Türk faşizminin zorbalığı sonuç alamayacaktır- ZEKİ AKIL

Türk devleti Kürt düşmanlığında ısrar ediyor ve giderek savaşı derinleştirip yaygınlaştırıyor. Öyle olmasa ayın 18’inde, gece saat 12’yi geçe Şehba’dan Kobanê’ye, oradan Dêrik’e, Kandil ve Asos’a kadar geniş bir coğrafyayı hava güçleriyle bombalamazdı. Türk devleti gayet rahat hareket etmektedir. Kürtlerin hava savunması olmadığını bilmektedir. Uzun yıllar boyu Kürtler havadan sürekli bombalandı. Hiçbir güç Kürtlere hava savunması konusunda bir yardımda bulunmadı. Uluslararası hukuku işletmedi. Siyasi tutum almadı. Bu da Türk işgalcilerini cesaretlendirip şımarttı.

Kuzey ve Suriye hava sahası ABD ve Rusya arasında paylaşılmış. Bu iki devletin izni olmadan Türk devleti saldıramaz. ABD, ‘’Türkiye NATO üyesidir, ben uçaklarını vurmam,’’ diyor. Rusya da aynı durumda. Üstelik Erdoğan, Rusya için ABD ve NATO’ya karşı kullanışlı bir araç olduğu için Putin onu seçtirmek için açıktan destek veriyor. Erdoğan’ın da seçimi kazanması için en büyük kozu ve yatırımı Kürtlere karşı sürdürdüğü savaştır. Çünkü Kürt düşmanlığı ve inkarı Türkiye’de bütün muhalefeti ve devlet bürokrasisini kimliksizleştirip körleştiriyor.

Ortadoğu’da yaşayan kırk milyondan fazla Kürt’ün varlığı, kimliği ve hak arayışı terör kavramına indirgenerek inkar ve imhaya devam ediliyor. Bu da Türkiye’de muhalefeti ve iktidarı aynılaştırıyor. Erdoğan için bundan daha elverişli başka bir konu yok.

Kürtlere karşı sürdürülen savaş Türkiye’nin bütün kaynaklarını tüketti. Demokrasisini ortadan kaldırdı. Ama muhalefet partileri bunu bile açıktan dillendirmekten sakınıyorlar. Türkiye yönetimi Bahçeli ve Perinçek gibi faşist karanlık tiplerin elinde kalmış. Erdoğan iktidarı için işlemediği suç bırakmadı. Türk hükümeti sözde İstiklal caddesinde patlayan bombayı kullanıyor. Ama Türkiye’de yıllardır köyler yakılıyor, binlerce insan faili meçhule götürüldü. Hapishaneler dolup taşıyor. Belediyelere el konuyor. 2015 seçimleri sonrası yapılan kitle katliamları var. Bunların hiç birisinin Kürtlerle ilişkisi yoktu. Üstelik bu saldırıların hedefinde Kürtler vardı. Efrin ve Serékaniyé’de Kürtlerin başına getirilmeyen kötülük kalmadı. Etnik temizlik uygulandı. Kaçırmalar ve tecavüzler, gasp, işkence ve hırsızlık olağanlaştı.

Türk devleti bu suçların hesabını vermedi. Kürtlerin ilgisinin olmadığı İstiklal’deki patlamayı bahane ederek bu kadar geniş bir alana saldırması hesap sorulmamasından kaynaklanıyor. İran Güney Kürdistan’daki Kampları vurduğunda ABD, Avrupa en azından bir tepki gösteriyor, kınama mesajı yayınlıyor. İş Türk devletine geldiğinde tam bir dokunulmazlık zırhına büründürülmüş gibi. Sıradan bir kınama bile yok. Bu son saldırıda Suriye askerleri de vurulmuş. Ayrıca Türkiye-Suriye sınırına Şam hükümeti resmi askeri güçlerini yerleştirmiş. Rusya bu anlaşmanın garantörü ve gözlemcisi. Irak ve Suriye topraklarına birden kapsamlı hava saldırılarının yapılması ABD ve Rusya’nın, BM’nin, NATO’nun onayı, desteği ve göz yumması olmasa gerçekleşemez. Türkiye bölge ve dünya için gerçek anlamda bir tehdit unsuru haline gelmiş. On binlerce silahlı çeteyi işgal bölgelerine doldurmuş. Bunları Libya’ya, Ermenistan’a vb. savaşa gönderiyor. Dünyaya kötülük ve terör ihraç eden bir devlet orta yerde duruyor.   

Kürt halkı dünyayı yöneten büyük güçler tarafından yalnız bırakılıyor. Kürtler dünyanın güvenliğine büyük katkılar yaptılar. Kuzey Suriye’de Şengal’de DAIŞ’ın kırılmasına ve yenilmesine öncülük ettiler. DAIŞ liderleri Bağdadi ve Kureyşi ise Türk devletinin koruması altındaki bölgede ABD tarafından vuruldu. DAIŞ’a karşı savaşanları Türk devleti hedeflemiş ve onları ortadan kaldırmak için zorbalıkta, yalanda ve saldırganlıkta sınır tanımıyor. DAIŞ’ın başaramadığını faşist Erdoğan ve Bahçeli ikilisi tamamlamak istiyor.               

Kürt halkı ve öncüleri uzun yıllardır soykırımcı Türk devletine karşı direniyorlar. İnsanlığa ve kendilerine güveniyorlar. Herhangi bir güce dayanarak savaşmadılar. Özgürlüğü başkalarının bahşetmeyeceğini iyi biliyorlar. Kürtler bugün dünden daha güçlüler. Başta Arap halkı olmak üzere bölge halklarıyla da güçlü ilişkiler ve birliktelikler kurdular. DAIŞ’a karşı savaşta Kürt Arap kanı birbirine karıştı. Suriye Kürtlerin, Arapların, Süryanilerin ve diğer halkların ortak vatanıdır. İşgalci ve zorba Türk devletini Suriye’den kovmayı başaracaklarıdır. Güney Kürdistan’da da halk işbirlikçilerin arkasından kuzu kuzu gitmeyecektir. Büyük acılar çekmiş ve ağır bedeller ödemiş deneyimli bir halk var orada. Kürt halkı bir bütün olarak dinamik, canlı ve ayaktadır. Bilinçlenmiş ve örgütlülüğünü geliştiriyor. Hiçbir karanlık ve zorba güç Kürt halkının direncini kıramayacaktır.

ANHA