​​​​​​​Sezar Yasası ve Suriye ekonomisine etkisi

Suriye’de 9 yıldır devam eden savaşın yanı sıra ABD’nin Suriye hükümeti ve destekçilerine kapsamlı ekonomik yaptırımları öngören Sezar Yasası’yla birlikte artık ekonomik bir savaş da başlıyor.

ABD’nin Suriye'de “Rejimi destekleyen taraflara yaptırım ve kısıtlamalar uygulanmasını içeren” ve kapsamlı ekonomik yaptırım öngören Sezar yasasının Haziran ayında uygulamaya konulması bekleniliyor. ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey Mayıs başında yaptığı bir açıklamada, ABD'nin yaptırımlarının devreye konulacağını ve Avrupa Birliği'nin yaptırımlarını da desteklediklerini söylemişti. ABD Dışişleri Bakanlığı Bölge Sözcüsü Geraldine Griffith ise yaptırım Haziran ayı içerisinde uygulanacağını ifade etmişti.

SEZAR YASASI NEDİR?

ABD senatosu, Suriye’de Esad hükümeti ve destekçilerini işlediği “savaş suçları nedeniyle cezalandırmak” amacıyla 18 Aralık 2019 tarihinde Caesar (Sezar) Suriye Sivil Koruma Yasası’nı kabul etti. Yasa, 21 Aralık tarihinde de ABD Başkanı Donald Trump tarafından onaylandı.

Suriye devlet başkanı Beşşar Esad, bakanlar, milletvekilleri ve Suriye rejiminin çeşitli kademeleri ile rejime fon sağlayan ve yardım eden kişi ve kurumlar, Rusya’nın Suriye’deki askeri güçleri ile İran’a bağlı askeri güçler yasa ile birlikte yaptırım listesine alındı. Ayrıca Suriye’de petrol alanında çalışmak isteyen enerji şirketleri de yaptırım listesine alınacak. Yaptırım listesinde ayrıca Suriye Hava Yolları için yedek parça ve bakım hizmeti sağlayanların yanı sıra Suriye hükümeti tarafından yürütülen yeniden yapılanma projelerinde yer alanlar ve Suriye'deki enerji sektörünü destekleyenler, başta altyapı, askeri bakım ve enerji sektörü olmak üzere Suriye’nin tüm üretim merkezleri de yer alıyor.

Yaptırım yasasına; Suriye'deki hapishanelerde mahkumların işkenceye maruz kaldığını veya öldürüldüklerini gösteren binlerce fotoğrafı ülke dışına sızdıran Suriye ordusundaki ‘Caesar’ kod adlı eski bir fotoğrafçının anısına bu isim verildi.

WASHİNGTON SEZAR YASASIYLA NE AMAÇLIYOR?

ABD’nin yaptırım amacına ilişkin ANHA’ya konuşan eski Pentagon yetkilisi ve Amerikan Girişim Enstitüsü Araştırmacısı Michael Rubin, “Demokrat ve Cumhuriyetçilerin ikisi de Esad’ın Suriye’deki uygulamalarından rahatsız. Bu özünde sembolik bir proje ancak Suriye’nin uluslararası güçler tarafından yeniden inşası sürecinin başlaması halinde ABD parasının Suriye’ye gitmesinin önüne geçilmesini amaçlıyor” dedi.

Mevcut süreçte BM başta olmak üzere kimi uluslararası örgütlenmeler tarafından Suriye’nin yeniden inşası için milyar dolarları bulan bir kaynak ayrılmasının konuşulduğuna dikkati çeken Rubin, “Beşar Esad halen Suriye’nin başkanıdır ve BM ile ilişkileri vardır. Bu temelde Sezar Yasası, ABD’nin BM ya da diğer uluslararası örgütlenmelere aktardığı maddi kaynağın Esad’ın eline geçmesini engelleme yoludur. ABD Kongresi, işlediği suçların ardından Esad’a dolaylı yollardan da olsa kaynak aktarılarak ödüllendirilmesini istemiyor” diye konuştu.

YAPTIRIMLARIN ASTANA GARANTÖRLERİNE ETKİSİ

Rusya, Suriye krizine çözüm bulma iddiasıyla başlatılan Cenevre görüşmelerine alternatif olarak başlattığı Astana görüşmeleriyle Suriye’de geniş bir alanda hakimiyet kurdu. Rusya, Suriye hükümetine verdiği desteğin yanı sıra birçok Arap devletin de yeniden Suriye hükümetiyle ilişkilenmesi ve ekonomik çıkarlarına göre hareket etmesini sağladı. Sezar Yasası, son dönemde Şam hükümetiyle ekonomik ilişki geliştiren tarafları da kapsıyor.

‘HEDEF REJİMİN YIKILMASI DEĞİL’

Suriyeli Siyaset Bilimci Samir Xilyewî, Sezar Yasası’nın Astana görüşmelerinde garantör devlet rolü üstlenenleri de direkt hedef alacağını söyledi. ABD’nin bu yaptırım kararıyla Suriye’de diğer devletlerin menfaatlerine de yönelebileceğini belirten Xilyewî, “Bu temelde, yaptırım kararının Suriye rejimini yıkmayı değil ABD’nin Suriye’deki menfaatlerine ulaşmayı hedeflediğini belirtebiliriz. ABD ve diğer birçok devletin Esad rejimine dönük yaptırımları zaten var ve verilen zarara rağmen rejim yıkılmadı” diye konuştu.

‘ABD’NİN ZAYIFLIĞININ GÖSTERGESİ’

Lozan Üniversitesi’nden Dr. Joseph Zahir ise ABD’nin yaptırım kararının başka bir anlamı olduğunu belirtiyor. Zahir, “ABD’nin söz konusu yaptırım kararı, Rusya, İran ve Türkiye’nin Suriye’deki varlığına karşı ne kadar zayıf durduğunu da gösteriyor. ABD, Suriye’de askeri ve siyasi alanın yanı sıra bu yaptırımları bir silah olarak kullanmak istiyor” dedi. Yaptırımların etkisinin düşünüldüğü kadar büyük olmadığını ifade eden Zahir, ancak bu tehdidin dahi Suriye toplumu ve ekonomisine büyük darbe indireceğini düşündüğünü belirtiyor.

Suriyeli Siyaset Bilimci Samir Xilyewî ise söz konusu yaptırım sonuçlarına ilişkin, “ABD’nin ciddi olması halinde Esad rejimine büyük darbe vuracak. Ancak ABD’nin Sezar Yasası’yla Suriye rejimini tehdit ederek, ABD’nin menfaatlerine göre hareket etmeye zorladığını düşünüyorum. Suriye rejimini yıkma tehdidini ancak böyle kaldıracağının mesajını veriyor” değerlendirmesinde bulundu.

KUZEY VE DOĞU SURİYE’YE ETKİSİ

Söz konusu yaptırımların Kuzey ve Doğu Suriye’ye olası etkilerine değinen Joseph Zahir, “Kuzey ve Doğu Suriye, mevcut durumda Türkiye ve Suriye hükümetinin tehdidi altında bulunuyor. Yaptırım kararı, mevcut ekonomiyi çok etkilemeyecektir. Çünkü Suriye’nin diğer bölgelerindeki gibi dışarıdan güçlere bağımlı bir ekonomisi yok” dedi. Yaptırımların Esad hükümeti ve destekçilerine yönelik olduğunu hatırlatarak Kuzey ve Doğu Suriye’yi kötü etkileyeceğini düşünmediğini ifade eden Zahir, “ABD, bu kararıyla Esad’a destek sunanları kontrol altında tutmayı hedefliyor” dedi.

(eyl)

ANHA


Diğer Haberler