Sınır kapıları ve Rojava’ya yönelik sistematik politikalar

Suriye’de bulunan taraflar gizli ajandalarını uygulamak ve Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’ni tasfiye etmek amacıyla sınır kapılarını kapatarak halkı açlıkla teslim almak gibi kirli yöntemleri kullanıyorlar.

Kuzey ve Doğu Suriye bölgesi petrol, gaz rezervlerinin yanı sıra tarım arazileri bakımından son derece zengin bir bölge. Bu da bölgeyi tüm Suriye için temel gıda maddeleri açısından olduğu kadar enerji kaynakları açısından da son derece önemli bir konuma taşıyor. Ne var ki gerek öncesinde gerekse Baas rejimi döneminde devlet yönetimi bu zenginliği bölge için kullanmadıklarından, halk büyük ekonomik zorluklarla yüz yüze kaldı.

2012 yılına gelindiğinde Suriye’de baş gösteren iç krizle birlikte birçok dış güç Suriye’deki sorunlara müdahil duruma geldi. Bu müdahillik durumu krizin her geçen gün daha da içinden çıkılmaz bir hal almasına neden olurken, ülkeden önemli düzeyde beyin göçünün yanı sıra önemli sektörlerde zanaatkarların ve meslek sahibi uzman kişilerin de ülkeyi terk etmesini getirdi.

Buna karşı kuruluşunu ilan eden Özerk Yönetim, yeni bir ekonomik modelin geliştirilmesi için değişik meslek kollarının geliştirilmesi gibi çeşitli faaliyetler geliştirdi. Bu durum, hem rejimin denetiminde olan hem de Türk devletiyle organik bağı olan ve Suriye’de değişik bölgeleri işgal ederek kontrolünü sağlayan çetelerin olduğu bölgelere oranla ekonomik alanlarda önemli adımlar atabildi. Bu durum Özerk Yönetim bölgesinde ekonomik krizin ilerleyişini önemli düzeye engelledi.

Ne var ki, daha başından beri başlayan ve halen de devam eden Türk devletinin güdümündeki kanlı DAİŞ/Nusra gibi çete organizasyonlarının saldırıları bölgeyi ekonomik açıdan da kaçınılmaz olarak olumsuz etkiledi. Ancak özerk bölge açısından sorun olan sadece bu işgal saldırıları değildi, aynı zamanda kapıların kapatılarak bölgeye en temel gıda maddeleri de dahil uygulanan sıkı ekonomik ambargo Özerk Yönetim’in ciddi anlamda zorlanmasına neden oldu.

Tıl Koçer, Rabia, Nusaybin, Girê Spî (Akçakale) gibi sınır kapıları Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetim Bölgesi’ne açılan ve Suriye iç krizinden önce açık olan sınır kapılarıydı. Ne var ki, Irak ve Türk hükümetleri, kendilerinin ancak devlet yönetimleriyle ilişki kurabileceklerini gerekçe göstererek bu kapıları kapatmış durumdalar. Ne var ki, bu devletler bu gerekçeyi süredursun, DAİŞ ve Nusra gibi çete organizasyonlarının denetiminde olduğu dönemde, Girê Spî, Cerablus, İdlib gibi sınır kapılarını Türk devletinin açık tuttuğunu ve her türlü ilişkinin de bu kapılar üzerinden sağlandığı da geçmiş yıllarında kayıtlarında mevcuttur.

MINBIC SINIR KAPISI VE SURIYE-TC ŞANTAJI

Suriye iç krizinin başlaması ve Kuzey ve Doğu Suriye Bölgesi’nin çete işgalinden kurtarılmasından sonra, iç ticaret kapılarıyla dış ticaret kapıları arasında bağlantılar kurularak, ticaretin yapılması engellendi ve bu şekilde halk açlıkla terbiye edilerek teslim alınmak istendi. Özerk Yönetim bölgesi ile rejimin kontrolündeki bölgeler arasında bağlantı konumunda olan Mınbic kapısı, rejim tarafından Özerk Bölge üzerinden bir baskı ve teslim alma aracı olarak kullanılıyor.

Öyle ki, Suriye rejimi şimdiye kadar birçok kez ya keyfi bir şekilde kapıyı kapattı ya da temel gıda maddelerinden aşırı vergiler alarak kapıyı işlemez hale getirdi. 

Türk devletine bağlı çetelerin denetiminde bulunan Um Ciludi (Mınbic-Cerablus) sınır kapısı tamamen Türk devletinin izni dahilinde zaman zaman açılan zaman zaman kapatılan bir kapı durumunda. Yine Türk devleti de aynı teslim alma siyaseti yürüttüğünden kapılardan yapılan ticaretten son derece yüksek meblağlarda vergi almaktadır.

SÊMALKA SINIR KAPISI

Kuzey ve doğu Suriye açısından en önemli sınır kapılarından biri güney Kürdistan ile Rojava sınırında bulunan Semalka sınır kapısıdır. Ne var ki, KDP’nin bu kapı üzerinden uyguladığı siyaset her açıdan Türk devletinin bölgeye dönük siyasetini andırmaktadır. KDP de, kendi siyasi amaçları için Semalka sınır kapısını bir baskı aracı olarak kullanır durumdadır. Kapının zaman zaman KDP tarafından kapatılıyor olması ise bunun açık ispatı olmaktadır.

TIL KOÇER; SAVAŞAN RUSYA-ABD, BEDEL ÖDEYEN ISE HALK

Irak tarafında Rabia ilçesine Kuzey Doğu Suriye tarafında ise Til Koçer ilçesine açılan sınır kapısı bölgenin önemli sınır kapılarındandır. YPG-YPJ’nin 2013 yılında bölgeyi DAİŞ çetelerinden temizleyerek özgürleştirilmesinden sonra kapatılan Tıl Koçer Sınır Kapısı’nın yanı sıra Ürdün ve Türiye sınırında bulunan diğer 3 kapıdan 2014 yılından itibaren BM tarafından yapılacak yardımların geçişine izin verildi. Ne var ki, 2020 yılının ocak ayında Rusya ve Çin’in vetosuna maruz kalan bu kapılardan BM tarafından yapılacak yardımlar dahil her türlü geçiş durduruldu.

Rusya, Tıl Koçer sınır kapısına dönük vetoyla bölgenin tümden ve yeniden Baas rejiminin kontrolüne geçişini sağlamak isterken, rejimi ABD dahil tüm devletler tarafından muhatap alınır duruma getirmeyi de istiyor.

Eski Fransa Dışişleri Bakanlığı Danışmanı Dr. Menaf Kelani konuya ilişkin değerlendirmelerinde şunları söyledi: “Çoğunluğunu Kürtlerin oluşturduğu Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik askeri operasyonlarda gizli ve utanılacak bir şekilde katılım gösterenlerin, Kürtlerin siyasi varlığı için öne sürdükleri önerilerin hiçbir anlamı yoktur şüphesiz.”

ABD’nin Rusya ile yaptığı görüşmelerin sadece Suriye çapında değil, uluslararası kapsamdaki tüm konular için olduğunu belirten Kelani, bu iki gücün Kuzey ve Doğu Suriye’deki üslerini “pazarlık kartı” olarak kullandığını söyledi ve şöyle devam etti: “Rusya’nın siyaseti, Suriye’nin konusunda hassas bir değişim yaratmadı. Diplomatik uzlaşılarla, Rusya, Suriye rejiminin eski egemenliğine geri gelmesini istiyor. Ankara bunu gizli bir şekilde kabul ediyor. ABD ve diğer ülkeler ise Şam’da büyükelçiliklerini açarak Suriye rejimini tanıyacak. Tüm bunlar Koronavirüs sonrası döneme ertelendi.”

RUSYA’NIN GERÇEK DIŞI SUÇLAMALARI

Özgürlük hareketleri ve halklara destek olan Sovyetlerin mirasına sahip çıkmayan Rusya, şimdilerde sömürgeci bir gibi politika izleyerek Kuzey ve Doğu Suriye halklarını açlıkla teslim almaya ve Suriye’deki çıkarlarını gerçekleştirmeye çalışıyor.

Bölge halklarına yönelik aç bırakma politikasına meşru kılıf bulmaya çalışan Rusya, 13 Mayıs’ta Suriye hükümeti ile ortak bir açıklama yaparak, Özerk Yönetimi, Tıl Koçer (Yeirûbiyê) Sınır Kapısı’nın Kürt güçlerine silah ve personel desteği, Koronavirüs hastalarının diğer ülkelere geçirilmesi ve kaçakçılık gibi faaliyetler için kullanmakla suçladı.

Özerk Yönetim de yazılı bir açıklama yaparak suçlamaları reddetmiş, Rusya ve Suriye hükümetinin siyasi baskı oluşturmaya ve bölgeye ambargo uygulamaya çalıştığını belirterek, açıklamanın Suriye halklarına hizmet etmediğini belirtmişti.

‘SINIR KAPISI AÇILMALI’

Koronavirüs’ün tüm dünyaya yayılması sonrası Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nden, salgınla mücadele için Tıl Koçer Sınır Kapısı’ndan yardım ulaştırılmasını istedi. Fakat WHO’nun talebi 28 Nisan’da reddedildi.

İnsan Hakları İzleme Örgütü’nden (HRW) Luis Charbonneau da bir açıklama yaparak WHO’nun tutumunda istikrarlı olması ve uluslararası güçlerin baskısı altına girmemesi çağrısında bulunmuş, konunun insanlık ile ilgili olduğunu kaydederek BM Güvenlik Konseyi’nin Tıl Koçer Sınır Kapısı kararını yeniden gözden geçirmesi gerektiğini belirtmişti.

Kuzey ve Doğu Suriye halkı da sınır kapısının ivedilikle açılması gerektiği görüşünde. Qamişlo’da yaşayan Selahaddin Helbo, Rusya ve Suriye hükümetinin sınır kapısının açılmasını kabul etmemesinin bölgeye olumsuz etkide bulunduğunu söyledi. Rusya’nın sınır kapısıyla ilgili iddialarının doğru olmadığını belirten Helbo, “Rusya bölgeye el koymak istiyor. Bölgemiz için mücadele ettik, şehitler verdik. Rusya, Suriye krizinin sonlanmasını istiyorsa Özerk Yönetim ile ortak hareket etmelidir” dedi.

Abdulcebar Ebas adlı yurttaş ise halkın ekonomik durumunun iyi olmadığını ve sınır kapısının bir an önce açılması gerektiğini belirterek “Rusya ve Suriye hükümeti, Kuzey ve Doğu Suriye halklarını aç bırakmak istiyor. Eğer Rusya bu şekilde Suriye’yi tekrardan ülkenin tamamında egemen yapmak istiyorsa bu şekilde mümkün değildir” diye konuştu.

ANHA


Diğer Haberler