‘Türkiye, güvenli bölge anlaşmasını Rojava’nın işgali için kullanmak istiyor’

Beyrut Stratejik Araştırmalar Merkezi Müdürü Dr. Muhammed Nureddin, Türkiye’nin Rojava’nın işgali için sınır güvenliği anlaşmasını kullanmak istediğini ve Rusya’nın da bunu teşvik ettiğini söyledi.

Beyrut Stratejik Araştırmalar Merkezi Müdürü Dr. Muhammed Nureddin, Kuzey ve Doğu Suriye sınır hattının güvenliği için Demokratik Suriye Güçleri (QSD), Türkiye ve ABD arasında varılan sınır güvenliği mekanizması ve Türk devletinin tehditlerine ilişkin ANHA’nın sorularını yanıtladı.

Röportaj şöyle:

*Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD ile vardıkları anlaşma doğrultusunda Suriye-Türkiye sınır hattında ilk ortak kara devriyesinin atılmasının ilk gününde bu anlaşmayı reddetti. Erdoğan ne amaçlıyor?

‘Güvenli bölge’ anlaşmasının duyurulması ve Urfa’da bir Ortak Hareket Merkezi’nin kurulması düşüncesi ile beraber Türkiye’nin ‘güvenlik kaygıları’, Kuzey ve Doğu Suriye’de atılacak ortak devriyeler ve Türkiye’de bulunan Suriyeli mültecilerin dönüşü ile aşılmadı. Tahminlerime göre, her iki tarafta işleyişin nasıl olacağı, zaman ve mülteci sayısı konusunda anlaşmadı. Erdoğan bu yüzden birçok güvenli bölge mekanizmasının bulunduğu yönünde açıklamalar yaptı. Erdoğan, bu anlaşmanın, Kuzey ve Doğu Suriye’ye girmesinin ve bölgedeki hegemonyasını genişletmede ABD’yi ikna etmenin ilk adımı olmasını istiyor. ABD ise şu ana kadar Erdoğan’ın taleplerini dinlemiyor. Bunun sebebi ise ABD’nin, Kürtleri çok sevmesi ya da Türklerden nefret etmesi değil, bölgedeki kimi planlarına henüz ulaşmamasıdır.

*Kuzey ve Doğu Suriye’deki gelişmeler ile İdlib’de yaşananlar arasında nasıl bir bağlantı kurulabilir?

İdlib ve Fırat’ın doğusundaki gelişmelere bakıldığında, Erdoğan’ın Rusya ve ABD’ye aynı anda baskı uyguladığını düşünüyorum. Bir tarafa mesaj verebilmek için diğer taraf ile anlaşıyor. Yani, ABD’ye karşı bir baskı kartı olarak kullanabilmek için İdlib’de Rusya ile anlaşıyor. Aynı zamanda Rusya’ya karşı bir baskı kartı olarak kullanmak için de güvenli bölgeye ilişkin ABD ile anlaşmaya varıyor. Bu Türkiye tarafından oynanan oyundur. Aynı zamanda Rusya ve ABD de Türkiye’yi kaybetmemek için girişimlerde bulunuyor. Rusya, Türkiye’yi NATO’dan koparma stratejisinin başarılı olup olmayacağını görmeden Türkiye’yi bırakmak istemiyor.

*Rusya ve ABD’nin, Türkiye ile İran’ın Suriye’deki rollerini zayıflatmaya dönük bir anlaşmaları var mıdır?

Rusya ve ABD’nin Suriye için bir anlaşması varsa da şu anlık görülmesi mümkün değil. Bence İran’ın Suriye’deki rolü, mevcut sürecin tartışma konusu da değil. İran’ın Türkiye ile ilişkilerinin yanı sıra Suriye rejimiyle de Arap Baharı’ndan önce ve Suriye’deki krizden sonra da devam eden güçlü ilişkileri bulunuyor. İran’ın Suriye ile ilişkileri, Rusya-Suriye anlaşmasından önce de vardı. Bu yüzden ABD ve Rusya arasında bir anlaşma varsa da başarıya ulaşacağını düşünmüyorum. Çünkü İran ve Suriye ilişkileri, karşılıklı çıkar ilişkilerini aşan bir noktada duruyor.

Türkiye’nin Suriye’deki rolünün kısıtlanması konusunda ise Rusya ve ABD’nin bunu kabul edebileceğini düşünüyorum. Türkiye’nin Suriye’de bugüne kadar devam eden varlığı, ABD’nin menfaatlerine ters olduğu gibi Rusya’nın Suriye’deki amaç ve menfaatleri ile de çelişiyor. Bu temelde İran’ın rolünü zayıflatma ile Türkiye’nin Suriye’deki rollerini zayıflatma arasında fark var.

*Türkiye’deki milyonu aşan Suriyeli mülteciyi Kuzey ve Doğu Suriye’ye yerleştireceğini söyleyen Türkiye, aynı zamanda bu projesine destek vermemeleri halinde Avrupa’yı sınırları açmak ile tehdit ediyor. Erdoğan mülteci konusunu nasıl kullandı ve kullanmaya devam edebilecek mi?

Erdoğan, uzun bir süredir mülteciler konusunu kullanıyor. Erdoğan mültecileri, Irak sınırından Akdeniz’e kadar ulaşan Türkiye-Suriye sınır hattının demografik yapısını değiştirme politikasında kullanmak istiyor. Yine mültecilere Türk kimliği vererek, yerel seçimlerde kendi taraftarı olarak kullanmak istedi. Ayrıca ve en önemlisi mültecileri, Avrupa’nın Türkiye’ye karşı sessiz kalmasını sağlamak için sürekli olarak Avrupa’ya karşı tehdit kozu olarak kullandı. Suriye krizine kalıcı bir çözüm bulunana kadar, Türkiye mültecileri Avrupa’ya karşı bir şantaj olarak kullanmaya devam edecektir.

*Erdoğan, Rusya ve ABD başta olmak üzere Suriye’de bulunan uluslararası güçlere rağmen Kuzey ve Doğu Suriye’ye saldırmaya cesaret edebilecek mi?

Erdoğan, Rusya’nın bulunduğu alanlarda Rusya’dan, ABD’nin bulunduğu alanlarda ise ABD’den izin almadan hiçbir müdahalede bulunamaz. Türkiye’nin bu ay içerisindeki bölgeye dönük tehditlerinin yalan olduğunu düşünüyorum. Olası bir saldırının gerçekleşmesi ise ABD’nin gizli onayı ile mümkün olacaktır ve saldırılar anında ABD, bu saldırılara karşı açıklamalar da yapacaktır. Türkiye’nin saldırması halinde ABD ve Demokratik Suriye Güçleri (QSD) de karşılık vermek zorundadır. Erdoğan bu yönlü bir adım atamaz çünkü böylesi bir adım, askeri prosedür ve Türkiye iç siyasetinde kendisi için büyük tehlike yaratacaktır.

Türkiye, Rusya’nın onayı ile ‘Fırat Kalkanı’ bölgeleri, Efrîn ve İdlib’e girdi ve ABD’nin onayı olmadan da Kuzey ve Doğu Suriye’de askeri devriye atamaz.

*Erdoğan’ın ABD ve Rusya’nın saldırılarını onaylaması için verebileceği bir taviz var mıdır?

Erdoğan’ın, Rusya ve ABD’nin saldırılarını onaylaması için ne sunabileceğini bilemeyiz. Birincisi Rusya, ABD ile sorun yaşaması için Türkiye’yi saldırılara teşvik edebilir. Türkiye’nin bu büyük hataya düşmeyeceğini tahmin ediyorum. Erdoğan, silah alımı başta olmak üzere kimi konularda anlaşma imzalama ve bazı konularda koordineyi kabul etme gibi şeyler sunabilir. Bunun karşılığı da Türkiye için mükemmel olmayacaktır.

*Güvenlik mekanizmasının şekli ve ilerisi için senaryolar ne olabilir?

Önümüzdeki sürece ilişkin kesin diyebileceğimiz tek bir senaryo dahi yoktur. Ancak Türkiye’nin ABD’den izin almadan Fırat’ın doğusu için hiçbir adım atamayacağını net bir dille söyleyebiliriz. Mevcut koşullarda, Fırat’ın doğusundaki politikalardan memnun olmayan Türkiye’nin ABD ile çelişkilerinin devam edeceği görülüyor. Türkiye’nin, ABD’nin bulunduğu alanlarda bir askeri saldırıda bulunamayacağını düşünüyorum. Bu yüzden şimdi Güney Kürdistan’a saldırıyor.

(eyl)

ANHA


Diğer Haberler