​​​​​​​‘TC Başur güçlerini sahte devlet vaadiyle PKK’ye karşı savaştırmaya çalışıyor’

“Türk devleti Başur’daki bazı güçleri sözde bağımsız devlet kurmalarına izin vereceği gibi yalan vaatlerle PKK’ye karşı savaştırmaya ve bu şekilde Kürtler arası birakuji savaşını yeniden hortlatmaya çalışıyor.”

İşgalci Türk devletinin Başurê Kürdistan’a yönelik işgal saldırıları devam ediyor. Yapılan saldırılara karşı Irak merkezi hükümeti ve Kürdistan bölge hükümeti şimdiye kadar net bir tutum takınmış değil. Bölgedeki siyasi gözlemciler, gazeteciler ve aydınlar bu sessizliği ‘saldırılara onay vermek’ olarak değerlendiriyor.

‘EVDEKİ HESAP ÇARŞIYA UYMADI’

Başurê Kürdistan’a yönelik geliştirilen saldırıların tek başına Türk devleti tarafından organize edilmediğine işaret eden gazeteci Erdoğan Altan, saldırıların bir konsept dahilinde geliştiğini ve bu saldırıların içinde birden çok gücün yer aldığını söyledi.

Saldırıları AKP-MHP’nin pratikte uyguladığını ancak kapsamlı ve çok yönlü ve birçok gücün içinde yer almasına rağmen evdeki hesabın çarşıya uymadığını söyleyen Altan, “Irak’ta 12 Mayıs’ta yapılan seçimlerin ardından Kürdistan bölge hükümeti ile Irak merkezi hükümeti arasında bazı anlaşmazlıklar çıkmaya başladı. Bunlar daha çok ekonomikti. Irak Başbakanı Mustafa Kazımi’nin 2021 Haziran’da seçimlerin yapılacağını duyurmasının ardından bu tartışmalar yeniden gündeme geldi. Bu anlaşmazlıkların kaynağı Irak’ı karıştırmak isteyen bölgesel ve küresel güçlerdir. Şüphesiz ki buraya en fazla çomak sokan da AKP-MHP faşist iktidarıdır” dedi.

‘ABD VE İRAN ARASINDA SAVAŞ YAŞANIYOR’

Bölgede İran-ABD savaşının sürdüğünü söyleyen Altan, Irak’ta yaşananların ABD-İran savaşının bölgeye yansıması olarak değerlendirdi.

ABD’nin bölge siyasetini İran’la yürüttüğü savaşa göre belirlediği tespitini yapan Altan, “Bölgedeki tüm devletlerle kurduğu ilişkiyi bu temelde yürütüyor. Herkesi bu savaşa göre pozisyon almaya zorluyor. Bu temelde politikalar yürütüyor. Aynı zamanda İran da benzer bir yaklaşım içerisinde bulunuyor. Bu bir hegemonya savaşıdır. Bugün bölgede bu savaşın yansımalarını yaşıyoruz” şeklinde konuştu.

‘AMAÇ IRAK’I PARÇALAMAK’

İşgalci güçlerin hedefinde Irak’ı parçalamak olduğunu, dizayn sürecinin sonucunda Irak’ın üç parçaya bölünmesinin hedeflendiğini belirten Altan, yüksek ihtimalle Kürtlerin yaşadığı bölgeyi Sünni Kürt yönetimine diğer bölgelerin de de Şii yönetimine verilebileceğini, kaydetti.

Altan devamla, “Bu şekilde yeni bir Irak dizayn etmeye çalışıyorlar. Yani Irak yeni bir savaşa giriyor. Irak’taki tüm siyasi güçler bu politikalara nasıl yaklaşacaklarını gözden geçirmelidir. Şiilerin bu politikalara nasıl tepki vereceği aşikardır. Şiiler bu planları kendilerine yönelik bir saldırı olarak görüyor. Kürtler de bu planları kendine bir fırsata dönüştürmeye çalışıyor. Bu süreçte ne yapacağını bilmeyen ve örgütsüz olan ise Sünnilerdir. Sürecin en büyük kaybını onlar yaşayacak” ifadelerini kullandı.

‘TÜRK DEVLETİ BAŞUR’DAKİ BAZI GÜÇLERE YALAN VAATLERDE BULUNUYOR’

Altan, Türk devletinin Başurê Kürdistan’daki bazı güçlere PKK’ye karşı savaşmaları halinde onların devlet olması gibi yalan vaatlerde bulunduğunu söyledi. Bu planın ABD tarafından yapıldığını söyleyen Altan, “Türkiye’nin PKK ile savaşması ve PKK’nin bitirilmesi amaçlanıyor. Bunun için de Başur Kürdistan’daki güçler kullanılmak isteniyor. Başurlu güçler dediğimiz zaman Barzanilerden bahsetmek gerekiyor. Barzanilerin Türk devletine dayanan ve PKK’yi bitirmeyi hedefleyen siyaseti Kürt halkının geleceğinin dış güçlerin eline bırakılmasına neden oluyor. Ancak devlet olma sözü alan bir güç kardeş kavgası yapabilir. Bunun da gerçeğe dayanmayan bir vaat olduğunu herkes biliyor” diye konuştu.

Başur Kürdistan’daki saldırıların büyük planlamalar sonucu geliştiğini söyleyen gazeteci Erdoğan Altan, 15-16 Haziran’da Maxmur, Şengal ve Medya Savunma Alanlarına yönelik eş zamanlı geliştirilen saldırılara dikkat çekerek şöyle konuştu, “O tarihte havadan yapılan saldırılar o günden itibaren Heftanin’de TSK eliyle karadan yürütülüyor. Planın ilk aşaması Zinê Wertê’nin KDP’nin eline geçmesiydi. İkinci aşamada Mahmur ve Şengal’e yönelik saldırılar gerçekleşti. Bu saldırılar Medya Savunma Alanları ve Heftanin ile sürdü. Yapılan tüm saldırılar bütünüyle Kürt özgürlük hareketini ve Kürtleri ilgilendiriyor. Efrîn’den Medya Savunma Alanlarına uzanan bir işgal hattı oluşturmak istiyorlar. Bu plan başarılı olursa Rojava’dan Başurê Kürdistan’a kadar birçok yer işgal edilmiş olacak. Türk devleti bunu Misak-ı Milli olarak adlandırıyor” değerlendirmesinde bulundu.

‘SESSİZ KALARAK SALDIRILARI MEŞRULAŞTIRIYORLAR’

Irak merkezi hükümeti ve Başurê Kürdistan hükümetinin saldırılar karşısındaki sessizliğini işgalcilerin amaçlarına bağlayan Altan, “Türk devletine saldırı rolünü veren güçler saldırıları meşrulaştırma rolünü de Başur Kürdistan ve Irak’taki güçlere veriyor. Bu güçler sessiz kalarak saldırıları meşru kılıyorlar. Yer yer çok cılız sesler çıksa da bu Türk devletinin katliam yaparken sınır tanımamasından kaynaklanıyor” dedi.

‘İRAN SALDIRARAK KENDİNİ GÖSTERMEYE ÇALIŞIYOR’

Türk devletinin yanı sıra yer yer saldırılarda bulunan İran siyasetine de dikkat çeken Altan, Türk devletinin saldırılarını yoğunlaştırdığı bu dönemde gelişen İran saldırılarının da geliştiğini söyledi ve şu yorumda bulundu: “İran rejiminin tarihten bu yana yaşadığı en büyük korku başına geldi. Savaşın kapıya gelmesinden korkuyorlardı. Fakat şu an savaş kapıdan içeri girmiş durumda. Şimdiye kadar birçok ülkede başka güçler eliyle yürüttüğü savaşı şu an kendisi yürütmek zorunda. Kasım Süleymani’nin ABD tarafından öldürülmesine karşılık gözle görülür bir şey yapamadılar. Koronavirüs salgını ve ABD’nin yaptırımları nedeniyle iyice zayıfladılar. Bugün de birkaç uçakla operasyon yaparak ‘ben buradayım benden korkun’ mesajı vermek istiyor. Yani Irak’taki saldırıları üzerinden kendini var etmeye çalışıyor.”

‘SALDIRILARIN BOŞA ÇIKMASI SONRASI MİT FAZLA MESAİ YAPMAYA BAŞLADI’

Gazeteci Erdoğan Altan, Türk devletinin Heftanin’deki saldırılarının yaşanan gerilla direnişi karşısında boşa düştüğünü, HPG ve YJA Star gerillalarının farklı bir strateji ile kendilerine işgal saldırılarına karşı güçlü bir direniş geliştirdiğinin altını çizerek, “Bunun üzerine yeni yol ve yöntemler aramaya başladılar. 90’larda ortaya çıkardıkları koruculuk sistemine benzer bir yol aradılar. Bölgeyi ajanlaştırma faaliyetlerini arttırdılar. Behdinan ve diğer bölgelerde de aynı yöntemi uygulamaya çalışıyorlar. Bölge halkının, Türk devletinin oyunlarının farkına varması sayesinde bazen MİT elemanlarının yakalanmasını sağlanıyor” dedi ve türk devletinin gerilla direnişi karşısında yaşadığı hezimetten sonra bu kez de MİT eliyle KDP üzerinden bir “zafer” hedeflendiğini kaydetti.

(rr/cj)

ANHA


Diğer Haberler