​​​​​​​‘Şengal Özerk Yönetimi Irak anayasasına göre meşrudur, tanınmalıdır’

Şengal Demokratik Özerk Yönetim Meclisi Eşbaşkanı Xezal Reşo, “Şengal Özerk Yönetim'i, Irak anayasasına göre meşru bir hak olan Özerk Yönetim, tanınmalıdır” dedi.

Tarihte onlarca kez soykırım saldırısına maruz kaldılar, varlıkları hedef alındı. Ancak Êzidîler, kendilerine dönük gerçekleştirilen son fermandan sonra Şengal Özerk Yönetimi’ni ilan ederek, doğrudan Êzidîleri savunmakla görevli askeri ve güvenlik güçleri oluşturdular.

Şengal Demokratik Özerk Yönetimi’nin ilan edilmesi Êzidîlere dönük katliamlara dur demek için atılan adım, önemli olduğu kadar bir ilk olduğu için de tarihsel bir değere sahiptir.   

ŞENGAL ÖZERK YÖNETİMİ

Şengal Êzidîleri Kuruluş Meclisi, 2014 katliamından sonra ilan edildi. 2015’te ise Şengal Özerk Yönetimi’nin programı açıklandı. Program Özerk Yönetim’in tanınması da dahil Şengal'in geleceğine ilişkin bir takım karar ve taleplere bağlı olarak oluşturuldu.

Şengal Özerk Yönetimi’nin programı yapılan bir açıklama ile kamuoyuyla paylaşılırken, açıklama da şöyle deniliyordu, “Herkes Êzidîlerin başına gelen felaketi biliyor. Onlar terörist DAİŞ örgütü tarafından toplu soykırımla karşı karşıya kaldılar. Êzidî topraklarını savunduklarını iddia eden güçlerin çekilmesinden sonra DAİŞ çeteleri 3 Ağustos 2014’te Şengal’in merkezindeki bütün kamu binalarına ve köylerine saldırdı. KDP direnmeden çekilerek Êzidîlerin umutlarını yıktı. DAİŞ’in saldırılarının başlamasıyla birlikte KDP güçlerinin çekilmesi büyük can kayıplarına neden oldu. Kayıpların bir nedeni de Êzidî toplumunun kendilerini savunacak örgütlülüklerinin olmamasıydı.

Gerçekleşmesi muhtemel katliamların önüne geçmek ve Êzidî toplumunun örgütlenmesinin bir adımı olarak direngen kahramanların emeğiyle 14 Ocak 2015’te Irak anayasasının 125 ve 116’ncı maddeleri uyarınca Şengal Kuruluş Meclisi’ni ilan ettik.

Şengal Özerk Yönetimi kurulduğu günden bu yana Şengal’deki Êzidîlerde örgütlenme, haklarını talep etme ve onları savunma görevini üstlendi.

Bunula birlikte Şengal dışında Şengal Meclisi ilan edildi. Şengal Meclisi de Özerk Yönetim Meclisi’nin koordinesiyle Avrupa ülkelerindeki Şengal halkını örgütleme görevini üstlendi.

‘ÖZERK YÖNETİM ÊZİDÎLERE DÖNÜK SALDIRILARA CEVAPTIR’

Şengal Demokratik Özerk Yönetimi Meclisi, 23 Temmuz 2021’de Şengal, Rusya ve Avrupa’daki Êzidîlerin temsilcilerinin oluşturduğu 250 delegenin katılımıyla Şengal’de 4’üncü konferanslarını gerçekleştirdi.

Şengal Demokratik Özerk Yönetimi’nin 4’üncü konferansında seçilen Şengal Demokratik Özerk Yönetim Meclisi Eşbaşkanı Xezal Reşo, katliamda şehit düşenleri anarak, “Konferansın katliamdan önce gerçekleştirilmesi Êzidîlere karşı her türlü saldırıya en iyi cevaptır. Özerk Yönetim’in kurulması bize karşı planlanan her türlü saldırı ve anlaşmaya cevap niteliğindedir ve Êzidîlerin yönetimlerini, askeri ve güvenlik güçlerini oluşturabildiğinin kanıtıdır” dedi. 

ŞENGAL’E DÖNÜK SALDIRI PLAN ÖNCEDEN HAZIRLANMIŞTI

7 yıl önce DAİŞ Şengal’e saldırdığında, KDP güçleri Şengal’i savunmasız bıraktı.  Onlar kaçmadan önce Irak güçleri de Musul’un DAİŞ’in eline düşmesi ardından Şengal’den kaçarak, Şengal topraklarına girmesi için DAİŞ’e yol açtılar. Yalnızca Şengal ve köylerindeki bazı erkekler ve gençler DAİŞ çetelerine karşı direndi.

Şengal’i savunduklarını iddia eden Irak ordusu ve Pêşmerge güçlerinin Êzidîleri DAİŞ vahşetiyle karşı karşıya bıraktığını söyleyen Xezal Raşo, “Şengal’e dönük saldırı planının daha önceden hazırlandığını söyleyebiliriz” ifadelerini kullandı.

‘SOYKIRIM TANINMALI VE ŞENGAL ÖZERK YÖNETİMİ’NE DESTEK VERİLMELİDİR’

Êzidî toplumu toplu soykırımla karşı karşıya kalmasına rağmen uluslararası kamuoyu bu saldırılar karşısında sessiz kaldı. Yalnızca Hollanda ve Belçika gibi bazı hükümetler toplu soykırımı tanıdı.

Gerilla güçlerinin Êzidîleri savunmak için müdahale ettiğini ve Şengal halkına yeni bir yaşam sunduğunu kaydeden Xezal Reşo, şunları söyledi: ”Özerk Yönetim 2015’te ilan edildi ve Êzidî halkı için umut oldu. Bu yüzden yönetimin uluslararası ve bölgesel taraflar tarafından tanınması önemlidir.” 

YBŞ, YJŞ ve Asayiş’in kurulması ve DAİŞ’e karşı direnip Şengal topraklarını DAİŞ’ten kurtarmalarından sonra yaralarını sarabildiklerini söyleyen Xezal Reşo, “Özerk Yönetim’i kurup, kendi kendimizi yönetebildik ve kültürümüzü, inancımızı savunabildik” dedi.

Özerk Yönetim’in 4’üncü kongresinde alınan kararlardan biri de Özerk Yönetim’in Êzidî toplumunun talepleri temelinde tanınması için bir proje hazırlamaktı.

Özerk Yönetim uluslararası alanda tanınmadan da Şengal halkının meşruiyetini kaybetmeyeceğine vurgu yapan Xezal Reşo, “Şengalliler Özerk Yönetim’i kendilerine dönük katliamlarının tekrarlanmamasının güvencesi olarak görüyorlar. Özerk Yönetim’in kurulması ardından Êzidîlerin sivil, siyasi, askeri kurumları oluşturuldu, anadilde okullar açıldı. Bu kuruluşlar Şengal halkının haklarını güvenceye alıyor” dedi.

TÜRK DEVLETİNİN HEWLÊR-BAĞDAT ANLAŞMASINDA PARMAĞININ OLDUĞU ORTAYA ÇIKTI

9 Ekim 2020’de Irak hükümeti ile KDP arasında Şengal’e ilişkin imzalanan anlaşma Êzidîler tarafından reddedildi. Anlaşmaya göre Êzidxan Asayişi Şengal’den çıkmalı, silahlarını teslim etmeli ve Irak ordusu Şengal’e girmeliydi.

Şengal Özerk Yönetimi Mart ayında yaptığı açıklama ile anlaşmaya tepki göstererek, direnişe dikkat çekti.

Açıklamada şunlar kaydedildi; “73’üncü fermandan dersimizi aldık. Êzidîlerin kendilerini savunabildiklerini gördük. Şuandan itibaren hiçbir güce inancımız kalmamıştır. Bizler Irak’ta barış içinde yaşamak istiyoruz. Irak anayasasına göre Şengal’in özerk yönetime sahip olmaya hakkı vardır. Bizler başından bu yana anlaşmayı reddettiğimizi ve kendimize karşı bir anlaşma olarak gördüğümüzü belirtiyoruz. DAİŞ’in yapamadığını şuan anlaşmayla yerine getirmek istiyorlar.”

Şengal halkının Hewlêr-Bağdat arasındaki anlaşmayı reddederek Özerk Yönetim etrafında kenetlendiğini söyleyen Xezal Reşo, “Bu anlaşma Şengal halkının iradesi göz önünde bulundurulmadan imzalandı. Halkımızın direnişi sayesinde anlaşma maddelerini yerine getiremeyecekler. Güçlerimiz meşru güçlerdir ve onlara inancımız tam. Son katliamın etkileri hala var. Asayiş ve Şengal Direniş Birlikleri bizim meşru güçlerimizdir” şeklinde konuştu.

‘IRAK ANAYASASINA GÖRE ÖZERK YÖNETİM MEŞRU BİR HAKTIR’

Irak anayasasında özerk yönetim haklarını içeren bazı maddeler var. Irak anayasasının 116. maddesine göre, bir veya daha fazla vilayetin il kurma hakkı vardır.

116’ncı maddeye göre kurulan bölge kendi anayasasını  oluşturup haklarını kullanabileceği gibi, Irak anayasasına uygun olmak kaydıyla bölgesel yönetimin yapısını ve haklarını da tanımlayabilir.

Irak anayasasının 117’nci maddesinde de şunlar belirtiliyor;

-Bölge hükümeti yasama, idari ve yargı yetkilerini kullanma hakkına sahiptir. Ancak federal hükümetle ilgili bazı şeyleri yapamaz.

-Bölge hükümeti federal yasa ile bölge yasası arasında anlaşmazlık olması durumunda bölgedeki federal yasayı değiştirme hakkına sahiptir. Bu durum federal hükümetin içişlerine bağlı bir durum değildir.

-Bölge ve vilayetlerin çalışmalarını ve sorumluluklarını yerine getirebilmeleri için kamu vergilerinden adil bir pay ayrılması gerekmektedir. 

-Kültürel, toplumsal ve gelişmeleri takip etmesi için bölge ve vilayetlerde büyükelçilikler ve diplomatik heyetler kurulmalıdır.

-Bölgesel yönetimin polis ve güvenlik güçleri olmalıdır.

Şengaliler Irak’a çağrıda bulunarak Özerk Yönetimi tanınması gerektiğini dile getirdi. Yine Irak merkezi hükümetiyle diyalog kurulması gerektiği de belirtildi.

(cno/rr)

ANHA


Diğer Haberler