Van’daki direnişten çağrı: 5 yılı beklemeye gerek yok

Van’daki gaspa karşı direnişin 36'ncı gününde konuşan Kars Belediye Eşbaşkanı Ayhan Bilgen, "Eğer bugünkü yönetimden Van halkı rahatsızsa dünyada bunun mekanizması belidir. Geri çağırma yönetimidir. Meclis açıldığında getirsinler, Meclisten geçirsinler hiç 5 yılı beklemeye gerek yok" sözleriyle çağrıda bulundu.

HDP belediyelerinin AKP-MHP faşizmi tarafından gasp edilmesine karşı başlatılan direniş, Van'da 36'ncı gününde eylemlerle devam etti. HDP İpekyolu İlçe binası önünde yapılan eyleme HDP Milletvekili Muazzez Orhan, belediye eşbaşkanları, Barış Anneleri, HDP Gençlik Meclisi üyeleri, TJA aktivistleri ve çok sayıda kişi katıldı. "Genç kadınlar faşizmi yenecek" yazılı pankart açılan nöbette, Kars Belediye Eşbaşkanı Ayhan Bilgen konuştu.

 36'ncı gününde savunulanın demokrasi, halkın iradesi, özgürlük ve barış içinde birlikte yaşamın asgari koşulları olduğunu söyleyen Bilgen, mücadele etmeden, bedel ödemeden, uğrunda feda edilmeden tercih edilmiş her şeyin gelip geçici olacağını kaydetti. Bilgen, “Dünya'daki yerel yönetimlerle ilgili en meşhur örneklerden birisi 1870'li yıllardaki Paris deneyimidir. Paris'te yerel iktidar sadece 70 gün sürmüştür. Ama insanlık tarihinde yerel yönetime, yerel iradeyi, katılımcı demokrasiyi o dönemlerde  ödenen bedellerle insanlık kazanmıştır. Özgür kent, özgür insan sloganı ağır bedel ödenerek aslında kanla Paris sokaklarında sağlanmış, haykırılmış ve seslendirilmiştir. Mücadele etmeden, bedel ödemeden, uğrunda fedakarlık yapmadan tercih edilmiş her şey gelip geçidir" dedi.

‘Van halkı geri adım atmadı’

Erdoğan'ın kendi partisindeki yorgunluğu tarif ederken ifade ettiği ''Ömer'leri bulmalıyız'' örneğindeki Ömer’in Ömer bin Hattap olmadığını dile getiren Bilgen, "Ömer Bin Abdülaziz’dir. Onun iktidarı da sadece iki yıl sürmüştür. İslam tarihindeki adalet örneğidir. Kendi en yakınlarının yolsuzluk, haksız kazançla zengin olma taleplerine Ömer Bin Abdülaziz iki yıl dayanmıştır. Yani sürünmenin, yozlaşmanın, kokuşmanın aslında bir kurulu düzene dönüştüğü ortamlarda elbette ki demokrasiyi, özgürlüğü, halkça yönetimi savunmak elbette ki zordur. Önemli olan bu zorluğu içerisinde hakikatin tanıklığını, şahitliğini yapmaktır. Sonuna kadar bedeli ne olursa olsun bunu savunmaktan geri durmamaktır. Ben özellikle kayyum yöntemiyle halkın iradesinin hem de çok keyfi biçimde askıya alınmasına karşı bir tane reçete vardı onu hatırlataraktan, eğer Van halkı Bekir Kaya'nın görevden alınmasından dolayı geri adım atmış olsaydı, iradesinden vazgeçmiş olsaydı galiba 31 Mart fotoğrafıyla karşı karşıya kalmazdı. Halk farklı türlü ceza verirdi. Başka tercihler yapardı. Demek ki bu yöntem bir sonuç alabilecek yöntem değil. Aksine insanların belki de kendi doğallığında yapacağı tartışmaları da bastırır, öteler, erteler ve demokrasinin kendi içindeki olağan süreçler, hesap sorma süreçlerini, değişim süreçleri böylece engellenmiş olur" şeklinde konuştu.

‘Halk kayyumdan rahatsız’

"Eğer bugünkü yönetimden Van halkı rahatsızsa dünyada bunun mekanizması belidir. Geri çağırma yönetimidir" diyen Bilgen, bir kez daha bunu hatırlatmak istediğini vurguladı. Bilgen, "Geri çağırma yöntemini Meclis açıldığında getirsinler, Meclisten geçirsinler hiç 5 yılı beklemeye gerek yok. Biz zaten temsili demokrasiyi savunan bir halk değiliz. Van'da belli bir nüfus sayısı geri çağırma için tüm belediyeler için ölçü olarak koyulsun, Muş'ta da halk memnun değilse Muş Belediye Başkanını 5 yıl beklemeden görevden alabilsin. Kars ve Şırnak'ta da alabilsin, Van'da da aynı şey yaşansın. Halk bilmiyorsa, halk geri çağırılmaya laik görülmüyorsa o zaman orada bir yerel demokrasiden söz etmek mümkün değildir. Onun için eğer bir meydan okunacaksa, meydan okuyacağımız yer halkın iradesidir. Geri çağırma sistemi Türkiye hukuk sistemine, Türkiye siyasal sistemine tanınır, konulursa gayet kolay biçimde hiç 5 yılı beklemeyiz. Hani diyorlar ya seçilmiş olmak suç işleme hakkını kimseye tanımaz. Evet tanımaz. Hiç kimseye tanımaz. Halk kendi bütçesini başka şeylere kullanan varsa, kendi hukukunun dışında hukukları tanıyan varsa onları hiç 5 yılı beklemeden görevden alsın. Kendisine layık olanı seçtikleri ile kendisi belirlesin"  diye konuştu.

Eşbaşkanlık sistemi

Eşbaşkanlık sistemiyle ilgili bir ironide bulunan Bilgen, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Eşbaşkanlık sistemi bizim için son durak değildir. Asgari sınırdır. Nüfus kadar hiç olmazsa dünyanın yarısını oluşturan kadınlar kendi emekleri kadarını, kendileri ifade edecekleri, karar alma süreçlerine katılacakları bir asgari sınırdır. Bir başlangıç noktasıdır. Elbette bu tehlikeliyse, insanlık için zararlıysa, bir rejimi tehdit ediyorsa o zaman partiler de neden eşbaşkanlık sistemine izin verildi. Ve neden bu bir demokrasi hamlesi olarak referandumlarda kullanıldı. Yok eğer bu doğru bir sistem ve yöntemse bunu kriminalize ederek bu gerçekten, bu doğal durumdan, bu insanlığın farklı cinsiyetler, farklı kimlikler gerçekliğinden yasaklarla engelleyerek aşılabilecek bir şey olmaz. Biz bunun için eşbaşkanlığı bir başlangıç noktası olarak görmüyoruz. Bir son durak görmüyoruz. Kars için bizdeki belediye meclis üyesi sayısı başkanlık sistemi açısından şu espriyi yapıyoruz. Diyoruz ki 'Kars'ta sadece eşbaşkanlık değil, 5 başkanlık olmalı.' Çünkü biz yetki devrini esas almalıyız. Bütün arkadaşlarımızla birlikte yetkiyi paylaşmayı başarmalıyız. Hatta bir süre sonra başkan yardımcıları düzeyinde değil. Bütün şehir meclis üyeleri, sivil toplum örgütleri hep birlikte şehri yönetmeyi başarmalıyız. Bu yüzden sadece akıntıya karşı kürek çekmektir. Eninde sonunda insanlık kadın erkek eşitliği, kadın özgürlüğü ekseninde kendi medeniyetini kendisi inşa edecektir. Kendi geleceğini kendisi kuracaktır"

 Bilgen'in konuşması ardında oturma eylemi yapıldı. Oturma eyleminde "Eşbaşkanlık mor çizgimizdir", "Jin jiyan azadî" ve "Kayyum gidecek halk gelecek" sloganlarıyla beraber söylenen ezgiler eşliğinde eylem sonlandı.


Diğer Haberler