Süryani kurumlardan, İstanbul Ortodoks Kilisesi’nin açıklamasına tepki

Cizre Bölgesi’ndeki Süryani ve Asuri kurumlar, İstanbul Ortodoks Kilisesi’nin Türk devletinin Kuzey ve Doğu Suriye’ye tehditlerini destekleyen açıklamalarını reddetti.

Süryani Birlik Partisi, Süryani Askeri Meclisi, Süryani Kadın Birliği, Süryani Savunma Güçleri-Sotoro, Süryani Kültür Derneği, Beyt Nehrên Kadın Güçleri, Süryani İlerici Gençlik Birliği ve Süryani-Asuri Şehit Aileleri Meclisi, ortak açıklama yaparak İstanbul Ortodoks Kilisesi’nin işgalci Türk devletinin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik tehditlerini savunan açıklamalarını kabul etmediklerini belirtti.

Açıklama şöyle:

 “Türk devleti Kuzey ve Doğu Suriye’ye saldırmak için halen yeni iddialar yaratmakta, sivilleri ve örgütleri kullanmakta, kimi hükümet ve kurumlara baskı yapmakta olup, Türkiye’deki muhaliflere de baskı yapıyor, gazetecileri ve basın kurumlarını kapatıyor ve meşruluktan uzak yöntemler kullanıyor. 

İstanbul Ortodoks Süryani Kilisesi Vakfı’nın yaptığı açıklamayla bölgedeki Süryanileri korumak iddiasıyla Türk devletinin Kuzey ve Doğu Suriye’ye saldırmasını desteklemesini hiçbir şekilde kabul etmiyor; Mar Îgantiyos Efram Dünya Ortodoks Süryani Kilisesi rahiplerinin Suriye işgali karşıtı çağrılarına ters olduğunu ve Süryani dini kurumlar için doğru olmadığını belirtiyoruz.

Türkiye, özgür iradeye, halkların haklarına düşman olan, sadece kendi iktidarı için çalışan halk düşmanlarına sırtını dayamaktadır. Bu nedenle Türkiye’nin tek düşüncesi Suriye’deki Süryanileri bitirmek, küçük düşürmek ve halkımıza hakaret etmektir. Şunu da unutmamalıyız ki Türk devleti son yüzyılda halkımıza yönelik katliamlar gerçekleştirmiş ve kiliselerimizin kapılarını kapatmıştır.

Erdoğan’ın İstanbul’da kiliselerin temel atma törenine katılarak Kuzey ve Doğu Suriye’ye saldırı ve İstanbul’daki kiliseleri kapatma açıklamalarını yapması, Türk hükümetinin kiliseleri açıklamalarını duyurduğu bir alana çevirmek istediğini sonucuna ulaştırıyor. Türkiye’nin hiçbir zaman Hristiyanların sorununu çözme, haklarını teslim etme gibi bir çabasının olduğuna şahit olmadık. Bu açıklama, halkımıza yönelik yeni bir komplonun göstergesi olduğu gibi; insan haklarının çiğnenmesinden sonra anayasa ve demokrasinin gelişeceğine hiçbir inancın kalmadığı anlamına gelmektedir.

Bu temelde 1914-1915 yıllarında bugüne kadar Türkiye hükümeti tarafından gerçekleştirilen soykırımlar, Türkiye’nin halkımızı göç ettirmek ve böylece bölgede demografi değiştirmek, halkımıza yönelik tahripkar siyasetini sürdürmek ve bununla birlikte halkımızın davasını pazarlık malzemesi yapmak istediğini görmemize yeterlidir. Bu temelde Sîver Soykırımı’nın tanınması, Süryani halkının ülkesi içinde varlığının kabul edilmesi ve anayasal haklara sahip olması çağrısında bulunuyoruz.

Soykırımcı siyasetlerden destek alan ve sadece kendini temsil eden kurumları; hangi yönden olursa olsun halkımıza ait kurumların kullanılmasını kabul etmediğimizi tekrar belirtiyor, bu düşüncesiz adımların önüne bir sınır çekilmesi için çağrıda bulunuyoruz.

Bununla birlikte Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye bölgelerine yönelik askeri müdahalelerini kabul etmediğimizi belirtiyoruz. Çünkü böyle bir müdahale bölgemiz için felaket olacaktır. AKP’nin başını çektiği Türkiye rejimi, Kuzey ve Doğu Suriye’ye müdahale etmek, güvenliğini bozmak, halklar arasında savaş çıkarmak ve Demokratik Özerk Yönetim projesini darbelemek istemektedir.

Bu temelde kendimizi ve projemizi korumak için hazır olduğumuzu belirtiyor; Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, uluslararası toplum ve ABD’ye bu diktatör rejimin önüne bir sınır koymaları, Suriye’yi parçalamalarına izin vermemeleri, Suriye için demokratik ve siyasi bir çözümü sağlamaları çağrısında bulunuyoruz.”

(cj)

ANHA


Diğer Haberler