​​​​​​​Salgını bölgeye yayma girişimlerine karşı Özerk Yönetim’in başarısı

Koronavirüs salgınının tüm dünyayı etkisi altına almasıyla birlikte Özerk Yönetim karşıtı tüm güçlerin virüsü bölgede yayma çabalarına karşı verilen mücadele, tahmin edildiğinden de olumlu bir sonuçla nasıl başarılı oldu?

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Koronavirüs’le mücadele için bütün ülkelere yardımlar gönderirken Kuzey ve Doğu Suriye’ye hiçbir destek sağlamadı. Bununla beraber Rusya ve Çin, Suriye’de açık kalması gereken sınır kapıları listesinde bulunan Til Koçer (El Yarubiye) Sınır Kapısı’nın kapatılması yönünde aldığı karar, Özerk Yönetim’in salgınla mücadelesine olumsuz etki yaratmıştı. Fakat kısıtlı imkanlara ve salgına karşı kullanılabilecek argümanların azlığına rağmen bölgede virüse karşı verilen mücadele beklenenin de üzerinde bir başarıyla sonuçlandı ve mücadele devam ediyor.

ÖZERK YÖNETİM’İN ALDIĞI KARARLAR VE ÖNLEMLER

Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Sağlık Komitesi, bölgede olası Koronavirüs vakaları için Til Koçer Sınır Kapısı’nın açılması çağrısında bulundu. Uluslararası birçok sağlık ve hukuk kuruluşu da kapının açılması çağrıları yaptı fakat bu çağrılar sonuçsuz kaldı. Sürekli saldırılara maruz kalan Kuzey ve Doğu Suriye’deki sağlık altyapısı bölge için olumsuz sonuçların doğabileceğini işaret ediyordu.

Durumun farkında olan Özerk Yönetim, sağlık altyapısının yetersizliğinin yanı sıra bölgede virüsle mücadelede kullanılacak gereçlerde yaşanan sıkıntıyı da iyi bildiği için bir dizi yoğun tedbiri hayata geçirdi.

Bu kapsamda 27 Şubat’ta bölgenin Güney Kürdistan ile bağlantı noktası olan Sêmalka Sınır Kapısı giriş-çıkışlara kapatıldı. Suriye hükümeti kontrolündeki bölgelerde Koronavirüs vakalarının da ortaya çıkmasıyla bu kez bu bölgelerle olan sınır kapıları kapatıldı. Ayrıca Türk devletinin işgal ettiği bölgelerden Özerk Yönetim bölgelerine virüs taşıyan kişilerin geçirilme ihtimaline karşı da denetimler de sıkılaştırıldı.

Bölge içinde ise virüse karşı ilk radikal karar okul ve üniversitelerin faaliyetleri ile ibadethanelerde toplu ibadetlere ara verilmesi oldu. Halk belediyeleri de Sağlık Komitesi’nin perspektifleri ışığında bütün kamu binaları ve alanlarda dezenfektasyon çalışması yaptı. Bu tedbirler bölgede salgının olası yayılımına karşı alınan en önemli tedbirlerdi.

SOKAĞA ÇIKMA YASAĞI

Virüs gerçeğine toplumsal yaşamın örgütlenmesi gerektiği için Özerk Yönetim de tedbirlerini bu duruma göre genişletti ve sıkılaştırdı. Bu kapsamda ilk olarak 23 Mart’ta 15 günlük sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Durumun seyrine göre 7 Nisan’da ikinci bir karar daha alınarak yasak 21 Nisan’a kadar uzatıldı. Bu süreçte hasat mevsimi hazırlıklarının başlaması üzerine Özerk Yönetim, biçerdöver sahipleri ve çiftçilere, belirli tedbirlerle yasaktan mahrum hakkı tanıdı.

Bu sürenin ardından virüsle mücadelenin seyrini değerlendiren Özerk Yönetim, sokağa çıkma yasağında bazı hafifletmeler yaparak 22 Nisan’dan 1 Mayıs’a kadar süreyi uzattı. Bu süreçte döviz büroları ve bazı işletmelerin belirli saatler açık tutulmasına olanak verildi.

Ardından 2-11 Mayıs tarihlerini kapsayacak şekilde bir dizi yeni tedbirle yasak kararına devam edildi. Bu süreçte çarşılar ve dükkanların belli saatlerde açık kalmasına izin verilirken yurttaşlara maske ve eldiven takma şartı getirildi.

Tüm bu süreçlerde kalabalık oluşturacak bütün toplantı, gösteri ve faaliyetlere belirli bir katılımla izin verildi. 

SINIR KAPILARI

Cizre Bölgesi Sağlık Komitesi Eş Başkanı Menal Mihemed, Koronavirüs tedbirleri kapsamında sınır kapılarında alınan önlemlere ilişkin şunları söyledi: “Pandemi’nin ortaya çıkmasıyla birlikte Güney Kürdistan, Türkiye ve Lübnan ile olan sınırlar kapatıldı. Sınır kapılarından geçen olursa da kontrol altında geçirildi ve 14 gün karantinada tutuldu. Bununla birlikte Covid-19 kaynaklı olası ölümler için mezarlıklar da belirlenmişti.”

İNSANLIĞA ARMAĞAN EDİLEN TEST KİTİ ÇALIŞMALARI

Kuzey ve Doğu Suriye Sağlık Komitesi, tüm bu tedbirlerin yanında virüsle mücadelenin en önemli öğesi olan erken teşhis için çalışmalarını da sürdürdü. Bu kapsamda İsveçli bir araştırma şirketi ile yürütülen ortak bilimsel çalışmaların ürünü olarak, 30 saniyede sonuç veren test kiti geliştirildi. Geliştirilen bu kit uluslararası standart ölçütü olan ISO belgesi de aldı.

2 VAKA TESPİT EDİLDİ

Özerk Yönetim Sağlık Komitesi 29 Nisan’da, Hesekê’de bir çiftte virüs tespit edildiğini açıkladı. Hemen harekete geçen komite, kadını Qamişlo’daki Watanî Hastanesi’nde, eşini ise Hesekê’deki evinde karantinaya aldı. Bununla birlikte çiftin evlerinin bulunduğu El Amran mahallesi de karantinaya alındı. Bu süreç iki vakanın da hastalığı atlatmasıyla son buldu.

VİRÜSÜ YAYMA GİRİŞİMİ: WHO VAKA BİLGİSİ VERMEDİ

Menal Mihemed, 2 vakanın dışında bölgeye ayrı bir vakanın daha zorla sevk edildiğini şu sözlerle hatırlattı: “22 Mart’ta bir yurttaş Covid-19’a yakalanmıştı. Bu kişi 2 Nisan’da Suriye rejiminin kontrolündeki Watanî Hastanesi’nde yaşamını yitirdi. WHO bu vakayı gizledi ve 16 Nisan’a kadar haber vermedi.”

TÜRK DEVLETİ SU KESTİ, HASTALARI BÖLGEYE GEÇİRDİ

Virüsün ortaya çıkmasıyla Özerk Yönetim’e düşman taraflar için yeni bir saldırı silahı da ortaya çıkmıştı. İşgalci Türk devleti hem virüs taşıyan kişileri bölgeye geçirmeye çalıştı hem de Hesekê Kantonu’na su sağlayan Elok Su İstasyonu’nun faaliyetini durdurdu. Türk devletinin çok yönlü insani felaket çıkarma girişimi, Özerk Yönetim’in yoğun çabalarıyla boşa çıkarıldı.

Bununla birlikte Suriye hükümeti de Qamişlo havaalanına yolcu yasağı getirmedi ve virüs taşıyabilecek kişilerin bölgeye giriş yapmasına olanak vererek salgına davetiye çıkardı. Virüsle mücadelede Özerk Yönetim’e destek olmayan Suriye hükümeti, havaalanına giriş yapan kişilerin kontrolden geçirilmesine de engel oldu.

Suriye hükümetinin uygulamalarına karşı aldıkları tedbirler ile virüsle mücadeleyi sürdürdüklerini kaydeden Menal Mihemed virüs tehlikesinin halen sürdüğünü belirterek, “Koronavirüs tehlikesi devam ediyor. Bizim de önlemlerimiz sürüyor. Bölgeye giren kişileri testten geçiriyoruz. Aşı veya ilaç bulunmadığı müddetçe virüs yok olmayacaktır ve insanlık üzerinde tehlike oluşturmaya devam edecektir. Bu yüzden tedbirlerimiz süreklilik halinde uygulanacaktır” dedi.

WHO’NUN İHMALKARLIĞI

Virüsün küresel bir kriz haline gelmesiyle birlikte bütün dünyada tıbbi ihtiyaç sıkıntısı baş gösterdi. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ise Suriye hükümetine ve hatta İdlib’deki çete gruplarına tıbbi yardım gönderirken Kuzey ve Doğu Suriye’ye hiçbir yardımda bulunmadı; 5 milyon insanın yaşadığı bölge için verdiği sözleri yerine getirmedi.

Türk devleti ve Suriye hükümetinin bölgeye yoğun ambargo uyguladığını söyleyen Menal Mihemed, aynı durumun Güney Kürdistan’dan tarafından da aralıklarla yaşandığını, bölgeye yardımların giriş kapısı olan Til Koçer Sınır Kapısı’nın ise siyasi kararlar doğrultusunda kapatıldığını hatırlattı.

GÜNEY KÜRDİSTAN’DAN GELEN PCR CİHAZLARI

Menal Mihemed, bu süreçte yalnızca Güney Kürdistan’dan virüsün tespit edilmesi için kullanılan PCR cihazlarının geldiğini belirterek, “Uluslararası koalisyon ve WHO da dahil kimse yardım sözlerini yerine getirmedi. Bölgeye gönderilecek yardımlar kolay yollarla ulaştırılabilirdi ama kimse sözünde durmadı” diye konuştu.

2 VAKA DA İYİLEŞTİ, HASTA YOK

Cizre Bölgesi Sağlık Komitesi Eş Başkanı Menal Mihemed, Kuzey ve Doğu Suriye’de tespit edilen 2 vakanın da iyileştiğini ve bu vakaların dışında herhangi bir kişide virüse rastlanmadığını doğruladı.

Bölgeye yönelik tüm saldırılar, ambargolara ve virüsü bölgeye transfer etmek için yapılan tüm girişimlere rağmen Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi, belediyelerden sağlık kurumlarına, İç Güvenlik Güçleri’nden komünlere kadar gösterdiği dayanışma ve mücadele ile tüm dünyayı etkisi altına alan Koronavirüs salgınına karşı durmayı başardı. Sürecin aynı başarıyla devam ettirilmesi için ise mücadele tüm hızıyla sürüyor.

(cj)

ANHA


Diğer Haberler