​​​​​​​TC, İhvancılar eliyle Arap dünyası için tehlike yaratıyor

Lübnanlı araştırmacı Dr. Huda Rizk, Türk devletinin Suriye krizinde İhvan’ı kullandığına dikkat çekerek, Türkiye’nin Irak’taki rüyalarının eskiye dayandığını söyledi.

Arap ülkelerinin içişlerine müdahalesini Suriye, Libya ve Irak’a yönelik saldırılarıyla işgal boyutuna taşıran Erdoğan-Bahçeli faşist liderliğindeki Türk devleti, Arap dünyası için de en büyük bölgesel tehdit durumuna gelmiş durumda.

‘SURİYE’DE TRUVA ATI İHVAN OLDU’

Türk devletinin Arap dünyasına işgal saldırılarını değerlendiren Lübnanlı araştırmacı Dr. Huda Rizk, tehlikenin boyutlarına dikkat çekerek, özellikle Suriye’de İhvancı grupların Türk devleti eliyle etkin şekilde kullanıldığına dikkat çekti.

Türkiye’nin Suriye politikasının eski Başbakan Ahmet Davutoğlu ile birlikte değişime uğradığını belirten Rizk, “Davutoğlu, Beşar Esad ile görüştüğünde kendisine Şiacılığın sonunu geldiğini ve Sünnilik sürecinin başladığını söylemişti. Bu aslında, Esad’ın görev ve yetkilerini başbakana devretmesi ve başbakanın da İhvan’dan olması gerektiği anlamına geliyordu” dedi.

Türkiye’nin Suriye’ye müdahalesinin Suriye’deki durumu karmaşıklaştırdığını, Türk devletinin, Suriye’ye müdahalesinin spontane şekilde gelişmediğini söyleyen Rizk, “Türk devleti bunun için uzun süre hazırlık yaptı. Sınırların açılması ve göçmenlerin kamplara alınması bu hazırlığın bir parçası olarak gelişti. Bu da sistematik bir planın varlığını gösteriyor. Esad, Türkiye’nin istediği çizgiye barışçı yollarla gelmese bunun askeri yöntemlerle yapılacağı önceden planlanıyordu” ifadelerini kullandı.

‘TÜRKİYE’NİN IRAK’TAKİ RÜYALARI ESKİYE DAYANIYOR’

Türk devletinin Suriye’de olduğu gibi Irak’a yönelik müdahalesinin de benzer şekilde çok planlı geliştiğine işaret eden Rizk, “2003 yılında ABD Irak’a girdiğinde Türk devleti Musul ve Kerkük gibi yerleri işgal etmek istiyordu. Türkiye, bu yerlerde Türk vatandaşlarının yaşadığını, bu yerleri Lozan görüşmeleri sırasında Britanya yüzünden Irak’a bıraktığını iddia ediyor” şeklinde konuştu.

‘TÜRKİYE, FİLİSTİN SORUNUNDAN GÜÇ ALIYOR’

Türk devletinin, Suriye ve Irak’a yönelik saldırılarının uzun süreye dayanan ve planlı şekilde geliştiğini, Mavi Marmara müdahalesini bunun için de kullandığını söyleyen Rizk, Arap ülkelerinden Katar’ın da bu planlı işgal saldırılarının gelişiminde etkin rol aldığının altını çizdi.

Rizk, “ABD, Irak’a müdahale ettiğinde Türk devleti Arap dünyasını güçsüz ve aciz gördü. Bunun üzerine Arap devletlerinin içişlerine müdahale etmeye başladı. Mavi Marmara’da İsrail’in yaptıklarını göstererek Arap dünyasını yanına çekmeye çalıştı. Suriye’de İhvan’ın Tunus’ta Nahda’nın desteklenmesi tesadüf değildir. Arap baharına zemin oluşturulmasında Katar ve Türkiye arasında kesinlikle bir anlaşma vardı” diye belirtti.

El Cezire televizyonunun Arap baharı sürecinde çok olumsuz bir rol oynadığını da söyleyen Rizk, “El Cezire televizyonu Siyasal İslam’ın oyuncağı oldu. ABD öncülüğünde Siyasal İslam ile demokrasi üzerine diyaloglar kuruldu. Sizce Arap baharı başarıya ulaştı mı? Kesinlikle ulaşmadı. Sadece Arap dünyasını bir krize sokmak konusunda başarılı oldu” ifadelerini kullandı.

‘ERDOĞAN’IN YAŞADIĞI KRİZİN NEDENİ KÜRT SORUNUNU İNKÂR ETMESİDİR’

Türkiye’nin sorunlarının başında Kürt sorununun geldiğini kaydeden Rizk, “Bilindiği üzere 2013 yılında Türk devleti ve Kürtler arasında bir diyalog süreci yaşandı. Bu diyalog İstihbarat Başkanı Hakan Fidan öncülüğünde gerçekleşti. Bu görüşmelerin amacı Kürtler açısından, sorunun çözümünü müzakere etmek, haklarını kullanmalarını sağlamak ve Abdullah Öcalan’ı cezaevinden çıkarmaktı. Fakat Erdoğan’ın planları farklıydı. Bu görüşmeleri Avrupa ve ABD’yi razı etmek için kullandı. 2014 yılında Abdullah Gül’ü siyasetten uzaklaştırdı. Kendisi Cumhurbaşkanlığına geçti. Böylece diyalog süreci de başarısızlıkla sonuçlandı. Her iki taraf da birbirine güvenmiyordu. Erdoğan’ın amacı PKK savaşçılarının Avrupa’ya sürgün edilmesiydi. Bu savaşçıların silahlarını alıp kendilerinin siyasi olarak mücadele etmesine izin vermeyecekti. 2015 Haziran’ında yapılan seçimleri Erdoğan kaybedince Kürtlere topyekûn bir savaş başlatıldı” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin Kürt düşmanlığı yaptığını kaydeden Rizk, Kürdistan dağlarında bulunan askeri üsleri bunun kanıtı olarak gösterdi.

Irak rejiminin Kandil ve Şengal’daki saldırılara sessiz kalmasına dikkat çeken Rizk, bu saldırıların geliştirilmesinde ABD’nin de destek verdiğini kaydetti.

Rizk, “ABD, bu saldırılar için Türkiye’ye yeşil ışık yakıyor. Efrîn, Minbic ve diğer yerlerde de bu görüldü. ABD, Efrîn’de Rusya’nın bulunduğunu, bu nedenle karışmadığını söylüyor. Bu noktada ABD ve Rusya arasında çıkar çatışmaları ortaya çıkıyor. Türkiye bu çatışmalardan çıkar sağlıyor. Türkiye, bölgede Kürtlerin Özerk Yönetim kurmasını kabul etmiyor. Burada Kürtlerin kuracağı bir statünün Irak’taki Kürtlere ulaşmasının önünü almak istiyor” dedi.

‘ABD’NİN SİYASETİ ŞEFFAF DEĞİL’

ABD’nin şeffaf olmayan bir siyaset izlediğine dikkat çeken Rizk, “ABD, İran’la yaşadığı çelişki ve çatışmalı durumunu ve Irak’taki varlığını stratejik olarak görüyor. Suriye, Irak ve Lübnan’daki Hizbullah’ın ilişki kurmasına izin vermiyor. Sadece bu nedenle değil, Irak’ın jeopolitik konumu da ABD için önemlidir. Çünkü Irak, Suriye ile İran’ı birbirine bağlayan bir coğrafyada bulunuyor. Bu şekilde İsrail’e karşı başlatılacak olası bir savaşın da önünü almış oluyor. Diğer yandan Irak’ta petrol var. Burada sorun sadece azınlık hakları değildir. Burada devletlerin çıkar çatışması var” şeklinde konuştu.

Türk devletinin Kürtlerin haklarını almasından korktuğunu vurgulayan Rizk, “Erdoğan bu yüzden Kürt sorununu reddediyor” dedi.

‘ERDOĞAN İSLAM’I ÇIKARI İÇİN KULLANIYOR’

Türk devletinin Libya’ya müdahalesini de değerlendiren Rizk, “Libya’ya yönelik askeri müdahale de önceden planlanmıştı. Son iki yıldır Kıbrıs ve Akdeniz’de hakları olduğunu ispatlamaya çalışıyordu. Kıbrıs ve Yunanistan, Türkiye’nin Akdeniz’de gaz aramasını reddediyordu. Bu çatışma 1974 yılına dayanıyor. Halen de devam ediyor. Birleşmiş Milletlerin tüm çabaları da sonuç vermedi” diye belirtti.

Rizk sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye, Kıbrıs Türklerinin elinde bulunan kısma yakın duruyor. Bunun nedeni çıkarlarıdır. Buradan çıkacak petrol ve gaz ile doğal kaynaklardan nemalanmak istiyor. Bunu elde etmesi için çözümü Ulusal Mutabakat hükümetinde buldu. Erdoğan, İslam’ı çıkarı için kullanıyor. Halife Hafter’e karşı Ulusal Mutabakat Hükümeti ile mutabakat imzaladı. Bu anlaşma ile Türkiye, Muammer Kaddafi dönemine dönmeyi umuyor. Bunun yanı sıra Libya’daki petrol ve gazdan faydalanmak istiyor. Kıbrıs, Mısır ve Yunanistan, Erdoğan’ın bu yaklaşımını reddediyor. Erdoğan, Mutabakat Hükümeti ile oluşturduğu projeleri gerçekleştirmek için Libya’ya askeri müdahalede bulundu.”

‘ABD, RUSYA’YI DURDURMAK İÇİN ERDOĞAN’A DESTEK VERİYOR’

Türkiye’nin NATO üyesi olduğunu hatırlatan Rizk, “Fransa da bir NATO ülkesidir. Fransa, Türkiye’nin NATO’nun arkasına saklanarak suç işlediğini iyi biliyor. Libya’ya müdahale edilmesi de bu perdenin arkasına saklanarak yapıldı. Fransa, Türkiye’nin savaştığı Hafter’i destekliyor. ABD, Wagner güçlerine destek veren Rusya’nın bölgede daha fazla hâkim olmaması için uğraşıyor. Diğer yandan Moskova ve Berlin’de de diyalog kurarak Libya’ya askeri müdahale olmaması için uğraşıyor. Berlin konferansına katılan Türk devleti Libya’da savaşıyor. Rusya’nın tutumu da farklı değil. Trablus’u savunması gereken Rusya, Türkiye’nin müdahalesine onay verdi” yorumunda bulundu.

‘TÜRKİYE-FRANSA ÇATIŞMASI ASKERİ MÜDAHALEYE DÖNÜŞEBİLİR’

Erdoğan’ın Trablus’u ele geçirmekle yetinmeyeceğini dile getiren Rizk, “Birçok devlet Libya’da savaşıyor. Fransa, Türkiye’nin savaşmasını istemiyor. Türkiye-Fransa çatışmasının askeri müdahaleye dönüşmesini bekliyorum. ABD, Rusya’nın Libya’da güçlenmesini istemiyor. Bu nedenle Türkiye’nin Libya’daki müdahalesine izin veriyor” şeklinde konuştu.

‘MISIR SAVAŞI DURDURMAK İSTİYOR’

Mısır’ın tutumunu da değerlendiren Rizk, müdahalenin de masada olduğunu söyleyerek şöyle konuştu, “Sisi, Fransa’nın da isteğiyle Libya’da savaşı durdurmak için harekete geçti. Diğer yandan Rusya, Hafter’i Libya’daki süreçten uzaklaştırabileceğini ve parlamento Başkanı Akila Salih’in Türk devleti ve Ulusal Mutabakat Hükümeti ile görüşebileceğini ifade etti. Görünen o ki Fransa bu çözümü kabul etmedi. Erdoğan, savaşta ısrar ediyor. Donald Trump ise Mısır’ın tutumunu destekledi. Mısır, Libya’ya askeri müdahale seçeneğini gündeme getirdi. Bu Mısır’ın ABD’ye karşı çıkacağı anlamına gelmiyor. Sisi’nin açıklamaları diyalog çağrısıdır. Mısır, Arap dünyasına müdahale etmiyor. 1978 yılında Arap savunmasından çekilmişti” diye belirtti.

(rr)

ANHA


Diğer Haberler