‘Suriye ekonomisi savaş öncesinde de çökmüştü’

Suriye krizinin üzerinden 10 yıl geçti. İnsanlar yoksulluk içinde yaşama tutunmaya çalışıyor. Bazı yorumcular mevcut ekonomik krizi savaşa bağlasa da Suriye’de savaştan önceki dönemde de ekonomik kriz vardı.

Eğer ekonomi doğru olarak ele alınacak ise toplumun maddi ihtiyaçlarının karşılanması demek olduğu ve kar amacı gütmediği anlaşılacaktır. Ancak Şam hükümeti ekonomiyi toplumu kontrol altında tutmak için kullanıyor.

BBC’nin yayınladığı habere göre Suriye’nin gelirinin yüzde 25’i petrolden sağlanıyor. 2010 yılında bu rakam 3.2 milyon dolara tekabül ediyordu. Petrolden elde edilen gelirler hazineye girmiyordu. Bu paraların emin ellerde olduğu dile getiriliyordu. Bugüne kadar Suriyeliler o emin elleri görmedi.

Bu rakamlar Suriye’nin zenginliğini ortaya koyuyor. Nitekim birçok ekonomi uzmanı Suriye’yi Ortadoğu ve Arap dünyasının en zengin ülkesi olarak görüyor. Bu durum tarım, vergi ve turizm gelirlerinin dışında ele alınıyor. Buna rağmen Suriyeliler bir parça ekmeğin peşinden koşuyor ve temel ihtiyaçlarını karşılamıyor.

Suriye’deki kriz bir ekonomik kriz değildir. İktidarın zihniyetinde sorun var. Çöken ekonomi kaybeden zihniyetin sonucudur.

Şam hükümeti ülkedeki tüm kurumları kontrol ederek hırsızlık için yasal kılıf oluşturdu. Örneğin Suriyelilerin verdiği paralar Mexluf ailesinin cebine giriyordu. O dönem Esad ailesinin bankasıydı. 2020 yılında araları bozuluncaya kadar. Yine bazı çevreler Esma Esad’ın ailesi El-Exres ve Esad’ın arasının da bozulduğunu dile getirdi.

Devlet uzun yıllar önce yurttaşları rüşvet verme ve almaya mahkum etti.

Bir Suriyeli memur olmak istiyorsa ne kadar okul bitirmiş ya da yetenekli ise de mutlaka rüşvet vermelidir. Memur olursa bu kez o rüşvet alacak. Çünkü maaşı ona yetmiyor.  

Elbette bazen devlet hesap soruyor gibi gözükmek için bazı kişilere soruşturma açar ama çoğu kişiyi de görmezden gelir. Öte yandan memur olmak isteyenler mutlaka Baas partisi üyesi olmalıdır. Reddederse görevden alınır. 

Şam hükümeti bilinçli olarak birçok Suriye bölgesinde açlık siyaseti yürüttü. Birçok Alevi genci işsiz kalmamak için orduya girdi. Bu durum insanları tarım ve mesleki uzmanlıktan uzak tuttu. Kürt bölgelerinde de bazı tüccarlar aracılığıyla çarşıları kontrol altında tuttu. Efrîn, Kobanê ve Cizre’deki Kürt gençlerinin Halep, Şam ve Humus’a gitmesi için politika yürüttü. Bununla da kültürel asimilasyon yaptılar.

En büyük örneği de Efrîn tarım ile meşhur iken sınır kapıları Ezaz ve İdlib’de açıldı. Efrîn’in Şêrawa ilçesi tarihi yapıları ile turizm için harika bir yer ancak turistler hep Lazqiye’nin Ogerat’a ilçesine yönlendirildi.  Kürt bölgeleri turistlerden mahrum bırakıldı.

Kısaca Şam hükümeti ülkeyi kontrol altında tutmak için yıllarca halkı kendisine mecbur kıldı. Şüphesiz 2011 yılında başlayan iç savaş ekonomiyi etkiledi. Ancak savaş öncesi de Suriyelilerin yaşam koşulları yetersizdi. Şam hükümeti dünyanın tüm parasını kazansa dahi Suriyeliler yine yoksul kalacak. Yolsuzluk yapan devlet hep İsrail ile savaşı gerekçe gösterip paraların orduya yatırıldığını iddia edecek.

Kalıcı bir değişim olmadan Suriye’deki ekonomik sorun da çözülmeyecektir. Suriyelilerin adil bir yönetime ihtiyacı var. Herkese istihdam alanı yaratıp gelirleri eşit dağıtan bir anlayış ancak çözüm olabilir.

(cno/rr)

ANHA