Suriye iç savaşında hegemon güçlerin amaç ve niyetleri nedir?

Kuzey ve Doğu Suriye eksenli işgal saldırılarının analizinde en büyük tehlike; olayın anlık yapısına fazla takılarak genel stratejik ilişkilerin yapısını gözden kaçırmak.

Bugün ortaya çıkan hakikat, Türk devletinin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik işgal saldırılarının hegemon güçlerin onayı ile yapıldığıdır. ABD-Türkiye ‘ateşkes’i ve Rusya-Türkiye ‘mutabakatı’ bunu doğruluyor. Öte yandan NATO’nun Türk devletini kollayan tutumu, BM’nin utangaç açıklamaları da Kürtler üzerine yapılan anlaşmanın boyutunun sinyalini veriyor.

Peki Suriye iç savaşı ile başlayan, bölgeyi yeniden paylaşım savaşına götüren hegemon güçlerin ve bölge ulus-devletlerin amaç ve niyetleri nedir?

ABD

ABD için Ortadoğu, inşa edilmek istenen hegemonik düzen açısından vazgeçilmez. Bu bakımdan kim tarafından nasıl geliştirilirse geliştirilsin yeni hegemonik inşa Ortadoğu’ya dayanıyor. ABD, bu coğrafyada var olabilmek için önce kendini bir ‘ihtiyaç’ haline getirmek istiyor. Ortaya çıkan büyük karmaşadan da askeri ve ekonomik alanlar yaratıyor.

Suriye cephesinde bu gün yaşananların en basit özeti bu.

İran-Irak-Türkiye-Suriye gibi güçler ve bunların eski yüzyıl politikaları içinde vücut bulmuş statükocu yapıları, ABD için engel. Irak’taki müdahale sürecinin ardından Suriye’de gelişen ve rejimi yıkmayı hedefine koyan gelişmelerin geldiği aşama ABD için yeter halde.

ABD, belki de bölgedeki tüm statükoların kendini dayandırdığı nokta olarak İran Rejimine karşı kollarını sıvadı. Bunun için Suriye ve Türkiye’yi içine çekecek tarzda çatışmalı hale koyarak yüzünü İran’a dönmeye hazırlanıyor.

ABD, Kürtleri her zaman gözden çıkarmaktan kaçınmayacağı bir olgu olarak kullanmak istiyor. Diğer güçlerin de bu çatışmalı ortamda kullanılması mümkün ve olanaklı.

Rusya

Rusya için ise bölgede çok derinlikli ve belli bir paradigmaya dayanan politika izlediğinden bahsetmek mümkün değil ama Ruslar’ın iki yüzyıllık sıcak denizlere inme rüyası için Suriye iç savaşı elverişli bir alan. Rusya, ABD’nin nüfuz etmek adına bölgede yarattığı tüm yıkım ve kaotik durumdan faydalanmak üzere sahaya inmekten çekinmiyor.

Sahada kendini var eden Rusya, tüm güçlerin ürkekçe de olsa etrafında birikmesini sağladı. Rusya, İran’a yönelmek adına ABD’nin ‘gözden çıkardığı’, ‘karşısına aldığı’ tüm güçleri etkili bir Ortadoğu stratejisi altında birleştirmeyi başarabilirse, çok önemli bir bölgesel güç olmayı başarabilir.

İran

İran için ise durum, bölgesel hegemonik güç olma arzusu zayıflamış olsa da Rusya ile ABD’siz yeni bir bölgesel denklem umudu, bu çabalarının canlanmasına neden oluyor. Esas itibariyle karşısındaki ABD tehdidini (dolayısıyla İsrail) karşılamaya hazırlanan İran için bu bölgesel karışıklık içinde ABD’nin nüfus alanlarını daraltmak öncelikli hedef.

Ortadoğu’nun her bölgesinde ABD’ye vurma imkanı bulan İran, bundan faydalanmak istiyor. Bu İran için bir savunma mekaniği gibi.

Türkiye

AKP yönetimindeki Türkiye, bölge macerasına Ortadoğu’nun ‘yerli ama batıcı liderliği’ arzusuyla atıldı. Türkiye’nin tüm dış politik hamleleri gibi bu politik çizgisi de içerde dışarıda geliştirdiği inkarcı Kürt tavrı sebebiyle kaybediyor.

Türkiye, liderlik niyetiyle sözleşmeli olduğu tüm güçlerin birden düşmanı haline geldi. ABD ve Avrupa açısından İran’a müdahale ve ardından derinleşip şekil kazanacak olan yeni Ortadoğu şekillenişindeki pozisyonundan ötürü adeta ömrü uzatılıyor.

Türkiye için bölgede atılan adımların hemen hepsi Kürtlerin aleyhine ve lehine olması ikilemi içinde tartılıp karar veriliyor. Bu durumu da dış güçler için kullanılmaya en müsait nokta.

Irak

Ulus devletçiliğin yirminci yüzyılda kapitalist modernite tarafından laboratuvarı olarak tasarlanan Irak ise son 25 yıldır can çekişiyor. Yıkılan eskisi yerine yenisi kurulamadığı hegemon devletlerin eliyle halkların-mezheplerin boğazlaştığı bir yere dönüştürüldü.

Şimdilerde süren gösteriler ve halk ayaklanmaları yakın zamanda bu ülkenin istikrar ve katı ulus-devlete dönüş arasında sıkıştırılmaya çalışıldığı görülüyor. Irak’taki mevcut krizin önümüzdeki dönem İran’a adım adım gelen müdahalenin arka bahçesi olarak, derinleşmesi kaçınılmaz.

Suriye

Suriye de esas itibariyle kendini Mısır gibi Ortadoğu’daki tarihsel mirasın ana sahiplerinden biri gibi gösteriyor. Geçmiş yıllarda bu bağlamda pozisyon alan Suriye, İsrail karşıtı duruşuyla da Müslüman dünyası için rol almasına yol açıyor. Ancak bölgede ortaya çıkan yeni gelişmeler ile birlikte Suriye, tehlike altına giren rejimine odaklanıyor.

Arap baharı denen çözülüş süreçlerinin bir aşaması olarak Suriye’deki olaylar Rusya’ya tümden teslim olmuş bir rejim ortaya çıkardı. Gittikçe rejimin yıkılması tehlikesini geçici de olsa atlatan ve meşruiyetini yeniden inşa etmeye başlayan Suriye için yeni umutlar ve imkanlar ortaya çıkacaktır.

Ancak Suriye rejimini tedavi etme, yaraları sarma çabalarının İran rejiminin yıkılması ardından pek bir anlam kazanmayacağını biliyor. Bu Suriye’deki rejimin de çökmesini beraberinde getirecektir. Bu yüzden Esad, Suriye-İran-Çin-Rusya ittifakına alabildiğine omuz veriyor. 

ANHA


Diğer Haberler