‘Türkiye’nin projesine karşı Kürt ve Araplar bir an önce birleşmeli’

Sınır Tanımayan Kürtler Örgütü Başkanı, Kürtlerin ve Arapların bir an önce birleşmeleri gerektiğini söyleyerek, Türk devletinin işgal altındaki topraklardaki sömürgeci projeleri durdurmaya çağırdı. Öte yandan İbrahim Şexo da yeni bir Hatay meselesinin gündeme geleceği konusunda uyarıda bulundu.

Suriye halkının kendi şehirlerinden ve bölgelerinden göç etmesinde bölgedeki aktörler doğrudan ve büyük rol oynamıştır. Onların Efrîn üzerindeki hedefi Kürt sakinlerinin çoğunu yerinden etmekti. Bugün neredeyse şehrin gerçek sahibinin olmadığı bir yere dönüştü. Türk devleti, 2011'den bu yana Efrîn'de büyük demografik ve soykırımsal değişim gerçekleştirdi.

Demografik değişim; nüfusun ve alt yapının değiştirilmesidir.  Bir yandan toplum değiştiriliyor bir yandan yaşam olanakları değiştiriliyor.

Demografik değişimin iki yüzü vardır. İlki bölge sakinlerini planlı bir şekilde göç ettirmeyi düzenliyor. Diğeri de ve en tehlikeli olanı asıl nüfusunun yaşadığı alanı işgal etmek için hükümet veya askeri güçler aracılığıyla ırkçı bir grup oluşturarak bölgeyi, yerlilerinden arındırıp onları yabancılarla ya da diğer bölgelerden insanlarla değiştirmeyi amaçlıyor. Bu durum zorunlu göç olarak adlandırılır.

Daha önce, Şam hükümeti ağırlıklı olarak Kürtlerin yaşadığı sınır bölgesinin demografisini değiştirdi. Fırat barajının inşasından zarar gören Arap aileleri bölgeye yerleştirdi. Bu durum Arap kemeri olarak bilinir.

Soykırım benzeri bu tehlikeli proje, Türk devleti tarafından ihvan, Kuveyt ve Katar’ın desteğiyle bir milyon Suriyeli mültecinin işgal altındaki topraklara yerleştirilmesini amaçlıyor.

Türk devletinin eylem ve suçlarının BM yasalarına göre cezalandırılması gerekiyor. Fakat BM ve diğer devletler işgalci Türk devletinin planlarına gözlerini yumuyor.

Demografik değişim sadece yabancıların yerine gerçek yabancıların getirilmesi bağlamında değil, Türk devletinin Efrîn ve çevresinde Kürt halkına karşı birçok suç işlemesiyle de yaşanıyor. Türk devleti her gün bölgede insanları kaçırıyor, işkence ediyor ve öldürüyor.

`EFRÎN’DE YAPILANLAR SOYKIRIMDI’

Efrîn İnsan Hakları Örgütü Sözcüsü İbrahim Şêxo, işgalci devlet ve çetelerinin Efrîn'de işlediği suçları soykırım olarak nitelendirdi.

'EFRÎN’DE KÜRT NÜFUS ORANI YÜZE 25’E KADAR DÜŞTÜ’

Efrîn'de işgal öncesi Kürt nüfusunun yüzde 95'ten fazla olduğunu söyleyen İbrahim Şêxo, işgal sonrasında nüfusun yüzde 25'ini geçmediğini kaydetti. Şêxo Efrîn’deki Arap ve Türkmen nüfusunun oranının yüzde 75 olduğunu söyledi.

`TÜRK CEZAEVLERİNDE 500 SİVİL İŞKENCEYLE ÖLDÜRÜLDÜ`

İşgalci Türk devletinin 2018 yılında Efrîn’e yönelik saldırılarında 50'den fazla kadın ve 100 erkek olmak üzere 30'dan fazla çocuğun şehit olduğu belgelendi. İşgal sonrası bu oran artarak 40 çocuk, 84 kadın şehit oldu. İşkenceyle öldürülen 500 kişi olmak üzere 700 insan şehit oldu.

'450 BİN KİŞİ EFRÎN’E YERLEŞTİRİLDİ’

Efrîn-Suriye İnsan Hakları Örgütü'nün son verilerine göre, ülkenin diğer bölgelerinden Efrîn'e getirilen Suriyelilerin sayısı 450 bine ulaştı. Efrîn ile Bakurê Kurdistan arasındaki sınıra Türkmenler yerleştirildi. Müslüman Kardeşler örgütüne bağlı 500 Filistinli ailenin bölgeye yerleştirildiği öğrenildi. Bunlardan 200 aile şehir merkezine yerleştirildi. Diğer 300 aile ise Dêr Beût ve Atme'ye yerleştirildi.

'EFRİN'DE YAŞANANLAR ŞEHRİN YAPISININ DEĞİŞİMİDİR’

Bu kapsamda DAİŞ çetelerinin ve ailelerinin de içinde yer aldığı yabancıların da bölgeye yerleştirildiğini ifade eden Şêxo, yerleştirilen aileleri sayı olarak netleştiremediklerini söyledi. Şêxo, " Efrîn'de yaşanan, öldürme, işkence, insan kaçırma ve mülke el koyma olay ve saldırıların tümü şehrin nüfus yapısında yapılan köklü değişimin başlangıcıdır” dedi.

`DEMOGRAFİK YAPI DEĞİŞTİRİLİYOR`

Efrîn'de açılan okullarda Türk materyalleriyle Türkçe ders verildiğini söyleyen Şêxo, şehrin her yerinde Erdoğan'ın resimlerinin olduğunu, dükkan ve vitrinlerde Türk bayraklarının zorla astırıldığını ve Suriye Lirası yerine Türk lirasının kullanıldığını kaydetti.

`ONLARA GÖRE EFRÎN HATAYA BAĞLIDIR`

Hatay Valisi’nin Efrîn'e atandıktan sonra şehrin Hatay’a bağlandığını ifade eden Şêxo, valinin Efrîn'deki işini bitirince Hatay’a döneceğini ve Efrîn’in Hatay’a bağlı bir bölge olarak gösterildiğini ona göre hareket edildiğini dile getirdi.

İhvan hareketi ve insan hakları yardım kuruluşları adı altında bölgede faaliyet gösteren örgütlerin amaçlarına değinen Şêxo, bu örgüt ve kişilerin işgal altındaki toprakların demografisini değiştirmek için işgalci Türk ordusuna yardım ettiğini söyledi. Şêxo, “Bu kişiler şimdiye kadar 10'dan fazla sömürge evi inşa ettiler. Bu örgüt ve kişiler Kuveyt, Katar ve Filistin'deki Müslüman Kardeşler'e bağlıdır” şeklinde konuştu.

`DEMOGRAFİK DEĞİŞİMİ EN ÇOK HANGİ KURULUŞLAR DESTEKLEYİYOR?`

Demografik değişimde rol oynayan kuruluşlara değinen Şêxo, “Beyaz Eller örgütü, (Eyadi Beyda), Kuwêt Rehme ve Şam Yardımlaşma Derneği Efrîn'in demografisinin değiştirilmesinde kilit rol oynuyor. Bu örgütler, Efrîn'de camiler, dini üniversiteler ve sömürge yapılarının inşasında rol alıyorlar” dedi.

MÜLTECİLERİN KENDİ TOPRAKLARINA DÖNMESİNİ İSTİYORUZ

Erdoğan'ın demografiyi değiştirme ve bir milyon Suriyeli mülteciyi Suriye'nin işgal altındaki topraklarına geri gönderme niyetiyle ilgili konuşan Şêxo, "Mültecilerin dönüşü, demografinin değişiminin devamıdır. Erdoğan, dünyanın Ukrayna’daki savaşla ilgilendiğini biliyor. Bu durumdan faydalanarak kendi planlarını geçekleştiriyor. Suriyelileri kendi bölgeleri dışındaki bölgelere geri göndermeye çalışıyor. Biz mültecilerin dönüşünden yanayız ama bizim topraklarımıza değil kendi topraklarına dönmelerini istiyoruz” şeklinde yorumladı.

'HATAY MESELESİNİN TEKRARLANMASI UZAK DEĞİL’

Şêxo, Rusya’nın, Doğu Guta ve Halep'in birçok bölgesinin Suriye’ye teslim edilmesi karşılığında Türklerin Efrîn’i işgal etmesine onay verdiğini söyledi.

Bölgedeki mevcut duruma da dikkat çeken Şêxo, “Bu durum çok tehlikeli, bu şekilde devam ederse Efrîn'de Hatay meselesinin tekrarlanması çok uzak değil. Kürtler öldürülüyor, sınır dışı ediliyor ve sürgüne gönderiliyor. Göç ettirilen Kürtlerin evlerine yabancılar yerleştirildi. Bu suç Efrîn'in bir Kürt bölgesi olması nedeniyle işlenmektedir. Türk devleti, Türkmenleri Efrîn sınırlarına yerleştirerek Türkleştirme politikasını izliyor. Bu yol ve yöntemlerle Efrîn'deki Kürt varlığının sonunu getirip katlediyor" dedi.

‘KISA ZAMANDA SEFERBERLİK İLAN EDİLMELİ’

Diplomatik, siyasi ve medya düzeylerinde büyük çalışmaların yapılması gerektiğini vurgulayan Şêxo,  Efrîn’in sesinin uluslararası arenaya ulaştırılıp Efrîn’in işgalden kurtulması için Kürt halkının bir olması gerektiğini söyledi. Şêxo, Efrîn, Serêkani ve Girê Spî'deki durum nedeniyle bir an önce genel seferberlik ilan edilmelidir” şeklinde konuştu.

'TÜRK DEVLETİNİN 3 PLANI'

Sınır Tanımayan Kürtler Örgütü Başkanı Kadar Piri, Türk devletinin planının biri bölgeleri doğrudan kontrol etmek, diğeri güvenli bölge meselesi ve mültecilerin yerleştirilmesi olmak üzere 3 plan hazırladığını belirtti. Piri, “ Türk devleti her zaman bu planlarından bahsediyor alternatif planı da Kürdistan'ın iki parçası arasında bir bariyer oluşturarak iki parça arasındaki Kürtlerin iletişimini kesmeyi planlıyor. Planın başlangıcı Nusaybin, Suruç, ve diğer şehirleri yakıp yıktığı zaman ortaya çıkmıştı” şeklinde konuştu.

`TÜRK DEVLETİ MÜLTECİLER İÇİN 9 MİLYAR DOLAR HARCADI`

Ekonomik olarak zor dönem geçiren Türk devletinin mülteci meselesinden yararlandığını söyleyen Piri, Türk devletinin mülteciler üzerinden Avrupa ve dünyadan para aldığını kaydetti. Piri, “Türk devleti 9 milyar dolar aldı ama çok azını mülteciler için harcadı. Aslında bu para Türk devleti bütçesi üzerinden AKP yandaşlarının cebine gitti" dedi.

'MÜLTECİ DOSYASIYLA AVRUPA’YA ŞANTAJ'

Türk devletinin mültecileri şantaj aleti olarak kullandığını söyleyen Piri, “İnsanlık trajedisini Avrupa’dan para koparmak için ve kendisini Kürtlere karşı desteklemeleri için mülteci dosyasını şantaj olarak kullandı. Erdoğan, Avrupalıları mültecilere sınır kapılarını açacağı konusunda her zaman tehdit etti. Bunlara DAİŞ ve El Nusra çeteleri de dâhildi. Gerçekte Suriye'de olduğu gibi Avrupa'da da kaos yaratmak için mültecilerle birlikte teröristleri göndermekle tehdit ediyordu" şeklinde dile getirdi.

`DEMOGRAFİK DEĞİŞİKLİK SURİYE'Yİ OLUMSUZ ETKİLECEKTİR'

Türkiye'nin Suriyeli mültecileri işgal altındaki topraklara yerleştirmeye çalıştığını söyleyen Piri, "Türk devleti, demografiyi değiştirmek ve Hatay meselesi konusunu tekrar yaşatmak için Suriyeli olmayanları, Türkmenleri ve Iraklıları Serêkaniyê ve Girê Spî'ye yerleştirdi” dedi.

Türk devletinin politikalarının modası geçmesine rağmen halen yeni arayışlar içinde olduğuna değinen Piri, “Şimdiden başka planlar hazırlamışlardır. Bölgede güvenli huzur ortamı istemiyorlar. Demografik değişim meselesi nedeniyle, bölgenin gerçek sahiplerinin yerine başkalarının yerleştirilmesi planlarını gerçekleştiriyorlar. Bu durumun sonuçlarının zararı Suriyelilere dokunacaktır” dedi. Şêxo, işgalin sona ermesinden sonra bile demografik değişim çabalarının ölümlere, kaosa ve bitmeyen iç savaşa yol açacağını dile getirdi. Şêxo Türkiye'de yaşanacak barış ortamı sayesinde Türkiye halkının haklarını arayacağını söyleyerek Türk ve Kürt halkının ortak mücadelesinin Erdoğan’ın planlarını ortadan kaldıracağını dile getirdi.

`TÜRK DEVLET PROJESİNİN BAŞARIYA ULAŞMASI BÜYÜK BİR SAVAŞA NEDEN OLUR`

Piri, Kürtleri ve Arapları Türk devletinin işgal projesini yenmek için birlikte çalışmaya çağırdı, çünkü bu projenin başarılı olması halinde yıkım ve kalıcı savaşın yaşanacağını belirtti.

Uluslararası toplumun Türkiye'nin projesine sıcak bakmadığını, ancak Türk devletinin jeopolitik konumunu ve NATO'daki varlığını, Rusya ile ilişkilerini ve Ukrayna'ya verdiği desteği kendi çıkarları için kullandığına dikkat çeken Piri, ABD ve Avrupa'nın Türk devletinin demografik değişim projesini reddettiğini, Rusya, İran ve rejimin sadece utanç verici tavırlar sergilediğini belirtti.

`İŞGAL SONRASINDA REFERANDUM İLE SURİYE’Yİ PARÇALAYACAKLAR`

Piri’ye göre ABD ve Avrupa, Türkiye'nin demografik yapıyı değiştirmesine onay vermiyor, ancak İran bunu kabul etmiş olabilir. Piri, “Ortadoğu'nun en kötü iki sistemi olan Türkiye ve İran arasında demografik değişim projeleri konusunda anlaşma yapıldığının örnekleri var” dedi.

Türkiye’nin Hatay senaryosunu tekrarlamaya çalıştığına dikkat çeken Piri, “Türk devleti işgalini meşrulaştırmak için demografik yapıyı değiştiriyor. Daha sonra bu bölgelerde referandum yaparak Suriye’yi parçalayacaktır” dedi.

`ŞİMDİYE KADAR YAŞANAN DURUM İŞGAL EDİLEN TOPRAKLARIN TÜRKİYE'DEN DAHİL OLMASIDIR`

Kadar Piri, Türk devletinin bu kısa sürede attığı adımların, işgal altındaki toprakları Türkiye'ye de dahil etme amacı taşıdığını belirterek, "İçişleri Bakanı'nın o bölgelere gitmesi, bu bölgelerin içişleriyle bağlantılı olduğu anlamına geliyor. Türkiye’nin elektriği, postası ve parasının kullanıldığı bir yerine Türk topraklarına katılmaya çalışıldığını rahatlıkla söyleyebiliriz” diyerek sözlerini tamamladı.

(rr)

ANHA


Diğer Haberler