Türk devletinin saldırısı kime yarar?

İşgalci Türk devleti cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan yine Kuzey ve Doğu Suriye halklarını katliamla tehdit etti. Erdoğan’ın bu tehditleri yeni değil, fakat gün geçtikçe tehditlerinin dozajını daha yükseltiyor. Buna karşın Kuzey ve Doğu Suriye halkları direnişe hazırlanıyor. Bölgedeki güçler de ölü bedenler için pusuda bekleyen sırtlanlar gibi bekleyiş içerisinde. Herkes, Türk devletinin işgal tehditlerinden faydalanmak istiyor. Bunlardan biri de DAİŞ. Binlerce DAİŞ’li zindanlarda ve durumlarının ne olacağı henüz bilinmiyor. Bununla birlikte halen DAİŞ fikirlerini savunan binlerce DAİŞ’li aile de kamplarda kalıyor. Diğer yandan Suriye rejimi ve müttefikleri Rusya ile İran. İşgalci Türk devleti Efrîn’e saldırdığı zaman İran ve Rusya Derazor’un kuzeyinde ilerleyip, petrol merkezlerini ele geçirmek istemiştir. Türk devleti de bölgeyi işgal ederse, çeteler için yeni bir merkez haline getirecek.

Baxoz’un DAİŞ’ten özgürleştirilmesiyle birlikte DAİŞ’in elinde bulunan tüm bölgeler kurtarılmış oldu. Bu zafer Demokratik Suriye Güçleri’nin (QSD) büyük fedakarlıklarıyla kazanıldı. Bunun yanında Uluslararası Koalisyon’un ciddi ortaklığıyla DAİŞ’e karşı iyi sonuç alındı. Fakat bu zaferle DAİŞ tamamen ortadan kaldırılamadı. Verilere göre, Irak ve Suriye’de halen yaklaşık 18 bin DAİŞ’li bulunuyor.

Resmi olmasa da bazı kaynaklardan edinilen bilgiye göre, QSD güçlerinin cezaevlerinde DAİŞ’e karşı yürütülen savaşta yakalanan yaklaşık 11 bin DAİŞ’li bulunuyor. Bunlardan 2 bini batılı ülkelerin vatandaşı. Aynı zamanda Özerk Yönetim’e bağlı kamplarda da DAİŞ içinde yer almış, batılı ülkelerin vatandaşı olan 70 bine yakın çocuk ve kadın kalıyor. Bu kişilerin ne olacağı halen belirsizliğini koruyor. Özerk Yönetim, tutuklu DAİŞ’lilerin yargılanması için uluslararası bir mahkeme talep ediyor. Şu anda akla gelen soru şu: İşgalci Türk devletinin bölgeye yönelik saldırması durumunda bu DAİŞ’liler ne olacak? Böylesi büyük bir tehlikenin sadece bölgede değil tüm dünya için de tehdit oluşturacağı görülüyor. Konuya ilişkin yapılan açıklamaların bir koz olarak anlaşılsa da bu bir koz değil, gerçekliği ifade ediyor.   

Son birkaç gündür Suriye rejimi ve müttefiki İran Derazor’da güçlerini artırıyor. Bu güç artırma Türk devletinin tehditleriyle eşzamanlı gerçekleşti. İran bölgede askeri güçlerini arttırarak, Türk devletinin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik olası saldırısında, Efrîn’e yapılan işgal saldırılarında yaptığı gibi Derazor’da, Demokratik Suriye Güçleri’nin kontrolünde olan bölgeleri ele geçirmek için benzer hazırlık içerisinde.

Son dönemlerde Rusya, Suriye rejimi ve Türk devleti arasındaki görüşmelerde bu konu ve İdlib’in durumu gündeme geldi. Bazı kaynaklara göre, Türk devleti, Rusya ve Suriye rejiminin sessiz kalması için İdlib’de kendilerine bağlı güçleri çekmeyi ve kalan güçlere de destek vermemeyi teklif etti. Bu teklif İdlib’in Rusya’ya teslim edilmesi anlamına geliyor.

İşgalci Türk devletinin saldırması durumunda savaş sadece bir bölgede sınırlı kalmayacaktır. Daha önce Demokratik Suriye Güçleri Genel Komutanlığı bunu duyurmuştu. Bu savaşın şiddetleneceği anlamına geliyor. Bölge halkı, Türk devletinin işgalini kabul etmeyeceklerini açıkça belirtiyor. Kendini savunmak için hazırlıklar yapan halk, sınır hattında da canlı kalkan olarak eylem yapıyor.

Bölgede yaşanacak olası bir savaş durumunda tutuklu DAİŞ üyeleri ile kamplarda kalan ailelerinin durumu tehlike oluşturacak. Bu durum binlerce DAİŞ’linin zindanlardan kaçarak Avrupa ülkelerine gitmesine yol açabilir. Birçoğu da Suriye ve Irak’ta yeniden hakimiyet oluşturmak için geniş çaplı saldırılar düzenleyebilir. DAİŞ’in yüzlerce uyuyan hücresi, bölgede oluşacak güvenlik boşluğunu bekliyor. İşgalci Türk devletinin tehditlerinin ardından DAİŞ’in bölgeye yönelik saldırısı arttı. Özellikle Hesekê’de çok sayıda patlama oldu. Bölgede son iki günde iki adet bomba yüklü araç etkisiz hale getirildi. Belli ki DAİŞ, Türk devletinin saldırılarından faydalanmak istiyor. Bu durum sadece bölge için değil tüm dünya için büyük tehlike olacaktır.

İşgalci Türk devletinim saldırması durumunda Derazor gibi bölgeleri savunmak zorlaşacak. Bölgedeki varlığını devam ettirmeye çalışan DAİŞ, bazı bölgelerde kontrolü ele geçirebilir. Diğer yandan İran ve Rusya petrol bölgelerini almayı isteyecek. İran şimdiden bunun hazırlığı içerisinde.

Böyle bir durumda DAİŞ’e karşı oluşturulan koalisyonda, özellikle ABD gibi güçlerin durumu tehlikeye girebilir. Ortaya çıkacak sonuç bölge ve dünya için tehlike oluşturmakla kalmaz, aynı zamanda bu güçlerin Suriye’deki bütün kazanımlarını kaybetmesine yol açabilir.

Tüm bunlarla beraber Suriye’deki en güvenli bölgeler, en karışık bölgelere dönüşebilir. Bu bölgedeki dengelerin tamamen bozulması anlamına gelir. Böyle bir durumda DAİŞ yeniden canlanabilir, Suriye rejimi ile müttefikleri güçlenebilir.

(sa/cj)

ANHA