​​​​​​​Türk devletinin Irak ve Başurê Kürdistan planları

Türk istihbarat başkanı Hakan Fidan’ın Bağdat ve Hewler’i ziyaretinin ardından Türkiye’nin Başur Kürdistan’a yönelik saldırıları yoğunlaştı.

Türk devleti, 14 Haziran gecesi Şengal, Maxmur Mülteci Kampı ve Medya Savunma Alanlarına hava saldırıları düzenledi. Hava saldırılarının ardından Heftanin’e de karadan saldırılar yapan Türk devleti, Süleymaniye’nin Kunemasî bölgesine de hava saldırısı düzenleyerek sivilleri katletti. Yapılan saldırılarda şimdiye kadar en az 5 sivil yaşamını yitirdi. Tüm imkanlarını seferber ettiği halde ilerleme kat edemeyen Türk devleti, kara bir propaganda ile büyük başarılar elde etmiş gibi kendini gösteriyor.

Saldırıların Türk istihbarat başkanı Hakan Fidan’ın Bağdat ve Hewlêr ziyaretlerinin ardından gelmesi ise tesadüf değil. Saldırılar aynı zamanda ABD-Irak görüşmeleri sırasında başladı. Kaynaklar, eski Irak istihbarat başkanı ve şimdi Başbakan Mustefa El Kazimi’nin saldırılara onay verdiğini söylüyor. Yine kaynakların verdiği bilgilere göre Bağdat ve Hewlêr hükümetleri arasında Başurê Kürdistan’da Irak ordusunun konuşlandırılması konusu tartışıldı.

Irak’taki bazı siyasi kaynaklar ise Türkiye’nin saldırılara başlamadan önce Başurê Kürdistan hükümetinin onayını aldığını ifade ediyor.

El Arap gazetesi, Ankara’nın Başurê Kürdistan hükümetine ekonomik yardımlarda bulunduğunu, buna karşılık olarak PKK gerillalarının konum bilgilerini aldığını yazdı. Gazete, Türk cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Irak’taki petrol gelirlerine göz diktiğini de ifade etti.

Irak’taki siyasi ve askeri çevreler de Türkiye’nin Irak’ta kalıcı üsler oluşturması konusunda endişeli duruyor. Irak’taki kaynaklar, Türkiye’nin ‘geçici üs’lerden kolay kolay vazgeçmeyeceğini dile getiriyor. Yıllardır Irak hükümetinin çağrılarına rağmen Türk devleti, Başika Kampı’ndan çıkmış değil.

‘TÜRKİYE’NİN PLANLARI OSMANLI İLE SINIRLI DEĞİL’

Yaşanan gelişmeleri değerlendiren uluslararası ilişkiler uzmanı İyad El Mecali, bölgede yaşanan gelişmelerin yeni bir atmosferi ortaya çıkardığını söyledi. Erdoğan’ın Osmanlı’yı diriltme çabalarının bu yeni atmosferin oluşmasında etkili olduğunu ifade eden Mecali, “Suriye, Irak ve Libya gibi Arap topraklarına yönelik işgal ve yayılma girişimlerinin nedeni budur. Görünen o ki Türkiye’nin planları Osmanlı ile sınırlı değil. Akdeniz’de de önemli gelişmeler yaşanıyor” diye konuştu.

Türkiye’nin karşısında en zayıf halka olarak Irak’ı gördüğünü belirten Mecali, operasyonların Irak topraklarına yoğunlaşmasının nedeninin Irak hükümetinin zayıf görülmesi olduğunu söyledi. Bağdat’ın operasyonları kınadığını ancak durduramadığını ifade eden Mecali, “Kazimî, saldırıları kınayarak Irak’ın egemenlik haklarının ihlali olduğunu söyledi. Türkiye ise saldırılara kılıf uydurarak PKK’nin saldırılarına cevap verdiğini iddia etti” değerlendirmesinde bulundu.

‘IRAK HÜKÜMETİNİN TUTUMU ZAYIF’

Irak hükümetinin saldırılar karşısındaki tutumunu değerlendiren Mecali, “Hükümetin saldırılar karşısında takındığı tutum zayıf kaldı. Saldırıları kınamaktan öteye geçemedi. Türkiye, Irak topraklarında hava ve kara operasyonları yaptı. Askeri üsler inşa etmeye devam ediyor. Irak bunları reddettiğini söylemekten öteye gidemiyor. Ankara, uluslararası tüm hukuku hiçe sayıyor. Irak tarafından Türkiye’nin Başika’dan çıkması istendi ancak bu gerçekleşmedi” ifadelerini kullandı.

Başur Kürdistan’a yönelik saldırıların zamanlamasıyla ilgili ise Mecali, “Saldırıların boyutu ve zamanlaması, gözlemcilerin, Erdoğan'ın niyetini ortaya çıkarmasını sağladı. Bu durum Ankara'nın, Irak üzerindeki stratejisini de gözler önüne serdi" dedi.

Ankara’nın Suriye’de Kürtlerin statü elde etmesinden endişe duyduğunu kaydeden Mecali, Erdoğan’ın saldırılarla Kürt mücadelesine mesaj verdiğini belirtti. Erdoğan’ın Kürt özgürlük mücadelesinden korktuğunu vurgulayan Mecali, Kürtlerin birlik olması halinde bütün planları bozacağının altını çizdi.

Kürtlerin sayısal olarak çok fazla olmasına rağmen devletlerinin olmamasını eleştiren Mecali, “Büyük Kürdistan toprakları, Türkiye, Irak, İran ve Suriye arasında paylaşıldı. Lübnan, Ermenistan ve Azerbaycan’da da Kürtler yaşıyor. Kuzey Irak’ta Kürtlere yapılan saldırılar bütün dünyadaki Kürtlere yapılan saldırıdan farksızdır” diye belirtti.

‘LİBYA’NIN AKDENİZ KIYILARI TERÖR KORİDORUNA DÖNDÜ’

Mecali, Türk devletinin Ortadoğu’daki saldırganlığına dikkat çekerek şöyle konuştu: “Türkiye’nin Libya, Suriye ve Irak’taki saldırganlığının bir nedeni de bölgedeki kaynaklardır. Libya’daki krizi her açıdan fırsata dönüştürdü. Burada gücünü arttırmak için Libya’yı çete yuvasına dönüştürdü. Bu da bölgenin siyasi durumunu karmaşıklaştırıyor. Uluslararası kamuoyu, bu konu üzerinde ciddi durmalıdır. Bu sorunun artık çözülmesi gerekiyor. Libya’nın Akdeniz kıyıları terör koridoruna dönüşmüş durumda. Bu teröristler Avrupa’nın güvenliğini de tehdit ediyor.”

Ankara’nın bölgede ekonomik kazançlar elde etme peşinde olduğunu vurgulayan Mecali, Türkiye’nin bu nedenle her türlü savaş argümanını kullandığını söyledi. Suriye, Irak ve Libya dosyasının birbirine karıştığına işaret eden Mecali, “Ortadoğu’daki krizler için askeri değil siyasi çözüm gerekiyor. Libya’da yaşanan durum diyaloğu zorunlu kılıyor. Fakat Ankara krizi derinleştirmek için çabalıyor. Bunun üzerinden kendi şartlarını diğer devletlere dayatmaya çalışıyor” ifadelerinde bulundu.

(rr/cj)

ANHA


Diğer Haberler