Suriye’de savaş ve işgal tehditleri gölgesinde ‘çözüm’ görüşmeleri: Astana 13

Astana 13 görüşmeleri, İdlib’e bombardıman yapan Rusya ile Kuzey ve Doğu Suriye’ye işgal tehditlerinde bulunan Türkiye’nin garantörlüğünde bugün başlıyor. MSD yetkilileri, söz konusu görüşmelerin çözüm için değil; Türkiye, Rusya ve İran arasındaki çelişkilerin kontrolü için gerçekleştirildiğini vurguladı.

Suriye krizinin başlıca aktörlerinden Türkiye, Rusya ve İran’ın “garantör ülke” rolü oynadığı Astana-13 görüşmeleri bugün Kazakistan’ın başkenti Astana’da başlıyor. Türkiye, Rusya ve İran'ın yanı sıra Suriye rejimi ve sözde muhalefet temsilcilerinin katılacağı toplantıda, Birleşmiş Milletler (BM), Ürdün, Lübnan ve Irak heyetleri de gözlemci olarak hazır bulunacak.

İdlib ve Kuzey ve Doğu Suriye’deki gelişmelerin de ele alınacağı toplantıda, taraflar arasındaki ‘güven artırıcı önlemler’ ve anayasa komitesinin oluşturulması da gündem maddeleri arasında yer alacak. İkili ve üçlü teknik görüşmelerle başlayacak toplantının ana oturumu, 2 Ağustos'ta düzenlenecek.

Suriye derin bir şiddet sarmalına sürüklendi

Türkiye, Rusya ve İran sponsorluğunda gerçekleştirilen önceki Astana toplantılarında Suriye derin bir şiddet sarmalına sürüklendi. Sözde garantör bir rol oynayan adı geçen devletlerin menfaatleri doğrultusundaki politikaları nedeniyle binlerce sivil hayatını kaybetti, binlercesi zorunlu göçe maruz kaldı ve Suriye’nin geniş bir bölümü Rusya’nın onayı ile Türkiye ve çete grupları tarafından işgal edildi.

Astana 1

Astana görüşmelerinin ilki 23-24 Ocak 2017 tarihinde Suriye’de askeri güçleri bulunan Türkiye, Rusya ve İran’ın sponsorluğunda gerçekleştirildi. Her üç ülkenin 29 Aralık 2016 tarihindeki ortak anlaşması çerçevesinde gerçekleştirilen toplantıda, Türkiye, Rusya ve İran’ın bölgedeki hegemonyası ve rolleri paylaşıldı. Her üç ülke, Halep örneği üzerinden çözüm önerilerinde bulundu. Türkiye, Halep’teki çete gruplarını Suriye rejim güçleri ve Rusya’ya satarak Halep’in rejim kontrolüne geçmesinin önünü açtı. İlk görüşmede, Türkiye Halep karşılığında Cerablus ve Bab’ı işgal etti.

Astana 2

Astana’nın ikinci tur görüşmeleri 16 Şubat 2017 tarihinde başarısızlıkla başladı. Türk devletine bağlı sözde muhalefet heyeti, toplantıya bir gün gecikmeli geldi. Türkiye, Cebhet El-Nusra (Heyet Tehrîr El-Şam) ile anlaşması gereği görüşmeden ortak bir bildirinin çıkmasını engelledi. Rusya’nın ikinci tur görüşmelerinde ateşkes gözlem mekanizmasında karar kılındığı açıklamasına rağmen Türkiye’nin El-Nusra çetelerini koruma girişimleri nedeniyle bu öneri ret edildi.

Astana 3

Astana-3 görüşmeleri ise 2017 yılının Mart ayında gerçekleştirildi. Suriye sözde muhalefet heyeti, görüşmeyi ilk gün boykot etti ancak her zamanki gibi ikinci gün katılım sağladı. Görüşmelerin sonunda İran, Türkiye ve Rusya ile birlikte resmen “garantör ülke” oldu. İran’ın Suriye’deki askeri varlığının meşrulaştırılması amacıyla Astana’nın ilk iki görüşmesinde Türkiye’nin işgali de meşrulaştırıldı. Toplantıda ayrıca ateşkes gözlem komitesi, insani yardım takip komitesi, aşiret ve tutuklular komitelerinin kurulması kararlaştırıldı. Her üç ülkenin bu sözde çabaları, Suriye’de ölüm, göç ve yıkımı engelleyemedi.

Astana 4

2017 yılının Mayıs ayı başlarında gerçekleştirilen Astana 4 görüşmelerinde; Rusya, Türkiye ve İran Suriye’nin 4 farklı bölgesinde “Silahsız bölge” kurulması konusunda anlaştı.

Astana 5

Astana’nın görüşmelerinin 4 Temmuz 2017 tarihinde gerçekleştirilen 5’incisi ise hiçbir anlaşma sağlanamadan sona erdi. Toplantıda İdlib, Humus ve Doğu Guta’da kurulması planlanan “Silahlı bölge” planı da süreli olarak ertelendi.

Astana 6

Astana-6 görüşmeleri ise 2017 yılının Eylül ayında “Garantör ülkelerin” menfaatleri doğrultusunda gerçekleştirildi. Rusya, bu görüşmeler ile çete gruplarının Suriye rejim güçlerine dönük saldırılarının önünü açtı ve rejimin yeni bölgeleri kontrolü altına almasını sağladı. Türkiye ise bu görüşmelerde 2016 yılından itibaren işgal ettiği bölgelerdeki varlığını “Gözlemci” adı altında meşrulaştırdı. Suriye rejim güçlerinin yanında yer alan İran da bu görüşmeler ile Suriye’deki varlığını “garantör ülke” ve “gözlemci” adı altında meşrulaştırdı.

Astana 7 ve 8

30 Ekim 2017 tarihinde gerçekleştirilen Astana 7 ile 21 Aralık 2017 tarihinde gerçekleştirilen Astana 8 görüşmeleri de hiçbir sonuç alınmadan sona erdi. Her iki görüşmede tutukluların durumu ve mayın temizleme konuları görüşüldü.

Astana 9

Astana 9 ise 14 Mayıs 2018 tarihinde organize edildi. Bu görüşmede yer alan devletler, hiçbir öneride anlaşamadı. Rusya, İran ve Türkiye, bu görüşmede Rusya’nın Soçi kentinde sözde Suriye muhalefeti ile üst düzey bir toplantı gerçekleştirme kararı alındı.

Astana 10

30 Temmuz 2018 tarihinde gerçekleştirilen Astana 10 görüşmelerinde Suriye’deki yönelimleri konusunda anlaştı. Görüşmede, ayrıca Suriyeli göçmenlerin evlerine dönüşü masaya yatırıldı. Ancak bu görüşmelerin  ardından çözüme dönük hiçbir gelişme sağlanmadı, savaş, göç ve yıkım devam etti.

Astana 11

28 Kasım 2018 tarihinde gerçekleştirilen Astana 11 görüşmelerinde Suriye için yeni anayasanın görüşülmesi bekleniliyordu. Ancak görüşme, katılımcılar arasındaki çelişkiler nedeniyle hiçbir sonuç alınmadan sona erdi.

Astana 12

25 Nisan 2019 tarihinde gerçekleştirilen Astana 12 görüşmelerinde ise Suriye rejim güçlerinin çete gruplarının merkezi haline gelen İdlib’e dönük askeri operasyon sinyali verildi. Astana 4 görüşmelerinden bu yana Suriye rejim güçlerinin çete gruplarına dönük operasyonu Türkiye tarafından engelleniyordu. Görüşmelerden çıkan “Silahsız bölge” de bir sonuca ulaşmadı. Dünya terör listesinde bulunan Heyet Tehrîr El-Şam çete grubunun yüzde 90’ını kontrol altında tuttuğu İdlib’deki çete grupları teslim olmayı ret etti.

Hikmet Hebîb: Tek çare Suriye içi diyaloglardır

MSD Yürütme Kurulu Eşbaşkan Yardımcısı Hikmet Hebîb, “Astana görüşmelerinin ilk gününden bu yana farklı bir görüşteyiz. Bu toplantılar, Suriye krizini ya da Suriye halkının kanını durdurmak için değil; garantör ülkelerin menfaatlerini garantilemek için gerçekleştirildi” dedi. Rusya, Türkiye ve İran’ın, Astana görüşmelerindeki “Silahsız bölge” önerileri ile Suriye’yi kendi aralarında paylaşmayı hedeflediğini söyleyen Hebîb, “Bu toplantılar beraberinde ölüm ve yıkım getirdi. İdlib’deki gelişmeler, Astana’nın bir sonucudur” dedi.

Hebîb, “Türk devletinin Kuzey ve Doğu Suriye’ye dönük mevcut işgal tehditleri, Rusya’nın İdlib’deki bombardımanı, İran’ın menfaatleri doğrultusundaki adımları Astana’nın sonucudur” şeklinde konuştu. Hebîb, Suriye krizinin Astana gibi dış görüşmeler ile değil Suriye içi diyaloglar ile çözülebileceğini vurguladı.

Dîbo: Astana 13, ‘Garantör ülkeler’ arasındaki çelişkilerin kontrolü için gerçekleştiriliyor

MSD Genel İlişkiler Bürosu Üyesi Sihanok Dibo ise “Astana görüşmeleri, bir çözüm için değil garantör devletler Rusya, Türkiye ve İran’ın kontrolü ve etkisi altındaki bölgelerin belirlenmesi için gerçekleştiriliyor” dedi.

Söz konusu görüşmelerde Suriye için hiçbir girişimin yapılmadığını belirten Dîbo, Suriye için yeni anayasa komitesinin bile bu durumu itiraf ettiğini söyledi. Astana 13 görüşmelerinin önceki toplantılardan farklı olmayacağını, her üç ülke arasındaki çelişkilerin kontrolü için gerçekleştirileceğini belirten Dîb0, görüşmelerde yer alan Suriyeli tarafların ise Türkiye, Rusya ve İran’ın baskısı altında olduğunu vurguladı.

(eyl)

ANHA

 


Diğer Haberler