçin ‘Küçük Grup’u, Suriye Demokratik Güçleri (QSD) ve özerk yönetim temsilcilerinin katılımını destekliyor. ABD ve Fransa başta olmak üzere uluslararası koalisyon ülkeleri arasındaki periyodik toplantılar aracılığıyla herkes, Kürtlerin müzakerelere katılımlarını gerekli görüyor. Ruslar, ilgili görüşmelerde Kürt temsilinin olmayışından ve onları dâhil etme gerekliliğinden bahsediyor. Ama bugüne kadar komiteye katılımımız yönünde herhangi bir resmi davet almadık ve bu kapsamda gerçek bir adım atılmadı.

-Katılımınıza kimler karşı çıkıyor?

Suriye Kürtlerinin bir anayasa komitesi oluşturulmasına yönelik diyaloglardan ve ilgili görüşmelerden dışlanması, milliyetçiliğe ve otoriter zihniyete dayanıyor. Türkiye ve Suriye rejimini kastediyorum. Ancak sürdürülebilir bir barışa ve tüm tarafları tatmin eden gerçek bir politik çözüme ulaşmak istiyorsak bu zihniyetin üstesinden gelmeliyiz. Çünkü asıl sorunun kaynağı budur. Kürtler tüm bileşenlerle birlikte bölgenin DAİŞ'ten temizlenmesi için savaştılar ve bugün özerk yönetim yoluyla gerçek bir demokratik model oluşturdular. Bu nedenle Suriye krizi ile ilgili bütün uluslararası görüşmelerde temsil edilmeleri gerekiyor.

-Suriye Demokratik Konseyi temsilcileri ve Suriye’deki muhalif isimler anayasayı görüşmek üzere Paris'te bir toplantı gerçekleştirdiler. Bununla birlikte Viyana'da, anayasa paketini görüşmek üzere ikinci bir toplantı yapılacak. Söz konusu toplantılar koalisyon ülkelerinin talebi üzerine mi gerçekleşti?

Paris toplantısı bu yıl ülke içerisinde düzenlenen toplantıların bir parçası olarak yapıldı. İki kez Eyn İsa’da bir kez de Kobanê’de muhalif partiler, hareketler ve liderler ile bir araya geldik. Daha geniş bir muhalif katılımın sağlanması amacıyla Batı ve Arap ülkelerinde bir dizi toplantı ve çalıştay yapacağız. Böylece ortak bir vizyon oluşturmaya ve siyasi katılımı genişletmeye çalışacağız. Paris çalıştayında anayasa, yönetim ve siyasi rejimin şekli üzerine tartışmalar yaptık. Muhalefet güçleri arasında Suriye'nin kuzeydoğusundaki özerk yönetim temsilcilerinin Cenevre ve anayasa komitesi istişarelerine katılımına yönelik genel bir eğilim var.

-Suriye Müzakere Yüksek Kurulu’ndan bu yönde bir davet aldınız mı?

Gerek katılım gerekse de aynı çatı altında çalışmaya yönelik olarak 'Müzakere Yüksek Kurulu’ndan resmi bir davet almadık. Ancak basın aracılığıyla MSD'nin katılımının gereğine ve müzakerelerin kapsamının genişletilmesine ilişkin bir eğilim olduğunu duyduk. Suriye diyaloğunu geliştirmenin kapısının aralandığını görüyoruz. Bu gerekli bir aşamadır.

Bu diyalogun ötekinin kabulüne ve ırk taassubundan uzak demokratik esaslara dayanması gerekiyor. Fakat bu noktada önemli gördüğüm bir şeye temas etmeme izin verin. Özellikle muhalefetin bir kısmı ile aramızda birtakım sorunlar var. Kürt kenti olan Efrîn’in hala bu muhalefete bağlı olan gruplar tarafından kontrol edildiği herkes tarafından bilinmektedir. Bu gruplar Türk ordusunun koruması altında hareket ediyor. Herhangi bir katılım durumundan veya diyalogdan bahsedilmeden önce güven artırıcı önlemlerin alınması ve Efrîn kentinin bölge halkına teslim edilmesi gerekiyor.

-Şam'la görüşmeleriniz ne durumda?

Hem rejim hem de istisnasız tüm muhalif taraflar ile müzakere ve diyaloglara açığız. Ancak rejim ile aramızda gerçek bir müzakere veya görüşme yok. Kısıtlı imkânlarımızla bölgemizi savunduk ve buraları DAİŞ terör örgütünden temizledik. Diyalog için hazırız. Âdem-i merkeziyetçi ve demokratik bir Suriye için çalışıyoruz. Burada gerçek bir özerk yönetim tecrübesi var. Herkes bu fedakârlıklara saygı göstermelidir. Ülkenin geleceği, gerçek gelişmelere dayanmalı, aksi halde sahadaki bazı gelişmeler, büyük ülkelerin basın açıklamaları veya küçük taktiksel değişiklikler üzerine bahis oynanmamalı. Politik çözüme yaklaşımımız demokratik esaslar üzerine inşayı temel alıyor. Bu stratejik bir mesele olmakla birlikte sürdürülebilir bir seçenektir. Diyalog, tüm sorunların üstesinden gelinmesini sağlayacaktır.

-Doğu Fırat bölgelerinin yarı bağımsız olarak kalması yönünde bir talebiniz var mı?

Suriye dosyası, uluslararası ve bölgesel müdahaleler nedeniyle daha karmaşık hale geldi. Astana süreci, Suriye savaşında çarpışan devletleri bir araya getiriyor. Her ülke bölgedeki birtakım savaşan unsurları ve tarafları destekliyor. Bir yandan Rusya ile Türkiye arasında, diğer yandan Türkiye ile İran arasında birtakım anlaşmazlıklar var. Bu durum, sahadaki gelişmelerin üzerine gölge düşürüyor. İdlib kentinde yaşananlar, söz konusu anlaşmazlıkların ve ortada gerçek bir çözümün yokluğunun en büyük delilidir.

Terörizmle mücadelede fedakârlık yapan ve binlerce kurban veren halkımızın kazanımlarını koruyacak ve öz yönetim modelini geliştirmeye çalışacağız. Herhangi bir siyasi süreç, bölgenin ve bölgenin askeri kuvvetlerinin özgünlüğünü dikkate almalıdır.

-Özerk yönetim, Avrupa’dan ve Batı’dan gelen heyetleri karşıladı. Amuda kentinde DAİŞ konulu uluslararası bir forum düzenlendi. Burada özerk yönetim deneyimini meşrulaştırmaya yönelik uluslararası bir eğilimin bulunduğundan söz edebilir miyiz?

Bazı ülkeler özerk yönetim deneyimini meşrulaştırmak ve tanımak için bölgemize geldiler. Diğer bazı ülkeler ise burada tutuklu bulunan örgüt unsurlarının ailelerinden olan kadınları ve çocukları iade amaçlı geldi. Bizi yakın zamanda ziyaret etmiş olan devletlerin çoğu, DAİŞ karşıtı uluslararası koalisyonun bir üyesidir.

Birçok ülke örgüt unsurlarının ailelerinin akıbetinin ne olacağını ayrıntılı bir şekilde tartıştı. Terör suçlarıyla ilgili uluslararası bir mahkemenin kurulması konusunda özerk yönetim temsilcileri ile görüşmelerde bulunuldu. Uluslararası forumda ön plana çıkan meselelerden biri buydu. Bu unsurlar farklı milletlere mensuplar ve bu devletlerin vatandaşlarına karşı ahlaki yükümlülükleri var. Onlardan uygun hapishaneler ve gözaltı merkezleri oluşturmaya yönelik çalışmalar yapmalarını ve yeniden inşa sürecine katkıda bulunmalarını talep ettik.

-QSD nezdinde tutuklu bulunan terör unsurlarının ve onların kuzeydoğu Suriye'deki kamplardan yaşayan ailelerinin akıbeti ne olacak?

Hapishanelerde terör örgütüne mensup yüzlerce yabancı savaşçı bulunuyor. Sayıları binleri bulan aile üyeleri ile birlikte yönetim için ağır bir yük oluşturuyorlar. Koalisyon ülkelerine sorumluluklarını yerine getirmeleri ve vatandaşlarını kendi topraklarında yargılamaları çağrısında bulunduk. Ülkelerin çoğu bu konuda tereddüt etti ve özel uluslararası bir mahkemenin kurulmasını talep etti.


Diğer Haberler