Türkiye’nin şartları güvenli bölge anlamına gelmiyor, amaç işgal

MUHİB SALHA

Trump’ın ABD askerlerini Kuzey Suriye’den çekeceğini açıklaması üzerine Türkiye’nin, Fırat’ın doğusunda, Suriye sınırları içinde 32 km genişlik ve 460 km uzunluğunda ‘güvenli bölge’ istemi gündeme geldi. Türkiye, bu ‘güvenli bölge’nin kontrolünün yalnızca kendi elinde olması için, Fırat’ın batısındaki ‘tecrübelerini’ göstererek çeşitli gerekçeler öne sürdü. Yine bununla birlikte Türkiye, ‘güvenli bölge’nin Suriye topraklarının birliğini koruyacağını iddia ederek Kürtleri imha etme peşinde.

Kürtler, Türkiye denetiminde ‘güvenli bölge’yi reddediyor

ABD ve Türkiye’nin ‘güvenli bölge’ konusundaki görüşleri birbirinden uzak değil, ancak iki taraf da bu konuda herhangi bir mutabakata varmış da değil. Türkiye, bölgenin kontrolünün yalnızca kendinde olmasında ısrar ederken, ABD, hem bu konuda Avrupalı müttefiklerinin de rol oynamasını istiyor hem de Suriyeli Kürtlere herhangi bir müdahalesi durumunda Türkiye’ye ekonomik tehditlerde bulunuyor. Kürtler ise Türkiye denetiminde bir ‘güvenli bölge’yi kabul etmiyor. Çünkü Türkiye Suriye’deki savaşın taraflarından biri ve aynı zamanda Suriye’deki teröristlere destek veriyor.

Taraflar arası güvensizlik Türkiye’nin planları önünde engel

Türkiye her ne kadar ‘güvenli bölge’ kurmak istediğini tekrarlasa da halen taraflar arası güvensizlikten dolayı konuya ilişkin herhangi bir adım atılmış değil. Hem Türkiye-ABD, hem Astana tarafları Rusya, İran ve Türkiye hem de Suriyeli taraflar Özerk Yönetim ve rejim arasındaki güvensizlik devam ediyor. ABD’nin Suriyeli Kürt müttefiklerine bağlılığı, Türkiye’nin planlarını hayata geçirmesi önünde engel. Kimi gözlemciler Türkiye’nin Suriye üzerine olan planlarının eski Suriye üzerine olduğunu, bunun da tüm taraflar arasında endişe yarattığı görüşünde.

Türkiye’nin Kuzey Suriye’ye müdahalesi krizi derinleştirdi

Türkiye’nin Fırat’ın batısında işgal ettiği; Bab, Ezaz, Efrîn ve Cerablus gibi yerlerde halk rahat değil. Türkiye bu bölgelerde demografiğin yanı sıra etnik soykırım uyguluyor. Türkiye’nin dostları olan Müslüman Kardeşler ve işbirlikçileri, İslamı ulusallığın üzerinde tutuyor. Türkiye’nin Fırat’ın batısındaki işgal deneyimini doğusuna aktarma gayesi siyasi çözümü engellediği gibi krizi derinleştiriyor. Bununla birlikte Suriye halkının bileşenleri arasında ayrımcılığa neden oluyor. Geçmiş deneyimler gösteriyor ki, bir ülkenin komşu bir ülke topraklarına el koyması, hangi isimle olursa olsun işgaldir.

Türkiye, açgözlülüğünden sözleşmeleri yerine getirmiyor

Türkiye, ‘silahsız bölge’ ve İdlib’de El Kaide’ye ilişkin Astana’da vardığı anlaşmaları yerine getirmemekte, ortağı olan İran ve Rusya’nın isteklerini geri çevirmektedir. Aslında bu durum, Türkiye’nin Suriye üzerindeki planlarını da ortaya koyuyor. Türk devleti, Suriye’ye ilişkin uluslararası görüş ayrılıklarından da yararlanarak bu planlarını hayata geçirmeye çalışıyor.

Türkiye’nin şartları güvenli bölge anlamına gelmiyor, amaç işgal

Ortaya koyduğumuz nedenlerden ötürü, ‘güvenli bölge’ye ilişkin Türkiye’nin öne sürdüğü şartlar, konuya müdahil güçler tarafından kabul edilmiyor. Tüm taraflar Türkiye’nin ‘güvenli bölge’ istemine sırtını dönmüş durumda. Çünkü şartlarından çıkarılan anlam ‘güvenli bölge’ değil, işgalciliktir.

(cj)

ANHA