Soçi’de Suriye kararı: Rusya’nın ‘Şam/Ankara buluşması’ planı çözüm değil

Soçi’de Putin ile Erdoğan’ın yaptığı görüşmede Suriye temel pazarlık konularından biriydi. Rusya’nın Şam ve Ankara’yı yakınlaştırıp Suriye’de ortak bir planlamaya gitmek istemesinin ne kadar mümkün olduğu ve bunun Suriye’deki taraflar için ne anlam ifade ettiği sorusunu düşündürürken, Hamide Rencüzoğulları, Putin’in bölgede bir çözümü istemediğini belirtti.

19 Temmuz’da Tahran’da gerçekleşen 3’lü toplantıdan sonra 5 Ağustos’ta Soçi’de Erdoğan ile Putin 4 saatlik bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşmenin ana gündemlerden biri işgalci Türk devletinin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik yeni bir işgal saldırısıydı. Gerçekleşen Tahran/Soçi görüşmelerinden bu yana Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik Türk devletinin hava ve kara saldırıları durmadı.

Ortadoğu Uzamanı Hamide Rencüzoğulları’yla Soçi toplantısını, yayınlanan ortak bildiriyi ve beraberinde gelişecek durumları konuştuk.

Hamide Rencüzoğulları, Putin’in Suriye krizine yönelik çözüme doğru yol almayacağını, süreci uzatacağını ve bir ara yolla Türkiye'yi Şam hükümetiyle buluşturmak isteyeceğini fakat çözümün mümkün olmadığını vurguladı.

Erdoğan’ın Soçi görüşmelerine giderken çantasına sürekli dillendirilen Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik yeni bir işgal saldırısı koyduğunu belirten Hamide Rencüzoğulları, Tahran zirvesinden eli boş dönen Erdoğan’ın bu sefer Suriye'ye müdahale vizesini Putin'den koparma hedefiyle gittiğini söyledi.

‘PUTİN ERDOĞAN'DAN KOPARMAK İSTEDİKLERİNİ ALDI’

Soçi toplantısı gerçekleşmeden önce Rusya’dan “Türkiye’nin güvenlikle ilgili meşru endişeleri var ve bunları dikkate alıyoruz. Ancak, Suriye’deki durumu istikrarsızlaştıracak ayrıca toprak ve siyasi bütünlüğüne tehdit oluşturacak eylemlere izin verilmemesi gerekiyor” ifadelerinin yer aldığı bir açıklama geldi.

 Hamide Rencüzoğulları, Kremlin’in bu açıklamasını Suriye'ye dönük müdahalenin önünü aynı Tahran toplantısında olduğu gibi peşinen kestiğini belirterek şunları ekledi: “Putin aslında Erdoğan'dan koparmak istediklerini aldı. Çünkü burada Rusya kendisine uygulanan ambargoyu Türkiye üzerinden de delmeyi, baypas etmenin planlarını yapmıştı ve bunları karşılıklı ticari ilişkiler, enerji vs. alandaki iş birliği adı altında Erdoğan'a imzalattırdı. Yani Türkiye burada Rusya için ambargoyu delmenin bir aracı haline getirildi. Soçi'nin anlamı buydu.”

İÇ SİYASETTE MALZEME VERİLDİ

“Putin, Erdoğan'la ilişkileri devam ettirmekten yana görünüyor ve dolayısıyla onu bir iki cümle ile ikna ederek asıl kendi gündemine odaklıyor” değerlendirmesini yapan Hamide Rencüzoğulları, Rusya’nın Erdoğan’ı pohpohlamaktan da kaçınmadığını aktardı.

Toplantıda konuşulan kimi konulara da değinen Hamide Rencüzoğulları, şu şekilde ele aldı: “Ortaya çıkan kararlar Akkuyu'dan tutun tahılın Karadeniz üzerinden taşınmasına kadar enerji ile ilgili Avrupa'nın taleplerine yönelik beklentilere kadar her şey konuşuluyor. Türkiye yaptığı yatırımların önleri açılması dahi konuşuluyor. Ama sadece bir gündemle gittiği imajını yaratan Erdoğan'a orada Putin şöyle bir jeste bulunuyor; Kuzey Akım üzerinden Avrupa'nın doğalgazı Türkiye üzerinden alacak olması nedeni ile bütün Avrupa'nın Türkiye Erdoğan'a teşekkür etmesi gerekiyor. Bu pohpohlamadır yani iç siyaset ve iç kamuoyuna böyle bir malzeme eline verdi diyebiliriz.”

SOÇİ’DE SURİYE MESELESİ ÖTELENDİ

Bu durumun çok kurnazca planlandığını, bütün Soçi toplantılarında olduğu gibi planlanan maddelerin sonuç bildirgesi önceden hazırlandığını yorumunu yapan Hamide Rencüzoğulları, “Sonuç bildirisini Putin Erdoğan'a buluşmalarda sadece imzalatılıyor. Nitekim burada tamamen Rusya'nın talepleri olarak görüşüldü. Oysa ki herkesin ilk aklıma gelen şey Soçi görüşmeleri Astana sürecinin duraklarından birisidir ve bölgede özellikle Suriye'deki Türkiye'nin garantörlüğü ile ilgili konular masaya yatırılır diye beklenir. Ama gerçekten Suriye meselesinin ötelendiğini sadece geçiştirildiğini düşünüyorum ve Sonuç Bildirgesi'nden zaten bu açığa çıkıyor. Özellikle biliyoruz ki hazırlanmış soru ve cevaplar var ve bu hazırlanmış sorular ve hazırlanmış cevapları Suriye odaklı olmasına çok özen gösterilmiş” dedi.

Soçi toplantısı sonra 6 Ağustos’ta Erdoğan gazetecilerin sorularını yanıtladı. Erdoğan'a toplantıya yönelik yöneltilen sorunun şu cevabına “Rusya'yla sürdürdüğümüz diyaloğun müspet yansımalarına Kafkaslarda, Suriye'de ve Ukrayna'da şahit oluyoruz” dedi.

Bu konuya dikkat çeken Hamide Rencüzoğulları, “Kafkaslar’da neye şahit olunduğunu çok açmıyor ama Ukrayna konusunda şahit olunan müspet durum şu; Ukrayna tahılının Karadeniz üzerinden ihraç edilmesine yönelik gelişim. Yani bunu Türkiye'nin bir başarısı olarak sunuyor. Sanki bu Soçi mutabakatında böyle bir kazanım elde etmiş ve bütün dünyaya lider böyle olur gibi bir şey göstermiş gibi konuşuyor ama Suriye'de müspet sonuçlarına gelince hiç kimse anlayamadı aslında. Fakat müspet havanın ne olduğuyla ilgili kişi aslında kendini ele veriyor Erdoğan” ifadelerini kullandı.

MUHALİFLER SATILACAK MI?

Erdoğan’ın Suriye'deki “terör yuvalarının dağıtılması” ile ilgili Rusya’dan güvence talep ettikleri açıklamasına dikkat çeken Hamide Rencüzoğulları, “Suriye'de olan örgütlere karşı atılabilecek adımları sadece ‘aramızda mütalaa ettik’ diyor. Bu önemli, yani ‘terör örgütlerine karşı atılacak adımlar konusunda mutabakata vardık’ ifadesini kullanmıyor. Bunu da aslında gereken cevabı birlikte vereceğimiz konusunda mutabık kaldık derken muhalifleri de satıp satmayacağı da merak ediliyor. Bu Soçi görüşmelerinden sonra muhalif kesimlerin hep üzerine vurgu yaptıkları Putin'in bütün terör örgütleri derken aslında Kürtleri değil kendilerini kast ettikleri şeklinde ele alıyor” dedi.

Türk devletinin havuz medyası ‘terör biter’ derken Kürtleri, YPG, PKK’yi kastettiğinin altını çizen Hamide Rencüzoğulları, bunun tamamen kamuoyuna dönük teselli söylemleri olduğunu söyledi.

SOÇİ ÖNCESİ SEMBOLİK ŞİFRELER VE HAZIRLANAN CEVAPLAR

Konuya bağlı olarak Soçi’ye giderken Erdoğan’ın uçakta Rabia işaretiyle verdiği poza dikkat çeken Hamide Rencüzoğulları; bunu İhvancılara son bir selam çakma olarak değerlendirdi.

 Erdoğan’ın İhvan siyasetinden giderek vazgeçtiğinin altını çizen Hamide Rencüzoğulları, devamla şunları ekledi: “Sıkıştıkça, düşman olduklarıyla barışmak üzerine ve Türkiye'de himaye altına aldığı ihvancılar’dan vazgeçiyor. Mısır grubundan vazgeçti. Tunus, Libya Grubu'ndan hiç bahsetmiyor. Her an vazgeçebilir ya da vazgeçmiştir. Suriye'deki ihvan grubu fazlasıyla tedirgin. Çünkü Türkiye'nin durumu daha iyiye değil giderek daha kötüye gidiyor. Hükümetin varlığı belirsiz, var olup olmayacağı belirsiz ve dolayısıyla bu tedirginlik var. Şimdi burada benim dikkatimi çeken, esas olarak neyle karşılaşacağını bilerek gitti Erdoğan Soçi’ye. Umduğunu alamayacağını çok net biliyordu ki önden bir açıklama, bir ihvan selamı ortalığı yatıştıran böyle sembolik şifreler veren ama sonuçta eli boş olacağı için hazırlanmış soruların hazırlanmış cevaplarıyla gazetecilere açıklamalar yapan bir Erdoğan planı çizildi bana göre. Nitekim öyle oldu. Çünkü uçaktaki o açıklaması çok dikkat çekici. Yani mütalaa ettik ama hiçbir şey elde edemedik anlamına gelen bir açıklamaydı bu.”

‘RUSYA, TÜRKİYE-SURİYE’Yİ BULUŞTURMAK İSTER AMA ÇÖZÜM MÜMKÜN DEĞİL’

Erdoğan’ın, Suriye işgal politikaları kapsamında Putin’in kendisine; 'Mümkün olduğunca bunları, rejimle birlikte çözme yolunu tercih ederseniz çok daha isabetli olur' ima ettiğini dile getirdi.

 Erdoğan’ın bu açıklamasını, aynı şekilde Suriye-Türkiye arasında nasıl bir istihbarat yürütüldüğünü Hamide Rencüzoğulları, şu şekilde değerlendirdi: “Bu açıklama ‘istihbaratımız orada cirit atıyor ama biz bir şey yapamıyoruz’ demektir. Suriye istihbaratı ile çalışıldığını ben duymadım, okumadım ama Türkiye istihbaratının cihatçı gruplarla birlikte insan avına çıktığını biliyorum. Verilen bir rapora göre; 2022 yılının ilk altı ayında 131 insan gözaltına alınmış. Çoğu Kürt, kadın ve çocuk.

Burada Türk istihbaratının iş birliği yaptığı yanlı, garantör olarak himaye altına aldıkları o grupların güvenlik birimleridir. Onlarla iş birliği yapıyorlar. Suriye ile iş birliği yaparak çözmeleri noktasında Putin'in bu önerisi ne kadar gerçekçi? Putin belki bir orta yere getirmek ister. Çünkü bu bölgede sorunun çözülmesini istemez. Karışıklıktan kendi varlığını ve hacmini daha da artırma fırsatı yakalamışken elini çekmez. Çözüme doğru yol almaz, süreci uzatır ve dolayısı ile bir ara yolda Türkiye'yi Şam hükümetiyle buluşturmak ister ama bunun çözümü mümkün değil.”

‘ŞAM HÜKÜMETİ TC’YE BAĞLI GRUPLARIN TERÖR YAFTASINI KALDIRMAYACAK’

Hamide Rencüzoğulları şöyle devam etti: “Şam hükümetinin Türkiye yanlısı grupların hiç birisinden terör yaftasını kaldırmayacak, bunu defalarca ilan etti ve dolayısıyla Suriye için terörist olan teröristtir. Bunların Suriye topraklarından çıkarılması noktasında kararlılık var” değerlendirmesinde bulundu.

Bu kararlılıkta Putin’in elini rahatlatacak bir gevşeme olmayacağını söyleyen Hamide Rencüzoğulları, “Putin bu ara formül de Kürtlerle diyaloğunda önünü açma niyeti taşıdığını düşünüyorum. Ne kadar başarılı olur ne kadar sağlıklı adım atılır ve ileriye gider bu konuda emin değilim ama bu tür niyetler ara formüllerdir ve gerilimi dindirme adımlarıdır” ifadelerini kullandı.

PUTİN VE ERDOĞAN’IN ROJAVA PAZARLIĞI

Hamide Rencüzoğulları; TC’nin olası yeni bir işgal saldırısına karşı Putin’in ‘tamamen asla izin vermeyeceğim’ şeklinde bir tutum sergilemediğini belirtti.

 “Bütün göstergeler Putin’in, Erdoğan iktidarının sürdürülmesinden yana olduğunu gösteriyor” ifadelerini kullanan Hamide Rencüzoğulları, “Dolayısıyla eline iç kamuoyuna dönük seçim öncesi bir malzeme verebilir, sınırlı müdahaleye yeşil ışık yapabilir. ABD zaten çoktan verir. Çünkü bu siyasi şekillenmede mevcudun devamından yana bir tutum alabilir gibi görünüyor. Alamayabilir de. Dolayısıyla Suriye'ye dönük müdahale tamamen rafa kaldırılmış değil. Sadece donduruldu soğutucuya konuldu ve donduruldu. Ancak Rusya, Suriye'nin siyasi birliği ve siyasi diyalog süreci söylemlerinden sonra; Kürtlerin Şam'la diyalogunu başlatıp, Türkiye'nin sınırdaki güvenlik kaygılarıyla ilgili bütün endişelerini boşa çıkarma hamlesi yaparsa, bu Erdoğan'a da büyük bir darbe olur. Onu seçim öncesi yaparsa Erdoğan'dan elini, desteğini çekmiş demektir. Bunu yapmazsa Erdoğan'a sınırlı müdahale izni verecek demektir” dedi.

ANHA


Diğer Haberler