Umer: Koronavirüs 1929 buhranını aşan koşullar yaratabilir

Dünya çapında yayılan Koronavirüsün büyük bir ekonomik krizi beraberinde getirdiğini söyleyen Ekonomist Çeleng Umer, “Dünya büyük bir ekonomik krizin göbeğinde bulunuyor. 1929 ekonomik buhranını aşan koşullar yaşanabilir” dedi.

İlk olarak geçtiğimiz yılın Aralık ayında Çin’de görülen yeni tip koronavirüs salgını, kısa sürede içerisinde tüm dünyayı etkiledi. Salgın, sağlık sisteminde tüm dünya ülkelerini zorladığı gibi ekonomik anlamda da yeni bir krizin habercisi.

Ekonomist ve yazar Çeleng Umer, Koronavirüsün Suriye ekonomisine olası etkilerini ve çözüm önerilerini ANHA’ya değerlendirdi.

‘DÜNYA KÜRESEL BİR EKONOMİK KRİZİN İÇERİSİNDE’

Koronavirüs salgınının dünya ekonomisine büyük etkileri olduğunu ifade eden Umer, 1929 ekonomik krizini aşan bir krizin yaşandığını söyledi. Dünyanın büyük bir ekonomik krizin göbeğinde olduğunu söyleyen Umer, “Yaşanan kriz ekonomiyle sınırlı değil. Sağlık sistemleri krizi de yaşanıyor. Önümüzdeki süreçte işsizlik rakamları giderek yükselecektir. Sanayi ve ticaret sektörleri gerileyecek, borsa sistemleri alt üst olacaktır. Dünyadaki en büyük pazarlar kapanmak zorunda kaldı. Ekonomik tüm aktiviteler ertelendi. Havayolu ulaşımı ve turizm durma noktasına geldi” tespitlerinde bulundu.

‘ORTADOĞU ÜLKELERİ CİDDİ ZARAR GÖRECEK’

Petrolün varil fiyatındaki düşüşün petrol ihraç eden ülkelerin ekonomisini olumsuz etkilediğini ifade eden Umer, “Özellikle Ortadoğu’daki ülkelerin ekonomileri ciddi zararlar görecektir. Dünya Koronavirüs pandemisinin önünü alamıyor. Bugünkü verilere baktığımızda önümüzdeki 6 ayda 50 milyondan fazla insanın işsiz kalacağını söyleyebiliriz. Avrupa, pandeminin merkez üssü haline geldi. Bu pandemi nedeniyle Euro’nun yüzde 15 oranında gerilemesi bekleniyor. Bu gerilemenin bütün dünyaya yansıması olacaktır. Güçlü devletleri bile ciddi anlamda etkileyen virüs geri kalmış ülkeleri çok sarsacaktır. Geri kalmış devletlerin ekonomisi çok daha hassastır ve çoğunlukla dışarıya bağımlıdır” diye konuştu.

‘SURİYE’DE YAŞANAN SAVAŞ VİRÜSÜN ETKİLERİNİ KATLIYOR’

Koronavirüsün Suriye ekonomisine de büyük zararlar vereceğinin altını çizen Umer, Suriye’nin uzun yıllardır savaş ortamı olduğuna işaret etti. Suriye’ye yönelik ekonomik ambargoların ve savaşın virüsün Suriye ekonomisine olan etkisini katlayacağını vurgulayan Umer, “Suriye’nin ekonomisi savaştan dolayı yüzde 60 dolaylarında küçülmüştü. Suriye devletinin Koronavirüs için ayıracağı bütçe ekonomiyi daha da zora sokacaktır. Suriye halkının yüzde 80’i açlık sınırında yaşıyor. Enflasyon yüzde 2 bin dolaylarında seyrediyor. Suriye Lirası değerini büyük oranda yitirmiş durumda. Suriye halklarının alım gücü oldukça düşük seviyelerde seyrediyor. Koronavirüse karşı alınacak her türlü tedbir Suriye halkının ekonomik yükünü ağırlaştıracaktır” ifadelerini kullandı.

‘KUZEY VE DOĞU SURİYE DE EKONOMİK KRİZDEN PAYINI ALACAKTIR’

Koronavirüsün Kuzey ve Doğu Suriye’ye olası etkilerini değerlendiren Umer, “Koronavirüs nedeniyle Kuzey ve Doğu Suriye’de sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Birçok çarşı ve piyasa durduruldu. Bütün bu tedbirler bölgenin ekonomisini olumsuz etkileyecektir. Halkın büyük çoğunluğu geçimini günlük işlerden sağlıyor. Bu işlerin durdurulması halkın büyük zorluklar yaşamasına neden olacaktır. Yöneticiler ve toplum halkın geçimini sağlamak için uygun yollar bulmalıdır” dedi.

‘GÖÇMENLERİN YÜKÜ ÖZERK YÖNETİM’E KALDI’

Uluslararası yardımların yapıldığı Til Koçer sınır kapısının kapatılmasına işaret eden Umer, bunun 700 bin göçmeni etkilediğini belirtti. Sınır kapısının kapatılmış olmasının Özerk Yönetim’in omuzlarına büyük bir yük bindireceğinin altını çizen Umer, “Kuzey ve Doğu Suriye’de yaklaşık 700 bin göçmen yaşıyor. Sınır kapılarının kapatılması bu göçmenlerin yükünün Özerk Yönetim’in sırtına binmesi demektir. Bunun üstüne bir de göçmenlerin Koronavirüs’ten korunması için alınacak ekonomik tedbirleri eklediğimizde karşı karşıya olunan tablonun ciddiyetini daha iyi anlarız” şeklinde konuştu.

‘FİYATLAR DENETİM ALTINA ALINMALI’

Kuzey ve Doğu Suriye ekonomisinin temelinin tarıma dayandığını dile getiren Umer, yaklaşan hasat mevsimi için Özerk Yönetim’in tedbirler alması gerektiğini belirtti. Çiftçilere destek olunması gerektiğini sözlerine ekleyen Umer, temel gıda malzemelerinin tarımdan temin edilebileceğini söyledi. Fırsatçılara fırsat verilmemesi gerektiğini vurgulayan Umer, “Piyasadaki denetimlerin çok sıkı yapılması gerekiyor. Fiyatlar kontrol altında tutulmalıdır. Fırsatçılara anında müdahale edilmelidir” dedi.

Özerk Yönetim’in yardım kolileri dağıtmak yerine fiyatları düşürmek ve yeni ekonomik kaynaklar oluşturmaya mesai harcaması gerektiğini belirten Umer, komünal ekonomi modelinin oturtulması gerektiğini ifade etti. Temel gıda maddelerinin üretimine önem verilmesi gerektiğini sözlerine ekleyen Umer, lüks ihtiyaçlara bu süreçte önem verilmemesi konusunda uyarıda bulundu. Umer, önceliğin virüsle mücadeleye verilmesi gerektiğini kaydetti.

‘YEREL PROJELERE ÖNEM VERİLMELİ’

Tarım ve sanayi projelerine öncelik verilmesi gerektiğini belirten Umer, “Tarım ve sanayi projesi üreten kişiler desteklenmelidir. Gerektiğinde Özerk Yönetim bu tür projeleri kendi hayata geçirmelidir. Temel gıda maddelerinin bulunduğu stratejik bir depo oluşturulmalıdır. İhtiyaç halinde piyasaya temel gıda ürünleri ve yakıt sürülmelidir. Özerk Yönetim şu ana kadar gıda güvenliğini sağladı. Sağlık alanında atacağı adımlarla virüsün yayılmasını da engelleyebilir” diye konuştu.

(rr/eyl)

ANHA


Diğer Haberler