‘Tecride karşı bütün kuruluşlar sorumluluklarını yerine getirmeli’

Cizre bölgesi İnsan Hakları Derneği Eşbaşkanı Mihemed Baqî Hesen, açlık grevi direnişçilerinin taleplerinin yerine getirilmesi gerektiğini söyledi.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'a uygulanan tecride karşı Kürdistan, Türkiye, Avrupa ve birçok ülkede binlerce kişi süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde. Öcalan'ın avukatları pazartesi günü yaptıkları açıklamada 2 Mayıs’ta müvekkilleriyle görüşme gerçekleştirdiğini duyurdu. Görüşme sonrası tutsaklar adına yapılan açıklamada, görüşmenin tecridin sona erdiği anlamına gelmediği belirtilerek, eylemlerin devam edeceği duyuruldu.

Açlık grevindeki direnişçiler Leyla Güven 182, Nasır Yağız 169, zindanlardaki tutsaklar 144, Strasburg'daki direnişçiler ve İmam Şiş 143 ve Fadile Tok 109’uncu gününde devam ediyor. İstanbul Bakırköy, Kocaeli Gebze, Van ve Amed'de 15 tutuklunun başladığı ölüm orucu 9’uncu gününde.

Cizre bölgesi İnsan Hakları Derneği Eşbaşkanı Mihemed Baqî Hesen açlık grevlerine ve ölüm orucu direnişlerine ilişkin konuştu.

'Açlık grevi eylemleri barışın direnişidir'

Türk devletinin uyguladığı tecrit uygulamasının bir an önce yıkılmasını gerektiğini belirten Hesen şunları söyledi: "Avukat ve aile görüşleri tutuklu ve hükümlü olan herkesin doğal hakkıdır. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan yıllardır avukatları ve ailesi ile görüştürülmüyor.  Türk devletinin bu uygulaması doğrudan tutukluların haklarına yöneliktir. Tecride karşı binlerce kişi açlık grevi direnişinde. Açlık grevi barışçıl bir direniştir."

Hesen, açlık grevi direnişçilerinin sağlık durumlarının endişe verici boyutlara ulaştığını belirterek şöyle devam etti: "Eylemcilerin sağlık durumu kritik bir aşamaya girmiştir. Binlerce insan açlık grevinde. Buna rağmen insan hakları örgütleri ve uluslararası kuruluşlar sessiz. Bütün kuruluşlar Önder Apo üzerindeki tecride karşı görev ve sorumluluklarını yerine getirmelidir.

‘Sonuçlardan Türk devleti ve insan hakları örgütleri sorumludur’

Konuşmasının devamında açlık grevi ve ölüm orucundaki eylemcilerin sağlık durumlarında ortaya çıkabilecek tüm sonuçlardan Türk devleti ve insan hakları kurumlarının sorumlu olduğunu söyleyen Hesen şunları belirtti: "Açlık grevindeki ve ölüm orucundaki direnişçiler için her gün eylemler gerçekleşiyor. Özellikle tutuklu aileleri her gün meydanlarda eylem yapıyor. Türk devleti annelere ve eylemcilere karşı vahşice saldırılarda bulunuyor. Yaşlı anneleri işkence ve darp ederek gözaltına alıyor. Hiçbir yerde böylesi vahşi uygulamalar yok.  Her insan meydanlara çıkıp hakkını savunabilir ama Türkiye insan haklarını yok sayıyor.  Türkiye'de kim doğruyu söylerse tutuklanıyor.  Ölüm orucundakilerin sağlık durumları büyük bir endişe yaratıyor. Eylemlerden dolayı ortaya çıkabilecek sonuçlardan Türk devleti ve uluslararası insan hakları örgütleri sorumludur.”

Cizre Bölgesi İnsan Hakları Derneği Eşbaşkanı Mihemed Baqî Hesen, direnişçilerin taleplerini yerine getirilmesi gerektiğini belirterek, şehadetlerin önüne geçmek için insan hakları örgütlerine çağrıda bulundu.

(sa/cj)

ANHA


Diğer Haberler