​​​​​​​TAJÊ: Bağdat ve Hewlêr 3 Ağustos katliamının sorumlularıdır

Bağdat ve Hewlêr hükümetlerinin Şengal’deki 3 Ağustos katliamının sorumluları olduğunu söyleyen TAJÊ, Êzidîlerin kendi yönetimiyle kendini yeni katliamlardan koruyacağını belirtti.

Êzidîlerin varlıklarına yönelik planlar kapsamında birçok soykırım ve göç saldırısı gerçekleştirilmiştir. En son 2014 yazında DAİŞ çeteleri işgalci Türk devletinin planına göre acımasız bir saldırı gerçekleştirdi.

Bu saldırıda Êzidî toplumu şiddetin en kötü türleriyle karşı karşıya kaldı. Musul ve Reqa’daki pazarlarda kadın ve çocuklar satıldı. Bu suçlar insanlığa karşı savaş suçları olarak sınıflandırılır. Êzidî kurumlarına göre DAİŞ çeteleri, 3 bin 548'i kadın ve 2 bin 869'u erkek olmak üzere 6 bin 417 Êzidî’yi kaçırdı. Bin 201'i kadın olmak üzere 3 bin 737 Êzidî onlardan kurtarıldı. bin 190 Êzidî kadının akıbeti halen belli değil.

Êzidî Kadın Özgürlük Hareketi (TAJÊ) Koordinasyon üyesi Riham Heco, konuya ilişkin konuştu.

Bu katliama neden olan taraflar hakkında Riham Heco, "Bu katliamı birçok güç planladı. Türk devleti, Bağdat ve Başûrê Kurdistan hükümetleri bu plana dahil oldu. Şengal saldırısında peşmergenin silahlarıyla birlikte kenti terk etmesi Başûrê Kurdistan hükümetinin bu plana dahil olduğunu kanıtlıyor” dedi.

Riham Heco sözlerine şöyle devam etti: "Şengal’de Başûrê Kurdistan hükümetinin 18 binden fazla peşmergesi vardı. Ancak bu kuvvet, saldırının sabahı KDP’nin emriyle bulunduğu yerden çekildi. Êzidî toplumu bu çetelerle baş başa bırakıldı."

Riham Heco'ya göre, DAİŞ saldırısı öncesinde adı geçen taraflar arasında çok sayıda gizli görüşme yapıldı. Bu görüşmelerde Şengal, Kerkük ve Musul'un DAİŞ'e devredilmesi konusunda mutabık kalındı.

 ‘BAĞDAT VE HEWLÊR 3 AĞUSTOS KATLİAMININ SORUMLULARIDIR’

Êzidîlere yönelik katliamdan Bağdat ve Hewlêr hükümetlerinin sorumlu olduğunu belirten Riham Heco, "Halkımıza karşı yapılan anlaşmalar çerçevesinde peşmergenin Şengal’den çekilmesi nedeniyle binlerce Êzidî kadın öldürüldü, kaçırıldı, yerlerinden edildi. 3 Ağustos 2014 sabahı Xerzerk, Koca, Siba Şêx Xidir, Rambusi, Girê Keçan (Til Benat), Girê Qesab köylerinden DAİŞ çeteleri saldırılara başladı. Irak ve Suriye'nin farklı bölgelerindeki saldırılarının propagandasında kadınları ve çocukları kullandılar” ifadelerine yer verdi.

Halk Savunma Güçleri (HPG), Halk Savunma Birlikleri (YPG ve YPJ)'nin rolüne vurgu yapan Rîham Heco, "Gerilla Şengal'e gitti ve sivilleri korudu. Rojava halkı da Êzidî halkına maddi ve manevi yardımda bulundu ve onları katliamdan kurtardı” diye ekledi.

Rîham Heco, bu güçler sayesinde Êzidî toplumunun yok olmaktan kurtulduğunu, işgalci Türk devleti ve KDP’nin Şengal'deki Êzidîleri tamamen yok etme hedefinin gerçekleşmediğini belirtti.

Êzidî kadınların rolüyle ilgili olarak Riham Heco, "Êzidî kadınların silah kaldırması tarihi bir olaydı. Êzidî kadınlar savaş meydanlarında yerlerini aldılar. Reqa ve Dêrazor’da DAİŞ’e karşı cesurca savaştılar” dedi.

Şengal dahil Ortadoğu bölgelerinde çatışmaların ve savaşların devam ettiğini kaydeden Rîham Heco, Türk devletinin sürekli haksız gerekçelerle Şengal’e saldırdığını ifade etti.

Riham Heco, sözlerine şunları ekledi: "Şengal'e bir soykırım daha olacak mı, olmayacak mı? Bilmiyoruz. Her taraf kendi çıkarları için Êzidî halkına yönelik katliamlar yapmaya hazırdır."

Şengal Direniş Birlikleri'ne (YBŞ ve YJŞ) olan inancını anlatan Rîham Heco, "Ezidi Kadın Özgürlük Hareketi (TAJÊ) örgütü olan YJŞ'nin kurulmasından sonra güçlerimize olan umudumuz ve inancımız doğdu. Artık Êzidî toplumu eskisinden farklı olarak kendi güçlerine güveniyor” ifadelerini kullandı.

‘ŞENGAL HALKI KENDİNİ KORUYOR’

Öte yandan Şengal'de DAİŞ’e karşı savaşan YPJ savaşçısı Sarya Herekol, "Rojava devriminin başlangıcından bu yana halkı DAİŞ çetelerinin saldırılarından korumaya söz verdik. Çünkü amacımız kadına dayatılan ataerkil zihniyeti kırmaktır" diye konuştu.

Sarya Herekol sözlerine şöyle devam etti: "Tüm mazlumların özgürce ve onurlu yaşama hakkı vardır, bu temelde Şengal’e girdik. Özellikle kadınları DAİŞ’ten kurtarmaya öncelik verdik. Onlara karşı işlenen suçlar trajik ve acı vericiydi. Biz buna tahammül etmedik. Ayrıca onlardan intikam almak için elimize fırsat geçti.”

Şengal'in 13 Kasım 2015'te kurtarılmasından sonra, Şengal halkı öz savunma temelinde kendi öz yönetimini kurdu ve artık dış güçlere güvenmiyor. Sadece kendi öz gücüne güveniyor. Bu konuda Sarya Herekol, "Şengal kendini koruyor. Türk devletinin KDP işbirliğiyle güvenliğini zedeleme girişimleri ve önceki olayları tekrarlama girişimleri var. Şengal eskisi gibi olmayacak. Şengal’e karşı tüm komplolar devreye konuldu. Şimdi kendi sistemlerine göre kadın özgürlüğü ve demokratik toplum temelinde çalışıyorlar. Ahlaki ve politik topluluğu inşa ediyor” yorumunda bulundu.

Sarya Herekol, Şengal halkının gelenek ve göreneklerini yok olmaktan korumuş Kürt halkının bir parçası olduğunu, katliamlara rağmen gelenek, görenek, kültür ve göreneklerinden vazgeçmediğini belirtti. Sarya, Şengal halkının korunmasını herkesin yerine getirmesi gereken bir görev olarak nitelendirdi.

Sarya Herekol, Êzidî toplumuna yönelik planlara dikkat çekerek, "Dış güçler her zaman Şengal'deki demokratik projeyi bozmaya çalışıyor. Bu nedenle Zeki Şengali gibi ulusal şahsiyetleri hedef alıyorlar” dedi.

Konuşmasının sonunda Sarya Herekol, "Dünya, Şengal'de Êzidî halkının başına gelenleri unutmamalı. Uluslararası toplum Şengal katliamına sessiz kaldı” ifadelerine yer verdi.

(rr)

ANHA


Diğer Haberler