Türkiye, Suriye’yi yıkıma sürükledi

Zeki BEDRAN

Türkiye, Suriye’de barışın ve krizin aşılmasının önündeki en büyük engel olmaya devam ediyor. Suriye halkları Türkiye’yi iyi tanımalıdır. Suriye’nin yıkılmasının, halkının dağılıp büyük acılar çekmesinin baş sorumlusu Türkiye’dir. Türkiye’nin yaptığı yıkımlar ve çetelere verdiği destekler, işlediği suçlar tümüyle deşifre edilirse insanlığa karşı işlediği suçlardan yargılanmaktan kurtulamayacaktır.

Türkiye, Suriye’de gösteriler başlar başlamaz hemen harekete geçti. Hızla sınırlarını açtı. Kamplar hazırlayarak propagandasını yaptı ve halkın göçünü teşvik etti.

Bu kamplar en karanlık ilişkilerin kurulduğu alanlar oldu. Binlerce insan silah altına alınarak DAİŞ, El Nusra gibi örgütlere yönlendirildi. AFAD ve Kızılay adına kurulan bu kamplar tümüyle MİT ve Kontrgerillanın denetimindeydi. Sözde savaştan kaçan Suriyeli mülteciler için hazırlanmıştı ama CHP’nin milletvekillerinin bu kamplara girmesine ve ziyaretine izin verilmedi. Bu bile kampların insani amaçlarla kurulmadığını ve böyle kullanılmadığını göstermeye yetti. Türkiye bu kamplarda silahlı çetelere savaşçı devşirdi. Dünyaya da milyonlarca mülteci aldığını, büyük masraflar yaptığını, insani davranarak ne kadar fedakâr olduğu propagandasını yaptı. Bu mültecileri kullanarak AB’den milyarlarca dolar para kopardı.

Milyonlarca Suriyeliyi tam köle gibi kullandı. Öyle propaganda ettiği gibi masraf filan yapmadı. Tersine bu insanlar ağır koşullarda, tam bir köle statüsünde çok ucuza çalıştırıldı. Halep’in fabrikaları sökülüp Türkiye’ye taşındı. Suriye’nin tarihi eserleri talan edildi. Suriye halkının bütün toplumsal değerlerine saldırıldı. Kadınların önemli bir kısmı satıldı, fuhuş sektörü geliştirildi. Çok sayıda insan dilencilik yapacak duruma düştü. Yüzbinlerce Suriyeli öldürüldü. Milyonlarcası yerlerinden oldu. Suriye gerçek anlamda yıkıma uğradı. Suriye nasıl ayağa kalkar, bu sorun nasıl çözülür bilinmiyor. Mevcut haliyle çözümün ve barışın önünde en büyük engel yine Türkiye’dir.

Suriye’de çatışmalar başlar başlamaz Türk yöneticileri büyük bir iştahla işin içine girdiler. Kısa Sürede rejimin düşeceği hesabı yapıyorlardı. Şam’a kadar gidip Emevi camisinde namaz kılacağız diyorlardı! Suriye’de işgal edilen bölgelerde Türkler hemen asimilasyon politikalarını hayata geçirmeye başladılar. Siyasi açıdan kontrolüne aldığı ve silahlandırdığı çetelere dayanarak Suriye’nin geleceğiyle oynamaya devam ediyorlar. Türkiye’nin etrafında topladığı ÖSO veya El Nusra gibi çevreler Suriye muhalefeti olarak lanse ediliyor. Suriye muhalefetinin Suriye’nin birliğini savunması ve demokrasiyi esas alması gerekir.

Türklere sığınanlardan muhalefet filan çıkmaz!

Türkiye içinde demokrasiyi katleden ve faşizmi inşa edenlerin Suriye’de demokrasiyi savunmaları akıl karı değildir. Bu kara propagandalara kanacak olanlar geleceklerini yitirmekle karşı karşıya kalacaklardır. Türkiye’nin kara propagandası büyük oranda etkisini yitirdi ve deşifre oldu. Suriyeli mültecileri Türk yöneticileri çok kötü kullanıyorlar. Bir yandan onları öne sürerek AB’den milyarlarca dolar alıyorlar bir yandan da onları tehdit ediyorlar. Soykırımcı politikalarıma karşı çıkarsan kapıları açar Suriyelileri Avrupa’ya gönderirim deyip tehdit ve şantaj yapıyorlar. Bir yandan da kuzey ve doğu Suriye’yi işgal edeceğim ve bu mültecileri götürüp yerleştireceğim, diyor. Yani Avrupa ve ABD’ye işgale karşı çıkmayın, sizi bu mültecilerden böyle kurtarmış olurum demeye getiriyor. Ayrıca Esat yönetimini de tehdit altına alıyor. Örgütlediği ve silahlandırdığı mezhepçi çevreleri bu bölgelere yerleştirerek rejimi devirmeyi ve gelecekte Suriye’yi denetimine alma hesapları yapıyor. Ayrıca Kürtleri de bölgelerinden sürerek etnik temizlik planlarını hayata geçirmeye, Kürt Arap savaşını da yaymaya çalışıyor.

Türk devletinin Efrin’de yaptıklarını herkes gördü. Sınırsız ve müthiş bir Kürt düşmanlığıyla hareket ettikleri ispatlandı. Efrin’i Kürtlerden temizledi. Toraklarına ve yaşam alanlarına el koydu. İnsanlık suçlarının tümünü işlediler. Türkiye’nin işlediği suçları en iyi bilenler Rusya ve Şam yönetimidir. Hepsini izlediler, bilgiler arşivlerinde var. Ama Rusya bu soykırımcılara karşı duracağına hava sahasını açarak Efrin’in işgaline büyük bir destek verdiler. Çıkarlarını insanlık değerlerinin önünde tuttular.

DAİŞ ve El Nusra’nın işlediği bütün suçların bir ortağı da Erdoğan ve yönetimidir. Erdoğan şimdi de İdlib’de El Nusra’yı korumak ve onlar için güvenli bir bölge oluşturmak için çalışıyor. Türk askerleri ve gözlem noktaları İdlib’de ne işe yarıyor? Bu güçler kimin için oradalar? Bu sorulara Şam ve Rusya yönetimleri cevap vermek zorundalar.

Türkiye’nin Suriye’de yol açtığı yıkımlar ve suçlar daha kapsamlıdır. Hepsini bir makalede dile getirmek mümkün değildir. Ancak Suriyeli demokratik ve yurtsever partiler, aydınlar ve çevreler bunları halka anlatmak ve kavratmak göreviyle karşı karşıyadırlar. Türk propagandasının halkı etkilemesine izin vermemek gerekir. Suriye’yi yıktılar ve yıkıcı bir rol oynamaya devam ediyorlar. Türk devletinin Suriye’de daha fazla yıkıcı rol oynamasına son vermek gerekiyor. Türkiye’nin Suriye’de işi yok. Onu isteyen ve davet eden olmadı. Açık bir işgalci ve katliamcı, faşist ve ırkçı bir sistemi temsil ediyor.

Kaynak: Ronahi Gazetesi


Diğer Haberler