Suriye krizi - 3

Suriye krizinde Suriye krizinin başından bu yana kadınlar, savaşı yürüten tüm güçlerin; tutuklama, kaçırılma, tecavüz ve katliam gibi insanlık dışı saldırılarına maruz kaldı. Fakat halkların umudu olan sisteme sahip Kuzey ve Doğu Suriye’de kadınlar, devrime öncülük etti, tüm alanlarda üstün bir başarı sağladı. 

Suriye tarihinde ismini tarihe yazdıran birçok kadın vardır. Palmira İmparatorluğu kraliçesi Zenobia bu kadınlardan belki de en fazla bilinenidir. Fakat Suriye’nin Osmanlı sınırları içinde bulunduğu dönem, kadınların dört duvar arasına kapatıldığı, gerici-geleneksel anlayışların doruk noktasına çıktığı bir zaman dilimiydi ve Suriyeli kadınlar için artık her şey değişmişti. 19. Yüzyılın sonlarına doğru Osmanlı devletinin sallantı yaşadığı dönemde Suriyeli kadınlar ayaklandı ve Osmanlı’ya karşı ilk protesto eylemlerini gerçekleştirdi. Şam’da düzenlenen bu eylemde bir kadın yaralanmıştı.

KADINLARIN İŞGALCİLERE KARŞI DİRENİŞİ

1916’daki Sykes-Picot anlaşmasının ardından Fransa’nın Suriye topraklarına girmesiyle Suriye ordusunun başındaki Yusuf El Azme ile birlikte kadın subay Nazik El Abid’in adı öne çıktığı gibi çok sayıda kadın da Fransız işgaline karşı direndi. Suriye 1946’da bağımsızlığını ilan etti, bir yıl sonra da ülkede parlamento seçimlerine gidildi. Fakat kadınlar seçme ve seçilme hakkından mahrum bırakıldı. 1949’da ise Hüsnü Zaim, kadınlara seçme hakkını ve ilkokul mezunu olmak kaydıyla seçilme hakkını veren yasayı onadı. 1953’te Suriye devlet başkanı Edib Şişekli ise anayasaya tüm kadınların seçme ve seçilme hakkına sahip olduğu yasayı ekledi.

BAAS DIŞINDA ÖRGÜTLENMELER YASAKLANDI

Suriye ile Mısır’ın tek devlet çatısı altında bulunduğu 1960’da 2 kadın ülke parlamentosu üyeliğine seçildi. İki ülke ayrılınca da kadınlara sadece seçme hakkı verildi. 1963’te Baas partisinin ülke yönetimini ele geçirmesiyle kadınlara yalnızca Baas’ın propagandasını yapma hakkı tanındı. Kadın gruplarının ve örgütlerinin boşanma, evlilik ve miras gibi konularda yasal düzenleme taleplerinin hiçbiri gerçekleşmedi.

Şubat 1966’da Baas partisinin tüm kadın örgütlerini kontrol altına alma girişimi parti bünyesinde kurulan Genel Kadın Komitesi’yle kurumlaştı. Kadınların haklarını arama faaliyetleri kısıtlandı, bu tür faaliyetler için Baas’ın kadın yapılanmasına dahil olmaları zorunluluğu getirildi. Bu dönemde ayrıca ifade ve basın özgürlüğüne büyük darbeler vuruldu. Aralarında kadınların politik ve toplumsal kamuoyu oluşturduğu birçok dergi ve gazetenin lisansı iptal edildi.

Kadının kitlesel enerjisini boşa çıkarma peşindeki Baas rejimi 26 Şubat 1966’da çıkardığı 121 sayılı yasayla, ‘Genel Kadın Birliği’ni “tüm enerjisini ulusal çıkarlar için kullanan bir örgüt” olarak tanımladı ve başkanlığına da Suad Abdullah’ı getirdi. 5 Şubat 1984’te ise söz konusu yasa iptal edilerek yeni bir yasa anayasaya eklendi. 16 Eylül 1986’da ise Sosyal Çalışmalar Bakanlığı’nın kararıyla Genel Kadın Birliği dışındaki tüm kadın faaliyetlerinin yasaklandığı açıklandı.  

Söz konusu birlik ulusal kadın örgütü gibi tanımlanıyordu fakat doğrudan Baas partisine bağlıydı. Kadınların Baas iktidarı içinde resmi varlığı olarak da tanımlanan bu örgütte ne kültürel, etnik çoğulculuk vardı, ne de farklı görüşlerin sesi çıkabiliyordu. Birliğe üye olmanın başlıca şartı ise Baas partisine üye olmaktı.

CİNSİYETÇİ YASALAR

Baas partisi hiçbir örgütün kadın hakları için faaliyet yürütmesine izin vermediği gibi kendi bünyesinde oluşturduğu birlik de kadınların yaşadıkları sorunları ve hak mücadelesini görmezden geldi. Öyle ki medeni kanuna göre kadınların evlenme yaşı 17 olarak belirlendi. Erkeklerde 15, kadınlarda 13 yaş evliliği için ise mahkemenin evlilik niyetlerini onaylaması ve vücutlarının hazır olması gibi insanlık gerçeğinden uzak yasalar çıkardı.

Bununla birlikte kadın karşıtı özellikler barındıran Suriye anayasasının 192, 240, 241, 242 ve 548’inci maddeleri, bir nevi kadın cinayetlerine teşvik sağladı. ‘Namus Suçları’ adı altında kadınlar katledildi, katiller ise hafif cezalar aldı.

Miras hakkından da mahrum kalan kadınlar, cinsiyetçi yasalarla baskılara ve cinayetlere maruz kaldı.

Baas partisine bağlı birliğe katılma zorunluluğundan dolayı Suriye’de hiçbir kadın hareketi ortaya çıkmadı. Kadın özgürlüğü ve hakları için mücadele eden ilk örgüt olarak, bugünkü adı Kongreya Star olan Yekitiya Star Şubat 2005’te kuruluşunu ilan etti. 

Özgür toplum ve kadın-erkek eşitsizliğini bitirme amacıyla kurulan Yekitiya Star, kadınlar arasında faaliyet alanlarını genişletti. Rojava ve Suriye’de Kürtlerin yaşadığı her yerde kadın örgütlenmesini gerçekleştirdi.

SURİYELİ KADINLAR DEVRİM YAPIYOR…

Suriye’de halk hareketliliklerinin başladığı 15 Mart 2011’deki birçok eylemde kadınlar aktif yer aldı ve haklarını talep etti. 15 Mayıs 2015’te de kadınların organize ettiği ‘Suriyeli Özgürlükçülerin Cuma Yürüyüşleri’ düzenlendi. Fakat Suriye devletinin kolluk güçleri kadınların eylemini engelledi ve yüzlerce kadın tutuklandı. Tüm tutuklama ve baskılara rağmen Suriyeli kadınlar eylemlerine devam etti. Fakat Suriye devlet yönetimi tutukladığı kadınları serbest bırakmak yerine daha fazla kadını tutukladı. Suriye’deki cezaevleri kadın tutuklularla doldu.

Suriye’de iç savaşın kızışmasıyla beraber çete grupları da ortaya çıktı. Suriye devlet güçleri ile çeteler arasında kalan kadınlar kaçırılma, tutuklama, tecavüz ve göç maruz kaldı.

‘İLK TUTUKLANANLAR KADINLAR OLDU’

Suriyeli gazeteci yazar Hedil Uwes, konuya ilişkin şunları belirtti: “Suriye krizinin ilk günlerinde kadınların düzenlediği eylem ve faaliyetleri yasakladılar. Özellikle siyasi kadın hareketlerinin faaliyetleri tümden yasaklandı. Devrim sürecinin ilk tutuklananları da isimlerine devrime yazdıranları da kadınlar oldu. Kadın ve gençlik hareketleri, Suriye toplumunun hafızasında ‘Suriye Devrimi’ yaratanlar olarak kazındı. Suriye kadınların kahramanlıkları dünya basının ilgisini çekti.”

SAVAŞIN YIKIMI VE KADINLAR

Cinsel saldırı, taciz, tecavüz, işkence, küçük yaşta evlilik, kaçırılma… Tüm bunlar savaşın acısını en derinden yaşayan Suriyeli kadınların maruz kaldığı uygulamalar oldu. Suriye krizinin ilk gününden bu yana kadını hedef alan çok sayıda şiddet saldırısı kayıtlara geçti.

Kadınlar, Suriye krizi boyunca Suriye hükümeti, DAİŞ, El Nusra, işgalci Türk devleti ve diğer çete gruplarının elinden en büyük zararı gören kesim oldu. Adı geçen tüm saldırganlar tüm kadınların ulaştığı imkanları, özgürlüklerini hedef aldı. Gerici geleneksel tüm anlayışın ürünlerini kadınlara baskı aracı olarak kullandı. 

‘DAİŞ VE TÜRK DEVLETİNİN ÖNCELİKLİ HEDEFİ KADINLAR OLDU’

Suriye Kadın Meclisi Örgütlenme Bürosu Yönetimi Üyesi Şems Sino, Suriye’de kadınların -özellikle de Êzidî kadınların- en çok şiddete maruz kaldığı yer ve dönemin DAİŞ işgali altında olduğunu, DAİŞ işgalinin sonra ermesinden sonra ise bu durumun Türk devleti ve çetelerinin işgali altındaki Efrîn, Serêkaniyê ve Girê Spi’de devam ettiğini söyledi.

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği Haziran 2014’te yayınladığı bir raporda onbinlerce Suriyeli kadının ülkedeki iç savaşta yaşamını yitireceği uyarısında bulunmuştu.  Yoksulluk ve göç koşullarının Suriye kadınların yaşadığı acıları katladığını ifade eden Hedil Uwes de artık kadınların savaşa ve yıkıma rağmen güç kazandığını kaydetti.

Savaşın yıkıcılığının yanında göç ve kamp koşullarında yaşamak zorunda kalan kadın sayısı arttı. Göçmen durumunda olan birçok kadın ise, özellikle Türkiye’deki kamplarda seks köleliğine, tecavüze ve küçük yaşta evliliklere maruz kaldı.

Türkiye’deki kamplarda birçok kadının bu tür ahlak dışı uygulamalara maruz kaldığını belirten Hedil Uwes, “Özellikle eşleri öldürülen kadınlar seks işçisi olarak çalıştırılıyor. Küçük yaştaki kızlar da para karşılığı evlendiriliyor” dedi. Hedil, son dönemde İdlib’den göç eden kadınların bu uygulamalara maruz kaldığını kaydetti.

9 YILIN RAKAMLARI

9’uncu yılını tamamlayan Suriye krizine ilişkin birçok rapor ve veri yayınlandı. Ve bu raporlara göre Suriye’de kadınların katledilmediği bir gün yok gibi.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), Suriye krizin ilk günlerinden 4 Ocak 2020’ye kadar geçen sürede 585 bin kişinin öldüğünü bildirdi. Rapora göre 18 yaş üstü 13 bin 704 kadın ve 80 bin 307 erkek ile 22 bin 75 çocuk olmak üzere toplam 116 bin 86 sivil yaşamını yitirdi.

Suriye devletinin cezaevlerinde yaşamını yitirenlerin sayısının 16 bin 163 olduğunu belirten SOHR, bunların 64’ünün kadın, 15 bin 974’ünün erkek ve 125’inin çocuk olduğunu kaydetti. Suriye İhlalleri Belgeleme Merkezi ise Suriye krizi boyunca 440 kadının cezaevinde tutuklu bulunduğunu belirtirken, resmi olmayan raporlara göre bu 13 bini buluyor.

İŞGALCİ TÜRK DEVLETİ KÜRT KADINLARI HEDEF ALDI

Efrîn İnsan Hakları Örgütü de işgalci Türk devleti ve çeteleri tarafından, Efrîn ve çevresinde kadınlara yönelik onlarca cinayet, işkence, kaçırılma ve tecavüz vakasını belgeledi. Örgütün Efrîn’den göç edenlerden aldığı bilgilere dayandırarak hazırladığı raporlara göre 50’den fazla kadın cinayeti, 60’tan fazla da tecavüz vakası yaşandı.

İşgalci Türk devletine bağlı askeri polis çete yapılanması tarafından Efrîn’de binlerce kadının kaçırıldığını kaydeden örgüt, çok sayıda kadının akıbetinin bilinmediğini, bazı kadınların da yakınlarının verdiği fidye ile serbest bırakıldığını kaydetti.

İşgal altındaki Serêkaniyê de ise kentteki yerel kaynaklardan derlenen bilgilere göre 23 Arap, 2 Kürt ve 5 Çeçen kadın, Türk devleti ve çeteleri tarafından cinsel şiddete maruz kaldı.

HEVRÎN XELEF

Rusya ve ABD ile yaptığı kirli anlaşmaların neticesinde Efrîn, Serêkaniyê ve Girê Spî’yi işgal eden Türk devleti, bölge halklarına karşı demografi değişimi, zorla göç ve çeşitli insanlık dışı uygulamalarla savaş suçu işledi.

Türk devleti ve çetelerinin işgali altındaki bölgelerde başlıca hedef ise haliyle yine kadınlar oldu. Kuzey ve Doğu Suriye topraklarına dönük işgal saldırılarının 3’üncü gününde, yani 12 Ekim 2019 günü işgalciler, işledikleri insanlık suçlarına bir yenisini ekleyerek Suriye Gelecek Partisi Sekreteri Hevrîn Xelef’i katletti.

Hevrîn Xelef’in katledilişine ilişkin konuşan Şems Sîno, suçluların yargılanmasını, insan hakları ve uluslararası hukuk kurallarına göre cezalandırılmasını çağrısında bulundu. Hevrîn Xelef’in siyaset ve diplomatik bir kimliğe sahip olduğunu belirten Şems, barışı gerçekleştirmek için aktif çalıştığını, demokratik bir Suriye için tüm bileşenleri bir araya getirmeye çalıştığını belirtti.

KUZEY VE DOĞU SURİYELİ KADINLAR ORTADOĞU’DA ÖRNEK OLDU

Suriye’de halk hareketleriyle birlikte çok sayıda kadın örgütü de kuruldu. Dışa bağımlı olanlar Suriye sahasında varlık gösteremezken Kuzey ve Doğu Suriyeli kadınlar kadın örgütlerini ve örgütlenmesini geliştirdi.

2005’te kurulan Yekitiya Star, faaliyetlerini genişleterek Kuzey ve Doğu Suriye’deki tüm kadınlara ulaştı. 25 Şubat 2016’da gerçekleştirdiği kongresiyle de ismini Kongreya Star olarak yeniledi. Öte yandan Ocak 2013’te ‘Sara Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Örgütü’, 2014’te ise Suriye Kadın Meclisi kuruldu.

Kuzey ve Doğu Suriye’de askeri alanda büyük başarılara imza atan kadınlar, 4 Nisan 2013’te Kadın Savunma Birlikleri YPJ’yi kurdu. DAİŞ, El Nusra ve diğer çete gruplarına karşı mücadeleye öncülük eden YPJ, Türk devleti ve çetelerinin işgal saldırılarına karşı da büyük direniş gösterdi.

Direnişleri dünya kadınları için büyük bir mücadele kaynağına dönüşen Rojava-Kuzey ve Doğu Suriyeli kadınların temsilcileri, 5 aralık 2018’de, 16 ülkeden 200 kadının katılımıyla Hindistan’ın Bangalore kentinde düzenlenen forumda yer aldı.

Bölge siyasetine de yön veren kadınlar Demokratik Suriye Meclisi (MSD) ve Suriye Gelecek Partisi’nin kuruluşunda da yer aldı. Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi ve bölgedeki tüm yönetim mekanizmalarında eş başkanlık sisteminin yürütücüsü olan kadınlar, tarihi kazanımlar edindi.

ANHA


Diğer Haberler