Şengal katliamı tanığı: Acılarından çıkaracağımız sonuç kardeşçe yaşamak olmalı

DAİŞ çetelerinin Şengal’e saldırarak Êzidî Kürtlere dönük gerçekleştirdiği katliamın üzerinden 6 yıl geçerken, yaşanan acılara tanıklık eden Hisni Edo, “Yaşanan tüm acılardan çıkaracağımız sonuç, birbirimize destek olmak, kardeşçe yaşamak ve tek yürek olmak olmalı. Ancak birlik ve beraberlikle katliamlara karşı direnebiliriz” dedi.

DAİŞ çetelerinin 3 Ağustos 2014 tarihinde Êzidî Kürtlerin kutsal mekanı ve sığınağı olan Şengal'e saldırmasının üzerinden 6 yıl geçti. DAİŞ'in Şengal saldırısını “74. Ferman” olarak adlandıran Êzidî Kürtler, bir kez daha insanlık tarihinin şahit olduğu en büyük katliamla karşı karşıya kaldı.

Binlerce Êzidî Kürt katledilirken, 6 binin üzerinde kadın ve çocuk ise DAİŞ çeteleri tarafından esir alındı. 400 binin üzerinde Êzidî Kürt soykırımdan kurtulabilmek için evlerini terk etmek zorunda kaldı. Yüzbinlerce kişi ise, 12 kişilik PKK grubunun direnişiyle Şengal Dağı’na sığınarak katliamdan kurtarıldı. Aradan yıllar geçmesine rağmen hala yüzlerce kadın ve çocuk DAİŞ çetelerinin esaretinden kurtarılmaya bekliyor.

Şengal’de Êzidî Kürtler için yeni bir milat olan “74. Ferman’a” tanıklık edenler kaybettikleri ve acılarıyla yaşama tutunmaya çalışıyor. DAİŞ’in saldırıları sırasında ailesi ile Guhbel köyünde yaşayan Edo Hisni, yaşadıklarını anlatabilecek kelimeler bulamakta zorlanıyor.  Hisni, “Topraklarımı terk etmek istemiyordum. Birlikte kardeşçe yaşıyorduk” diyerek yaşadıklarını özetliyor.

‘DAİŞ’E KARŞI DİRENDİK’

DAİŞ’in gelişiyle Şengal’de yaşayan herkesin katliamdan kurtulabilmek kaçtığını söyleyen Hisni, “Eşi dostu olan herkes birbirinin yardımına koşuyordu. Herkes kurtulmak için çırpınıyordu. Fakat kendilerini kurtarabilecek imkanı ve kimsesi olmayanlar ise Şengal Dağı’na sığındı” dedi.

DAİŞ çetelerinin saldırısına karşı gençlerin ellerine silah alıp direndiklerini de söyleyen Hisni,“Gir Zerik, Tilizer, Sîba Şêx Xidir gibi yerler tüm gücüyle son mermilerine kadar DAİŞ’e karşı direndiler. Cephaneleri bitince de Şengal dağlarına sığındılar” şeklinde ifade etti.

‘KDP KAÇTI HPG YARDIMA KOŞTU’

DAİŞ’in saldırısı sırasında KDP’nin  kaçtığını HPG’nin yardımlarına koştuğunu hatırlatan Hisni, şunları dile getirdi: “Şengal’den, dağın batısına giden Sinûnê ve Dugirê yolunu tutan gerillalar DAİŞ çetelerinin dağı ele geçirmesine müsaade etmedi. Gerillanın direnişinden moral alan Êzidî gençleri de DAİŞ saldırılarına karşı HPG savaşçıları ile birlikte direnişe geçti. 4-5 gün boyunca yiyecek ve su olmadan DAİŞ çetelerinin saldırılarına karşı direnen 9 kişilik gerilla grubuna saldırının 3’üncü gününde YPG/YPJ ve 2 tabur HPG savaşçısı da desteğe geldi.”

‘KAÇIP KURTARIN KENDİNİZİ’

DAİŞ’in saldırılarıyla tüm ailelerin, dostların, komşuların birbirinden koparıldığını söyleyen Hisni, yaşadıkları korku dolu anları şu şekilde ifade etti: “Çevremizdeki tüm aile ve komşularımız kurtulmak için kaçmak zorunda kaldı. Uzun bir süre evimi ve yurdumu terk etmeyeceğim dedim. Saldırılar artıkça katliam haberleri geliyordu. Günlerce uykusuz ve kaygılı olarak bekliyorduk. Neler yaşandığını ve köyümüze ne zaman saldıracaklarını bilmiyorduk. Ama yine de topraklarımızı terk etmek istemiyorduk. Bir gece bir araç konvoyu köyümüze geldi. Çevre köylerden insanlar saldırılardan kaçmaya çalışıyordu. Durumu öğrenmek için konvoyu durduk. İnsanlar büyük bir korku içindeydiler. DAİŞ’in Xirane köyüne girdiğini ve başka bir yol olmadığını kaçıp kendimizi kurtarmamızı söylediler”

‘TEK ÇARE KÖYLERİMİZİ TERK ETMEKTİ’

Hisni, saldırılardan kurtulabilmek için tek çarelerinin köylerini terk etmek olduğunu söyleyerek, konvoyun köyden geçtiği gece yola çıktıklarını ve sonrasında yaşananları şu şekilde anlatmaya devam etti: “O gece yola çıkarak Arap köylerine yakın bir yerde akrabamızın yanına gittik. Sabahın erken saatlerinde ailenin bir kısmını daha uzak yerlere gönderdik. Ben, 2 kardeşim ve bir yeğenimle geride kalan kardeşimin aile fertlerini de kurtarmak için kaldık. Öğleye doğru DAİŞ’in o Arap köyüne geldiğini gördük. Oradan uzaklaşmak için arabaya atladık. Nereye gittiğimizi bilmeden arabamızı sürdük sadece. Yolumuzu kaybettik. Bir dostumuzun aracılığıyla Arap bir aile bizi alarak evine götürdü. Yanlarında kalmamızı istediler ama biz Rojava’ya geçmek istiyorduk. Bu yüzden bizi güvenli bir şekilde sınıra kadar getirdiler. Böylece Rojava’ya geçtik.”

‘YPG VE YPJ BİZİ KARŞILADI’

Saldırılardan kaynaklı binlerce insanın sınıra akın ettiğine tanıklık ettiğini söyleyen Hisni, sınırı geçtikten sonra kendilerini YPJ ve YPG savaşçılarının karşıladığını ifade etti. Savaşçıların kendilerine her konuda yardımcı olduklarını dile getiren Hisni, “YPJ ve YPG bize Newroz kampına mı yoksa Güney Kürdistan’a mı gitmek istediğimizi sordu. Bizler de Güney Kürdistan’a gitmek istediğimizi söyledik. Savaşçılar kendi araçlarıyla bizi sınıra kadar götürüp güvenli bir şekilde sınırdan geçirdiler” dedi.

‘TOPLULUKLAR KARDEŞÇE YAŞIYORDU’

DAİŞ’in gelişiyle toplumlar arasındaki kardeşlik ve dostluğun yerini ihanet ve düşmanlık aldığını belirten Hisni, toplumlar arasında yıllardır örülen bağların koptuğunu ve insanlığın ahlak ilkelerinden uzaklaştırıldığını ifade etti. “Birlikte kardeşçe yaşıyorduk” diyen Hisni, sözlerinin devamında şunları kaydetti: “Bizler birçok Arap ailelerle kan bağıyla kirvelik yapardık. Bu bizim için dönülmeyen bir söz ve vazgeçilmeyecek şekilde kan bağı olan bir kirvelik ilişkisiydi. Şengal’de Êzidî ve Müslüman Kürtler, Şii, Türkmen ve Sünni Araplar gibi bir çok topluluklar ile inanç mensupları birlikte yaşıyorduk. Ortak bir yaşamı kardeşçe paylaşıyorduk. DAİŞ’in gelişiyle birlikte toplum arasında yıllardır örülen bağlar, insanlığın ilke ve ahlakından uzaklaştırıldı.”

Hisni, “Yaşanan tüm acılardan çıkaracağımız sonuç, birbirimize destek olmak, kardeşçe yaşamak ve tek bir yürek olmak olmalı. Ancak birlik ve beraberlik ile katliamlara karşı direnebiliriz” dedi.

ANHA


Diğer Haberler